Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/3/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun eşi H.E., Hakkari'nin Yüksekova ilçesi Dağlıca köyünde ikamet etmekte ve aynı yerde geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken 22/7/2006 tarihinde kırsal alanda mayına basması sonucunda vefat etmiştir. Başvurucu, İçişleri Bakanlığına müracaat etmiş; eşinin, köy koruculuğu görevini ifa ettiği sırada veterör eylemiyle öldürüldüğünü belirterek 3/1/1984 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca kendisine nakdî tazminat ödenmesi talebinde bulunmuştur. İçişleri Bakanlığı 27/3/2007 tarihli işlemiyle H.E.nin güvenlik ve asayişin korunması ile ilgili bir görev verilmeden ot toplamak amacıyla gittiği yerde mayına basması sonucunda vefat ettiği, bu itibarla anılan Kanun hükümleri kapsamında tazminat ödenmesi için gerekli koşulların bulunmadığı gerekçesiyle başvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu, söz konusu işlemin iptali istemiyle 26/6/2007 tarihinde idari yargıda dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesinde (Mahkeme) görülen davada Mahkeme, 27/3/2008 tarihli kararıyla idari yargılama usulü kurallarına uygun düzenlenmediği gerekçesiyle otuz gün içinde yeniden düzenlenecek dilekçe ile dava açılmak üzere dava dilekçesini reddetmiştir. Başvurucu, dilekçe ret kararı üzerine yeniden düzenlediği dilekçesini Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla ve 9/6/2008 tarihli havale kaydıyla Mahkemeye göndermiş; yenilediği dilekçesinde de aynı idari işleme ilişkin iptal istemini tekrarlamıştır. Mahkeme 19/12/2008 tarihli kararıyla davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde ilk olarak dilekçe ret kararının hangi tarihte tebliğ edildiğinin tespit edilebilmesi amacıyla 16/9/2008 ve 21/11/2008 tarihli ara kararları ile istenilmesi üzerine PTT Genel Müdürlüğü (PTT) tarafından dava dosyasına gönderilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden tebligatın 7/5/2008 tarihinde bizzat davacı vekiline yapıldığının anlaşıldığı ifade edilmiştir. Buna göre başvurucu vekiline 7/5/2008 tarihinde tebliğ edilen dilekçe ret kararı üzerine otuz günlük yenileme süresi içinde ve en geç 6/6/2008 tarihine kadar dava açılması gerekirken 9/6/2008 tarihinde kayda giren dilekçe ile yenilenen davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı belirtilmiştir. Başvurucu, söz konusu kararı temyiz etmiştir. Başvurucu vekili tarafından düzenlenen temyiz dilekçesinde, dilekçe ret kararının vekile (kendisine) tebliğ edildiği tarihin 8/5/2008 olduğu, buna göre süresi içinde yenileme dilekçesinin verildiği belirtilmiştir. Başvurucu vekili temyiz dilekçesinde, Mahkeme kararında 7/5/2008 tarihinde bizzat davacı vekiline tebligat yapıldığının ifade edildiğine dikkat çekmiş; bu tarihte kendisine tebligat yapılmasının mümkün olmadığını, zira duruşma nedeniyle Van'da bulunduğunu iddia etmiştir. Aynı dilekçede, PTT'den yaptığı araştırma neticesinde tebligatın 7/5/2008 tarihinde işyeri adresinde E.Y. isimli şahsa yapıldığı yönünde düzenlenen tebliğ mazbatasına ulaştığını belirten başvurucu vekili, E.Y.nin çalışanı olmadığını, işyerinde yarı zamanlı çalışan yeğeninin arkadaşı olduğunu, bu sebeple tebligat almaya yetkili olmadığını, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğunu ileri sürmüştür. PTT'nin bilgisayar kayıtlarında tebligat tarihinin 8/5/2008 olarak göründüğü belirtilen temyiz dilekçesinde, her ne kadar tebliğ tarihi konusunda tereddüte düşen Mahkemenin ara kararına cevaben PTT tarafından gönderilen yazıda tebligatın 7/5/2008 tarihinde yapıldığı, sehven bilgisayar kayıtlarına 8/5/2008 tarihi olarak işlendiği şeklinde açıklamada bulunulmuş ise de bilgisayar kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği ifade edilerek süre ret kararının bozulması talep edilmiştir. Karar Danıştay Onbeşinci Dairesinin 23/10/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Nihai karar 11/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.