1. Ceza Dairesi 2011/2217 E. , 2011/2739 K. TEBLİĞNAME : 1-B/2010/306120 ...'ı kasten öldürmekten, adıgeçen maktulü 03.07.2005 tarihinde yaralamaktan, tehditten ve nas-ı ızrardan sanık ...'nin yapılan yargılanması sonunda: hükümlülüğüne ilişkin (ALANYA) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.03.2007 gün ve 208/47 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incel…
**1. Ceza Dairesi 2011/2217 E. , 2011/2739 K.** **"İçtihat Metni"** TEBLİĞNAME : 1-B/2010/306120 ...'ı kasten öldürmekten, adıgeçen maktulü 03.07.2005 tarihinde yaralamaktan, tehditten ve nas-ı ızrardan sanık ...'nin yapılan yargılanması sonunda: hükümlülüğüne ilişkin (ALANYA) İkinci Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 05.03.2007 gün ve 208/47 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava dosyası C.Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize gönderilmekle: incelendi ve aşağıdaki karar tesbit edildi. TÜRK MİLLETİ ADINA 1)Sanığın mala zarar verme, tehdit ve kasten yaralama suçları yönünden; sanığın dosyada bulunan adli sicil kaydına göre daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu ve bu nedenle 5728 sayılı Yasayla değişik 5271 Sayılı CMK.nun 231/6-a maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından istifade edemeyeceği anlaşılmıştır. 2)Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın kasten öldürme, mala zarar verme, kasten yaralama ve tehdit suçlarının sübutu kabul, oluşa ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suçların nitelikleri tayin, cezayı azaltıcı tahrike ve takdire ilişen sebeplerin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık ve sanık müdafiilerinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, A)Sanık hakkında kasten öldürme ve tehdit suçlarından kurulan ve kısmen re’sen de temyize tabi mahkumiyet hükümlerinin tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), B)Sanığın mala zarar verme ve kasten yaralama suçları yönünden; Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktarın ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği gözetilmeksizin doğrudan adli para cezası tayin edilmesi suretiyle 5237 Sayılı TCK.nun 52/3 maddesine aykırı davranılması, .../... TEBLİĞNAME : 1-B/2010/306120 Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden,hükümlerin CMUK.nun 321. maddesi uyarınca tebliğnamadeki düşünce gibi (BOZULMASINA), sanığa verilen cezanın miktarı ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak sanığın tahliye talebinin reddine, sanığın mala zarar verme, kasten yaralama ve tehdit suçları yönünden verilen kararda oybirliği, sanığın kasten öldürme suçu yönünden verilen kararda Başkan Vekili ...'in suç niteliğinin töre saikiyle öldürme olacağına ilişkin karşı oyu ve oyçokluğu ile 02/05/2011 gününde karar verildi. (M) KARŞI OY GEREKÇESİ I. Olay: Sanık ..., boşandığı eski eşi ...’ı 02.09.2005 tarihinde birçok bıçak darbesiyle öldürmüştür. Olay ortak çocuklar ...,...’in önünde olmuştur. Öldürülenle sanığın evlilikleri süresince şiddetli geçimsizlikleri olmuştur. Sanık bu süreçte eşine karşı süreklilik gösteren şiddet kullanmıştır. Bu nedenle 08.04.2002 tarihinde boşanmışlardır. Öldürülen ... çocuklarını yanına alarak ayrı bir evde yaşamaya başlamıştır. Ancak sanığın şiddet uygulaması bitmemiştir. Boşanmalarına karşın, 26.05.2005 tarihlerinde öldürülene yönelik “sen eve ne zaman geleceksin, nerede sürtüyorsun, sen öldürülecek kişisin, seni öldüreceğim, eve git, senin kafanı keseceğim" diyerek tehdit etmiştir. 