8. Hukuk Dairesi 2016/15237 E. , 2019/10827 K. MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, borçlunun haciz mahallinde faaliyet göstermediğini, dava dışı ... Boya bayisi olduklarını, dava dışı ... …
**8. Hukuk Dairesi 2016/15237 E. , 2019/10827 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı üçüncü kişi vekili, borçlunun haciz mahallinde faaliyet göstermediğini, dava dışı ... Boya bayisi olduklarını, dava dışı ... Boya firmasının haciz yapılan bölgede faaliyet gösterilmesini istemesi üzerine şube açtıklarını, malların ... Boya firmasından satın alındığını ileri sürerek, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili,davacının hakim ortağı ...’ın borçlu şirketin eski ortağı olduğunu, dava konusu hacizle aynı yerde yapılan 7.7.2014 tarihli hacizde, borçlu şirket ortağının hazır bulunduğunu, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında danışıklı işlemler yapıldığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, davacı firmanın ... Boya firmasının bayisi olduğu, üçüncü kişi şirketin ...'deki iş yerini ana firmanın isteği üzerine sürdürmeyi kabul ettiği, hacze konu menkullerin üçüncü kişinin ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı, ... firması ile üçüncü kişi şirketin cari hesap ilişkilerinin bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Dava konusu haciz, üçüncü kişi şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapılmış olup, haciz mahallinde borçlu şirket yetkilisi ile borçlu şirket adına belge bulunmamış ise de; dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre, üçüncü kişi şirketin kurucu ortaklarından olup 29.4.2013 tarihi itibari ile üçüncü kişi şirketin hakim ve tek ortağı olan ... ...’nın, borçlu şirket ortağı iken borcun doğumundan sonra 30.4.2013’de ortaklıktan ayrıldığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, borçlu şirket, “... Mah. No: 30/A” adresinde ... Boya bayisi olarak faaliyet göstermiş ve 8.2.2013 de adresini değiştirmiş, üçüncü kişi şirket ise, borçlu şirketin ayrıldığı yere çok yakın bir mesafe olan, “... Mah. No: 10/ B” de 15.2.2013 tarihinde ... Bayisi olarak faaliyet göstermek üzere şube açmıştır. Bununla ilgili olarak, davacı tanığı ..., borçlunun işyerini kiraya veren kişiler arasındaki ihtilaflar nedeni ile üçüncü kişinin aynı binada faaliyete devam etmek istemediğinden 30-40 metre ileride faaliyete başladığını, borçlu şirketin bulunduğu binadaki tabelanın üçüncü kişinin kiraladığı binaya asıldığını ifade etmiştir. Ayrıca, dava konusu hacizle aynı yerde yapılan 7.7.2014 tarihli haciz de, borçlu şirket ortağı Özgür hazır bulunmuş olup, haciz mahallinde çalışan olduğunu beyan etmiş, yine İİK’nin 8. maddesine göre aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağına göre, haciz sırasında borçlu şirkete ait klasör dolusu evrak bulunmuş olup, diğer klasörde ise borçlu şirket ile üçüncü kişi şirket evraklarının bir arada olduğu belirtilmiştir. Öte yandan, borçlu şirketin tek ortağı Özgür, 4.3.2013 tarihinde üçüncü kişi şirket yanında sigortalı olarak çalışmaya başlamıştır Borçlu şirketin tek ortağının aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette sigortalı olarak çalışması hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabulü gerekir. Yine SGK kayıtlarına göre, borçlu şirkette çalışan üç sigortalı işçi, borçlu şirketten ayrıldıktan sonra üçüncü kişi şirket yanında sigortalı olarak çalışmaya başlamıştır. Tüm bu bilgiler ışığında, davacı üçüncü kişinin istihkak iddiasında samimi olmadığı, davacı üçüncü kişi ile borçlu şirketin muvazaalı işlemler yaparak alacaklılardan mal kaçırmaya çalıştıklarının kabulü ile açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nin 366 ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.