Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 9/1/2017 ve 20/3/2017 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Yapılan incelemede sonunda; 2017/18559 numaralı bireysel başvuru dosyasının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/7858 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, 2017/18559 numaralı bireysel başvuru dosyasının esasının kapatılmasına, incelemenin 2017/7858 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine 8/10/2018 tarihinde karar verilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyet haricindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu şikâyet yönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350). Başvurucu, en son İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmıştır. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin 16/7/2016 tarihli kararı ile -İstanbul Anadolu Adliyesinde Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olan- başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, HSYK Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiştir. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından 17/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde Başsavcılıkta ifade vermiştir. Başvurucu özetle FETÖ/PDY ile herhangi bir bağlantısının olmadığını ifade etmiştir. İddianamede yer verilen Savcılık ifadesinde başvurucu özetle Bursa Anadolu İmam Hatip Lisesinde okurken 28 Şubat süreci nedeniyle İnegöl Lisesine geçiş yaptığını ve İnegöl Lisesinden mezun olduğunu, İnegöl'de okuduğu sırada ailesi ile birlikte kendi evlerinde kaldığını, Bursa'da okuduğu yıllarda ise dayısının yanında kaldığını, ilkokuldayken ve üniversiteye hazırlanırken İnegöl'de bulunan bir dershaneye gittiğini ve bu dershanenin örgütle bağlantısının olmadığını, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu, üniversite yıllarında İçerenköy'de kiraladıkları evde üç arkadaşıyla birlikte kaldığını, hâkimlik ve savcılık sınavına ailesinin yanında, İnegöl'de bulunan evlerinde ve kendi imkânlarıyla hazırlandığını, akademi eğitimi sırasında sınıf temsilciliği ya da Albüm Kurulu üyeliği yapmadığını, eşinin hâkim olduğunu, herhangi bir dergi veya gazeteye aboneliğinin bulunmadığını, FETÖ/PDY'ye ait herhangi bir banka ya da finans kuruluşuyla ilgisi olmadığını, askerî okulda okumadığını, askerî birim veya akademilerde yüksek lisans yapmadığını, Kur'a Kararnamesi ile Van'ın Çatak ilçesine 30/1/2007'de hâkim olarak atandığını, 2009 Yaz Kararnamesi ile Muğla'nın Ula ilçesine hâkim olarak atandığını, 2011 yılında eşi ile evlenince eş birleştirmesi yapıldığını ve kendisinin savcı, eşinin de hâkim olarak atandığını, 2014 Yaz Kararnamesi ile Bilecik'e atandıklarını, 2016 Yaz Kararnamesi ile de İstanbul Anadolu Adliyesine atandıklarını, 12/7/2016 tarihinde Anadolu Adliyesinde göreve başladıklarını, yukarıda belirttiği görev yerlerine tercih listeleri dâhilinde atandıklarını ancak bu görev yerlerinin de iddialı ilçelerden olmadığını, son atamada da Anadolu Adliyesi tercihinde bulunmadıklarını, buraya resen atandıklarını, kendisi ya da eşinin unvanlı bir görev talep etmediklerini, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde kamu hukuku alanında yüksek lisansa başladığını ancak bu eğitimi tamamlamadığını, FETÖ/PDY'nin hiçbir faaliyetine ve yurt içi ya da yurt dışıgezilerine katılmadığını, örgüte ait evlerde veya yurtlarda kalmadığı gibi buralarda yapıldığı söylenen sohbet toplantılarına da kesinlikle katılmadığını, 2014 yılındaki HSYK seçimlerinde Bilecik'te görevli olduğunu, oy kullandıklarını ve sandık mahallinde bulunduklarını, herhangi bir adayın müşahitliğini yapmadığını, Bilecik Adliyesindeki oylama sırasında kimsenin kamerayla çekim yapmadığını ancak başka yerlerde çekim yapıldığını sonradan duyduğunu,seçim çalışmaları için Bilecik Adliyesine Bakanlıktan iki heyet geldiğini, ayrıca bir de Yargıçlar ve Savcılar Birliği üyesinin geldiğini ve mesleki nezaket gereği arkadaşının odasında karşılaştığı için bu üyeyle konuştuklarını, bunun dışında herhangi bir adayın temsilcisini Adliyede gezdirip ona eşlik etmediğini, özel yetkili mahkemelerde çalışmadığını, darbe