Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2870 E. , 2024/4395 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2870 Karar No:2024/4395 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği (E-Tebligat) İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Malatya ili, Arapgir ilçesi Hükümet Konağı binasının, ... Mahallesi, ... mevkis…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/2870 E. , 2024/4395 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/2870 Karar No:2024/4395 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Derneği VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği (E-Tebligat) İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Malatya ili, Arapgir ilçesi Hükümet Konağı binasının, ... Mahallesi, ... mevkisine inşası için yapılan ihalenin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen kararda; davacı dernek tarafından 12/01/2024 tarihinde açılan davada, Arapgir Hükümet Konağı binasının şehir merkezine uzak bir yer olan ... Mahallesi, ... mevkisine inşası için yapılan ihalenin, idari işlem ve eylemlerin iptali ile hükümet konağı binasının eski yerine yapılmasına karar verilmesinin istenildiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme neticesinde dava dilekçesinde geçen idari işlem ve eylemlerin ibaresinden kastedilen ne olduğunun tam olarak ortaya konulmadığı, eğer birden fazla işlem var ise bunların ayrı ayrı belirtilmesinin gerektiği, idarenin herhangi bir eyleminden kaynaklı olarak dava açılması gerekiyor ise bu davanın iptal davası mı yoksa tam yargı davası mı olduğunun açıkça belirtilmesinin gerektiği, diğer taraftan idari yargı mercilerinin hükümet binasının eski yerine yapılması gibi idari işlem tesisi niteliğinde karar vermesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemece ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile dilekçenin reddine karar verildiği, verilen kararın davacıya tebliğ edilmesi üzerine 26/03/2024 tarihinde açılan davada, davacı dernek tarafından, Arapgir Hükümet Konağı binasının şehir merkezine uzak bir yer olan ...Mahallesi, ... mevkisine inşası için yapılan ihalenin iptali ile hükümet konağı binasının eski yerinde ve aslına uygun yapılmasına karar verilmesinin istenildiği, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme neticesinde, idari yargı mercilerinin hükümet binasının eski yerinde ve aslına uygun yapılması gibi idari işlem tesisi niteliğinde karar vermesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle Mahkemece .... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile dilekçenin reddine karar verildiği, kararın davacıya tebliğ edilmesi üzerine 16/05/2024 tarihinde açılan davada, davacı dernek tarafından, Arapgir Hükümet Konağı binasının şehir merkezine uzak bir yer olan ...Mahallesi, ... mevkisine inşa edilmesine dair kararın iptalinin istenildiği, 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme neticesinde, dilekçenin reddine karar verilen dilekçelerde ihalenin iptali isteminde bulunulduğu, işbu davada ise yalnızca hükümet binasının inşasına ilişkin karardan bahsedildiği, bu karardan kastın ihale işlemi mi olduğu hususunun somut olarak ortaya konulamadığı, bir başka ifadeyle hükümet binasının inşası için yapılan ihalenin mi iptalinin istenildiği hususunun ortaya konulamadığı, şayet ihalenin iptali isteniyor ise bunun dilekçede açıkça belirtilmesinin gerektiği gerekçesiyle Mahkemece ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile dilekçenin reddine karar verildiği, kararda dilekçenin reddi kararında belirtilen yanlışlıkların tekrar edilmesi halinde davanın reddine karar verileceği husususun ihtar edildiği, kararın tebliği üzerine 08/07/2024 tarihinde açılan davada, davacı dernek tarafından, Arapgir Hükümet Konağı binasının şehir merkezine uzak bir yer olan ... Mahallesi, ... mevkisine