21. Hukuk Dairesi 2007/23283 E. , 2008/4911 K. "" MAHKEMESİ : Elazığ İş Mahkemesi TARİHİ : 13/09/2007 Davacı, 10.04.2003 tarihinden itibaren malülen emekliliğine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşa…
**21. Hukuk Dairesi 2007/23283 E. , 2008/4911 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Elazığ İş Mahkemesi TARİHİ : 13/09/2007 Davacı, 10.04.2003 tarihinden itibaren malülen emekliliğine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. Dava, davacının 10.04.2003 tarihinden itibaren malullük sigortasından aylığa hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının, bakkalcılık faaliyeti nedeniyle vergi kaydı bulunmasından dolayı 30.01.1997 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak tescil edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bağ-Kur Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nca, davacının hastalığının Bağ-Kur sigortalısı oluş tarihinden önce de mevcut olduğundan bahisle maluliyet aylığı isteminin reddine karar verilmiştir. Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu’nun 06.10.2006 tarihli raporunda, sigortalının çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmemiş olduğundan malul sayılamayacağına karar verilmiş, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 13.07.2007 tarihli raporunda ise, davacının beden çalışma gücünün 2/3’ünü kaybetmiş sayılacağı mütalaa olunmuştur. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun “Adli Tıp Genel Kurulu’nun görevleri” başlıklı 15/f. maddesinde, Adli Tıp Genel Kurulu’nun, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı belirtilmiştir. Hal böyle olunca, 28.06.1976 gün ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere, 1479 sayılı Yasa’nın 56. maddesi delaletiyle 506 sayılı Yasa’nın 109. maddesindeki prosedür doğrultusunda, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan görüş alınması gerekir. Öte yandan, davalı Kurumun asıl çıkarttığı uyuşmazlık, davacının sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte de hasta olduğuna ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasa’nın 28/2. maddesinde, sigortalılığın başladığı tarihte malul sayılacak derecede hastalık ve arızası bulunduğu önceden veya sonradan yeterli belgelerle tespit edilen sigortalının, bu hastalık veya arızası nedeniyle malullük sigortası yardımlarından yararlanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan madde hükmü gereğince, sigortalının malullük sigortası yardımlarından yararlanamaması, ilk sigortalılığının başladığı tarihte, malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık veya arızası bulunması durumunda söz konusudur.