T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1123 KARAR NO : 2026/94 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/04/2023 NUMARASI : 2022/491 Esas - 2023/244 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali(Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/04/2023 tarih 2…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1123 KARAR NO : 2026/94 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/04/2023 NUMARASI : 2022/491 Esas - 2023/244 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali(Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/01/2026 Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/04/2023 tarih 2022/491 Esas 2023/244 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, davacı, davalı ve dava dışı ... Şti.'nin, dava dışı .... Şti.'nin 01.03.2016 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcuna kefil olduklarını, asıl borçlu şirket tarafından borcun ödenmemesi üzerine davacının borcu ödemek zorunda kaldığını, asıl borçlu ve diğer kefillerden ödemek zorunda kaldığı parayı talep ettiğini, ödeme yapılmaması üzerine kefillerden davalı ... hakkında kefalet oranı olan üçte bir oranında tahsili için Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2021/20478 Esas ve 2021/2162 Esas sayılı dosyalarında icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, icra takiplerine itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, müvekkilinin kredi sözleşmesindeki kefaletinin geçerli olmadığını, icra takiplerinin zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, davacının iyi niyetli olmadığını, icra inkar tazminatı koşullarının olmadığını savunarak davanın reddine, %20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı kredi borçlusu ....Ltd.Şti.'ne dava dışı...Bankası A.Ş. Köprübaşı Şubesi tarafından davacı ..., davalı ... ve dava dışı ...Şti'nin kefaleti eşliğinde kredi kullandırıldığı, kredilerin geri ödemesi için davacı tarafından 21.11.2019 tarihinde 970.000,00 TL borçlu şirketin hesabına para yatırıldığı, bu para ile kredilerin kapatılmasının sağlandığı, kullanılan kredinin işyeri kredisi olduğu, taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği, bu nedenle kredi geri ödemelerinin taşınmazın mülkiyet sahibi şirket tarafından ödenmesi gerektiği, kefil sayısı üç kişi olduğundan davacının 1/3 oranında davalı kefilden rücu istemiyle takip başlattığı, bilirkişi raporuna göre "...Bankası A.Ş.'nin 3531/84124 nolu işyeri kredi sözleşmesi üzerinde 3.000.000 TL limitli, borçlu sıfatıyla ....Şti.'nin, müteselsil kefil sıfatıyla davacı ..., davalı ... ve dava dışı .... Şti'nin 1.925.294,65 TL miktar için imzalarının bulunduğu, davacı tarafından kredi borçlusu...Şti.'nin hesabına kefalet nedeniyle 21.11.2019 tarihinde 970.000,00 TL ödeme yapıldığı, hesaba yatan bu paradan banka tarafından kredi hesaplarına mahsup edilmek suretiyle kapamaların yapıldığı, davacının davalıya rücu hakkının bulunduğu, alacak miktarının 362.419,27 TL olduğu, TBK'nun 587/4. maddesine göre borcu ödeyen kefilin aksine anlaşma olmadıkça, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu hakkına sahip olduğu, TBK'nın 596. Maddesine göre kefilin alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde onun haklarına halef olacağı, kefilin bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabileceği, davacı kefilin ödediği 970.000,00 TL tutarındaki borcun 1/3 oranında davalı kefile rücu edebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının , Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2021/20478 Esas (eski no: Salihli 2. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2115 Esas) sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin davalı yönünden 276.626,94 TL asıl alacak ve 39.152,19 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 315.779,13 TL üzerinden devamına, davalının, Salihli 1. İcra Müdürlüğü'nün 2021/2162 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin davalı yönünden 15.000,33 TL asıl alacak ve 2.123,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.123,39 TL üzerinden devamına, koşulları oluştuğundan asıl alacaklar üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, kredi sözleşmesindeki kefaletin geçerli olmadığı yönündeki beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkilinin kefaletinin geçerli olduğu varsayılarak karar verildiğini, kabule göre ise; davacının asıl borçlu ....Şti'nin hakim ortağı olduğunu, şirketin bankadan kullandığı kredide, şahsi olarak şirkete kefil olduğunu, kredinin 01.03.2016 tarihinde... Bankası Köprübaşı/Manisa şubesinden kullanıldığını, şirketin Köprübaşı Belediyesinin ihalesinden satın almış olduğu .... ili, .... ilçesi, ...Mah. ....parselde kayıtlı taşınmazın bedelinin karşılanması için kullanıldığını, davacının asıl borçlu şirket adına pek çok işlemi tek başına yapma yetkisine sahip olduğu için, şirket adına kayıtlı araçları ve şirkete ait .... parselde kayıtlı taşınmazdaki şirket hissesini, şirketin diğer ortaklarına sormaksızın ve satışlar konusunda herhangi bir karar alınmaksızın alış fiyatından daha düşük bedelle sattığını, elde edilen paraların şirket hesabına girmediğini, paraların davacıda kaldığını, bu tutarın bankaya kalan ve davacı tarafından ödendiği iddia olunan borcu ödemeye yetecek düzeyde olduğunu, ilk derece mahkemesince, araçların ve taşınmazın satışına dair kayıtların istenerek davacı tarafından şirketin araçları ile taşınmazının satışından elde edilen paraların borçlu şirketin hesaplarına girip girmediği, şirketin bankaya olan borcunu karşılamaya yetip yetmediği hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, davacının müvekkiline rücu etmesinin mümkün olmadığını, icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, dava dışı asıl borçlu şirket ile dava dışı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer alan davacının, ödediği kredi borcunun payı oranında diğer müteselsil kefil olan davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takiplerine itirazın iptali istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 587. ve 596. maddeleri birlikte kefalet ve kefilin rücu hakkına ilişkin düzenlemeler içermektedir. Buna göre; birden çok kişi, aynı borca birlikte kefil oldukları takdirde, her biri kendi payı için adi kefil gibi, diğerlerinin payı için de kefile kefil gibi sorumlu olacak, borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına giren kefillerden her biri, borcun tamamından sorumlu olacaktır. Aksine anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla, borcu ödeyen kefil, kendi paylarını daha önce ödememiş olmaları ölçüsünde, diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir. Kefil, alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde, onun haklarına halef olur. Borcu ödeyen kefil alacaklının haklarına halef olup, asıl borçlu ile diğer kefillere rücu edebilir. Müteselsil kefil, kendi payından fazla ödediği kısım için diğer müteselsil kefile ancak onun payı oranında rücu edebilir. Davalı vekili, müvekkilinin kefaletin geçerli olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, davalı kefil ...'in kefalet sözleşmesini el yazısı ile kefil sıfatıyla sorumlu olduğu azamî miktar ile kefalet tarihi ve müteselsil kefil olduğunu belirtmek suretiyle imzaladığı, kefalete ilişkin her hangi bir imza ve yazı inkarında da bulunmadığı, kefil ...'in eşi olan dava dışı ....'in dava dışı asıl borçlu şirketin ortağı olduğu, bu nedenle davalının eşi olan ....'in kefaletine rızasının aranmasına gerek bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Zira, eşin şirketin kullandığı krediye müteselsil kefil olması durumunda, asıl borçlu şirketin ortağı olan diğer eşin bu borçtan haberdar olmadığının ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatı şartlarının oluşmasına, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 22.740,57 TL'den peşin alınan 5.686,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 17.054,57 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/01/2026