3. Ceza Dairesi 2023/16840 E. , 2024/17703 K. Mahkemesi :Ceza Dairesi İlk derece : İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Suçlar : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme, nitelikli mala zarar verme, kamu malına zarar verme, resmi evrakta sahtecilik, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, Hü…
**3. Ceza Dairesi 2023/16840 E. , 2024/17703 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ceza Dairesi İlk derece : İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Suçlar : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme, nitelikli mala zarar verme, kamu malına zarar verme, resmi evrakta sahtecilik, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, Hüküm : I-Sanık ... yönünden: 1-Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan; TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 2-Nitelikli kasten öldürme suçundan 45 kez; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,e,g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 3-Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan 76 kez;TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,e,g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 4-Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan 66 kez;TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 5-Nitelikli mala zarar verme suçundan 22 kez; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 6-... Turizme yönelik nitelikli mala zarar verme suçundan; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 7-Nitelikli kamu malına zarar verme suçundan; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi, 8-Mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... ve ...'e yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 9-Resmi belgede sahtecilik suçundan; TCK’nın 204/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, II-Sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden: 1-Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan; TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 2-Nitelikli kasten öldürme suçundan 45 kez; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,e,g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 3-Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan 76 kez;TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,e,g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 4-Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan 66 kez;TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,g, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 5-Nitelikli mala zarar verme suçundan 22 kez; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 6-... Turizme yönelik nitelikli mala zarar verme suçundan; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 7-Nitelikli kamu malına zarar verme suçundan; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi, 8-Mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... ve ...'e yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, III-Sanık ... yönünden: 1-Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan; TCK’nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 2-Nitelikli kasten öldürme suçundan 45 kez; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,e,g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 3-Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan 76 kez;TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,e,g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 4-Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçundan 66 kez;TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 81, 82/1-a,g, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 35/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 5-Nitelikli mala zarar verme suçundan 22 kez; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 6-... Turizme yönelik nitelikli mala zarar verme suçundan; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 151/1, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 7-Nitelikli kamu malına zarar verme suçundan; TCK’nın 37. maddesi delaletiyle 152/1-a, 152/2-a, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararının düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi, 8-Mağdurlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 9-6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan; 6136 sayılı Kanun'un 13/3, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 52/2, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, IV-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, V-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, VI-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan; TCK’nın 220/6. maddesi yollaması ile 314/2, 220/6-2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 53, 63. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, VII-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme ve nitelikli mala zarar verme suçlarından; CMK'nın 223/2-e. maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, VIII-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme ve mala zarar verme, silahlı terör örgütüne üye olma ve silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek suçlarından;verilen beraat kararlarının "CMK'nın 223/2-e. maddesi" eklenmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi, IX-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmayateşebbüs etme, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeyeteşebbüs etme ve nitelikli mala zarar verme, silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek ve göçmen kaçakçılığı suçlarından; CMK'nın 223/2-e. maddesi uyarınca verilen beraatkararlarının düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi, ..., ... ve ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiileri, sanıklar ..., ..., ... , ... ve ... müdafiileri ile katılanlar ... ve ... vekilleri Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin CMK'nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; I-)Katılanlar ... ve ... vekilinin maktul ...'e yönelik kasten öldürme suçu dışında kalan tüm suçlar yönünden verilen mahkumiyet ve beraat kararlarına ilişkin temyiz isteminin; Sanıklar Murad Murtuzaliev ve ...'in temyizden vazgeçme talepli dilekçelerinin incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin, katılanlar ... ve ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun katılma hakkı bulunmadığından CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca "istinaf başvurusunun reddine" dair vermiş olduğu karar, anılan maddenin son cümlesine göre itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından; sanıklar Murad Murtuzaliev ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararlarının sanıklar müdafiince usulüne uygun olarak süresinde temyiz edildiği ancak sanık ... Murtuzaliev’in 22.01.2024 tarihli, sanık ...'in ise 03.10.2024 tarihli dilekçeleri ile temyiz istemlerinden feragat ettiklerini bildirerek müddetname düzenlenmesini talep ettikleri anlaşılmakla, sanıkların dilekçelerinin temyizden vazgeçme iradesini taşıdığı kabul edildiğinden, 5271 sayılı CMK'nın 266/1. maddesi uyarınca vazgeçme nedeniyle temyiz incelemesine yer olmadığına, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE, II-) Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve sanık ... hakkında 6136 sayılıKanuna muhalefet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin sanıklar müdafileri ve sanık ...'nin; Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tüm suçlardan verilen beraat kararlarına ilişkin sanıklar müdafinin vekalet ücretiyle sınırlı temyiz isteminin incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafiine 07.01.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, kararın 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesinde görülen on beş günlük yasal süresinden sonra 26.02.2020 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmakla, CMK'nın 298. maddesi uyarınca temyiz isteminin süre yönünden; Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve sanık ... hakkında 6136 sayılı yasaya muhalefet suçlarından Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarının, verilen cezanın tür ve süresine göre 5271 sayılı CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan; ayrıca bu suçların 7188 sayılı Kanun kapsamında temyizi kabil suçlar arasında sayılmadığından anılan suçlardan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusunun (kesin olarak) esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı temyiz istemlerinin aynı Kanun'un 298. maddesi gereğince REDDİNE, Temyiz taleplerinin başkaca reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanıklar hakkında 20 mağdura yönelik adam öldürmeye teşebbüs etme suçundan açılan kamu davasından atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından bahisle verilen beraat kararlarına karşı aleyhe yapılmış temyiz istemi bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede; III-) HUKUKİ AÇIKLAMALAR Ayrıntıları Dairenin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 Esas 2019/1953 sayılı Kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 309 uncu maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Cezalandırılan hareket devletin Anayasal düzenini tehlikeye koyan icra hareketleridir. “diğer birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de devletin birliğine ve bütünlüğüne ya da Anayasal düzenine karşı işlenen fiiller, bu amaçla kurulmuş terör örgütlerinin faaliyet çerçevesinde işlenmektedir. Bu tür terör örgütlerinin araç fiil olarak ifade edilen ve maddede belirtilen amaçlara yönelmiş olan adi suç niteliğindeki kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, mala zarar verme vb. fiilleri işlemelerindeki gaye; kamu düzenini bozmak, kamu otoritesini zayıflatmak, toplumda kargaşa yaratmak, toplumun şiddet yoluyla siyasallaşması ve kutuplaşmasının yolunu açmak toplumun karşı koyma gücünü felce uğratmaktır. Fail için işlenen araç suçla ortaya çıkan somut zarar neticesi değil (yakın netice), bu fiilin toplum üzerinde meydana getirdiği etki (uzak netice) önem arz etmektedir. Fail, işlediği araç fiillerle devlet otoritesinin, ülkesinde yaşayan halkın güvenliğini koruma görevini gerçekleştiremediği, zayıfladığı ve işlerliğini yitirdiği imajını yaratmaya çalışarak devlete olan güveni sarsmayı amaçlar. Ülkede yaşanan kaos ortamı ve toplumda yaşanan korku ve endişe, yöneticilerde ve halkta istenileni vererek kaos ortamını bitirme iradesini doğurur, yöneticileri belli kararları almaya ya da politikalarını değiştirmeye zorlar ve bu da idari, siyasi, ekonomik ve toplumsal sistem değişikliklerini sonuçlar. Bu suretle de fail, esas gayesi olan devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma ya da anayasal düzeni değiştirme amacına ulaşmaya çalışır (N.K. Topçu Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar sayfa 89, 90, Dönmezer Tedhişçilik sh. 56). Esas itibariyle, söz konusu düzenlemeye göre cezalandırılmak istenen, amaçların gerçekleştirilmesine yönelik araç fiil ile ortaya çıkan yakın netice değil, araç fiilin işlenmesi ile suçun konusunun zarara uğraması tehlikesidir. Kanun