T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2380 KARAR NO : 2026/969 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/07/2025 NUMARASI : 2024/231 E - 2025/481 K DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit/ İstirdat, Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 07/04/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/2380 KARAR NO : 2026/969 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/07/2025 NUMARASI : 2024/231 E - 2025/481 K DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit/ İstirdat, Maddi ve Manevi Tazminat KARAR TARİHİ: 07/04/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket hakkında davalı ... A.Ş. tarafından İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi’nin ... esas sayılı dosyası üzerinden haksız ve kötü niyetli olarak takip başlatıldığını ve müvekkilinin bu takipten haberdar edilmediğini, davalının haciz işlemlerine giriştiğini, müvekkiline ait ... plakalı araca banka hesaplarına haciz işlemi yapıldığını, müvekkilinin bu takibi ancak aracının yakalanması ile öğrendiğini, icra takibine dayanak gösterilen abonelik sözleşmesinin müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin böyle bir sözleşme imzalamadığını ve ilgili hizmeti hiç kullanmadığını, davalı taraf ile gerçekleştirilen görüşmelerden ve çözüm girişimlerinden bir sonuç alınamadığını, davalıdan söz konusu abonelik sözleşmesinin bir örneği talep edilmesine rağmen paylaşılmadığını, BTK’ya yapılan başvuruya cevaben "...’un aboneliği müvekkili dışında başlattığı ve iptal edildiği"nin bildirdiğini, bu süreçte ... tarafından ... numaralı hat için hizmet verildiğini, ancak bu hattın Umut Zeytincilik adlı başka bir firmaya ait olduğunun öğrenildiğini, müvekkilinin hiçbir borcu olmamasına rağmen sırf araç üzerindeki hacizlerin kaldırılması amacıyla ihtirazi kayıtla 05.02.2024 tarihinde 74.399,45 TL ve ayrıca 100,00 TL masraf ödemesi yaptığını, bu ödemelerin iadesinin gerektiğini, ayrıca bu süreçte 48.000,00 TL ikame araç kiralama bedeli ve 3.600,00 TL otopark masrafı ödemek zorunda kaldığını beyanla; davalıdan toplam 126.099,45 TL maddi tazminat ile birlikte davalının kötü niyetli haciz işlemi nedeniyle müvekkilinin uğradığı itibar ve prestij kaybına karşılık olmak üzere 20.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini, ödemelere ilgili tarihlerden itibaren avans faizi işletil- mesini, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini ve icra takibine konu meblağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş. tarafından İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile baş- latılan icra takibinin, davacı şirket ile akdedilen geçerli bir abonelik sözleşmesine ve sunulan hizmet- lere dayandığını, bu kapsamda tahakkuk ettirilen faturaların karşılığında alacak takibine girişildiğini, bu işlemlerin tamamının usul ve yasaya uygun olduğunu, Davacının sözleşme ve hizmet ilişkisini reddettiğini, ancak bu hususun sözleşme, fatura dökümleri ve hizmet kayıtlarının temin edilmesiyle bu hususların açıklığa kavuşacağını, dolayısıyla davacının iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu, Ayrıca müvekkilinin hukuka uygun biçimde haklarını kullandığını ve kişilik haklarına yönelik herhangi bir saldırının mevcut olmadığını,manevi tazminat talebinin şartlarının oluşmadığını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, Bundan başka davacının hakkında başlatılan icra takibine itiraz etmeyerek takibin kesinleşmesine sebep olduğunu, bu nedenle zararla davalı eylemi arasındaki illiyet bağının kesildiğini, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, takibe itiraz edilmediği için araç üzerine uygulanan haczin de hukuka uygun olduğunu, ikame araç ve otopark giderlerine ilişkin faturaların ise ispat açısından yetersiz olduğunu ve kira gelirine ilişkin olabileceğini, bu taleplerin kabul edilmesi halinde dahi bedellerin piyasa rayiçlerine göre araştırılmasının gerektiğini beyanla davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nce: DAVACININ DAVASININ KABULÜ İLE; 1-)a-İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davacı şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, bedelin ödenmiş olması nedeniyle 74.499,45 TL'nin 05.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, b-Takibe konu asıl alacağın %20'si oranında 9.556,21-TL tutarındaki kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-)Davacının yapmış olduğu 3.600,00 TL masrafın ödeme tarihi olan 09.02.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, ikame araç kiralama bedeli olan 48.000,00 TL'nin 29.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-)Davacının MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİNİN KABULÜ ile; 20.000,00 TL manevi tazminatın 29.03.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm davalı tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili şirketin davacı tarafla akdedilen abonelik sözleşmesine istinaden müvekkil şirket davacı tarafa hizmet sağlama borcu altına, davacı taraf ise tahakkuk ettirilen faturaları ödeme borcu altına girdiğini, davacı tarafın, taraflar arasında bir abonelik sözleşmesi akdedilmediği ve hizmet alınmadığı yönündeki iddialarının mesnetsiz ve hukuka aykırı oldu- ğunu,müvekkili şirketin sözleşme gereğince hizmet sunmaya başladığını ve bu hizmetler gereği fatura tahakkuk ettirdiğini, faturaların ödenmemesi nedeniyle usule uygun olarak takip başlatıldığını, dava- lının itiraz etmemesi nedeniyle takibin kesinleştiğini, takibe kendi kusuruyla itiraz etmeyerek kesin- leşmesine sebebiyet veren davacının uğradığı zarar ile davalının eylemi arasındaki illiyet bağının davacının kusuru nedeniyle kesildiğini, ayrıca davacının kişilik haklarına herhangi bir saldırının da bulunmadığını, davacının maddi tazminat taleplerini oluşturan araç kiralama bedellerine konu aracın haciz uygulanan araç ile uyumlu olup olmadığı, faturaların uyuşmazlık konusu dönem içerisinde yer alıp almadığı, davacının zararı azaltma yükümlülüğü kapsamında ilgili ihtiyaçlarını daha makul ve ekonomik ölçüde çözüp çözemeyeceği hususunun araştırılmadığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit ve istirdat , haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Davacı, "davalı tarafça abonelik sözleşmesine dayalı olarak aleyhine takip başlatıldığını, ancak taraflar arasında böyle bir sözleşmenin olmadığını" beyanla; -İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası nede- niyle borçlu olmadığının tespitini ve icra tehdidi altında icra dosyasına ödediği 74.499,45 TL' nin iadesini (74.399,45 TL. Dosya kapak hesabı, 100,00 TL haciz kaldırma masrafı), -Maddi tazminat olarak icra dosyasından yakalanan ... plakalı aracın oto- parktan çıkarılması için yapılan 3.600,00 TL masraf+ ikame araç kiralama bedeli olan 48.000,00 TL -Manevi tazminat olarak 20.000,00 TL 'nin tahsilini istemektedir. Davalı ise; taraflar arasında, bir abonelik sözleşmesi akdedildiğini , dosyaya USB bellek içerisinde kazandırılan sözleşme sureti sunduklarını,bu sözleşmede davacı şirketin kaşesinin , davacı şirket yetkilisinin isminin yer aldığını,müvekkili tarafından hizmet sunulduğunu, sözleşme kapsamında tahakkuk olunan faturalar ödenmediğinden takibe giriştiklerini , davacının bu takibe itiraz etmediğini, kendi kusuru ile takibin kesinleşmesine ve haciz işlemlerine sebebiyet verdiğini, zarar ile müvekkilinin eylemi arasında illiyet bağının kesildiğini, tazminat koşullarının oluşmadığını savunmaktadır. 1.) Menfi tespit davası ile ilgili olarak 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 72. maddesinde ; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurul- masına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. (Değişik:9/11/1988-3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik: 9/11/1988-3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer. (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372) Eldeki davada; Davalı ... şirketi tarafından davacı aleyhine "Abone/Müşteri No:..., Belge/ Fatura Tarihi:01.02.2023, Son Ödeme Tarihi :10.07.2023, Tutarı:50.966,46 TL, ... Şirket Hukuk Birimi Dosya Nosu ve ... Hizmet Aboneliği nedeniyle Asıl alacak ve Gecikme Bedeli Toplamı"' açıklaması ile 47.781,06 TL asıl alacak+ 3.185,40 TL geçmiş gün faizinden ibaret toplam 50.966,46 TL alacağın tahsili talebi ile ilamsız takip başlatıldığı ,takibin süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği ve davacının malvarlığı üzerine haciz işlemlerine başlandığı, davacının söz konusu takipten aracı hakkında yakalama işlemi yapılması ile haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Davacı iş bu davada, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ve sözleşmedeki imzayı red- detmekte, takip konusu borcun hiç doğmadığını iddia etmiş olmakla , ispat yükü geçerli bir sözleşme ilişkisinin ve borcun varlığını iddia ederek takip başlatan davalıya düşmektedir. Mahkemece; - 12.11.2024 tarihli 2 nolu duruşmada "Merkezi Takip Sistemi'nin 2023/630464 Esas sayılı Takibe dayanak ... Hizmet Aboneliği sözleşmesi aslının ve ilgili belgelerin mahkemeye gönderilmesi için" davalı şirkete müzekkere yazılmasına karar verilmiş, davalı vekilince sözleşmenin ilgili bayice olduğunun beyan edilmesi nedeniyle ,bu kez; -28.01.2025 tarihli 3 nolu duruşmada "Merkezi Takip Sistemi 2023/630464 Esas sayılı Takibe dayanak ... Hizmet Aboneliği sözleşmesi aslının ve ilgili belgelerin mahkemeye gönderilmesi için “Mustafa Kemal .... Cad. Bora Plaza ..., Çankaya” adresinde faaliyet gösteren (bayi) ... ... Ltd. Şti’ye müzekkere yazılmasına karar verilmiş, ancak müzekkereye cevap verilmemiştir. Bu kez 08.07.2025 tarihli 5 nolu duruşmada ;"Davalı vekiline takibe konu edilen abonelik sözleşme aslını ve ilgili belgeleri mahkemeye sunmak üzere 4 haftalık kesin süre verilmesine, kesin sürede sunulmadığı takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ve imza inkarı konusunda davacının itirazının esas alınacağının ihtarına (ihtarat yapıldı)" karar verilmiş, ancak bu süre içinde de sözleşme aslı sunulmamıştır. Davalı vekili,istinaf dilekçesinde dosyaya USB Bellek içerisinde kazandırılan sözleşme sureti sunduklarını,bu sözleşmede davacı şirketin kaşesinin , davacı şirket yetkilisinin isminin yer aldığını beyan etmiş ve buna ilişkin görselleri eklemiş ise de, kural olarak imza incelemesinin belge aslı üzerinde yapılmasının gerektiği, suret/fotokopi üzerinde yapılacak imza incelemesine itibar edilemeyeceği gözetildiğinde davalı taraf borca dayanak teşkil eden sözleşme ilişkisinin varlığını ve hukuki geçerliliğini ispat edememiştir. 2.)Maddi ve manevi tazminat:davacının tazminat talebi haksız takip ve haciz işleminden kaynaklanmaktadır. -Davacının maddi zarar kalemleri: icra dosyasından yakalanan ... plakalı aracın otoparktan çıkarılması için yapılan 3.600,00 TL masraf+ ikame araç kiralama bedeli olan 48.000,00 TL 'den ibaret olup buna ilişkin belge ve faturalar dosyaya sunulmuştur. -Manevi zarara gelince; Yargıtay 4. HD'nin 2022/9439 E. 2025/10088 K. Nolu 26.06.2025 tarihli ilamında;" Haksız hacze dayalı manevi tazminat istemi 6098 sayılı Kanunu'nun 58 inci maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu nedenle de haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça haciz yaptıran kişi manevi tazminatla sorumlu tutulamaz." Yargıtay 4. HD'nin 2022/8738 E- 2025/10084 K. Nolu 26.06.2025 tarihli kararında ise : " itirazın iptali davasında alınan bilirkişi raporu ile davacının taraf olmadığı kredi sözleşmesi nedeniyle aleyhine icra takibi başlatıldığı, davacının takibe konu borçtan sorumluluğunun bulunmadığı, başlatılan icra takibi dosyası ile davacının haciz muamelesine maruz kaldığı anlaşılmakla davacı aleyhine yapılan haczin haksız olduğu, davalı bankanın basit bir araştırma ile takipten önce davacının borçlu olup olmadığını anla- yabileceği, davalı bankanın takibe dayanak yapılan kredi sözleşmesine göre davacının borçlu olup olmadığını basiretli bir tacir olarak bilmesi gerektiği, davalı bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı, bu nedenle haciz tarihi itibariyle davacı borçlu olmadığına göre yapılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu, davacının haksız hacizlere maruz kalmış olması dolayısıyla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu anlaşılmış olup mah- kemece, davacı lehine uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir. " denilmiştir. Davacı dava dilekçesinde ; "davalının haksız eylemleri nedeni ile manevi zarara uğradığını, aracından mahrum kaldığı,banka hesaplarına uygulanan haciz nedeni ile çalışanlarının ücretlerini ve piyasa borçlarını ödeme hususlarında sorun yaşadığını, bankalar ve piyasa nezdinde itibarının zarar gördüğünü" beyanla 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş ,mahkemece davacının manevi zararı sabit görülmüş ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmiştir. K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Alınması gereken 9.980,05 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.500,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.480,05 TL'nin istinaf edenden bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 07/04/2026