Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin davalı şirketin hissedarı olduğunu, şirketin beş yıldır ticari faaliyetinin bulunmadığını, 2014 itibariyle vergi kaydının iptal edildiğini, şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğunu belirterek şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.
davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 356. Maddesi gereği duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalılar ile birlikte eşit hisseli ortakları oldukları davalı şirketin yönetiminin ve temsil yetkisinin davalı ortak ...'a verildiğini, şirket yönetiminin ortaklara eşit davranma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, daha önce karar alındığı halde müvekkillerinin hisselerine düşen kar paylarının ödenmediğini, şirketin kötü yönetilmesinin şirket sermayesinin her geçen gün erimesine yol açtığını, şirket yönetimi diğer iki ortağa yüksek miktarda ücretler ödediği gibi gereksiz personel de istihdam ettiğini, bu durumun şirketin mali yapısının kötü gitmesine yol açtığını, şirketin demirbaşında bulunan mal varlığının düşük fiyatlarla satıldığını, yapılan satışlarda alıcının soy ismindeki benzerliklerin, yönetimin yakınlarına menfaat temin etme iradesiyle hareket ettiği şüphesini uyandırdığını, bu hususlarda davalı şirket müdürü olan ...'a Ankara 30. Noterliği'nin 26/02/2016 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı şirket yönetiminin müvekkilleri olan ortaklara gerçeğe uygun bilgi vermekten kaçındıklarını, kötü yönetim sebebiyle şirketin her geçen gün zarar ettiğini, bu sebeple davalı şirket müdürünün yönetim yetkisinin kaldırılarak mahkemece tayin edilecek yeni bir yönetici atanması gerektiğini, davalı şirket müdürü ve davalı diğer ortağın birlikte hareket ederek şirketi zor duruma sokmaları ve süreçte güven ilişkisinin sona ermiş olması sebebiyle, bu aşamadan sonra ortakların birlikte hareket etmelerinin hatta bir araya dahi gelmelerinin mümkün olmadığını, şirket faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini, bu sebeple şirketin tasfiyesini isteme zorunluğunun doğduğunu ileri sürerek davalı şirketin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine, tasfiye sonucunda oluşacak bakiyenin ortaklar arasında paylaştırılmasına, yargılama süresince davalı şirket yönetiminin yönetim yetkisinin kaldırılmasına, davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.