Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...’in davalılardan ... Şirketindeki %70 oranındaki hissesinin, şirket paylarının %40’ına tekabül eden kısmını olarak, davacı ... tarafından, şirketin tasfiyesini gerektirecek muhik sebeplerin oluştuğu ve uğranılan zararın tespit edilerek ortaklardan alınması ve şirket tasfiye hesabına verilmesi ile şirket defterlerinin mahkeme kasasına alınması talebi ile İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. numaralı dosyası üzerinden başlatılan davaya karşın, davalı [arın da İstanbul ... Aslîye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. numaralı dosyası üzerinden davacı ... hakkında, “davalının yetkili müdür olduğu dönemde usul ve yasalara uygun olmayan uygulama ve davranışlarının ortaya çıkmaya başladığı, ...’in sonradan şirkete alınması ve imza yetkisinin devredilmesi ile ortaya çıkan çarpıklıkların giderilmeye başlandığı, davalının ortaklık hukukuna ve ticari teamüllere aykırı ve sorumsuz davranışlar sergilediği, şirketin tasfiyesini talep eden bir dava açlığı ve müvekkiller hakkında suç duyurusunda bulunduğu” gibi gerekçelerle ortaklıktan çıkarılması talebinde bulunulduğu ve her iki davanın İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... E. sayılı dosyasında 26.02.2009 tarihinde birleştirilmesine karar verildiği, sürecin devamında görevlendirilen bilirkişi kurulunun 24.06.2010 tarihli ayrıntılı raporunda, 2007, 2008 ve 2009 yılları bilanço kalemleri itibariyle bîr değerlendirme yapılarak şirketin tasfiyesini gerektirecek bir durum olmadığı kanaatine varıldığı, itiraz üzerine oluşturulan yeni bilirkişi heyetince düzenlenen 09.03.2011 tarihli raporda, ...Şti, tarafından ticari defterlerin ibraz edilmemesi dolayısıyla, mali konuda değerlendirme yapılamadığından bahisle, heyetteki hukukçuların görüşü doğrultusunda haklı sebebe dayalı olarak fesih talebinin istenebileceği ve bu talebin yerinde olduğu sonucuna varıldığı, davacı ...’in, bu rapor üzerine 27.04.2011 tarihli dilekçe ile, tasfiyenin yanı sıra usulsüzlüklerin tespiti, davalı ortakların uğrattıkları zararın tasfiye payına eklenmesi, kayıtlar sunulmamakla usulsüzlüklerin ortaya çıkmasının engellendiği, şirketin tabela şirketi haline getirildiği, içerisinin boşaltıldığı, dört yıldır genel kurul yapılmadığı, malvarlığının haraç mezat satıldığı öne sürülerek, davalı şirketin mevcut adresinin ve faal durumda olup olmadığının tespiti, şirket kayıt ve defterlerinin kolluk marifetiyle mahkeme kasasına alınması, şirket adına kayıtlı araçlara ilişkin trafik tescili ile ortak ve şirkete ait banka hesaplarının celp edilmesi ve zarar hesaplanarak tasfiye payına eklenmesi talebi 27.09.2011 tarihlî dilekçe ile yinelenmiş, aynı bilirkişi kurulunca hazırlanan 07.05.2012 tarihli raporda, 2006 yılından haşlayarak 2011 yılı dahil tüm belgelerin ibrazı halinde sağlıklı bir değerlendirme yapılabileceği belirtilmiştir. Aynı husus yine aynı heyetçe düzenlenen 24.09.2012 tarihli raporda da ifade edilmiştir. Bu bağlamda İstanbul Vergi İdaresi Başkanlığınca yapılan mutat 29.11.2011 tarihli incelemelerde şirketin bîr yıl önce ticari faaliyete son verdiği notunun düşüldüğü, vergi kaydının 31.12.2010 tarihi itibariyle resen düşürüldüğü, yine 22.12.2014 tarihli bilirkişi raporunda, şirketin tasfiye edilmesi gerektiğinin vurgulandığı, davacı ...’in, 16.01.2015 işlem tarihli dilekçesi ile daha önce belirtilen hususlara kısaca değinilmek suretiyle ve bilirkişi raporlarında beyan edildiği üzere, ticari defterlerin ibrazından kaçıldığından, şirketin ne kadar zarara uğratıldığına ilişkin veriler elde edilememekte ve gerekli incelemeler yapılamamakta olduğundan bahisle, “zarara uğratıldığı kesin olan şirketin davacı aleyhine ne kadar zarara uğratıldığını tespit etme olanağına sahip değiliz” denilerek, davalı şirket ve hissedarların banka hesap dökümleri dosyaya celp edilerek daha önceden sunulan bilanço ve gelir tabloları ile karşılaştırmalı olarak inceleme yapılması ve satılan araçlara ait kayıtların trafik sicil müdürlüğünden celp edilerek davalıların şirketi uğrattıkları zararın tespiti ve bunun tasfiye payına eklenmesi ve bu konuda rapor alınmasının laiep edildiği, yine davacının 27.05*2015 tarihli dilekçe ile şirkete ait araçların, banka hesaplarının ve malların şirketin zararına olacak şekilde elden çıkarıldığı, bunların gerçek değerlerinin faizi ile birlikte davalılardan alınarak tasfiyeye konu olmak üzere şirket hesabına geçirilmesi adına tespitinin gerektiği, şirket adına kayıtlı patentlerin davalı ... tarafından ...Şti/ye (... devredildiği, bununla birlikte ayrıntılı listesi verilen demirbaş ve üretim malzemeleri ve 19.09.2010 tarihinde... plakalı aracın yine... Şti/ye taşınarak elden çıkarıldığı belirtilerek, zararın tespiti için davalıların ve şirket hesap kayıtlarının, ... ve ... plakalı araçların tescillerinin celp edilerek zararın tespiti ve davalı ...’ten tazmini karan İle şirketin tasfiyesine karar verilmesi talep edilmiş ve bu kapsamda yine mevcut bilirkişi heyetî tarafından düzenlenen 11.09*2017 tarihli raporda, muhtelif makine ve demirbaş listesi verilerek, hesaplara ilişkin olarak nakden yatırılan ve çekilen meblağların kim tarafından yatırıldığı veya çekildiği bilinmediğinden dekontların istenmesi gerektiği belirtilerek, değerleme için bîr makine mühendisi ve bankacı bilirkişiye ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil davalı firma ...'ın kurulduğu günden bu yana sürekli kendisini büyüterek geliştirmeye çalışan mal varlığını ve kazançlarını muhafaza edip yeni ticari yatırımlarını sürekli artıran bir firma olduğunu, davacının müvekkili firmadan sürekli para talep ettiğini, ortaklık payını aşan oranlarda sürekliolarak şirketten para talep ettiğini ve taleplerinin bir kısmının diğer ortaklar tarafından karşılandığını, ilk etapta borç talep ettiğini bunun üzerine 24.000- Liralık bir borcun şirket hesabından davacının hesabına geçirildiğini, hukuki dayanaktan yoksun asılsız iddialarla açılmış davanın reddine, dava masraf ve vekalet ücretlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar ile davalının ortak olduğu davacı ...Şti ünvanlı firma kurulduğu günden bugüne müvekkillerinin özen ve gayretleri ile ticaret hayatında saygın bir noktaya geldiğini, kuruluş aşamasındaki aksaklıkların kaynağı olan davalı yanın yetkili müdür olduğu dönemlerde usul ve yasalara uygun olmayan uygulama ve davranışları ortaya çakmaya başladığını, bu olumsuz durumu bertaraf etmek için müvekkillerinden...'in daha sonradan şirket ortağı olarak şirkete katıldığı ve imza yetkisinin kendisine devredilmesi sonucunda ortaya çıkan bu çarpıklıkların giderilmeye çalışıldığını, müvekkili şirketin imza yetkilisi olduğu dönemlerde şirket defterlerinin usulsüz tutulmasına göz yummuş ve şirketin yasal yükümlülüklerini ihlal etmesine sebep olduğunu bu konu ile ilgili TTK nun 67.mad.göre sorumluluğu doğduğunu, davalının ortaklık ilişkisinin çekilmez hale gelmesi, müvekkili şirketin faaliyetlerini ve ticari hayatını sürekli tehdit etmeye ve tıkamaya çalışması, ortaklık yükümlülüklerini yerine getirmemesi gibi sair nedenlerden dolayı davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.