koyucunun düzenlemenin ikinci fıkrasında amaca yönelik araç fiillerin ayrıca cezalandırılacağını kabul etmesi de bu hususu desteklemektedir. Söz konusu düzenleme dikkate alındığında; araç fiilin işlenmesine yönelik icra hareketinin, hem zarar ya da tehlike suçu niteliğindeki araç fiilin (TCK 302/2, 309) hem de tehlike suçu niteliğindeki amaç suçun (TCK 302/1, 309/1) “fiil” unsurunu teşkil ettiği görülmektedir.” (N.K. Topçu Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Sayfa 89, 90). Buna göre elverişli/vahim eylemin diğer tabirle araç suçun, hazırlık hareketi aşamasından icra hareketi safhasına geçmesi, en azından teşebbüs boyutuna ulaşması, “amaçlanan sonucu doğurabilecek icra hareketi olarak belirginleşmesi gerekir.” (Yargıtay CGK. 09.02.2010 t. 2009/9-103, 2010/22). Aynı zamanda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun’da suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayırımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir. TCK'nın 37. maddesine göre; “(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur. (2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.” TCK'nın 37. maddesinin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kanunda suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak halinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK'nın 37. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır. Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için “Failler arasında birlikte suç işleme kararının bulunması” ve “Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulması” şeklindeki iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır. Suç ortaklarının, suçun işlenmesinde yaptıkları katkının, diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda da müşterek faillik söz konusu olacaktır. Buna göre her müşterek fail, suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır. Fiilin başarı ile tamamlanması açısından yapılan iş bölümü doğrultusunda bizzat fiili icra etmeyen diğer kişinin katkısı önemli bir fonksiyon icra etmişse, bu kişi de müşterek faildir. Suçun işlenişine katkıda bulunanların müşterek fail sayılabilmesi için mutlaka suçun işlendiği yerde olması gerekmez. Olay mahallinde bulunmamakla birlikte uzaktan suçun birlikte işlenişini etkileyen önemli bir katkıda bulunulması halinde müşterek faillik söz konusu olur. Uzak bir pozisyondan olay yerinde etkili bir konumda olan fail telefon ve telsiz gibi iletişim araçlarıyla koordine eden veya suçun işlenişi anında telefonla talimat veren kişi de bizzat müşterek faildir. “Yardım etme” ise TCK'nın 39. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; “(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir." Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2)Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a-Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b-Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c-Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak” “Bağlılık kuralı” da TCK'nın 40. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre; “(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir” Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. TCK'nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım; a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmıştır. Manevi yardım ise; a) Suç işlemeye teşvik etmek, b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek, c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek, d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira yardım etmeyi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunup bulunmadığıdır. Anlaşılacağı üzere, faillik, birlikte suç işleme kararı yanında, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmayı da gerektirir. Örgütlü suçlar açısından da nihai amaçta birleşme nedeniyle birlikte suç işleme kararının varlığı kabul edilse dahi fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulmadığından, gerçekleşen suçlar bakımından örgüt yöneticileri dışında kalan örgüt mensuplarının, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen her suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulamayacağında tereddüt yoktur. Örgüt üyesi ise örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28). Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu ise, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir; 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 314/3, 220/7, 314/2 nci maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu, 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 315 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, -18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanun'un 8 nci maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu. 5237 sayılı Kanun'un 220/7 maddesine göre örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek fiili suç olarak düzenlenmiş olup, bu suçun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, suçun failinin örgütün hiyerarşik yapısına girmemiş yani örgüt üyesi olmayan kişiler olabileceği ve örgüte yardım suçunun konusunun ise suç teşkil etmeyen bir fiil olması gerektiğine ilişkin doktrin ve Yargıtay kararları uyum göstermektedir. Örgüte yardım suçunun doğrudan kastla işlenebilir suç olması nedeni ile olası kastla işlenmesi mümkün değildir. Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu veya yardım ettiği kişi veya kişilerin örgüt mensubu olduğunu bilmeli ve sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli, bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Öte yandan, yukarıda yer verilen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu dışında, TCK'nın 315 nci maddesinde tanzim edilen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun yürürlükten kaldırılan 8 inci maddesinde yer alan terörün finansmanı suçu ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım suçuna ilişkin özel nitelikte düzenlemelerdir. 6145 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; aynı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamına giren suçların işlenmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağı bilinerek, terör örgütlerine veya bir teröriste fon sağlanması veya toplanması yasaklanmakta ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre, terörizmin finansmanı suçunun oluşabilmesi için, 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 4 üncü maddelerinde düzenlenen terör suçlarında veya 6415 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde belirtilen suçların işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması yeterlidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; terörizmin finansmanı suçundan ceza verilebilmesi için, fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmamakta, fonun sağlanması veya toplanması yeterli kabul edilmektedir. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçu bir tehlike suçudur. Zira, fonun sağlanması veya toplanmasının yarattığı tehlike cezalandırılmakta ve başkaca bir zarar ya da netice öngörülmemektedir. Fon sağlamayı; failin kendi mal varlığından veya başkasının mal varlığından fon sayılabilecek ekonomik bir değeri örgüte aktarma veya terör örgütünün finansmanında kullanılacak fonun temin edilmesine yönelik her türlü faaliyet olarak, fon toplamayı ise; failin başkalarından temin edilen fonları örgüte aktarma konusunda aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür. Toplamak ya da sağlamak nitelik itibarıyla bölünebilen fiiller olduğundan bu suça teşebbüs mümkündür. Ancak teşebbüsün sağlamak ya da toplamak hareketlerinin icrası sırasında gerçekleşmesi gerekmektedir. Terörizmin finansmanı suçunun oluşması açısından, toplanan ya da sağlanan fonun miktarının ya da toplama veya sağlama yönteminin herhangi bir önemi yoktur. Ancak fon sağlama ya da toplama eylemlerinin belli yoğunluk ve süreklilik arz ettiği durumlarda, diğer koşulların varlığı halinde, failin eyleminin TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir. Terörizmin finansmanı suçunun manevi unsuru bilme ve istemeden ibaret olan kasttır. Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK'nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” şeklindeki düzenleme göz önünde bulundurulmalıdır. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamalarına göre, örgüt mensuplarının geçici olarak barındırılması, evde yemek ikram edilmesi, örgütün verdiği para ile ihtiyaç listesindeki malzemelerin temin edilmesi gibi eylemler fon sağlama kapsamında değerlendirilmeyip TCK’nın 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 inci maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle uygulanacak olan ve TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu kapsamındadır. Öte yandan, 6415 sayılı Kanun'un genel gerekçesi, “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi ve aynı maddenin gerekçesine göre; 6415 sayılı Kanun, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu Kanun kapsamındaki terör ve terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin kararlarının uygulanması, terörizmin finansmanı suçunun düzenlenmesi ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla malvarlığının dondurulmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçunun yalnızca düzenli, sürekli ve çeşitlilik arzeden ve belli bir organizasyon dahilinde ulusal ve uluslararası boyutta yapılan yardım eylemlerini kapsadığını ileri sürmek imkân dahilinde değildir. Zira; terörizmin finansmanı suçunun belli bir organizasyon dahilinde yoğunluk ve süreklilik arzedecek biçimde işlenmesi hâlinde eylem, niteliğine göre TCK'nın 314 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü yöneticiliği veya aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında kalmaktadır. Benzer şekilde, 6145 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamında belirtilen suçlar arasında, ülkemizin taraf olduğu dokuz adet uluslararası sözleşmede suç olarak düzenlenen fiillerin yanı sıra, terörizm amacıyla işlenen kasten öldürme veya ağır yaralama fiilleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda terör suçu olarak yer verilen fiiller de açıkça sayılmıştır. Bununla birlikte, 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde düzenlenen ve doğrudan terör suçu olarak kabul edilen suçlar arasında TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yer verilmiş olması ve anılan suçun temadi eden niteliği nazara alındığında; silahlı terör örgütü mensuplarına erzak ve yaşam malzemesi temin etme eyleminin, örgüt üyeliği suçunu işlenmesini kolaylaştırdığında tereddüt bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir teröriste veya terör örgütüne yapılan bu nitelikte yardımlar, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü cebri yöntemlerle bozmayı amaçlayan, bu amaç doğrultusunda bombalama, kasten öldürme, ağır yaralama gibi suçlar işleyen terör örgütü mensuplarının faaliyetlerini idame ettirmelerine, bu şekilde mevcudiyetini devam ettiren terör örgütünün de eylem kapasitesini yükseltmesine katkı sağlamaktadır. Buna göre; terör örgütüne veya mensuplarına bilerek ve isteyerek erzak, yaşam