10. Hukuk Dairesi 2025/2595 E. , 2025/5012 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekiller
**10. Hukuk Dairesi 2025/2595 E. , 2025/5012 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 26.12.2024 tarihli ek karar ile taraf vekillerinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz istemlerinin kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının taraf vekillerince, ek kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, davacının, 07 DY 262 plaka sayılı şehirler arası yolcu otobüsünde servis elemanı (host-muavin) olarak çalışmakta iken, söz konusu otobüsün, 30.10.2018 tarihinde, ...plaka sayılı çekiciye ... plaka sayılı dorse ile seyir halinde bulunan treylere, Zonguldak ili, Kdz Ereğli ilçesi ... Mevkiinde arkadan çarpması sonucu iş kazası geçirdiğini, bu iş kazası neticesinde her iki bacağı da diz kapağı üzerinden tamamen kesilerek ampute edildiğini, bu hali ile müvekkilin %100 malul kaldığı bir daha asla çalışamayacağını, yürüyemeyeceğini, söz konusu trafik iş kazasında, kaza tespit tutanağına göre, sürücü ve otobüsün maliki olan, alt işveren sıfatına sahip ...'un %100 kusurlu olduğunu, bu kaza neticesinde ...'un da vefat ettiğini, müvekkilin çalıştığı... plaka sayılı araç trafik tescil kayıtlarına göre 14.10.2014 tarihine kadar ... Turizm ... Organizasyon ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı iken bu tarihten itibaren ... adına tescil edilmiş ancak söz konusu şehirler arası otobüs, davalı ... Turizm ... Organizasyon ve Ticaret A.Ş.'nin ünvanı ve işletmesinin adı altında çalışmaya devam ettiğini, bu durum karşısında ... alt işveren ... ile asıl işveren olan ... Turizm ... Organizasyon ve Ticaret A.Ş. arasında organik bağ olduğunu, söz konusu kazanın meydana gelmesinde müştereken ve müteselsilen birbirilerinin kusurlarından sorumlu olduklarını, diğer yandan müvekkilinin iki ayağının da koptuğunu, diz kapağı üzerinden ampute edildiğini, müvekkilin 5 çocuğunun bulunduğunu ve başkaca hiçbir gelir kaynağının olmadığını bildirerek ıslah dilekçesindeki miktarlarla birlikte 2.680,464,72 TL maddi tazminatı ile 400,000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket aleyhine açılmış olan dava haksız ve yersiz olduğunu, yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, ölüm veya vücut bütünlüğünün yitirilmesinden doğan zararların tazmini davalarında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasında hizmet akdi bulunmadığını, davaya konu kazanın müvekkili şirketin olumlu veya olumsuz bir hareketinden dolayı meydana gelmediğini, davacı işçinin diğer davalının işçisi olduğunu, işçi ile müvekkil şirket arasında akdedilmiş bir hizmet akdi de bulunmadığını, davacının SGK primleri, ücretleri ve bütün alacakları diğer davalı tarafından ödendiğini, davacının çalıştığını iddia ettiği hizmet süresi içinde... sayılı aracın ... tarafından taşıt kira sözleşmesi ile kiralama suretiyle işletildiğini, davacıyı işe alan, çalıştıran ve adı geçen... plakalı aracı kendi adına işleten davacının sigorta hizmet dökümünde işvereni olarak yer alan ... olduğunu, 2018 sayılı Karayolu Trafik Kanunu'nun 85. maddesine göre bir motorlu aracın işletilmesinin bir kimsenin yaralanmasına sebep olması halinde motorlu taşıt aracının işleteni bu zarardan tek başına sorumlu olduğunu, motorlu araç işletilmesinden doğan sorumluluğun aracı işletende olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının talep ettikleri tazminatlar fahiş olup davacı tarafın iyi niyetli olmadığını bildirerek davanın Quick Sigorta A.Ş. İle .... davanın sigorta şirketine ihbarını talep etmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..kaza olayının 30.10.2018 tarihinde Zonguldak ili Ereğli ilçesi ...Mahallesi...Bulvarında Ereğli'den ... istikameti yönünde meydana geldiği, 1 sürücü ve aralarında davacının da yer aldığı 16 yolcu olmak üzere kaza sonucu 17 kişinin yaralandığı, SGK Başkanlığı Antalya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 21.01.2019 tarih ve 27 karar numaralı Ünite Komisyon Kararında kazazede ...'