TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/827 Esas KARAR NO : 2026/213 ... DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 23/03/2016 KARAR TARİHİ : 24/03/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 26/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile müflis şirket arasında 31/12/2012 tarihli devremülk sözleşmesi imzalandığını, müvekkiline bedelin tahsili amacıyla…
T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/827 Esas - 2026/213 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/827 Esas KARAR NO : 2026/213 ... DAVA : İstirdat DAVA TARİHİ : 23/03/2016 KARAR TARİHİ : 24/03/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 26/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile müflis şirket arasında 31/12/2012 tarihli devremülk sözleşmesi imzalandığını, müvekkiline bedelin tahsili amacıyla 10/05/2016 vade tarihli 11.700,00 TL bedelli ve 10/04/2016 vade tarihli 100,00 TL bedelli senet imzalandığını ve müvekkilinin 5.800,00 TL ödeme yaptığını ancak müflis şirketin mülk inşaatını tamamlamadığı gibi gayrimenkulün müvekkilinin kullanımına da açılmadığını, bu hali ile sözleşme gereği edimlerin ifa edilmediğini, senedin bedelsiz olduğu bilinmesine rağmen dava dışı ... şirketine ciro edildiğini ve ciranta tarafından haksız olarak icra takibine konu edildiğini iddia ederek dava konusu senetler nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ödenen 5.800,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı iflas idaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket hakkında 27/01/2016 tarihinde iflas kararı verildiğini, iflas işlemlerinin tamamlanmadığını ve ikinci alacaklılar toplantısının yapılmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; devremülk sözleşmesi kapsamında verilen senetler nedeni ile lehtar aleyhine borçlu olmadığının tespiti ve alacak davası istemine ilişkindir. ...karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya Mahkememize tevzi edilmiştir. ...şirketi aleyhine açılan dava, tebliğ için gider avansı yatırılmadığından tefrik edilerek Mahkememizin ... esas sırasına kaydedilmiştir. ... karar sayılı dosyası ile davalı ... şirketinin iflasına karar verildiği, kararın 13/05/2019 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın iflas tarihinden önce açıldığı anlaşılmıştır. ... esas sayılı icra takibi ile davaya konu senetlerin dava dışı ciranta... şirketi tarafından davacı keşideci ve davalı lehtar aleyhine başlatıldığı, görevsiz mahkeme tarafından tedbir kararı verilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Görev kamu düzenine ilişkin olup, davanın her aşamasında resen dikkate alınması gerekir. Kural olarak sıra cetveline itiraz davalarında dava açma süresi, görev ve yetki İİK'nun 235. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nun 235. maddesinde yer alan "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren on beş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki Ticaret Mahkemesinde dava açmaya mecburdur," amir düzenleme karşısında 28/05/2014 tarihine kadar açılan tüm sıra cetveli itiraz davalarında tarafların sıfatına (işçi, tüketici vb.) bakılmaksızın görevli mahkemelerin Ticaret Mahkemeleri olduğu açıktır. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Anılı yasal düzenleme çerçevesinde İcra İflas Kanununa göre sonraki kanun ve özel kanun statüsüne haiz olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 83/2. maddesinin açık hükmü karşısında diğer kanunlardaki görev kuralları (somut olayda olduğu gibi İcra İflas Kanunu 235. maddesinde yer alan) bu Kanun kapsamına giren uyuşmazlıklarda uygulanmayacağı için, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (28/05/2014 tarihinden sonra açılan davalarda) tüketici sıfatına haiz davacılar tarafından açılan ve kökeninde bir eda davası (alacak) olan işbu sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkeme aynı yasanın 73. maddesi uyarınca Tüketici Mahkemeleri olacaktır. Nitekim, 6502 sayılı yasanın 83/2. maddesi tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklarda diğer kanunlarda yer alan görev ve yetkiye ilişkin düzenlemelerin gözönünde bulundurulmamasını, anılı tüm uyuşmazlıklarda 73/1. maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinin görevli olacağını emredici şekilde düzenlemiştir (... karar sayılı ilamı emsal olmak üzere). Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde, iflas alacağı, masa borcu ve iflastan sonra doğan genel nitelikli alacak olmak üzere üç grup alacak bulunmaktadır. Alacağın doğduğu tarihin belirlenmesi görev hususunda önem taşımaktadır. Dava tarihi itibariyle henüz sözleşmenin feshedilmediği, dava dilekçesinde dahi bu yönde bir talep bulunmadığı, devremülk sözleşmesi kapsamında verilen senetler nedeni ile müflis şirket ve ortak ve yetkililerinin aynı olması nedeni ile senedin bedelsiz kaldığına ilişkin bilgisi olduğu iddia edilen davalı ciranta aleyhine borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi talep edildiği, davalı şirketin iflas kararından sonra 23/03/2016 tarihinde işbu davanın açıldığı, sözleşmenin feshiyle birlikte davaya konu alacağın muaccel olacağı değerlendirilmiştir. Bu hali ile alacak iflastan sonra doğacaktır. İflas tarihinden sonra doğan bir alacağın varlığı ve miktarı konusunda bir uyuşmazlık bulunmasa da masa borcu olup olmadığı yönündeki inceleme, alacağın dayandığı hukuksal ilişkiye göre genel hükümler doğrultusunda iflas masası aleyhine açılan davada genel mahkemelerce tespit edilecektir. İİK'nda masa borçları ve iflastan sonra doğan genel nitelikli alacak için İİK'nın 235/2. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır (... karar sayılı kararları ve ...karar sayılı ilamları da aynı yöndedir). Kaldı ki, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemler "tüketici işlemi" olarak kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı şekilde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. maddesinde “Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda” tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Anılı yasal düzenleme çerçevesinde İcra İflas Kanununa göre sonraki kanun ve özel kanun statüsüne haiz olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 83/2. maddesinin açık hükmü karşısında diğer kanunlardaki görev kuralları (somut olayda olduğu gibi İcra İflas Kanunu 235. maddesinde yer alan) bu Kanun kapsamına giren uyuşmazlıklarda uygulanmayacağı için, 6502 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra (28/05/2014 tarihinden sonra açılan davalarda) tüketici sıfatına haiz davacılar tarafından açılan ve kökeninde bir eda davası (alacak) olan işbu sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkeme aynı yasanın 73. maddesi uyarınca Tüketici Mahkemeleri olacaktır. Nitekim, 6502 sayılı yasanın 83/2. maddesi tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklarda diğer kanunlarda yer alan görev ve yetkiye ilişkin düzenlemelerin göz önünde bulundurulmamasını, anılı tüm uyuşmazlıklarda 73/1. maddesi uyarınca tüketici mahkemelerinin görevli olacağını emredici şekilde düzenlemiştir (... karar sayılı ilamı emsal olmak üzere). Bu durumda, davacının tüketici olduğu, eldeki davanın mutlak ya da nispi ticari dava olmadığı, alacağın dayandığı hukuksal ilişki gözetildiğinde dava konusu alacağın iflas alacağı olmadığı, kaldı ki iflas alacağı olarak değerlendirilmesi gerekiyorsa da bu değerlendirmenin Tüketici Mahkemelerince değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizce davanın usulden reddi ile Mahkememizin görevsizliğine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın görev dava şartı yönünden usulden reddi ile Mahkememizin GÖREVSİZ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ... gönderilmesine, aksi halde HMK'nun 20/1 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 2-Yargılama giderleri ve harç konusunun görevli ve yetkili Mahkemece karara bağlanmasına, 3-... daha önce görevsizlik kararı verilmiş olduğundan, kararın istinaf edilmeksizin kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü ile görevli Mahkemenin belirlenmesi açısından dosyanın ... GÖNDERİLMESİNE, Dair; taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ...başvurmak suretiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.24/03/2026 ...