girişiminin olduğu 15/7/2016 akşamı saat 30'a kadar eşiyle birlikte Adliyede görevlerinin başında olduklarını, sonrasında İnegöl'deki ailesinin yanına gitmek üzere yola çıktıklarını ve trafik yoğunluğundan saat 30 sıralarında annesinin evine ulaştıklarını, saat 00 gibi televizyonu açtığında darbe girişimine ilişkin haberleri öğrendiğini, ortak Whatsapp grubuna Başsavcının mesaj atıp savcıları göreve çağırdığını -kendisi henüz gruba dâhil olmadığı için- sonradan öğrendiğini, açığa alınanların internette listesi olduğu ve gözaltı kararı çıktığı yönünde haberlerin yayıldığını ancak İstanbul Anadolu Adliyesi için böyle bir haber olmadığını, ertesi gün -pazartesi ve salı günü eşinin duruşmaları olduğundan- yola çıkıp İstanbul'a geldiklerini ve Anadolu Adliyesindeki bir kısım hâkim ve savcı için de gözaltı kararı verildiğini öğrendiklerini, bir süre evde beklediklerini ancak kimse gelmeyince saat 30 sıralarında Adliyeye gittiklerini ve orada gözaltına alındıklarını, darbe olacağına dair hiç kimseden bir haber almadıklarını ya da böyle bir ima yapan olmadığını, darbe sonrasında kendisine herhangi bir görev verileceği yönünde teklifte bulunulmadığını, Amerika Birleşik Devletleri'ne hiç gitmediğini, Fettullah Gülen'i hiç görmediğini, Fettullah Gülen'den ya da FETÖ'ye mensup herhangi bir kişiden doğrudan veya dolaylı herhangi bir talep almadığını, darbeyi gerçekleştiren kişilerle doğrudan ya da dolaylı hiçbir bağlantısı veya iş birliğinin olmadığını, Bilecik Adliyesinde çalıştığı dönemde H.T. isimli savcının kendisi hakkında cemaatçi olduğu yönünde söylenti çıkardığını ağır ceza reisliğine son verilirken Ağır Ceza Başkanı H.İ.A.nın söylediğini, Cumhuriyet Savcısı H.T.nin kendisi ve eşi hakkında eşi ye "Siz H.İ. Bey'le çok samimiydiniz." şeklinde sözler söylediğini, H.T.nin kendileri hakkında "Bunlar Platform'a oy vermedi, karşı tarafa oy verdi." şeklinde konuştuğunu yine aynı atamada Cumhuriyet Başsavcılığından alınan K.Y.nin kendisine söylediğini, dolayısıyla muhtemelen savcı H.T.nin haksız yere kendilerini cemaatçilikle suçladığını ve bunu Ankara'da da söylemiş olabileceğini, kanaatince ihraç listesine girmelerinin nedeninin de bu olduğunu, FETÖ/PDY'yle hiçbir bağlantıları olmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir. Savcılık, başvurucuyu anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanması istemiyle 21/7/2016 tarihinde İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliğinde 21/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu sorgudaki ifadesinde, önceki beyanlarına benzer şekilde beyanda bulunmuş ve suçlamaları kabul etmemiştir. İstanbul Anadolu Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve terör örgütüne üye olma suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Süpheliler ... [A.K.] ... haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma ve Anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs suçundan dolayı yürütülen soruşturmada HSYK'nın, 16/7/2006 tarihinde şüpheliler aleyhinde vermiş olduğu açığa alma kararı, İstanbul Anadolu Başsavcılığı'na yazılan aynı tarihli müzekkere dikkate alındığında şüpheliler aleyhinde kuvvetli suç şüphesi olarak kabul edilebilecek somut deliller bulunduğu, 2802 Sayılı Yasa'nın 5/ maddesine göre HSYK'nın Hakim ve Savcılar üzerinde denetim ve gözetim hakkının bulunduğu, bu kapsamda Hakim ve Savcılarla ilgili tüm bilgi ve belgelerin HSYK'da toplandığı, HSYK'nın uzun süredir Fetullahçı Terör Örgütü olarak bilinen Paralel Devlet Yapılanması'nın yargı teşkilatını oluşturduğu iddia olunan hâkim ve savcılar ile ilgili olarak esaslı bir çalışma yaptığının bilindiği, 15/7/2016 günü Paralel Devlet Yapılanması'nın askeri gücü tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan ve adli makamlara intikal etmiş olan söz konusu eylem nedeni ile HSYK'nın bu yapının yargı organını oluşturduğu iddia edilen şüpheli hakim ve savcılar ile ilgili olarak açığa alma kararı verdiği, söz konusu karar, bu aşamada kesin ve bağlayıcı olmasa da soruşturma aşamasında şüpheye dayalı olarak tedbir niteliğinde karar verici makam olan hakimliğimizce kuvvetli suç şüphesi olarak kabul