Başvuru, Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin kararı üzerine yapılan yeniden yargılamada ihlal kararına uygun karar verilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin kararı üzerine yapılan yeniden yargılamada ihlal kararına uygun karar verilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/1/2020 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:A. Olayın Arka Planı Başvurucu, hisseli olarak malik olduğu Bursa ili Nilüfer ilçesi Ertuğrul Mahallesi'nde kâin 4863 ada, 1 parsel sayılı taşınmazını da kapsayan alanda yol yapılmak suretiyle taşınmazına el atıldığından bahisle 8/7/2011 tarihinde Bursa Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açmıştır. Yapılan yargılama sonunda Asliye Hukuk Mahkemesi 12/5/2015 tarihli kararıyla, davanın kısmen kabulü ile taşınmazda başvurucunun hissesine tekabül eden 935,69 m²den (98/1205 pay) stabilize yol yapılmak suretiyle fiilen el atılan kısmında hissesine düşen 45,07 m² için 182 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte kendisine ödenmesine, dava konusu taşınmazın fiilî el atmaya konu 45,07 m² kısmının başvurucu adına tapudaki kaydının yol olarak iptaline, fiilen el atılmayan hukuki el atmaya konu bölüme ilişkin olarak ise idari yargıda dava açılması gerektiğinden yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddine karar vermiştir. Mezkûr karar üzerine başvurucu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 000 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının adli yargıda ilk davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle Bursa İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme 31/10/2016 tarihli kararla yasal düzenleme uyarınca bu aşamada uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine hukuken yer olmadığına karar vermiştir. Kararda, 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na birtakım hükümler eklendiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık sürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici madde gereğince bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Taraflarca bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 28/2/2017 tarihli kararıyla reddedilmiş ve karar bu şekilde kesinleşmiştir.B. Anayasa Mahkemesine Yapılan Bireysel Başvuru Başvurucu 21/4/2017 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Bireysel başvuru formunda; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyle taşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmiştir. Başvurucu, taşınmazının kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ifade etmiştir. Başvurucu, bunun yanında dava sürecinde yapılan yasal değişikliklerin geriye yürütülmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi 29/11/2018 tarihinde başvuruyu birleştirilen başvuru (B. No: 2016/62285) üzerinden karara bağlamıştır. Anılan kararda, başvurucuya ait taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasına rağmen beş yılı aşkın bir süreden beri kamulaştırılmadığı ve kendilerine herhangi bir tazminat da ödenmediği dikkate alındığında Hüseyin Ünal (B. No: 2017/24715, 20/9/2018) kararında yer alan ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varılmış ve başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir. Ayriyeten kararın bir örneği mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemeye gönderilmiştir. İhlal Kararından Sonraki Süreç İhlal kararı sonrasında Mahkemece yeniden yargılama yapılmıştır. Mahkeme yeniden yargılaması sonucunda 20/6/2019 tarihli kararıyla bu kez davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, somut olayda dava konusu taşınmazın ilk olarak 21/4/1999 tarihinde onaylanan 1/000 ölçekli metro kuzeyi uygulama imar planı kapsamında spor alanında kaldığı ve umumi hizmetlere/resmî kurumlara ayrıldığı, daha sonra da Bursa Büyükşehir Belediye Meclisinin 17/7/2008 tarihli kararı ile onaylı 1/000 ölçekli nâzım imar planında spor tesisleri alanı olarak ayrıldığı, başvurucunun ise taşınmaza 25/4/2011 tarihli satış işlemi ile malik olduğu hatırlatılmıştır. Kararda, esasen başvurucunun taşınmazı edindiği tarih itibarıyla taşınmaz için kısıtlılık durumunun mevcut olduğu, ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararında belirtilen mülkiyet hakkının geçmişte belirli bir süre engellenme durumunun eski malikler açısından gerçekleşmesine karşın 25/4/2011 tarihli satış işlemi sonucu mülkiyet sahibi olan başvurucu açısından kısıtlılık hâlinden kaynaklanan ve tazminatı gerektirir mağduriyetinin, mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanması durumunun gerçekleşmediği belirtilmiştir. Karar gerekçesinde ayrıca Danıştay Altıncı Dairesinin 30/6/2015 tarihli ilamına da atıf yapılmıştır. Başvurucu bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde önceki aşamalarda ileri sürdüğü iddiaları tekrarlamakla birlikte Anayasa Mahkemesi kararının yok sayıldığını ifade etmiştir. Bölge İdare Mahkemesi 29/11/2019 tarihli kararıyla, Mahkemenin kararında kanunda sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar vermiştir. Nihai karar 13/12/2019 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-