1. Hukuk Dairesi 2026/588 E. , 2026/1836 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/226 E., 2025/87 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A …
1. Hukuk Dairesi 2026/588 E. , 2026/1836 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/226 E., 2025/87 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, taşınmazın kıyı - kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve terkin istemine ilişkindir. Davacı Hazine vekili; ... ili, ... ilçesi, ... yer alan çekişme konusu 1 12... parselin 209,32 metrekarelik kısmının kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığını, kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup özel mülkiyete konu edilemeyeceğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile kamuya terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili; dava konusu taşınmazın davalıların murisi ... tarafından 13.09.1978 tarihinde satın alındığını, üzerinde şerh ve takyidat bulunmadığını, 36 yıl sonra açılan davanın yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, davalılardan ...'in yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir. İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın hükmen tesciline ilişkin ... Tapulama Hakimliğinin 1963/226 Esas, 1967/127 Karar sayılı kararının inceleme konusu dava bakımından kesin hüküm teşkil etmeyeceği belirlenerek davanın kısmen kabulü ile kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle 1 12... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 31,36 metrekarelik kısmının tapu iptal-terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairece; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli bulunmadığına değinilerek önceki bilirkişilerden farklı 3 kişilik jeolog ya da jeoloji mühendisi ve 1 harita mühendisinden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif yapılması, taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, dava konusu taşınmazın ne kadarlık kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, keşif ve alınan bilirkişi raporlarında idarenin kıyı-kenar çizgisinin doğru olduğunun belirlendiği, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapor ve ek raporun denetime elverişli, hüküm vermeye yeterli olduğu, 1 12... parsel sayılı taşınmazın 07.12.2024 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen 209, 32... 'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile anılan kısma ilişkin tapu iptal-terkine karar verilmiştir. Ne var ki; Mahkemece 07.12.2024 tarihli rapor ve 15.02.2025 tarihli ek rapor hükme esas alınmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; söz konusu raporda, dava konusu taşınmaz sınırları içerisinde bahçe düzenlemesine bağlı dolgu işlemleri gerçekleştiğinden, heyet tarafından uygun görülen konumlarda 2 ayrı gözlem çukuru açılmak suretiyle yapılan inceleme sonucu 1 nolu çukurda kil malzemesi, denizel, iri çakıllı, kumlu zemin biriminin, 2 nolu çukurda ise dolgu malzemesi, ince çakıllı kum, denizel kumlu zemin biriminin gözlemlendiğinden bahsedilmiş, yapılan değerlendirmeler neticesinde sonuç olarak idarece belirlenen ve Harita Kadastro Bilirkişisi tarafından dava konusu taşınmaz üzerine aplike edilerek gösterilen kıyı-kenar çizgisinin, kıyı-kenar mevzuatında geçen tanımlamalara uygun olarak yapıldığı, parselin topografik, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri bakımından tamamının kıyı-kenar çizgisi içinde Marmara Denizi tarafında kaldığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Ancak krokiden de anlaşılacağı üzere kıyı-kenar mevzuatına uygun olduğu belirtilen idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisine göre taşınmazın 209,32 metrekarelik kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı görülmekle birlikte, heyet raporunda taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı tespitine de yer verilmiş olup kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısma yönelik çelişki bulunmakla, alınan ek raporda da bahsedilen bu çelişkiye ilişkin bir açıklama yapılmadığı, çekişme konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısımlarına yönelik farklılık bulunmasına rağmen önceki raporlar arasındaki bu farklılığın nedenlerine değinilmediği gibi, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının da araştırılmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca; bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle yukarıda değinilen çelişkinin giderilmesinin istenilmesi, idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin doğru olduğu şeklindeki tespitin yerinde olup olmadığı, dava konusu taşınmazın tamamının mı kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığının açıklığa kavuşturulması, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin çakışıp çakışmadığının, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin, önceki bilirkişi raporları da dikkate alınarak raporlar arasındaki farkın da denetime açık ve bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, fen bilirkişiden heyet tarafından keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile idare tarafından belirlenen kıyı-kenar çizgisinin kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısımların renkli olarak belirtilmesinin istenilmesi, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisi ile eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisinin çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, dava konusu taşınmazın ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Davalılar vekilinin açıklanan nedenlerden ötürü yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.