edilebilecek somut bir delil olarak kabul edildiği, Anayasamızın 159/ maddesi gereğince mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulan ve görev yapan devletin resmi kurumu HSYK'nın, böylesine önemli bir suçlamada, ad çekme suretiyle veya başka bir yöntemle bu isimleri belirlemiş olamayacağı, bu itibarla yaşanılan olayın vahameti de dikkate alındığında hâkimliğimizde oluşan şüphenin haklı ve makul olduğu, şüphelilere yüklenen suçun kapsamı ve içeriği ile verilmesi muhtemel ceza miktarının yüksekliğine binaen şüphelilerin kaçma ve delilleri karartma şüphesi altında olduklarının CMK'nın 100/3-a. maddesine istinaden somut olarak varsayıldığı, soruşturma konusu işin önemi ve tolumda yarattığı tepki dikkate alındığındaadli kontrol uygulamasının dosya kapsam ve içeriği ile uyumlu olmayacağı kanaatine varılmakla şüphelilerin CMK'nın maddesi gereğince ayrı ayrı tutuklanmalarına... [karar verildi.]" Başvurucunun tutuklama kararına 20/7/2016 tarihinde yaptığı itiraz reddedilmiştir. Başsavcılık, başvurucu hakkındaki soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğini belirterek yetkisizlik kararı vermiştir. Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 7/11/2016 tarihinde başvurucunun tutukluluk durumunu incelemiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 2/12/2016 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu 9/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kanun değişikliği nedeniyle soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesi gerektiğini belirterek karşı yetkisizlik kararı vermiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 20/2/2017 tarihinde mevcut delil durumunu nazara alarak başvurucunun tahliyesine ve başvurucu hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Başsavcılık 3/1/2018 tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere, sonrasında başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir. Savcılık, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer almak suretiyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini iddia etmiştir. İddianamede, suçlamaya esas alınan olgular özetle şöyledir:i. HSYK'nın 16/7/2016 tarihli kararı ile başvurucunun görevinden uzaklaştırıldığı,24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilmiştir. ii. FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle haklarında soruşturma açılan bir kısım HSYK müfettişinin başvurucuya verdikleri değerlendirme notlarına yer verilerek söz konusu notların objektif kriterlerden ve yerleşik uygulamalardan uzak, örgütsel amaç ve politikalar doğrultusunda şüphelinin parlatılmasını, hakkındaki olumsuz düşüncelerin bertaraf edilmesini ve gelecekte önemli görevlere getirilmesini sağlama amacına matuf ve örgütsel bağlılık ile dayanışmanın göstergesi olduğu ileri sürülmüştür.iii. Başvurucunun hâkim olarak yargılamasını yaptığı bir kısım davada FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilen şirket ya da kişiler lehine sonuç doğuracak şekilde kararlar verdiğine yönelik HSYK'ya yapılan şikâyetler ve yürütülen idari soruşturmalara yer verilmiştir. İddianamede yer verilen bilgilere göre bu şikâyetlerin bir kısmıyla ilgili olarak işleme konulmama kararları verildiği, bir kısmının başka dosyaya konu şikâyetle aynı olması nedeniyle ilgili dosya ile birleştirilmesine ya da yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.iv. Başvurucunun adına kayıtlı olan ve kendisinin kullandığı belirtilen telefon hattına ilişkin olarak yapılan inceleme sonunda başvurucunun 15 Temmuz ve sonrasında yoğun olarak yaptığı görüşmelere yer verilerek başvurucunun haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma bulunan kişilerle çok sayıda görüşme yaptığı belirtilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 24/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve Mahkemenin E.2018/8 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 11/4/2019 tarihinde yaptığı ilk duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:"Ben eski bir Cumhuriyet savcısıyım, en son Bilecik Savcısıyken 2016 yaz kararnamesiyle Anadolu Başsavcılığında göreve başlamıştım, daha sonra