8. Hukuk Dairesi 2023/3253 E. , 2024/8036 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2765 E., 2023/687 K. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA DAVA TARİHİ : 24.06.2020 KARAR : İstinaf başvurusunun 600 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/140 E., 2021/255 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahk
**8. Hukuk Dairesi 2023/3253 E. , 2024/8036 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2765 E., 2023/687 K. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA DAVA TARİHİ : 24.06.2020 KARAR : İstinaf başvurusunun 600 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2020/140 E., 2021/255 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ... ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede 3116 sayılı Orman Kanunu Hükümlerine göre yapılan ve 06.10.1950 tarihli Resmî Gazete'de ilan edilerek kesinleşen orman tahdit uygulaması, 1976 tarihinde yapılan tesis kadastrosu çalışması, 17.05.1977 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci madde çalışması, 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre yapılıp 01.04.2004 tarihinde ilan edilerek kesinleşen sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu, aplikasyon ve 2/B çalışması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Ek-4 üncü maddesi gereğince yapılıp 21.06.2010 tarihinde ilan edilerek kesinleşen kullanım kadastrosu çalışması ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/A ve Geçici 8 inci maddesi gereğince 2019 yılında yapılan kadastro çalışmaları bulunmakta olup, 2019 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8 nci maddesi gereğince yapılan çalışmada dava konusu İstanbul ili Şile ilçesi Yaka Mahallesi, Gulugeyin Mevki, 1816 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla ve 9,672.84 m2 yüzölçümü ile, İstanbul ili Şile ilçesi Yaka Mahallesi, Kışla Tarla Mevki, 1810 ada 1 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfıyla ve 4,513.11 m2 yüzölçümü ile davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; İstanbul, Şile ilçesi Yaka Mahallesi 1810 ada 1 parsel ve 1816 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit gördüğünü, uydu görüntülerinden geçmişe dönük yapılan incelemelerde 3402 sayılı Kadastro Kanununda belirtilen çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıl dan beri malik sıfatıyla zilyetlik şartına esas kullanıma rastlanılmadığını, zilyetlik şartlarının oluşmadığını, davalılar adına yapılan tespitin iptal edilerek Hazine adına tespiti ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar cevap dilekçelerinde özetle davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazların 766 sayılı Kanun kapsamında 1976 yılında yapılan ilk tapulama çalışmaları sırasında çalışma alanı sınırları içinde orman olduğu gerekçesiyle tespit dışı bırakıldıkları, 1977 yılında ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosu ve eski tahdidin aplikasyonu çalışması sonucunda ise orman sayılmayan alanda gösterildiklerinin anlaşıldığı, bilirkişi raporunda 1984, 2006 ve 2013 yılına ait hava fotoğraflarının incelenmesi sonucunda taşınmazların boş ve tarımsal üretimde kullanılmıyor vaziyette olduklarının bildirildiği, keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıklar taşınmazların evvelden beri davalılar tarafından arpa, buğday ve yulaf ekilmek suretiyle kullanıldığını söylemişlerse de resmi belge niteliğinde olan hava fotoğrafları ile örtüşmeyen beyanlarına itibar edilmediği, davalıların 1816 ada 1 parsel hakkında dayandıkları 1938 yılı 141 tahrir nolu vergi kaydının keşifte uygulandığı, vergi kaydının miktarının 18 ar olduğu ve miktar bakımından taşınmaza uymadığı, tanıklarca Aşır Sarı'nın eskiden kullandığı taşınmaz olarak gösterilen yer dikkate alındığında da vergi kaydının dava konusu taşınmazın bir bölümünü kapsamakta olduğunun ispatlanamadığı, vergi kaydına değer verilebilmesi için zilyetlikle birleşmesi gerekli olduğu, hava fotoğraflarının değerlendirilmesinden dava konusu taşınmazlarda en az 40 yıllık bir süredir zilyetliğin bulunmadığı, zilyetlik terk koşullarının oluştuğu, tespit tarihine kadar 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde belirtilen 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile; asıl dosyada dava konusu İstanbul ili Şile ilçesi Yaka Mahallesi, Kışla Tarla Mevkii 1810 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın kadastro tutanağında yazılı nitelik ve yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen dosyada dava konusu İstanbul ili Şile ilçesi Yaka Mahallesi, Gulugeyin Mevkii 1816 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın kadastro tutanağında yazılı nitelik ve yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükme karşı davalı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmaz başında yapılan keşifte, hakim gözlemi olarak dava konusu 1810 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kısmen yulaf ekili olduğu, kısmen de otsu bitkilerle kaplı olduğu, 1816 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise ince otsu bitkilerle kaplı olduğunun gözlemlendiği, mahkemece yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan 05.07.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunun yapılan incelemesinde, dava konusu taşınmazların 1940, 1984, 2006 ve 2013 hava fotoğraflarında tarımsal üretimde kullanılmadığının rapor edildiği, ayrıca bilirkişi raporunda yer alan orman tahdit haritasına göre dava konusu her iki taşınmazın da dört tarafının orman ile çevrili olduğu ve taşınmazların miktar itibariyle 6831 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi gereğince orman içi açıklık niteliğinde bulunduğu, orman içi açıklık alanların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, davalı tarafça Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davaya konu taşınmazların tahrir belgesinde belirtildiği üzere murisleri tarafınca 09.08.1038 tarihinden beri tarım arazisi olarak kullanıldığı, murislerinin vefatından sonra taşınmazın tarım arazisi olarak ayrı ayrı 1/2 şer hisse nispetinde nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, taşınmazların halen kullanıldığı ve fiilen 40 yılı aşkın hak sahibi olarak tarım arazisi olarak kullanıldıkları, tarım ürünleri ekilerek ürün alındığı, bu taşınmazlara ait 29.05.1998 tarihinde Şile Belediye Başkanlığı emlak servisine beyan vererek her iki taşınmazın taraflarınca tarım arazisi olarak kullandıklarını belgelendirdikleri, vergilerini ödedikleri ileri sürülerek temyiz edilmiştir. Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8 inci maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalıların müşterek temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davalı ...'den alınmasına,59,30 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'ninde temyiz eden davalı ...'den alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.