10. Hukuk Dairesi 2023/2768 E. , 2024/8021 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/838 E., 2022/1528 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/516 E., 2021/427 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı karşı davalı ... ve
**10. Hukuk Dairesi 2023/2768 E. , 2024/8021 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/838 E., 2022/1528 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/516 E., 2021/427 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı karşı davalı ... ve davacı ... vekili ile davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı karşı davalı ... ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın davalı ...'a ait ... Ticaret iş yerinde çalıştığı sırada iş yeri sahibine ait ... plakalı kamyondan basınçlı sanayi gaz tüplerini indirip bindirdiği sırada davalı ...'ın ... plakalı araç ile seyir halinde iken yolda aracı stop ettirip aracını geri kaydırması nedeniyle ... plakalı araçtan yük indiren davacının iki araç arasına sıkışarak iş kazası geçirdiğini, davalı ... şirketinin davalı ...'ın kullandığı aracın sigorta şirketi olduğunu, davacının kaza sonucu ayağını kaybetme riski olduğundan bu konudaki yetkin Doç. Dr. ... tarafından ameliyat edilmiş olduğunu, bunun karşılığı olarak 18.000 TL ödediğini, bunun dışındaki tedaviler için de 345 TL ödediğini toplam ödemenin 18.345 TL olduğunu, tedavi süreci boyunca taksi kullandığını, bu ücretlerin davalı tarafından ödenmesini, ve ... için 230.532,09 TL maddi tazminat ve 60.000,00 TL manevi tazminatın, davacı eş ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline (sigorta şirketinden sadece maddi tazminat olmak üzere) ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili davaya cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının geçirdiği kazanın iş kazası olmadığını, davacının iş yeri önünde oturduğu sırada üçüncü kişinin dikkatsiz ve tedbirsizce kullandığı araç ile geri gelerek çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, bu yönüyle görev ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının 01.06.2013-31.05.2015 arası çalışma dönemi için tüm sigorta bildirimlerinin yapıldığını, davaya konu edilen ameliyat parasının davacı hesabına havale edilerek ödendiğini, bunun dışında davacının kazadan sonra tüm taşınma tıbbi yardım ve tedavi giderlerinin de ödendiğini, işverence iş yerinde tüm tedbirlerin alındığını, davacının öncelikle SGK nezdinde başvuruda bulunması gerektiğini, çalışamadığı günler için ücret alacağı bulunmadığını, işgücü kaybına dayalı tazminat talebinin yersiz olduğunu, kazada sorumluluğu bulunmayan işverene karşı manevi tazminat talebinde bulunulamayacağını beyanla davanın reddine, karşı dava olarak talep edilen 18.000,00 TL'lik ameliyat ücretinin müvekkili tarafından ödenmesi, 350,00 TL ve 95,00 TL poliklinik ücretlerinin de ödenmesi nedeniyle şimdilik 18.000,00 TL'nin davacı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın 02.02.2013-02.02.2014 başlangıç ve bitiş tarihli 204317911/0 no.lu Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, poliçedeki kişi başı sakatlık ve ölüm teminatının kaza tarihi itibariyle kişi başına 250.000,00 TL olduğunu, manevi tazminat taleplerinin poliçe teminatına dahil olmadığını, işletene düşen hukuki sorumluluğun zorunlu sigorta limitlerine göre temin edildiğini, davadan önce davacı tarafın müvekkil şirkete vaki başvurusu üzerine 3/272547 no’lu hasar dosyası açılıp iş bu hasar dosyası kapsamında, aktüerler siciline kayıtlı aktüerden alınan rapor doğrultusunda belirlenen, 50.141,00 TL ödeme tutarının 08.08.2014 tarihinde davacıya ödendiğini, bununla birlikte işbu dava konusu kaza kapsamında müvekkil şirkete ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından başvuru yapılmış olup müvekkil şirket tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına 26.03.2015 tarihinde 3.630,55 TL ve 12.05.2015 tarihinde 4.288,09 TL tazminat ödendiğini, bu meyanda davaya konu talepler bakımından müvekkil şirket sorumluluğunu yerine getirmiş olup müvekkil şirket açısından davanın reddi gerektiğinin tartışmasız olduğunu, müvekkili şirket sigortalısının dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, kazaya ilişkin ifade tutanakları, olayın oluş şekli, Savcılık bilirkişi raporları vb. kusura ilişkin her belge ve bilgiye dair cevap ve savunma haklarımız saklı olduğunu, müvekkili şirketin sigortalısının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunun ispat edilmesi halinde, sigortalısı araç sürücünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, Mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasını talep etiklerini, poliçede sadece davacının maluliyet hallerinin teminat altına alındığını, bu nedenle müvekkil şirketin sorumluluğundan bahsedilmesi için davacının maluliyet durumu ve sürekli sakatlık oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden alınacak rapor ile tespit edilmesi gerektiğini, yukarıda izah edilen sebeplerle, sayın Mahkemece müvekkile sigortalı araç sürücüsüne izafe edilecek kusurun varlığı halinde, zarar hesabının ancak aktüer sıfatın haiz bilirkişilerden seçilecek uzmana yaptırılmasını talep ettiklerini Sosyal Güvenlik Kurumuna müzekkere yazılarak davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının ve yapılmış ise hangi koldan ödeme yapıldığının araştırılmasını talep ettiklerini, söz konusu ödemelerin tazminat hesabı yapılması halinde bu hesaplamadan düşürülmesi gerektiğini, tedavi masrafları ve bu kapsamda değerlendirilen geçici iş göremezlik tazminatı ve kazanma gücü kaybı bakımından müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmadığını, 6111 sayılı Kanun ve sonraki yasal düzenlemeler gereğince tedavi gideri talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kazadaki kusurundan başka zararın meydana gelmesinde ve artmasında kusurunun bulunup bulunmadığının anlaşılması ve tespit edilen kusur oranında eğer bir tazminat hesaplanırsa bu kusur oranında indirim yapılması gerektiğini, manevi tazminat taleplerine karşı sorumluluğu bulunmayan sigorta şirketi bakımından bu taleplerin reddine karar verilmesini, olay tarihinden itibaren faiz talebinde bulunulmasının hatalı olduğunu, dava öncesi müvekkil şirkete usulüne uygun herhangi bir müracaat bulunmadığından dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, asıl dava yönünden iş kazasının oluşumunda davalı işveren ... ile davacı kazalının kusurunun bulunmadığı, davalı 3. kişi ...'ın %100 oranında kusurlu olduğu, davacının davaya konu kaza nedeniyle %22 oranında sürekli iş göremezliğe girdiği, karşı dava yönünden ise karşı davacı işveren tarafından kaza nedeniyle yardım amaçlı yapılan ameliyat giderine ilişkin ödemenin davacı sigortalıdan istenemeyeceği kabulünden hareketle; " A-) Davalı - karşı davacı ...'a karşı açılan davanın reddine, B-)Davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş.'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 1-Davacı ... yönünden sürekli iş göremezlik zararından oluşan 171.224,54 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden dava tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03/10/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... bakımından poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacı ... yönünden geçici iş göremezlik zararından oluşan 2.329,66 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden dava tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... bakımından poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacı ... yönünden tedavi gideri zararından oluşan 95,00 TL'nin davalı ... yönünden dava tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... bakımından poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacı ... yönünde manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5-Davacı ... yönünde manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, C-) Karşı davanın reddine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı karşı davalı ... ve davacı ... vekili tarafından istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını talep arttırım taleplerinin, ıslah niteliğinde olmadığını, bu nedenle 01.11.2021 tarihli talep artırım dilekçesine uygun karar verilmemesinin hatalı olduğunu, Yargıtay HGK'nın 2019/467 Esas 2021/775 Karar sayılı kararında iki kez yapılan artırımın geçerli olacağının vurgulandığını, davacının ...' ın işçisi olduğunu, kazanın 45 KS 304 plakalı aracın kamyonda boşaltma yapılırken meydana geldiğini, davalı ...'nin işveren olarak sorumluluklarını yerine getirmediğini, davacı ... için hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, davacı ... için hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu, davacının ağır ve tehlikeli bir iş yaptığını, asgari ücretin üzerinde bir ücret aldığını, çalışılmayan günler için ücret hesaplaması yapılmadığını belirterek, hükmün ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. Davalı ... Sigorta (... Sigorta A.Ş.) vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, 31.08.2021 tarihli rapor ile TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz hesabı yapıldığını, halbuki Yargıtay kararları doğrultusunda PMF 1934 yaşam tablosunun kullanılması gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosunun ancak 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlenen poliçelere uygulanabileceğini, dava açılmadan önce davacıya 08.08.2014 tarihinde 50.141,00 TL ödeme yapıldığını, davacının şirketi ibra ettiğini, davalı yönünden ret kararı verilmesi gerektiğini, davacı ... yönünden geçici iş göremezlik ve tedavi masrafı gideri tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, geçici iş görmezlik tazminatının tedavi