malzemesi ve para temin edilmesinin "fon sağlanması" niteliğinde olduğu ve eylemin bu hâliyle, terörizmin finansmanı suçunu oluşturacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 13.02.2018 tarihli ve 692-41 sayılı Kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. IV-) Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay ve bu çerçevede yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 28.06.2016 tarihinde DAEŞ terör örgütü mensubu olan eylemciler ..., ... ve kimliği tespit edilemeyen X şahsın saat 21.20 sıralarında ticari taksi ile Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali gidiş katına geldikleri, ... ve X şahısın saat 21.28 de dış hatlar terminal gidiş katı B giriş kapısından terminale girdikleri, ...’un ise ikinci katta bulunan otopark içerisine girdiği, 317887 ve 338262 sicil numaralı polis memurlarının yaz günü olmasına rağmen üzerinde mont bulunmasından şüphelenmeleri üzerine ...’u takip etmeye başladıkları, 338262 sicil numaralı polis memurunun kontrol amaçlı olarak ...’u durdurması üzerine eylemcinin polis memuruna çantasından çıkardığı otomatik silah ile ateş etmeye başladığı, saat 21:51'de üzerindeki bombayı patlattığı, Dış hatlar terminal gidiş katı B giriş kapısından terminale giren ... ve X şahısın X-rey cihazlarının önünde 2 ayrı noktaya ayrılarak yanlarında bulunan uzun namlulu silahlar ile etrafa ve güvenlik noktalarına ateş etmeye başladıkları, X şahısın pasaport kontrol noktasında bulunan 338555 sicil numaralı ... tarafından vurulduğu, X şahısın yere düştüğü ve yerdeyken 21:52'de üzerinde bulunan bombayı patlattığı, ...'ın ise dış hatlar 2. kattaki yürüyen merdivenleri kullanarak gelen yolcu karşılama salonuna indiği, burada pasaport kontrol ve gümrük geçiş noktasında üzerinde bulunan bombayı saat 21:54'de patlattığı, eylemcilerin olay yerinde öldükleri, gerçekleştirilen saldırı sonucu toplamda 45 vatandaş ve kamu görevlisinin hayatlarını kaybettiği, 142 vatandaş ve kamu görevlisinin yaralandıkları, 22 aracın zarara uğradığı, Devlet Hava Meydanları İşletmelerine ait çok sayıda eşyaya ve ayrıca ... Turizm isimli ... bayiine zarar verildiği, Yapılan çalışmalar sonucu eylemcilerin 03.06.2016 ve 23.06.2016 tarihlerinde eylem için Atatürk Havalimanında keşif yaptıklarının tespit edildiği, yine eylemcilerin İstanbul'da barındıkları evi 27.05.2017 tarihinde kiraladıkları, sanık ...’nin İstanbul'daki Deaş evlerinden sorumlu olduğu halde eylemcileri ise bu evlere yerleştirmeyip İstanbul Fatih’de daha önce DAEŞ tarafından kullanılmamış yeni bir ev kiralanmasına referans olduğu böylelikle eylemcilere yönelik bilgi sızmasını engellediği anlaşılmıştır. V-) Yukarıda belirtilen açıklamalar ve gerçekleşen somut olay muvacehesinde sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan mahkumiyet kararına ilişkin sanık ve müdafinin temyiz istemlerinin; Sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet kararlarına ilişkin sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... hakkında maktul ...'e yönelik nitelikli kasten öldürme suçundan verilen beraat kararlarına ilişkin katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Sanık ...’nin İstanbul ilindeki DAEŞ evleri üzerinde tam bir denetim ve kontrole sahip olduğu ve İstanbul’dan Suriye’ye militan gönderilmesi işini koordine ettiği, eylemciler ..., ... ve X şahısı İstanbul’daki DAEŞ evlerinden birine yerleştirme imkanı olan sanığın faillere daha önce DAEŞ tarafından kullanılmayan bir ev temin ettiği gözetildiğinde, sanığın havalimanı saldırısı faillerinin gerçekleştirecekleri eylemi bildiği ve Türk istihbarat birimlerinin DAEŞ evlerini takip etmeleri ihtimaline binaen bu kişilere DAEŞ mensuplarınca daha önce kullanılmayan bir ev kiralanmasına aracılık ederek eyleme ilişkin bilgi sızmasını önlemesi ve eylemcilerin rahat hazırlık yapmalarına imkan tanıması, DEAŞ silahlı terör örgütünün, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs amacına yönelik olarak vahamet arz eden eylemi gerçekleştirdiği, sanık ...’nin sübutu kabul olunan eyleminin, amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğunun kabulü ile TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan; sanıklar ..., ... ve ...'un ise örgütle organik bağ kurup, hiyerarşik yapısına girdikleri ve süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylem ve faaliyetlerin bulunduğunun kabulü ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetlerine dair kurulan hükümlerde bir isabetsizlik görülmemekle; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun şekilde yapıldığı ve hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıflarının tayin edildiği, incelenen dosya kapsamına göre sanık ...'nın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme; sanıklar ..., ... ve ...'un silahlı terör örgütüne üye olma suçlarının sübutunun kabul edildiği ve bu kapsamda sanıkların savunmalarının inandırıcı gerekçelerle reddedildiği; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... tarafından maktul ...'e yönelik nitelikli kasten öldürme suçunun işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçenin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; sanık ..., sanıklar müdafileri ve katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz istemlerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle mahkumiyete ve beraate ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA, VI-) Sanık ... hakkında 45 kez nitelikli kasten öldürme, 142 kez nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin sanık ve müdafinin temyiz istemlerinin; Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, 45 kez nitelikli kasten öldürme, 142 kez nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin sanıklar ..., ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin; Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin sanık müdafinin temyiz isteminin; Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin sanık ve müdafinin temyiz istemlerinin yapılan incelemesinde; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçlarının mağdurlarının, nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarının mağdurlarından farklı olduğunun anlaşılması nedeniyle tebliğnamede TCK'nın 44. maddesinin tatbik edilmesi yönündeki görüşe iştirak edilmemiştir. 