27.05.2005 tarihinde aynı şekilde tehdit ederek öldürülenin eşyalarına zarar vermiştir.03.07.2005 tarihinde ise öldürülene yönelik kasten etkili eylemde bulunmak suçunu işlemiştir. Boşanmalarına karşın, sanığın sürekli öldürülenin evine gittiği ve onu denetim altında tutmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Sanık eski eşinin uygunsuz bir yaşamın içinde olduğunu düşünmektedir. Olay günü, öldürenin alkol alarak öldürülenin evine girmiş ve orada uyumaya başlamıştır. Gece eve gelen öldürülen kendisini uyandırarak karakoldan arandığını söylemiştir. Bu arada başka erkeklerle ilişkisi olduğunu ileri süren sanık bıçakla çocuklarının gözü önünde birçok bıçak darbesiyle öldürme eylemini gerçekleştirmiştir. .../... TEBLİĞNAME : 1-B/2010/306120 II. Hukuksal Değerlendirme: Kanımızca sanık eylemini töre/namusunu temizlemek ve onurunu korumak adına gerçekleştirmiştir. Töre saikiyle işlenen kişinin namusu temizleme ve onurunu kurtarma adına işlenen cinayetler, sosyal alt yapının denetim aracı olarak kullandığı ataerkil ideolojinin bir türevidir. Bu şiddet türünün mağdurlarının -bazen erkeklerde olsa- çoğunlukla kadınların olduğu, ataerkil sosyal yapının öngördüğü cinsiyet ayrımcılığına dayalı kurallar bağlamında, kadının bedenine, cinsel davranışlarına ve toplumsal cinsiyetine odaklı ortaya çıktığı, kadının denetiminin bir aracı olduğu toplumsal bir gerçektir. Sosyolojik araştırmalardan bilmekteyiz ki, boşanmış kadınların yaşama biçimleri, özellikle cinsel davranışları eski eşi ve akrabaları erkekler tarafından denetim altında tutulur. Bu kadınlar, kendi ailesine, eski eşine ve onun ailesine karşı sorumlu olma konumunu her zaman korur. Kişisel alanlarına ait olsa da uygunsuz sayılan yaşama biçimi, cinsel davranışları ve bu konularda muhatap olduğu dedikodular namusu kirlettiği varsayılacağından namus cinayetinin mağduru olabilmektedirler. Nitekim benzer bir olaylarda, Yüksek Birinci Ceza Dairesi, eşinden boşanmış kadınların yaşam tarzlarından dolayı yalnız kendilerine karşı sorumlu olduklarını, başka bir anlatımla eski eşine, onun ve kendi ailesine karşı bir yükümlülüklerinin bulunmadığını kabul etmektedir. Dolayısıyla uygulamasında bu kişiler tarafından namusun temizlenmesi nedeniyle öldürülmeleri olaylarında tahrik indirimi yapılamayacağına karar vermektedir. Ayrıca bu tür eylemlerin töre/namusu kurtarmak saikiyle öldürmek suçunu oluşturduğunu kabul etmektedir. Örneğin, Almanya’da yaşayan bir kadınla, o ülkeye gidebilmek için evlenen ve bu amacına ulaşamayınca, kayden evli olmakla birlikte olduğu kadından boşanmasına karşın, başkasıyla nişanlanan bu kadını öldüren sanık hakkında tahrik indiriminin uygulanamayacağına ve eylemin töre saikiyle işlendiğine karar vermiştir. (1. CD. 09.06.2009 T 2008/8741 E –2009/3345 K.) Bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık eski eşine istediği gibi yaşamadığını, başka erkeklerle ilişki kurduğunu ileri sürerek sürekli şiddet uygulamış ve sonunda da bu nedenle öldürmüştür. Olayda mağdurdan kaynaklanan sanığa yönelik bir haksız eylem bulunmadığından tahrik indirimi yapılmamıştır. Sanığın 5237 sayılı TCK.nun 81. maddesi uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sonuç olarak, sanık eylemini eski eşinin başka yaşam tarzı nedeniyle namusunu ve şerefini kurtarmak saikiyle işlediği ortayla çıkmıştır. .../... TEBLİĞNAME : 1-B/2010/306120 III. Sonuç: Suçun kanıtlanması, eylemin ani kastla işlendiği, sanık hakkında tahrik ve takdire dayalı indirim hükümlerinin uygulanmamasına ilişen yerel Mahkeme gerekçesi yerindedir ve bu konuda uyuşmazlık yoktur. Ancak sanığın eyleminin töre saikiyle nitelikli öldürme suçunu oluşturduğu görüşünde olduğumdan, sanığın eylemini basit öldürme olarak niteleyen yerel mahkeme kararının onanmasına ilişkin Sayın Çoğunluğun görüşüne katılmadım. ...