masrafı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacının geçici iş görmezlik tazminat talebinin muhatabının SGK olduğunu belirterek, hükmün ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulü ile karşı davanın reddine dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı ... ve davacı ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı karşı davalı ... ve davacı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369'uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme A) Davacı karşı davalı ... ve davacı ... vekili tarafından manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine göre davacılar vekilince dava dilekçesinde davacı kazalı ... yönünden 60.000,00 TL, davacı eş ... yönünden ise 30.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesince davalılar aleyhine davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun istinaf mahkemesince esastan reddine karar verildiği, reddine karar verilen manevi tazminat miktarının ayrı ayrı Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davacılar vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davacı karşı davalı ... vekilinin davacı karşı davalı ... için hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesinde hükme esas alınan 03.09.2018 tarihli 1. kök hesap raporunda davacının maddi zararının 171.224,54 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince anılan rapora süresi içerisinde itiraz edildiği, devamında davacının itiraz ve fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla 08.10.2018 tarihli dilekçesi ile 171.224,54 TL maddi tazminat talebinde bulunduğu, Mahkemece 31.12.2018 tarihli 1. kararı ile davacı lehine 76.877,82 TL maddi tazminata hükmolunduğu, hükmün gerekçesinde davacının iş kazası nedeniyle zararının 171.224,54 TL olduğunu ancak davalı ... tarafından yapılan ödeme ile Kurumca davacı sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerli gelirinin rücuya tabi kısmının resen mahsubu sonucu hükmolunan maddi tazminat miktarına ulaşıldığının açıklandığı, davacı vekilince yargılama aşamasında ileri sürdüğü itirazları yineler biçimde kararı istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dosyada yeterli araştırma yapılmadığı gerekçesiyle esasın incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, Mahkemece kaldırma kararı sonrası yargılamaya devam olunduğu, maddi zararın tespitine yönelik 02.09.2021 tarihli 2. kök raporun alındığı ve raporda davacının maddi zararının bu kez 230.532,09 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince raporda belirlenen tutar üzerinden 01.11.2021 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebinin arttırıldığı, Mahkemece 21.12.2021 tarihli temyize konu kararında davanın kısmen kabulü ile davacının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 08.10.2018 tarihli talep gibi 171.224,54 TL maddi tazminata hükmolunduğu, 2. kararının gerekçesinde ise davacının maddi zararının 230.532,09 TL olduğu ancak önceki aktüer hesap raporu doğrultusunda maddi zarar yönünden talebini belirlediğini, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra alınan rapor doğrultusunda bedel arttırım talebinde bulunmasının, aynı yargılama içerisinde ikinci kez ibraz edilen dilekçeye itibar edilemeyeceği gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğinin belirtildiği anlaşılmıştır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı HMK ile eda davası niteliğinde belirsiz alacak davası türü kabul edilmiştir. 107 nci maddeye göre “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” Bu davadaki temel amaç ise alacağın belirsiz olması nedeni ile zamanaşımının tüm alacak için dava tarihi itibari ile kesilmesidir. Kanun'un ilgili maddesindeki gerekçeye göre “Hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukukî ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgarî olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağının tamamını tam olarak tespit edemeyebilir. Özellikle, zararın baştan belirlenemediği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilmesi söz konusudur. Hukuk sistemimiz içinde, böyle bir durumla karşılaşan kişinin hak araması bakımından birçok güçlük söz konusudur. Öncelikle kendisinden aslında tam olarak bilmediği bir alacak için dava açması istenmekte, ayrıca, daha sonra kendi talebinden daha fazla bir miktar alacağının olduğu ortaya çıktığında da bunu davayı genişletme yasağı çerçevesinde ileri sürmesi mümkün olabilmekteydi. Böyle bir durumda, gerçekten bilinmeyen bir alacak için dava açmaya zorlamak gibi, hak aramanın özüyle izah edilemeyecek bir yol ve aslında tarafın kendi ihmali ya da kusuru olmadığı hâlde bir yasakla karşılaşması gibi de bir engel söz konusuydu. Oysa, hak arama özgürlüğü, böyle bir sınırlamayı ve gerçek dışı davranmaya zorlamayı değil, gerçekten hakkı ihlâl edilen veya ihlâl