HSYK'nın kararıyla meslekten çıkartıldım, ihraç oldum, ben iddialara 2 numaralı iddiadan başlamak istiyorum, HTS analiz raporunda çok sayıda Fetö şüphelisiyle görüşme kaydım olduğundan bahsediyor, bunların 17'si kamu personelidir, 17 kişinin 11'i hakim savcı, birisi G.U. Bilecikteki soruşturma katibim, birisi infaz koruma memuru 6 görüşme, Bilecik Çarşı Karakol Amirliğinde görevli komiser yardımcısıyla 6 görüşme, yine aynı karakoldaki komiserle 6 görüşme, bu görüşmelerin hepsi 2 yıllık sürede yapılan görüşmeler ve soruşturmalarla yaptığım görüşmeler, Z. Afyon KOM'da görevli polis memurudur, 2013 yılında takipli bir dosyada beraber çalışmıştık, bu tarihten sonra da bayramlarda ve kandillerde atılan mesajlara döndüm, 11 kişilik hakim savcılardan 7'siyle bir fiil beraber çalıştık, meslekte birlikte çalıştığım için yapmış olduğum görüşmelerdir, ben yazılı savunmamda bunları detaylı olarak anlattım, 2009 yılında ben Çatak hakimliğinden 2010 yılında Ula hakimliğine tayin oldum, akabinde eş birleştirmesiyle Bolvadin Savcılığına atandım, arkamızdan gelen müfettiş 74 vermiş, her ne kadar 74 puanla parlatıldığım iddia edilmişse de 74 puanla bir insan parlatılmaz, aksine ismi çizilir, 1 yıl sonraki denetimde Bolvadin'e 3 tane müfettiş geldi, çalıştığım ve şu an ihraç olan savcılardan birine 82 verdiler, diğer arkadaşa 79 verdiler, o zamandan bu zamana kadar HSYK müfettişi ve halen görevdeler, adliyede çalışan savcılardan en düşük puanı bana verdiler, ağır ceza üyelerinden biri 82 aldı, ihraç edildi, ben parlatılacak olsam neden düşük not alayım. 77 aldığım süreç ve devamında basit bir olay nedeniyle soruşturma geçirdim, o dönemim HSYK'sı oy birliğiyle soruşturma izni verdi, HSYK Dairesindeki H.S. ve A.A.nın ceza verilsin yönündeki muhalefet şerhlerine rağmen ceza verilmedi, bu bile sicilime olumsuz etkisi oldu. Her ne kadar ihraç kararında Ankara Başsavcılığının bahsedilen dosyası şu an önünüzde bulunan dosyadır, iltisaka dair bile bir delil yoktur, aldığım notlar ortadadır, bugüne kadar en az 6 müfettiş gördüm, teftişime gelen bütün müfettişler Fetö'den ihraç oldular, meslek içi eğitim haricinde herhangi bir eğitime sempozyuma katılmadım, sosyal medyada herhangi bir paylaşımda dahi bulunmadım, açığa alma listesi gerekçe gösterilerek tutuklandım, tutuklanmam gerekçe gösterilerek de ihraç oldum.FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bugüne kadar hiç bir irtibatım olmadı, içerisinde bulunmadım, evlerinde yurtlarında kalmadım, Bank Asya'ya para yatırmadım, gazete dergi aboneliğim olmadı, hiç bir şekilde himmet vermedim.Ben de en küçük bir sıkıntı olmuş olsaydım, eşim ilk önce açığa alındı, sonra mesleğine geri döndü, şu anda Nilüfer'de lojmanlarda ikamet ediyoruz, bir de HTS raporunda yurtdışı arama diye bir ibare var, benim numaram ... dir, iddianamede yurtdışından mesaj alınan ve aranan numara olarak ... numarası yazılmıştır [farklı bir numara yazıldığını ifade ediyor], sehven başka dosyadan rapor hazırlanırken kopyala yapıştır olduğunu düşünüyorum, bu numara google uygulamasında Anadolu Savcısı A.O.K. adına kayıtlıdır ......Kimse yok mu derneğine herhangi bir yardımda bulunmadım, telefonlarımıza bir sürü yerden farklı mesajlar gelmektedir, ben onlara mesaj göndermedim ..." Mahkeme aynı duruşmada iddianamede yer verilen ve taraflarınca başvurucu hakkında şikâyette bulunulduğu anlaşılan yargılama dosyalarının Afyonkarahisar ve Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılıklarından istenmesine karar vermiştir. Mahkeme, sonraki duruşmalarda Afyonkarahisar ve Bolvadin Cumhuriyet Başsavcılıklarından gelen dosyalarla ilgili olarak başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle kendisine sorulan dosyalarda görevi gereği katıldığı yargılama faaliyetlerinin söz konusu olduğunu, herhangi bir şekilde taraflı davranmadığını, HSYK'nın bu şikâyetlerle ilgili olarak işleme konulmama kararı verdiğini, sadece FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu iddiasıyla ilgili olarak işlem yapıldığını ifade ederek suçlamaları kabul etmemiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39)başvurusu hakkında verilen karar.