inşası için yapılan ihalenin iptali ile hükümet binasının eski yerinde ve aslına uygun yapılmasına karar verilmesinin istenildiği, açılan işbu davada da önceki dilekçelerde yapılan aynı hataların yapıldığı ve ... tarih ve E:... K:... sayılı dilekçenin reddi kararı ile ... tarih ve E:..., K:... sayılı dilekçenin reddi kararında, 2577 sayılı Kanunun 15. maddenin 5. fıkrası uyarınca yenilenen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun açıkça belirtildiği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iptali istenilen idari işlemin niteliği ayrıca ve açıkça belirtilmesine rağmen Mahkemece iptali istenilen idari işlemin sayısının ve tarihinin belirtilmesinin istenilmesinin resen araştırma ilkesine aykırı olduğu, bu bilgilerin kendilerince bilinmesinin beklenebilir olmadığı, bu bilgilere ilişkin davalı idareye yaptıkları başvuruların cevapsız kaldığı, Mahkeme kararının hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı dernek tarafından 12/01/2024 tarihinde açılan davada verilen dava dilekçesiyle, Arapgir Hükümet Konağı binasının şehir merkezine uzak bir yer olan ... Mahallesi, ... mevkisine inşası için yapılan ihalenin, idari işlem ve eylemlerin iptali ile hükümet konağı binasının eski yerine yapılmasına karar verilmesi istenilmiş, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, dava dilekçesinde geçen idari işlem ve eylemlerin ibaresinden kastedilen ne olduğunun tam olarak ortaya konulmadığı, eğer birden fazla işlem var ise bunların ayrı ayrı belirtilmesinin gerektiği, idarenin herhangi bir eyleminden kaynaklı olarak dava açılması gerekiyor ise bu davanın iptal davası mı yoksa tam yargı davası mı olduğunun açıkça belirtilmesinin gerektiği, diğer taraftan idari yargı mercilerinin hükümet binasının eski yerine yapılması gibi idari işlem tesisi niteliğinde karar vermesine olanak bulunmadığı, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin ayrı ayrı olmak üzere tarih ve sayılarının belirtilmek suretiyle, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin hiçbir tereddüte yer vermeyecek biçimde ortaya konularak dava konusu işlem ya da işlemlerin okunaklı bir suretinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi hükümlerine uygun bulunmamış, dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Anılan kararın davacıya tebliğ edilmesi üzerine 26/03/2024 tarihinde verilen yenileme dilekçesiyle, iptali istenilen işlemlerin tarih ve sayılarının, teknik bilgilerinin davalı idarece taraflarına iletilmediği için bilinmesinin mümkün olmadığı belirtilerek ve hükümet konağı binasının yeniden inşasına ilişkin yapılan ihalenin numara ve tarihi davalı idareden sorularak depremde hasar gördüğü gerekçesiyle boşaltılan ve yıkılan ... Hükümet Konağı binasının yıkılan yerine değil de şehir merkezinden 2 kilometre uzak bir yer olan ... Mahallesi, ... mevkisine inşası için yapılan ihalenin iptali ile hükümet konağı binasının eski yerinde ve aslına uygun yapılmasına karar verilmesi istenilmiş, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, idari yargı mercilerinin hükümet binasının eski yerinde ve aslına uygun yapılması gibi idari işlem tesisi niteliğinde karar vermesine olanak bulunmadığı, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin ayrı ayrı olmak üzere tarih ve sayılarının belirtilmek suretiyle, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin hiçbir tereddüte yer vermeyecek biçimde ortaya konularak dava konusu işlem ya da işlemlerin okunaklı bir suretinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi hükümlerine uygun bulunmamış, dava dilekçesinin ikinci kez reddine karar verilmiştir. Anılan kararın davacıya tebliğ edilmesi üzerine 16/05/2024 tarihli yenileme dilekçesiyle, Arapgir Hükümet Konağı binasının şehir merkezine uzak bir yer olan ... Mahallesi, ... mevkisine