1-Sanık ... bakımından: i-) Sanığın İstanbul'daki DAEŞ evleri üzerinde tam bir denetim ve kontrole sahip olduğu, İstanbul’dan Suriye’ye militan gönderilmesi işini koordine ettiği ve 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eylemini gerçekleştiren DAEŞ terör örgütü mensubu olan eylemcileri İstanbul’daki DAEŞ evlerinden birine yerleştirmeyerek, eyleme ilişkin rahat ve güvenli bir şekilde planlama ve hazırlık yapmaları için daha önce kullanılmayan temiz bir eve yerleşmelerine aracılık ettiğinin tespit edilmesi karşısında; icra hareketlerine başlanmasından itibaren silahlı ve bombalı saldırıyı gerçekleştiren örgüt üyeleriyle birlikte hareket ederek ya da olay esnasında doğrudan sonuca müessir fonksiyon ortaya koyan bir hareketle katılarak fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmaması nedeniyle müşterek fail olarak sorumlu tutulma imkanı bulunmayan ancak araç suçların işlenmesinden önce yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak suretiyle yardım ettiği anlaşılan sanığın eyleminin, TCK'nın 39/2-c maddesi delaletiyle 39/1. maddesi kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, ii-) Uygulamaya göre de; nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından karar verilirken, doğrudan TCK'nın 82. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hatalı uygulama yapılması, 2-Sanık ... bakımından: a-) Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden; Sanık ...’un Pendik İlçesinde ankesörlü telefondan 27.06.2016 ve 28.06.2016 tarihlerinde toplamda 3 defa olmak üzere İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını gerçekleştiren faillerden ...’u arayarak iletişime geçtiği, kullandığı ankesörlü telefon kartının sanığın aracından ele geçirildiği, silahlı ve bombalı saldırı eylemini gerçekleştiren saldırgan ile neden görüştüğüne ilişkin hayatın olağan akışına uygun bir savunma yapamayan ve ele geçen dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemelerde DAEŞ terör örgütü ile ilgili bazı fotoğraflar, marşlar ve dökümanlar bulunduğunun anlaşılması karşısında; 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eyleminin hazırlık, planlama, organizasyon ve icrası aşamalarında yer almayan ve vahim eylem niteliğindeki araç suçlar olan nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarına yardım etme şeklinde şerik olduğu konusunda da mahkumiyetine yeterli şüpheden uzak, kesin bir delil bulunmayan sanığın dosya kapsamına yansıyan eyleminin TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı, örgüt içerisindeki faaliyeti ve yarattığı tehlike de dikkate alındığında hakkaniyete uygun makul oranda alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken suç vasfında düşülen yanılgı ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi, b-) Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçları yönünden; i-) Sanık hakkında 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eyleminin hazırlık, planlama, organizasyon ve icrası aşamalarında yer aldığına ve araç suçlara katıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın atılı suçlardan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, ii-) Uygulamaya göre de; nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından karar verilirken, doğrudan TCK'nın 82. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hatalı uygulama yapılması, 3-Sanıklar ... ve ... bakımından: a-) Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden; i-) Sanıklar ... ve ...’un 17.06.2016-19.06.2016 tarihleri arasında bir araç öncü, diğer araç artçı olacak şekilde iki ayrı araç ile İstanbul’dan olay tarihinde DAEŞ’in etkin olduğu Şanlıurfa ili Akçakale ilçesine tespit edilemeyen bir neden ile gidip geldikleri ve sanıkların bu yolculukları sırasında günlük hayatta kullandıkları GSM hatlarını yanlarında götürmedikleri, sanıkların dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemelerde DAEŞ terör örgütü ile ilgili bazı fotoğraflar, ses kayıtları ve dökümanlar bulunduğunun anlaşılması karşısında; 28/06/2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eyleminin hazırlık, planlama, organizasyon ve icrası aşamalarında yer almayan ve vahim eylem niteliğindeki araç suçlar olan nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarına yardım etme şeklinde şerik oldukları konusunda da mahkumiyetlerine yeterli şüpheden uzak, kesin bir delil bulunmayan sanıkların dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında düşülen yanılgı ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi, ii-) Çelişmeli yargılamanın gereği olarak, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa, sanık yoksa müdafiine verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince hazır olan sanık ...'a son sözü sorulmadan yargılamaya son verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 216/3. maddesine