(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/4 E. , 2011/1611 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mah.Sıf) Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, tescile karar verilmezse alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalı ... yönünden ayrılmasına diğer davalılar yönünden reddine dair verilen 03.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu …
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2011/4 E. , 2011/1611 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mah.Sıf) Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.09.2009 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, tescile karar verilmezse alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın davalı ... yönünden ayrılmasına diğer davalılar yönünden reddine dair verilen 03.12.2009 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek yükleniciye temlik nedeniyle ödenen 50.000 Amerikan Dolarının davalılardan tahsili veya inşaatın devamına izin verilmesi istemlerine ilişkindir. Davalı arsa sahipleri, işin ancak %40 seviyelerine getirildiği aşamada sözleşmenin feshedildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı yüklenici, savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, yüklenici aleyhine açılan davanın tefrikine, davacının tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. 1-Yukarıda vurgulandığı üzere, davadaki istemin dayanağı yüklenicinin adi yazılı ve tarihsiz sözleşmeyle yaptığı temlik işlemidir. Bir tanımlama yapmak gerekirse, alacağın temliki; alacaklı (yüklenici) ile onu devralan üçüncü kişi (davacı) arasında borçlunun (arsa sahiplerinin) rızasını gerektirmeden yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir. Kuşkusuz, yüklenicinin yaptığı temlik işleminin hüküm ve sonuç doğurması temlik işleminin konusu olan alacağın gerçek bir alacak olmasına bağlıdır. Alacağın temlik edildiği üçüncü kişi ancak bu gibi durumlarda temlik işleminden yararlanarak bu hakkını arsa sahibine karşı da ileri sürebilir hale gelir. Zira, alacağı devralan kişi, evvelki alacaklının yerine geçer ve borçludan ifayı istemek gerektiğinde de borçluyu ifaya zorlamak artık onun hakkı olur. Ne var ki, üçüncü kişinin borçluyu (arsa sahibini) hasım göstererek açacağı davada borçlu temlik yapmamış olsaydı eski alacaklısına (yükleniciye) ne gibi def’ilerde bulunmak imkanına haiz idi ise bu def’ileri yeni alacaklıya (hakkı temellük eden üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebilir (BK m.167). Kısaca bu gibi davalarda, üçüncü kişi temlik işleminin varlığını yükleniciye, alacağa hak kazanıldığını ise arsa sahiplerine karşı ispat etmek zorundadır. Denilebilir ki, temlik işlemine dayalı davalarda, arsa sahipleri ile yüklenici arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Zorunlu dava arkadaşlığının varlığı durumunda, hem yüklenicinin hem de arsa sahiplerinin aynı davada taraf olmaları gerekir. O yüzden, mahkemenin yüklenici aleyhindeki davanın tefrikine karar vermesi HUMK'nun 47.maddesine uygun düşmemiştir. Davacının çekişmenin esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;