5. Hukuk Dairesi 2025/10168 E. , 2026/3688 K. "" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/92 Esas, 2025/626 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden ya…
5. Hukuk Dairesi 2025/10168 E. , 2026/3688 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/92 Esas, 2025/626 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 5804 parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsilini talep etmiştir.. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.09.2023 tarihli ve 2020/531 Esas, 2023/599 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.12.2023 tarihli ve 2023/2288 Esas, 2023/2184 Karar sayılı kararı ile usul ve kanuna uygun kamulaştırma işlemi yapıldığı ve kamulaştırma bedelinin davacılara ödendiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi heyetinin 72 01... sayılı Kanun hükümlerini dikkate alarak, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davalı idareye geçtiği 17.02.1995 tarihini esas alarak emsal karşılaştırması yapmak suretiyle m² fiyatını 6,00 TL belirlediği, hesaplanan kamulaştırma bedelinin dava tarihine güncellendiği, kamulaştırma işlemlerinin 1985 yılından sonra yapıldığı dosyadaki belgelerden açıkça anlaşıldığından el atmanın 1983 yılından sonra olduğu kabul edildiği, Mahkemece davacılara ait payların davalı idareye geçtiği tarih olan 17.02.1995 tarihi esas alınarak emsal karşılaştırması yapmak suretiyle dava konusu taşınmazın değerini belirleyen bilirkişi heyeti raporuna itibar edilerek hüküm kurulmasında usul ve kanuna aykırılık görülmediği; ancak kamulaştırmasız el atmanın 1983 yılından sonra olması nedeniyle harç ve vekâlet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiği gözardı edilerek maktu vekâlet ücretine hükmolunması hatalı olduğundan davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; davacı ... yönünden temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davacı ... yönünden ise 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2021 tarihli ve 2018(21)/10-948 Esas, 2021/416 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere: Yargıtayın bozma kararına uyan mahkemece, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorunda olup mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî müktesep hak doğduğu, Yargısal ve bilimsel içtihatlarda "usuli kazanılmış hak " ya da "usuli müktesep hak" olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-5/0 Esas. 1988/89 Karar sayılı kararında "Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmekledir...” şeklinde tanımlanmakta olup ayrıca Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmakta ve bu istisnalardan birisi de bir kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edilirse iptal edilen kanun hükmü usulî kazanılmış hakka aykırı olsa bile uygulanacak öncelik usuli kazanılmış hakta değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında olacağından eldeki davanın 02.12.2011 açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak, dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak tazminat bedelinin belirlenmesi gerektiğinden oy çokluğu ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye e Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; usuli kazanılmış hak durumunun sözkonusu olmadığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle hükmün bozulduğunu, bozma kararının gereğinin yerine getirilmediğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararın bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre yapılan incelemede; ilk kararın sadece davalı idare vekilince temyiz edildiği ve davacı idare vekilinin temyiz dilekçesinin davacılardan ... yönünden miktar itibarıyla reddine karar verilmiş olduğu ve işbu davacı yönünden ilk hüküm kesinleşmiş olduğundan, ilk karar gereği payının karşılığına hükmedilmiş olması yerindedir. 3. Davacı ... yönünden yapılan incelemede; işbu davacı yönünden ilk hükmün davalı idarenin temyizi üzerine, 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 3’ün birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki; “...dava tarihi itibarıyla...” ibaresi ve 7201 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ile eklenen Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “...ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak..." ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2021 tarihli ve 2018(21)/10-948 Esas, 2021/416 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere: Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır; çünkü mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulî müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda "usuli kazanılmış hak" ya da "usuli müktesep hak" olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarihli ve 1987/2-5/0 Esas. 1988/89 Karar sayılı kararında "Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmekledir...” şeklinde tanımlanmakta olup ayrıca Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Bu istinalardan birisi de bir kanun hükmü Anayasa Mahkemesince iptal edilirse iptal edilen kanun hükmü usulî kazanılmış hakka aykırı olsa bile uygulanacak öncelik usuli kazanılmış hakta değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında olacağından eldeki davanın 02.12.2011 açıldığı gözetildiğinde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; "Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine..." gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukuki duruma göre karara bağlanır" genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararı nazara alınarak, dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak tazminat bedelinin belirlenmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiş olup, bozma kararında da belirtildiği üzere usuli kazanılmış hakkın istisnalarından biri Anayasa Mahkemesinin iptal kararı olup işbu davacı yönünden dava tarihi itibarıyla değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile usuli kazanılmış hak gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dairemizin 03.12.2024 tarihli ve Esas: 2024/3120, Karar: 2024/9490 sayılı “Bozma İlamına” ekli “Karşı Oy Şerhi”ndeki görüşlerde açıkça belirtilen; 2942 sayılı Kanun’un Ek 3, 15... nci maddelerinin eldeki davaya konu olaydaki uygulanmasına yönelik görüş ve açıklamalarımızı tekrarlamakla birlikte; Özet olarak karşı oy görüşümüzü bir kez daha ifade edecek olursak; Somut olaydaki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği, Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin, TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan; Sayın çoğunluğun “Bozma Kararı ve görüşlerine” bu yönüyle katılmıyoruz. 03.03.2026