1. Hukuk Dairesi 2012/1669 E. , 2012/4296 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KURUCAŞİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılara ait 103 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 361,88 m² kısmının 3621 Sayılı Yasa gereğince kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, sözkonusu kısmın tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, davayı kabul ettiklerini bildirmişler, bir kısım davalılar ise; da
**1. Hukuk Dairesi 2012/1669 E. , 2012/4296 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KURUCAŞİLE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/04/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılara ait 103 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 361,88 m² kısmının 3621 Sayılı Yasa gereğince kıyı kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek, sözkonusu kısmın tapusunun iptali ile tescil harici bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar, davayı kabul ettiklerini bildirmişler, bir kısım davalılar ise; davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece; çekişme konusu taşınmazın 361,88 m² bölümünün kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve kayıt terkini isteğine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava, 16.11.2007 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesine açılmış ve mahkemece verilen görevsizlik kararı 30.10.2009 tarihinde kesinleşmesine karşın davacı Hazine tarafından 06.01.2010 tarihinde yenilenmiştir. Bilindiği üzere; HUMK'un 193. maddesi hükmü uyarınca (6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi) görevsizlik veya yetkisizlik kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren 10 günlük süre içerisinde yenilenmesi gerekir. Anılan bu süre gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda hak düşürücü süre kabul edilmektedir. Hemen belirtilmelidir ki; hak düşürücü süre kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Somut olayda; davanın yenilendiği tarihe göre yasada öngörülen sürenin geçmiş olduğu sabittir. O halde; mahkemece süresinde yenilenmeyen dava yönünden açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken işin esası bakımından hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Şu da ifade edilmelidir ki; aleyhinde hüküm kurulan davalıların kararı temyiz etmemiş olmaları neticeye etkili değildir. Zira kamu düzeninin bulunduğu hallerde usulü kazanılmış haktan sözedilemez. Ayrıca her ne kadar 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile iptal edilmiş ise de; bu yasanın 448. maddesi hükmü gereğince tamamlanmış olgularda 6100 Sayılı Yasa hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmüştür. Buna göre somut olayda anılan yasanın gözetilmeyeceği de tartışmasızdır. Kabule göre de; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile değişik 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “ Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet ve diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı Kadastro Mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmayacağı ” öngörüldüğü ve bu düzenleme uyarınca davalı tarafın yargılama giderleri ile 4.9.1957 tarih, 4/16 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bu giderlerden sayılan Avukatlık ücretinden sorumlu tutulmamasında da bir isabetsizlik yoktur. Hal böyle olunca; yukarıda değinilen gerekçelerle bir karar verilmek üzere karar bozulmalıdır. Davacı vekilinin temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir. Kabulüyle, hükmün 12.01.2011 tarihinde kabul edilen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 12.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.