1. Hukuk Dairesi 2012/545 E. , 2012/321 K. "" MAHKEMESİ : KARABURUN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/11/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı olan . ada 1 (imarla..ada .) parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline ve taşınmazdaki binanın yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazda yapılan imar uygulamasının hatalı olduğu iddiasına dayalı olan davanın idari yargı y…
**1. Hukuk Dairesi 2012/545 E. , 2012/321 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KARABURUN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 06/11/2007 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına kayıtlı olan . ada 1 (imarla..ada .) parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline ve taşınmazdaki binanın yıkımına karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmazda yapılan imar uygulamasının hatalı olduğu iddiasına dayalı olan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, hakemde çözüme kavuşturulamayacağını belirtip davanın reddini savunmuştur. Davanın görev nedeniyle reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “davadaki isteğin idari işleme yönelik olmayıp, kıyıda bulunan taşınmazla ilgili mülkiyet çekişmesine dayalı bulunduğu açıktır. Öyle ise, çekişmenin idari yargı yerinde değil adli yargı yerinde çözüme kavuşturulmasında zorunluluk vardır. Çekişmeli taşınmazın imar uygulaması ile oluşması da bu sonuca etkili değildir. Hal böyle olunca; işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı gerekçeyle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi doğru değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptali ve kayıt terkini ile yıkım isteklerine ilişkindir. Mahkemece, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre; davacı Hazinenin davalı adına kayıtlı olan 14 ada 1 (imarla 275 ada 2) parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle eldeki davayı açtığı, davada ileri sürülen iddianın ve savunmanın içeriğine göre; yanlar arasındaki uyuşmazlığın, "kıyı kenar çizgisinin" saptanmasından kaynaklandığı açıktır. Bilindiği üzere; son kez yürürlüğe giren 362l Sayılı Kıyı Kanunu'nun "kıyı kenar çizgisini" belirleme yöntemine ilişkin 5. ve 9. maddeleri Anayasa Mahkemesinin iptal kararı kapsamı dışında bırakılmış; anılan kanun maddesinin uygulanmasına yorum getiren ve görülmekle olan davalarda dikkate alınması zorunlu bulunan 28.ll.l997 gün ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında "kural olarak, mülkiyet hukuku yönünden kıyı kenar çizgisi belirlenmesi görevinin adli yargıya ait olduğuna; ancak 362l sayılı Kıyı Kanunu'nun 9. maddesi uyarınca idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idare tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin adli yargı tarafından saptanması gerektiğine" işaret edilmiştir.