(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/5776 E. , 2006/7066 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 2.3.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 1.2.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A …
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/5776 E. , 2006/7066 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 2.3.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 1.2.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davada, davalı ile 11 ve 18 parsel sayılı taşınmazların 1/2’şer paylı malik olduğunu ileri süren davacı 18 parselin Kuzeydeki sokağa bağlı çıkış yerini davalının kapatarak kullanımını engellediğini vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacının dava konusu yerde sokağa çıkış hakkı bulunmadığını öteden beri satın aldığı kişi ve şimdiden kendisinin kullanımında olduğunu davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, gerek tapu kaydında ve gerekse krokide iddia edildiği gibi bir geçiş yeri olmadığı kaldı ki, zilyetliğe dayalı elatmanın önlenmesi davası da bir yıllık süre içersinde açılmadığı gerekçeleriyle dava reddedilip hükmü davacı temyiz etmiştir. İddia biçimine göre dava; 18 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan ve krokide kırmızı ile işaretlenen davacının fiilen yola geçiş yeri olarak kullanmakta olduğu yol bölümüne ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanunun 16/B maddesince yollar kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı orta malı taşınmazlardandır. Bu gibi taşınmazlar için tutanak düzenlenmeyeceği gibi, tapuya tescil olanağı da yoktur. Yollar sadece haritasında gösterilmekle yetinilir. Somut olayda, davacı dava konusu yerin haritasında yol olarak işaretlendiğini iddia ettiğine ve bu yerle ilgili mülkiyet hakkına dayanılarak dava açılıp gerçek ve tüzel kişi adına tescil ettirilmediğine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın taşınmazın orijinal paftasındaki durumuna bakarak çözümlenmesi gerekir. Bu konudaki bilirkişi raporu açık olmadığından mahkemce yapılması gereken iş; dava konusu taşınmazın bulunduğu pafta merciinden sağlanarak yerinde yeniden keşif yapılıp çekişme konusu yerin paftadaki durumunu açığa kavuşturmak bu yer paftasında yol olarak işaretlenmişse davayı kabul etmek, fiilen taksim sonucu davalıya isabet eden ve tapu çapı kapsamındaki bir yer ise davayı reddetmek olmalıdır. Bütün bu yönler üzerinde durulmadan ve yanılgıyla davayı zilyetliğin korunmasına ilişkin bir dava olarak nitelemek suretiyle bir yıllık hak düşürücü süreninde geçtiğinden de bahsederek davanın reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine gününde verilen dilekçe ile istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; dair verilen günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R