tehlikesi altında olan kişiyi, mümkün olduğunca geniş şekilde korumayı amaçlamalıdır. Son dönemde, gerek mukayeseli hukukta gerekse Türk hukukunda artık salt hukukî korumanın ötesine geçilerek "etkin hukukî koruma"nın gündeme gelmiş olması da bunu gerektirir. Kaldı ki, miktar ya da değeri belirsiz bir alacak için dava açılması gerektiğinde birtakım sınırlamalar getirmek, dava içinde yeni taleplere veya o davanın dışında yeni davalara yol açarak, usûl ekonomisine aykırı bir durum da meydana getirecektir. Ayrıca, miktarı veya değeri bilinmeyen bir alacak için klasik kısmî davanın da tam bir çözüm üretmediği gerçektir. Esasen tam veya kısmi olmasına bakılmaksızın her edâ davasının temelinde bir külli tespit unsuru vardır. Başka deyimle edâ hükmünde tertip olunan her durumun arkasında sorumluluk saptanmasını içeren bir zorunlu ön tespit kabulü mevcuttur” Bu doğrultuda HMK'nın 107 nci maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davasını açabilmesi için alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirlemesinin objektif olarak mümkün olmaması gerekir. Alacak miktarı biliniyorsa ya da bilinebilecek durumda ise böyle bir dava açılamaz. Çünkü bu durumda her davada arandığı gibi hukuki yarar aranacak olup alacak miktarının biliniyor ya da bilinebilecek olması halinde davacının hukuki yararından söz edilemez. Belirsiz alacak davasında yapılan yargılama sırasında alacağın miktarının tam olarak belirlenmesi ile davacı talebini iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırabilecektir. Alacağın belirli hale gelmesi sonrasında ortaya çıkan yeni talep eksik belirtilirse davacının bundan sonraki yeni artırma isteği iddianın genişletilmesi yasağıyla karşılaşacaktır. Çünkü böylesi bir durumda alacağın belirsizliği değil davacının kendi ihmalinden kaynaklanan bir durum söz konusudur. Öte yandan HMK`nın 33 üncü maddesine göre "Hâkim, Türk hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme ise Hâkime aittir." Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hâkim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur. Bu açıklamalar doğrultusunda, iş kazasından kaynaklı tazminat davalarında davacının maddi tazminat alacağının tespiti, yargılama sürecinde taraflarca gösterilecek delillere göre belirlenip hesap edilecek olmasına göre, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının maddi tazminat alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyecek olması nedeniyle ve hukuki nitelendirmenin Hakime olduğu hususu da dikkate alınarak, davayı 6100 sayılı HMK’nın 107 nci maddesine dayalı "belirsiz alacak davası" olarak değerlendirerek dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin de bu doğrultuda irdelenmesi, sonucuna göre yargılama sürecinde sunulan maddi tazminatın artırılmasına dair istemin de ıslah olarak değil; talep artırım talebi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. (Dairemizin 19.04.2022 tarih ve 2021/3834 E - 2022/5880 K sayılı ilamı da bu yöndedir) Ayrıca 7251 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile değişik 107/2 nci maddesine göre "Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır." hükmü ihdas edilmiştir. Öte yandan her usuli işlemde uygulanma imkanı olan ıslah müessesinin belirsiz alacak davasında da uygulanmasına engel bir durum söz konusu değildir. Ancak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ıslah ile ortadan kaldırılması mümkün değildir. Nitekim bu husus 7251 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi ile 177 nci maddenin 2 nci fıkrasına eklenen "Yargıtayın bozma kararından veya Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya İlk Derece Mahkemesine gönderildiğinde, İlk Derece Mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz." hükmüyle açıkça düzenleme altına alınmıştır. Somut olayda davacı vekilinin, müvekkili sigortalının iş kazasından kaynaklı sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi tazminat alacağı miktarını davanın açıldığı tarih itibariyle tam ve kesin olarak belirleyemediğinin açık olmasına göre maddi tazminat istemi yönünden davanın Mahkemece "belirsiz alacak davası" olarak kabul edilmesi gerekir. Belirsiz alacak davasında yukarıda açıklandığı üzere talep arttırım dilekçesi verilmesinden sonra usulü kazanılmış haklara riayet etmek koşulu ile davanın ıslahı mümkündür. Buna göre Mahkemece davacı tarafça 08.10.2018 tarihli talep artırım dilekçesinin verilmesinden sonra, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması üzerine kaldırma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunarak maddi zararın alınan 02.09.2021 tarihli 2. kök raporla daha yüksek belirlenmesi üzerine davacı vekilince sunulan 01.11.2021 tarihli talep arttırım dilekçesinin, ıslah dilekçesi olarak değerlendirilmesi ve 01.11.2021 tarihli talep gibi karar verilmesi yerine yargılamada 2. kez talebin arttırılamayacağından bahisle 01.11.2021 tarihli talebin reddine karar verilmesi isabetsizdir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370'inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Davacı karşı davalı ... ve davacı ... vekilinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davacı karşı davalı ... vekilinin davacı ... için hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesi yönünden ; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, A. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe kısmında yer alan "somut olayda davacı vekili tarafından öncelikle 08.10.2018 tarihli bedel artırım dilekçesi ibraz edilmiş, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan tazminat miktarı 171.224,54 TL tutarında arttırılmıştır. Akabinde istinaf incelemesi sonrasında 01.11.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile aynı talep 230.532,09 TL'ye çıkarılmış, aynı yargılama içerisinde ikinci kez ibraz edilen dilekçeye itibar edilmemiştir." ibarelerinin silinerek yerine "somut olayda davacı vekili tarafından öncelikle 08.10.2018 tarihli itiraz ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bedel artırım dilekçesi ibraz edilmiş, sürekli iş göremezlikten kaynaklanan tazminat miktarı 171.224,54 TL tutarında arttırılmıştır. Akabinde istinaf incelemesi sonrasında 01.11.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile aynı talep 230.532,09 TL'ye çıkarılmış, sunulan 01.11.2021 tarihli dilekçenin hukuki nitelendirmenin hakime ait olacağına dair HMK'nın 33 üncü maddesine göre ıslah dilekçesi niteliğinde olduğunun kabulü ile davacının 230.532,09 TL maddi tazminata hak kazandığı kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." ibarelerinin yazılması, B. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının tamamen silinerek yerine geçmek üzere; "A-) Davalı-Karşı davacı ...'a karşı açılan davanın reddine, B-)Davalılar ... ve ... Sigorta A.Ş'ye karşı açılan davanın kısmen kabulü ile 1-Davacı ... yönünden 230.532,09 TL maddi tazminatın davalı ... yönünden dava tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... bakımından poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla davalı ... Sigorta A.Ş (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Davacı ... yönünden tedavi gideri zararından oluşan 95,00 TL'nin davalı ... yönünden dava tarihinden, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... bakımından poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Davacı ... yönünde manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Davacı ... yönünde manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, C-) Karşı davanın reddine, D-) Yargılama giderleri yönünden 1-Davacı tarafça yatırılan 27,70 TL başvurma harcı, 530,59 TL peşin harç, 441,37 TL ıslah harcı ve 202,57 tamamlama harcı toplamı olan 1.202,23 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine 2-Alınması gereken 15.747,64 TL harçtan 530,59 TL peşin harç ve toplam 643,94 TL tamamlama harcı toplamı 1.174,53 TL'nin mahsubu ile bakiye 14.573,11 TL harcın davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) yönünden 11.816,97 TL ile sınırlı kalmak kaydıyla davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan 2.335,80 TL yargılama giderinden ret kabul oranına göre hesaplanan 2.084,70 TL nin davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 4-Davalı-Karşı davacı ... tarafından yapılan 567,00 TL yargılama giderin iş bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gözetilerek davacıdan tahsili ile iş bu davalı-karşı davacıya ödenmesine, 5-Davacı taraf kendisini maddi tazminat yönünden vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 24.587,25 TL ücreti vekaletin davalı ... Sigorta A.Ş. (Eski Ünvan ... Sigorta A.Ş.) ve davalı ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 6-Davacı taraf kendisini manevi tazminat yönünden vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 6.000,00 TL ücreti vekaletin davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesaplanan 5.100,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalı ... şirketine ödenmesine, 8-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 maddesi uyarınca 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile iş bu davalıya ödenmesine, 9-Karşı dava yönünden davacı tarafça yatırılan 307,40 TL peşin harçtan alınması gereken 59,30 TL'nin mahsubu ile 248,10 TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı karşı davacı ...'a iadesine, 10-HMK 333 üncü maddesi gereğince karar kesinleştiğinde gider avansının kullanılmayan kısmının iadesine, Dair verilen karar tebliğden itibaren 2 hafta içinde 6100 sayılı HMK 341 v.d. maddesi gereğince istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.12.2021" ibarelerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.