ın Kuruma vermiş olduğu belgeler komisyonca değerlendirilerek 30.10.2018 tarihinde meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi hükümleri dahilinde meydana gelmesi nedeniyle iş kazası sayılması yönünde karar verildiği, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin 24.04.2019 tarihli raporunda ... ... idaresindeki otobüs ile seyir halinde iken yola gereken dikkati vermesi, aynı istikamette ön tarafında seyir halinde olan araçları yeterli ve güvenli takip mesafesi ile takip etmesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, sevk ve idare hatası ile şüpheli sürücü idaresindeki çekiciye bağlı yarı römorka tedbirsiz bir şekilde arkadan çarpmasıyla meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketleri nedeniyle asli kusurlu olduğunun, sürücü ... ... idaresindeki çekici ile sağ şeritten seyri sırasında gerisinden gelen otobüs sürücüsünün kendi idaresindeki çekiciye bağlı yarı römorka arkadan çarpması ile gerçekleşen kazada atfı kabil bir kusuru bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. SGK Başkanlığı İzmir Kurum Sağlık Kurulunun 31.05.2019 tarih *********** sayılı Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranına İlişkin Kurum Sağlık Kurulu Kararında davacı ...'ın 30.10.2018 tarihinde geçirmiş olduğu iş kazası sonucu MKGKO'nun (Sürekli İş Göremezlik Derecesinin) E Cetveline göre %85.0 (seksenbeş) olduğuna, yardıma muhtaç olduğuna (15/e), kontrol muayenesi gerekmediği yönünde karar verildiği; SGK Müfettişinin 24.10.2019 tarih ve 105962/22/İR/21 sayılı inceleme raporunda işveren ...'un %100 kusurlu olduğuna, davacı sigortalı ...'a ise atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığına, olay ile ilgili olarak üçüncü kişinin herhangi bir kusurunun bulunmadığına karar verilmiş, söz konusu kazada mahkememizce tarafların kusur durumlarının tespiti amacıyla iş ve sağılığı ve güvenliği uzmanından oluşan bilirkişi kusur incelemesi sonucunda tanzim ettirilen 01.03.2021 tarihli kusur raporuna göre... plaka numaralı yolcu otobüsünün sahibi olan ve aracı sevk ve idare eden dava kapsam dışı sürücü ...'un yerine getirmediği yükümlüklerinin kaza olayının meydana gelmesinde tek ve temel etken unsurlar olduğu, ...plaka numaralı çekiciye bağlı bulunan ... plakalı romörku sevk ve idare eden dava kapsam dışı sürücü ... ...'nun meydana gelen kaza olayında herhangi bir etkisinin ve ihmalinin bulunmadığı, meydana gelen kaza olayında kazazede ...'ın herhangi bir etkisinin ve ihmalinin olmadığına karar verildiği, mahkememizce dosya kapsamına alınan kusur raporunun SGK Müfettişinin 24.10.2019 tarih ve 105962/22/İR/21 sayılı inceleme raporu ile büyük oranda uyumlu, somut olayın şekline ve dosya kapsamına uygun olduğu ve tespit edilen kusur dağılımının hükme esas alınması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 23.11.2022 tarih, 2022/241 Esas ve 2022/22956 Karar sayılı ilamı doğrultusunda YSK raporu tanzim ettirilmiş, YSK raporunda SK raporu ile aynı şekilde davacının maluliyetinin %85 olarak tespitlendiği belirlenmiştir. ATK 3.İhtisas Kurulundan alınan 23.02.2024 tarihli rapor ile 02.11.2018 tarihinden itibaren E cetveline göre %85,0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı kanaatine ulaşıldığı görülmüştür. ... Davalı vekili 04.06.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde açıklamalar kısmındaki 5. maddesinde davacı asilin asgari ücretle çalıştığını savunmuştur. Davacının maddi zararının tespiti noktasında ücretinin belirlenmesi gerektiğinden ve ücret konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğundan tanık beyanları dinlenmiş, emsal ücret araştırması yapılmıştır. Tanık beyanlarında davacının ayda 20 defa sefere çıktığı ve sefer başına ücret aldığı beyan edilmiştir. Otobüs muavinlerinin sefer başına ücret aldığı ülkemizde bilinen bir durumdur. Uygulamada gidilen mesafeye göre muavinlerin aldıkları ücretler farklılaşmaktadır. Diğer yandan TÜİK emsal ücret sorgulamasına göre 2014 yılı için asgari ücret net 810,70 TL iken davacının emsal ücreti net 1.073,79 TL'dir. Davacının emsal ücretinin asgari ücretten fazla olması, tanıkların ittifakla davacının sefer başı 200,00 TL ücret aldığı yönündeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde ayda 20 seferden aylık kazancının 4.000,00 TL olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir. Davacının maddi zararının hesaplattırılması amacıyla tespit edilen %85 oranındaki iş göremezlik derecesi esas alınarak tanzim edilen 29/09/2021 tarihli hesap raporuna itibar edilerek davalı firmanın sorumlu olduğu %100 oranındaki kusuru karşılığı kusurlu kazanç kaybı değerinin 3.469,869,48 TL olduğunun hesaplandığı, bu tutardan SGK tarafından davacıya bağlanan gelir