muhalefet edilmesi, b-) Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçları yönünden; i-) Sanıklar hakkında 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eyleminin hazırlık, planlama, organizasyon ve icrası aşamalarında yer aldıklarına ve araç suçlara katıldıklarına ilişkin her türlü şüpheden uzak mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanıkların atılı suçlardan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, ii-) Çelişmeli yargılamanın gereği olarak, hükümden önce son sözün hazır bulunan sanığa, sanık yoksa müdafiine verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince hazır olan sanık ...'a son sözü sorulmadan yargılamaya son verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 216/3. maddesine muhalefet edilmesi, iii-) Uygulamaya göre de; nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından karar verilirken, doğrudan TCK'nın 82. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hatalı uygulama yapılması, 4-Sanık ... bakımından: Sanık ...’in kendisine ait GSM hattının yanı sıra Mohammed Khalıfeh adına kayıtlı olan 0505 (...) (..) (..) numaralı GSM hattını da kullandığı, bu hattın 27.06.2016 tarihinde eylemin faillerinden ...’un kullandığı 0551 (...) (..) (..) numaralı cep telefonu ile birlikte İstanbul Sultançiftliği ilçesinden sinyal verdiği, sanığın ikametinde yapılan aramalarda, yaşadığı binanın ortak alanında ucunda susturucu dişli yuvası bulunan bir adet silah ve çok sayıda merminin ele geçirildiği, sanığın savunmalarında üzerine atılı suçları işlemediğini beyan etmesi karşısında; 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eyleminden haberdar olup, hazırlık, planlama, organizasyon ve icrası aşamalarında yer aldığına, araç suçlara katıldığına ve örgütle organik bağ içine girip sürekli şekilde, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylemlerde bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın üzerine atılı tüm suçlardan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 5-Sanık ... bakımından: a-) Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu yönünden; 27.06.2016 tarihinde sanık ...'in kuzeni olan sanık ...'ın işyerine gittiği, telefonunun şarjının bittiğini söyleyerek sanık ...'ın telefonundan eylemci ...’u aradığı ve Arapça konuştukları, görüşme sonrasında ...’in birisine para vermesi gerektiğini söylemesi üzerine birlikte İstanbul Kağıthane İETT garajı yakınlarındaki BİM market yakınlarına araçla gittikleri, sanık ...’in arabada kaldığı ve verdiği bir miktar paranın sanık ... tarafından daha önce hiç görmediği eylemci ...'a verildiği olayda; 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eyleminden haberdar olduğuna ilişkin somut bir delil bulunmayan, eylemin hazırlık, planlama, organizasyon ve icrası aşamalarında yer almayan, eylemin gerçekleşmesi sırasında ise gerçekleşmeyi engelleyebilecek bir konumda olmayan ve vahim eylem niteliğindeki araç suçlar olan nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarına yardım etme şeklinde şerik olduğu konusunda da mahkumiyetine yeterli şüpheden uzak, kesin bir delil bulunmayan sanığın örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyeliği suçunu işlediğine ilişkin çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk arz eden örgütsel eylem ve faaliyetleri de tespit edilemediği ancak, örgüt mensubu şahıslar ile iletişim kurarken şahsi cep telefonu yerine kuzeni sanık ...’a ait telefonu kullandığı, bu kişilerle olan görüşmelerini Arapça konuşarak gerçekleştirdiği, buna ilişkin savunmasında Suriye’ye giden ismini ... olarak bildiği ancak soyadını bilmediği işçisinin söz konusu parayı borç olarak istediğini, parayı buluştuğu şahıslara ...’e iletmeleri amacıyla verdiğini beyan etmiş ise de; soyadını dahi bilmediği birine tanımadığı bir kişi ile para yollamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve sanığın bu yöndeki savunmalarının inandırıcı bulunmadığı, tüm bu açıklamalar ışığında ...’a örgüt mensubu olduğunu bilerek 1500 dolar karşılığı para verdiği anlaşılan sanığın eyleminin 6415 sayılı Kanun'da düzenlenen terör örgütlerine veya üyelerine fon sağlamak suretiyle terörizmin finansmanı suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında düşülen yanılgı ve yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi, b-) Nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçları yönünden; i-) Sanık hakkında 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eyleminin hazırlık, planlama, organizasyon ve icrası aşamalarında yer aldığına ve araç suçlara katıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak mahkumiyete yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından sanığın atılı suçlardan beraati yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, ii-) Uygulamaya göre de; nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarından karar verilirken, doğrudan TCK'nın 82. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hatalı uygulama yapılması, 6-Sanık ... bakımından: Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanığın, dosya kapsamına yansıyan eylemleri de göz önünde bulundurulduğunda; aşamalardaki savunmalarının aksine, sanık ... tarafından verilen parayı ulaştırdığı eylemci ...’un silahlı terör örgütü üyesi olduğunu bildiği ve sanık ...'in terör örgütüne fon sağladığını bilerek terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, 7-Sanık ... bakımından: Sanık ve müdafinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak Anayasanın 138/1. maddesi hükmü, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurunun ağırlığı bağlamında, sanığın örgüt içindeki konumu, kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği ile faaliyet alanı gözetilerek, dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun adil bir cezaya hükmedilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile teşdidin derecesinde hataya düşülerek fazla ceza tayin edilmesi, Kanuna aykırı, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... ile sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün BOZULMASINA, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın bozma nedenlerine ve tutuklulukta geçirdikleri süre dikkate alınarak TAHLİYELERİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadıkları takdirde DERHAL SALIVERİLMELERİNİN sağlanması için yazı yazılmasına, sanık ...'nin ise nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçlarından bozma nedeni dikkate alınarak tutukluluk halinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde sanık ... hakkındaki tüm suçlar yönünden üye Doç. Dr. ...'ün, sanık ... hakkındaki tüm suçlar ve tahliyesi yönünden üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla, diğer hususlar yönünden ise oy birliğiyle karar verildi. KARŞI OY 1: Sanık ... yönünden: Sanık ...’nin İstanbul ilindeki DAEŞ evleri üzerinde tam bir denetim ve kontrole sahip olduğu ve İstanbul’dan Suriye’ye militan gönderilmesi işini koordine ettiğine ilişkin beyanlar, sanığın soruşturma aşamasında müdafi huzurunda alınan ifadelerinde örgüt üyesi olduğunu kabul etmemekle birlikte örgütün yapısı ve üyelerin faaliyetlerine ilişkin kapsamlı anlatımları, 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eyleminin faillerinin kaldığı evin kiralanmasına aracılık etmesi, kendisine ait olduğunu kabul ettiği Arapça notun içeriği, yine sanıktan ele geçirilen dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemelerde DAEŞ terör örgütü ile ilgili bazı fotoğraflar, ses kayıtları ve dokümanların tespit edilmesi karşısında, olayın failleri ..., ... ve X şahısın 03.06.2016 ile 23.06.2016 tarihlerinde Atatürk Havalimanında yaptıkları keşiflerde yalnız olmaları, faillerin olay günü olay yerine yalnız gelmeleri, eylemde kullanılan mühimmatların sanık tarafından temin edildiğine ya da silahlı ve bombalı saldırı fiilinin faillerine yardım kabul edilebilecek bir davranışta bulunduklarına ilişkin bir delilin dosya kapsamında bulunmaması dikkate alındığında, faillerin kaldıkları evin kiralanmasına aracılık etmesi şeklindeki fiilinin 28.06.2016 tarihinde Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen silahlı ve bombalı saldırı eylemini sanığın bildiği, hazırlık, planlama, organizasyon ve icrası aşamalarında yer aldığı ve vahim eylem niteliğindeki araç suçlar olan nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme suçlarına müşterek fail ya da yardım eden sıfatıyla katıldığını her türlü şüpheden uzak, kesin bir şekilde ispatlamaya yeterli olmadığı ve sanığın eylemlerinin kül halinde TCK'nın 314/2. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağının kabul edilmesi gerektiği kanaati ile sanık ...'nin nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçlarından yardım eden olarak ve bu vahim eylemler nedeniyle Anayasal düzeni kaldırmaya teşebbüs etme suçundan cezalandırılmasına dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum. KARŞI OY 2: Sanık ... yönünden: Sanık ...’un eylemin gerçekleştirilmesinden bir gün önce Pendik ilçesinde ankesörlü telefondan 27.06.2016 tarihinde 2 kez ve eylemin gerçekleştirildiği 28.06.2016 tarihinde ise en son saat 15:01'de 1 kez olmak üzere toplamda 3 defa İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını gerçekleştiren faillerden ...’u arayarak iletişime geçtiği, kullandığı ankesörlü telefon kartının kendi aracından ele geçirildiği, silahlı ve bombalı saldırı eylemini gerçekleştiren saldırgan ile neden görüştüğüne ilişkin beyanında "yurt dışını arayacağını söyleyen tanımadığı bir kişiye ankesörlü kartını verdiği" şeklindeki savunmasının iki gün arda arda tanımadığı bir kişiye telefon kartı vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, yine sanığın telefonunun eylemin gerçekleştirildiği 28.06.2016 tarihinde gece geç saatlere kadar saldırının meydana geldiği Atatürk Havalimanı'nın bulunduğu Bakırköy'den sinyal verdiği, sanığın ele geçen dijital materyalleri üzerinde yapılan incelemelerde DAEŞ terör örgütü ile ilgili bazı fotoğraflar, marşlar ve dökümanlar tespit edildiği hususlara nazara alındığında; DAEŞ terör örgütü üyesi olan sanığın düzenlenecek saldırıdan haberdar olduğu ve yapılan iş bölümü gereği eylemcilerin saldırıdan canlı kurtulmaları halinde onları güvenli bölgeye nakletmeye çalışacağı hususu sabit olduğundan, sanığın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan müşterek fail; nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçlarından ise TCK'nın 39. madde uyarınca yardım eden sıfatı ile cezalandırılması karar verilmesi gerektiğinde; sanığın TCK'nın 37/1. maddesi delaletiyle TCK'nın 309. madde uyarınca verilen mahkumiyet kararının onanmasına, TCK'nı 39/1. maddesi delaletiyle nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçlarından cezalandırılması için bozma ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan sanığın silahlı terör örgütü üyesi olarak cezalandırılması ve nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etme, nitelikli mala zarar verme ve nitelikli kamu malına zarar verme suçlarından ise beraat kararı verilmesi gerektiğine dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum.