11. Ceza Dairesi 2023/3771 E. , 2024/5279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1904 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık KARAR Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2022 tarihli ve 2021/184799 Soruşturma, 2022/18453 Karar sayılı kovu
**11. Ceza Dairesi 2023/3771 E. , 2024/5279 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/1904 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık KARAR Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.01.2022 tarihli ve 2021/184799 Soruşturma, 2022/18453 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.04.2022 tarihli ve 2022/1904 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 12.04.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/24379 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58725 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58725 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, şüphelilerin, Muğla ili, ... ilçesi, ... mevkii, 117 ada, 6 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölümü müştekiye satacakları konusunda aldatıp, kendisinden satış bedeli olarak toplamda 1.400.000,00 Türk lirası alarak haksız yarar sağladıklarının iddia edildiği somut olayda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, taraflar arasındaki uyuşmazlığın alacak verecek meselesinden kaynaklı hukuki ihtilaf niteliği taşıdığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Şüphelilerin ve şikâyet dilekçesinde ismi bildirilen tanığın ifadelerinin alınması, şüpheliler ile müştekiler arasında geçtiği belirtilen mesajlaşmaların dökümünün yapılarak yazışmalardaki hususların şüphelilere ayrıntılı olarak açıklattırılması, şikayet dilekçesinde müşteki tarafından şüphelilere yapıldığı belirtilen ödemelere ilişkin banka dekontları ile buna ilişkin banka kayıtlarının ilgili bankadan temin edilmesi, şikayete konu taşınmaza ilişkin tapu kayıtlarının getirtilmesi, şüpheliler haklarında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından, atılı suçun işlendiğine dair şüpheliler haklarında kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşması halinde, dosyanın uzlaştırma işlemleri yapılmak üzere Uzlaştırma Bürosuna gönderilerek, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, şüphelilerin ifadeleri dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi ile şüpheliler ... ve ...'in, Muğla ili, ... ilçesi, ... Mevkii, 117 Ada, 6 parselde bulunan 1 numaralı bağımsız bölümün satışı için anlaşarak sözleşme düzenlediklerinin, yapılan ödeme planı doğrultusunda kimi zaman elden kimi zaman da banka yoluyla ödeme yapıldığının, elden yapılan ödemelerin şüphelilerden ... ile avukat ... tarafından alındığının, taşınmazın parasının ödenmesine ve tapudan devir yapılmasının talep edilmesine rağmen, devrin gerçekleştirilmediğinin, böylece şüphelilerin taşınmazın satılacağından bahisle şikâyetçiyi inandırarak parasını alıp, haksız menfaat elde ettiklerinin iddia olunması karşısında; şüphelilerin ifadelerinin alınması, şikâyet dilekçesinde bildirilen tanığın beyanına başvurulması, dosyada mevcut yazışmaların incelenmesi, dosya kapsamındaki sözleşmenin taraflar arasında düzenlenip düzenlenmediğinin kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi, ödemenin nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin ortaya konulması, banka kayıtlarının getirtilerek incelenmesi, tapu kayıtları incelenerek, şüphelilerin tapuda devir yetkilerinin bulunup bulunmadığının araştırılması, dosyası tefrik edilen avukat ... hakkında yapılan işlemlerin akibetinin sorulması, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının ve şüphelilerin baştan itibaren dolandırıcılık kastı ile hareket edip etmediklerinin takdir ve tayini gerekirken; "...şikayetçinin sunduğu deliller ile anlatımından, şikayete konu olay ve fiillerin, alacak verecek meselesinden kaynaklı hukuki mahiyette ihtilaf niteliği taşıdığı, müspet ve menfi zararlarının giderilmesi için Hukuk Mahkemelerinde hakkını arayabileceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 12.04.2022 tarihli ve 2022/1904 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.