4. Hukuk Dairesi 2010/5795 E. , 2011/5070 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 12/08/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik haki
**4. Hukuk Dairesi 2010/5795 E. , 2011/5070 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 12/08/2008 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş, karar, taraflarca temyiz olunmuştur. Davacı, davalı ile 1958 yılında zamanın geleneklerine göre resmi nikahı olmaksızın evlendiğini, evliliklerinden 6 çocuğunun olduğunu, bu süre içinde davalının başka bir kadın ile daha evlendiğini ve hep birlikte yaşamak zorunda bırakıldığını, daha sonra artık geçimini sağlayamayacağını ileri sürerek kendisini evden kovduğunu, evlendikleri günden bu yana davalı için çalışarak sağladığı maddi katkı ile davalının mal varlığının arttığını, yaşamı boyunca kendisine kötü davranıldığını belirterek, davalının maddi ve manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını istemiştir. Davalı ise, davanın zamanaşımına uğradığını ve kusuru bulunmadığını ileri sürerek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece; tarafların, davacı tanıklarına göre 3-4 yıldan beri, davalı tanıklarına göre ise 12 yıldan beri ayrı yaşadıkları, davalının davacı ile ilgilenmediği, davacının geçirdiği ameliyattan sonra birlikte oturdukları evin anahtarını değiştirdiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, manevi tazminat isteminin bir bölümünün kabulüne, kanıtlanamayan manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir. Yasalarda def'i, davalının yerine getirmesi gereken bir edimi, özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınması olanağı sağlayan bir hak olarak tanımlanmaktadır. Bunlardan birisi olan zamanaşımı savunması (def'i), süresinde ve yöntemine uygun biçimde ileri sürüldüğünde işin esasının incelenmesine geçilmez ve bu savunma, Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası’nın 222 ve izleyen maddeleri gereğince ön sorun (hadise) biçiminde incelenip karara bağlanır, zamanaşımının gerçekleştiği sonucuna varılırsa dava salt bu nedenle reddedilir. Dava dilekçesi davalıya 19.08.2008 günü tebliğ olunmuş, davalı 25.08.2008 günü süresi içindeki cevap dilekçesi ile zamanaşımı savunmasında bulunduğuna göre zamanaşımı savunmasının ön sorun olarak incelenip bir karara varılması gerekir. Borçlar Yasası'nın 60/1. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi, zarara uğrayanın, zararın varlığını ve zarar vereni öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Aynı Yasa'nın 60/2. maddesi gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğmuş olması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu (uzamış) ceza zamanaşımı süresidir Dava konusu olayda; yerel mahkemenin de benimsediği gibi taraflar en az 3 yıldan beri ayrı yaşamaktadırlar. Davacı, zararın ve zarar verenin varlığını ayrı yaşamaya başladıkları günden beri bilmektedir. Resmi nikah olmaksızın birlikte yaşama eylemi suç olmayıp suç oluşturan bir eylemin varlığı da iddia edilmediğine göre ayrı yaşama tarihinden itibaren uygulanacak zamanaşımı süresi 1 yıl olup dava tarihinde bu süre dolmuştur. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, davalının süresi içinde ileri sürüdüğü zamanaşımı savunması kabul edilerek istemin zamanaşımı nedeniyle tümden reddedilmesi gerekirken, davalının maddi tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA; davacının tüm, davalının öteki temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/05/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.