inşa edilmesine dair kararın iptali istenilmiş, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla, dilekçe içeriğinde hükümet binasının inşası için ihale yapıldığından bahsedildiği, dilekçenin reddi kararı verilen dilekçelerde ihalenin iptali isteminde bulunulduğu, işbu davada ise yalnızca hükümet binasının inşasına ilişkin karardan bahsedildiği, bu karardan kastın ihale işlemi mi olduğu hususunun somut olarak ortaya konulamadığı, bir başka ifadeyle hükümet binasının inşası için yapılan ihalenin mi iptalinin istenildiği hususunun ortaya konulamadığı, şayet ihalenin iptali isteniyor ise bunun dilekçede açıkça belirtilmesinin gerektiği, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin ayrı ayrı olmak üzere tarih ve sayılarının belirtilmek suretiyle, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin hiçbir tereddüte yer vermeyecek biçimde ortaya konularak dava konusu işlem ya da işlemlerin okunaklı bir suretinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesi 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi hükümlerine uygun bulunmamış, dava dilekçesinin üçüncü kez reddine karar verilmiştir. Anılan kararın davacıya tebliğ edilmesi üzerine 08/07/2024 tarihinde verilen yenileme dilekçesiyle, davalı idareye ihaleye ilişkin bilgi edinme başvuruları yapılmasına rağmen cevap verilmediği belirtilerek Arapgir Hükümet Konağı binasının şehir merkezine uzak bir yer olan ... Mahallesi, ... mevkisine inşası için yapılan ihalenin ve inşaat yapılmasına dair kararın iptali ile hükümet binasının eski yerinde ve aslına uygun yapılmasına karar verilmesi istenilmiş, temyize konu Mahkeme kararıyla, ...tarih ve E:..., K:...sayılı dilekçenin reddi kararı ile...tarih ve E:..., K:... sayılı dilekçenin reddi kararında, 2577 sayılı Kanunun 15. maddenin 5. fıkrası uyarınca yenilenen dilekçede aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun açıkça belirtildiğinden ve açılan işbu davada da önceki dilekçelerde yapılan aynı hataların yapıldığından bahisle 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde "Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır."; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükümleri yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." denilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari davaların açılması" başlıklı 3. maddesinde, dilekçelerin davanın konu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine ekleneceği, "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde, dilekçelerin, Danıştay'da daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından 3 ve 5'inci maddelere uygun olup olmadıkları yönünden inceleneceği, "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinde, 14. madde uyarınca dilekçenin 3. ve 5. maddelere uygun olmadığı durumda otuz gün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçenin reddine karar verileceği, 1 inci fıkranın (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine, yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, davacının sunduğu dava dilekçeleri Mahkemece 3 kez 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi hükümlerine uygun bulunmayarak dilekçenin reddine karar verildikten sonra temyize konu kararla önceki dilekçelerde yapılan aynı hataların yapıldığından bahisle 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu/Türkiye kararında usul kurallarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte getirilen kısıtlamaların hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşme'nin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine hâlel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir esneklikten kaçınmaları gerektiği belirtilmiştir. (AİHM Kararı, Mesutoğlu/Türkiye, B.No: 36533/04, Karar Tarihi: 14/10/2008, §21) Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilecektir (Anayasa Mahkemesi (AYM), Selin Mirkelam Başvurusu, B. No:2013/7472, 07/01/2016, § 41). Aynı şekilde, usul kurallarının, hukuki güvenliğin sağlanması ve yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine hizmet etmek yerine, kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmesi durumunda da mahkemeye erişim hakkı ihlal edilmiş olacaktır (AYM, Saniye Çolakoğlu Başvurusu, B. No:2014/5702, 12/07/2016, § 25). Dattel/Lüksemburg (2) kararında vurgulandığı üzere, usule ilişkin kurallar, maddi olaylar ve dayanılan hukuki argümanlar da dahil olmak üzere bir dilekçenin belirli bir şekle uygun olarak yazılmasını gerektirmekle birlikte, söz konusu şartların aşırı şekilciliğe meydan vermemesi gerektiği ve mutlak bir açıklık veya net bir taleple ortaya konulmamış olsalar bile ulusal mahkemelerin, başvurucuların iddialarının esasına ilişkin meseleyi araştırmak için belirli bir tahkikatı yürütmeleri gerekmektedir. Davanın anlamının ve kapsamının anlaşılmasının mümkün olmaması nedeniyle reddedilmesi, mahkeme tarafından belirsiz bir şekilde ortaya konulan davaya dair araştırma yapılmamış olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaline yol açacaktır. (AİHM Kararı, Dattel/Lüksemburg (2), B.No: 18522/06, Karar Tarihi: 30/07/2009, §44) Anılan kararlardan hareketle, uyuşmazlığın çözümünde, davacının sunduğu dava dilekçelerinin 2577 sayılı Kanun'da aranan şekil şartlarını taşımadığından bahisle dilekçenin reddine ve aynı hatalar tekrar edildiğinden bahisle davanın reddine dair kararların somut olayın özellikleri çerçevesinde mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldıracak şekilde adil yargılanma hakkının özünü zedeleyip zedelemediği değerlendirilmelidir. Mahkemenin dilekçenin reddi kararlarında ortak nokta, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin ayrı ayrı olmak üzere tarih ve sayılarının belirtilmek suretiyle, iptali istenilen işlem ya da işlemlerin hiçbir tereddüte yer vermeyecek biçimde ortaya konularak dava konusu işlem ya da işlemlerin okunaklı bir suretinin dava dilekçesine eklenmesi gerektiğine dair gerekçesidir. Mahkemece taleple bağlılık ilkesi uyarınca hukuka uygunluk denetimi yapılabileceğinden hareketle dava konusunun hiçbir tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açık ve net olarak ortaya konulması istenilmiştir. Dolayısıyla öncelikle davacının dava dilekçeleriyle iptalini istediği işleme ilişkin talebini açık ve net olarak ortaya koyup koymadığı, başka bir anlatımla 2577 sayılı Kanun'un 3. fıkrası uyarınca dilekçede aranan davanın konusu ve sebeplerinin gösterilip gösterilmediği incelenmelidir. "Hukukumuzda dava sebebi, davacının davasını dayandırmış olduğu vakıalardır. Talep sonucunun çok açık olmaması halinde, onu dava dilekçesinin diğer bölümlerinde yazılanların ışığı altında bir yoruma tabi tutarak, davacının bu dava ile neyin hüküm altına alınmasını istediği tespit edilmelidir." (KURU Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, Şubat 2001, İstanbul, Cilt II, s. 1363, 1364,1577, 1588, 1590, 1608) İdari yargılamada, davacının dava konusunu idari yargı yerinin hukuki nitelendirme yapmasına yetecek kadar kişiselleştirmesi yani dava konusunun ve talebin dava dilekçesinden anlaşılabilir olması yeterli görülmektedir. İdari yargı yeri dava konusuna bağlı kalarak resen araştırma yetkisini kullanacaktır. (TÜRKOĞLU ÜSTÜN Kamile, İdari Yargılama Usulüne Hâkim Olan İlkeler, 1. Baskı, Haziran 2019, Ankara, s.135, 136, 181) İdari yargıda medeni yargılamaya göre hakimin davayı aydınlatma ödevinin kapsamının daha geniş olduğu, davacının talebinin ortaya konulması bakımından dilekçede ortaya konulan dava sebebi çerçevesinde neyin hüküm altına alınmasının istenildiğinin davacıdan sorulması ya da resen inceleme yetkisi kullanılarak araştırma yapılmasının da mümkün olduğu anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesinde ayrıca dilekçelerde davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine ekleneceği düzenlemesi de yer almaktadır. Ancak bu hususların yerine getirilebilmesi ancak işlemin usulüne uygun olarak tebliğiyle ya da ilan edilmesiyle mümkündür. Bu noktada iptali istenilen işlemin niteliği önem arz etmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkta, iptali istenilen işlem davacıya tebliğ edilebilecek subjektif nitelikte bir işlem olmadığı gibi işlemin belirtilen hususların öğrenilebileceği şekilde ilan edilmediği, bununla birlikte, bu hususlara ilişkin davacı tarafından davalı idareye yapılan başvurulara cevap verilmediği anlaşılmaktadır. İptali istenilen işlemin subjektif nitelikte bir işlem olmamasından dolayı davacı ihale işleminin iptalini talep edebilmiş ancak işlemin tarih ve sayısını veya davalı idarenin hangi birimi tarafından hangi usulde tesis edildiği gibi bilgilere ulaşamamıştır. Talep sonucunun davacı tarafından belirsiz olarak ortaya konulduğu kabul edilse dahi idari yargılamanın özellikleri çerçevesinde Mahkemenin dava dilekçesinde ortaya konulan dava sebebinin sınırları içinde kalmak kaydıyla resen yapacağı bir inceleme ile talep sonucunu aydınlatması mümkündür. Mahkemenin davacının işlemin tarih ve sayısına ulaşabilmesinin mümkün olmadığına ilişkin iddiasından sonra tekrar dilekçenin reddine karar vererek bu hususları davacıdan istemek yerine ilk inceleme aşamasına ilişkin sorunları çözümüne ilişkin bir ara kararla bu bilgilere ulaşmasının çok daha makul, usul ekonomisine uygun ve hak kayıplarının önüne geçebilecek bir çözüm olduğu da açıktır. Somut olayda davacı dernek dava dilekçelerinde davasını dayandırdığı vakıaları da belirterek ihalenin iptali yolundaki talep sonucunu açıkça ortaya koymasına karşın Mahkemenin dava dilekçesini bir bütün halinde göz önünde bulundurarak davayı aydınlatma ve resen inceleme yükümlülüğü kapsamında yapacağı bir araştırmayla davacının iptalini istediği ihale işlemini netleştirmesi mümkündür. Dava dilekçelerinin reddi yoluyla iptali istenilen işlemin tarih ve sayısının davacı tarafından getirilmesinin istenilmesi iptali istenilen işlemin subjektif olmayan niteliği de gözetildiğinde mahkemeye erişim hakkını ortadan kaldıracak şekilde usul kurallarının katı bir şekilde uygulanması anlamına gelecektir. Ayrıca, mahkeme tarafından verilen dilekçenin reddine ilişkin kararlarda, idari yargı mercilerinin hükümet binasının eski yerinde ve aslına uygun yapılması gibi idari işlem tesisi niteliğinde karar vermesine olanak bulunmadığı gerekçesine de yer verildiği görülmekle birlikte sadece bu nedenle dilekçenin reddine ve üzerine bu yanlışlık tekrar edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilerek uyuşmazlığın esasına yönelik hiçbir inceleme yapmamak yerine bu istem yönünden ayrıca hüküm kurulması, açıklığa kavuşturulacak diğer talepler yönünden uyuşmazlığın esasının incelenmesiyle adil yargılanma hakkı ihlalinin önüne geçilebilecektir. Bu itibarla, adil yargılanma hakkının özüne dokunularak usul hükümlerinin aşırı katı ve şekilci yorumlanmasına sebep olunmaksızın davacının iptalini istediğini açıkça ortaya koyduğu ihale işleminin esası hakkında değerlendirme yapılabilmesi için resen inceleme yetkisi kapsamında gerek görülmesi halinde ilk incelemeye esas ara kararı ile istem açıklığa kavuşturularak, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü dava sebebi çerçevesinde neyin hüküm altına alınmasını istediği ortaya konulabilecekken önceki dilekçelerde yapılan aynı hataların yapıldığından bahisle 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası uyarınca davanın reddine yönündeki temyize konu İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 01/11/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.