4. Hukuk Dairesi 2023/6739 E. , 2023/10192 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/336 E., 2020/266 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece kararın bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar…
**4. Hukuk Dairesi 2023/6739 E. , 2023/10192 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/336 E., 2020/266 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairece kararın bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Sultanbeyli Devlet Hastanesinde ortopedi doktoru olarak görev yaptığını, dava dışı ... isimli hastanın ameliyatının davalı tarafından yapıldığını, operasyon sonrasında dava dışı hastanın ikinci kez başka bir yerde daha ameliyat edildiğini ve sağ kolundaki ulnar sinirde kesi olduğunun fark edildiğini, hasta ve yakını tarafından İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 2009/829 esas sayılı dosyası üzerinden davacı idare aleyhine tazminat davası açıldığını, dava sonucunda hükmedilen tazminatın hak sahiplerine davacı idare tarafından ödendiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ödenen bedel olan 65.664,00 TL'nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizle birlikte rücuen tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının uyguladığı tedavi ve operasyonda herhangi bir kusur veya ihmalinin bulunmadığını, olayda davacı idarenin ve hastanın ayrıca bir kusuru olup olmadığının da irdelenmesi gerektiğini beyan ederek kusur durumunun tekrar belirlenmesi ile birlikte davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2015 tarih, 2014/247 esas, 2015/469 karar sayılı kararı ile; idare mahkemesinde görülen davanın kesinleştiği, bu nedenle idare mahkemesince alınan kusura ilişkin raporun hükme esas alınması gerektiği, İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 2009/829 esas ve 2013/481 karar sayılı dosyasında alınan Ali Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesi'nin raporuna göre davalı doktorun rücuya konu eylemde kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 65.664,00 TL'nin ödeme tarihi olan 21.06.2013 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Dairenin 08.05.2018 tarih, 2016/9448 esas, 2018/3900 karar sayılı ilamı ile; "...Dosyanın incelenmesinde; İstanbul 7. İdare Mahkemesinin 2009/829 esas ve 2013/481 karar sayılı dosyasında, ... ve ...tarafından davalı ... aleyhine, ...'in sağ kolundaki rahatsızlık nedeniyle Aralık 2007 ayında başvurmuş olduğu Sultanbeyli Devlet Hastanesinde hatalı tedavi uygulandığı iddiası ile ve hizmet kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açıldığı, davalı ...'nın davalı Bakanlık yanında müdahil olarak davaya katıldığı, yargılama sırasında alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre, doktor ...'nın hasta ... ile ilgili ameliyatında ulnar sinir kesisini fark ederek tedavi yapmış olsaydı, kesiye bağlı olarak ortaya çıkacak hasarın daha hafif olacağını ve ikinci ameliyatın gecikmeyeceği, bu nedenle doktorun olayda dikkat ve özen eksikliğinin bulunduğu belirtilerek, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Danıştay 15. Dairesi tarafından yapılan incelemesi sonucunda onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.Dava rücuen tazminat istemine ilişkin olup, zararın doğmasına neden olduğu iddia edilen davalı doktor, ancak kendi kusuruna isabet eden miktardan sorumludur. Davalının mahkemece takdir edilen zararın tamamından sorumlu tutulması doğru görülmemiş, davalının somut olaydaki kusur ve sorumluluk durumunun uzman bilirkişiden alınacak rapora göre belirlenmesinin ardından varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile davalının sorumluluğuna karar verilmiş olması nedeniyle hükmün bozulması gerekmiştir. Bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 07.10.2019 tarihli 2019/4618 sayılı raporda davaya konu olayda davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olmadığı, söz konusu eksikliğin kişide oluşan zarar üzerine etkisinin 4/8 oranında olduğunun belirlendiği, düzenlenen raporun somut olay örgüsüyle örtüşmesi ve Yargıtay denetimine açık olması nedeniyle hükme esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve 32.832,00 TL tazminat bedelinin ödeme tarihi 21.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kısmen kabul kararının yerinde olmadığını, davanın tam kabulü gerektiğini, davacının kusurunun olmamasına rağmen davalının hizmetindeki kişisel kusuru ve mesleğinde göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle davaya kendi kusuru ile sebep olduğunu, bu nedenle fazladan ödeme yapıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafa Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvurması için 2 aylık süre verilmesi ve neticesine göre davanın devamına karar verilmesi gerekirken esasa yönelik karar verilmesinin yerinde olmadığını, davaya konu olayın komplikasyon olduğu ve davalı doktorun kusurunun bulunmadığının sabit olduğunu, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun hatalı olduğunu, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan yeni bir rapor alınması gerektiğini, raporun eksik inceleme ile hazırlandığını, davaya konu olayda asıl kusurun davalının önerdiği tedaviye devam etmeyen hastada olduğunu, davalının dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareketinin bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacının Sultanbeyli Devlet Hastanesinde görevli doktor olan davalının dava dışı hasta ... isimli hastaya hatalı tedavi uyguladığı iddiasıyla ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir. Dosya kapsamından, davalı doktor ...'nın Sultanbeyli Devlet Hastanesinde doktor olduğu, dava dışı ... isimli hasta ve eşi tarafından, dava dışı hasta ...'e uygulanan tıbbi işlemlerde hizmet kusuru olduğundan bahisle ... aleyhine İstanbul 7. İdare Mahkemesinde 2009/829 esas 2013/481 karar sayılı dosyası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği, eldeki davanın anılan karar gereği ödenen bedelin davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kurulu'na başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekir. 2. Bozma nedenine ve şekline göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, temyiz edilen kararın resen BOZULMASINA, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple, davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.