ve geçici iş göremezlik tutarlarının rücu edilebilecek kısmı olan ve %100'lük kısma karşılık gelen miktarlar ve bilirkişi tarafından 1.425.818,31 TL olarak hesaplanan bakıcı giderinden mahkememizce resen yapılan % 30 hakkaniyet indirimi (998.072,82 TL nihai bakıcı gideri tespit edilmiş) düşüldükten sonra diğer zararlar kalemleri ile birlikte toplanarak davacının maddi zararının 2.252.719,23 TL olduğu anlaşılmış, talebin kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.... Diğer yandan davacı yanın manevi tazminat istemine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda ise; iş kazası tarihi, oluş şekli, davalı işverenin somut uyuşmazlıktaki %100 kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının yaşı ve %85 olarak belirlenen iş göremezlik oranı, kaza tarihinde dava tarihine kadar uzunca bir süre geçmiş olması, davacının sağlık kurulu raporunda sabit olduğu şekilde bilateral dizüstü ampütasyona uğraması, davacının yaşının henüz genç olması, henüz reşit olmamış 5 çocuğuna karşı ailesinin geçimini temin edememenin vereceği manevi ızdırap ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olamaması, 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı içtihatı birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kurallarına göre taktir olunan 150.000,00 TL manevi tazminatın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran miktarda olduğu kanaatine ulaşılarak...." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulü ile 1.Toplam 2.252.719,23 TL sürekli iş göremezlik zararına bağlı maddi tazminat ve bakıcı gideri tazminatının kaza tarihi olan 30.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, 2.150.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 30.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 1.Davacı vekili, dosyanın değişen asgari ücretine göre hesap yapılmak üzere bilirkişiye gönderilmesi talep edilmiş ise de taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrası değişen asgari ücrete göre yeniden bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının çok az olduğunu, işverenlerin tam kusurlu olduğunu, %85 maluliyet durumunun olduğunu, sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç kaldığını ve 5 adet tamamı küçük yaşta çocuğunun olduğunu belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davacı müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, dolayısıyla şirketin iş kazasından sorumlu olmadığını, SGK kayıtlarında da sabit olduğunu, Mahkemece müvekkili şirketin dava dışı ... işe arasındaki hukuki ilişkinin ortaya konmadan kurulan hükmün hukuka aykırı olduğunu,tüm kusur dava dışı ...'da olmasına rağmen müvekkili şirketin sorumlu tutulduğunu,davacının bakıcı gideri talebi ile manevi tazminat talebinin olmadığını, buna rağmen hükmedilen manevi tazminat miktarının ayrıca fahiş olduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından alınan bilirkişi raporunun eksik ve eksik belgelere dayandığını,hesaplamaya esas alınan ücretinde hatalı olduğunu, belirterek kararı temyiz etmiştir. Davalı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 26.12.2024 tarihli manevi tazminata ilişkin temyiz istemlerinin kesinlik nedeniyle reddine ilişkin kararının temyizinde,maddi ve manevi tazminata ilişkin davacı tarafın taleplerine ilişkin tutarlarının toplanmak suretiyle kesinlik durumunun değerlendirilmesi gerektiğini bu durumda kesinlik sınırının olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli ek kararına ilişkin temyiz istemi yönünden, Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2024 tarihli ek kararına ilişkindir. Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre temyize konu edilen kabul edilen 150.000 TL manevi tazminat miktarı Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kalmaktadır. Temyiz dilekçesinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek karar, yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan söz konusu kararın onanması gerekir. 2.Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat istemine ilişkin temyiz itirazları yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilince temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesince verilen 26.12.2024 tarihli ek kararın ONANMASINA, 2.Taraf vekillerinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden ilgililerden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.