10. Hukuk Dairesi 2024/1010 E. , 2024/3852 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/270 E., 2023/778 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı
**10. Hukuk Dairesi 2024/1010 E. , 2024/3852 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2022/270 E., 2023/778 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı Kurumun 8122675 sigorta sicil numaralı sigortalısı olduğu, 2102691644 tahsis numarasıyla 25.05.2000 tarihinden itibaren emekli aylığı aldığı, 08.09.2005 tarihinden itibaren Beşiktaş Belediyesine taşeron olarak iş yapan 1093360 - 716723 - 1101625 - 1121696 - 1125995 - 1141595 sicil numaralı işyerinde destek primi ödeyerek çalıştığı, bu çalışmalarının 30.11.2009 tarihine kadar devam ettiği, davalı Kurum tarafından 2005 yılında itibaren işyerinin kamu işyeri olması nedeniyle aylıklarının kesildiği ve yersiz ödenen 59.995,99 TL'nin iadesinin talep edildiği iddiasıyla 11.04.2012 tarih 2691644 sayılı emekli maaşı kesilmesi ve 59.995,99 TL borç tahakkuk işleminin iptali ile kesilen maaşın kesildiği tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum tarafından yapılan işlemlerin yasa ve mevzuata uygun olduğu, davacıya 09.09.2005 - 23.04.2012 tarihleri arasında 59.995,99 TL fuzuli ödeme yapıldığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III.MAHKEME İLK KARARI Mahkeme tarafından 21.05.2014 tarihli ve 2012/663 Esas, 2014/347 Karar sayılı kararla davacının yaşlılık aylığı almakta iken çalışmasının mümkün olmaması nedeniyle davalı Kurum tarafından davacının yaşlılık aylığı durdurulmasına yönelik işlemin hukuka uygun olduğu, ayrıca davacının kesinlen maaşlarının kesilen tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesi talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A.İlk Bozma Kararı 1. Mahkemenin 21.05.2014 tarihli ve 2012/663 Esas, 2014/347 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce 27.10.2014 tarihli ve 2014/19353 Esas, 2014/20684 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...1-Davaya konu uyuşmazlık, 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırmaya tabi Kurum alacağına ilişkindir. 11.09.2014 tarihli ve 29116 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, öngörülen istisnaları haricinde aynı tarih itibariyle yürürlüğe giren İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair 6552 sayılı Kanunun 81. maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Geçici 60. maddesinin 1, 2, 3, 9 ve 19. fıkralarında; '(1)2014 yılı Nisan ve önceki aylara ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarihten önce tahakkuk ettiği hâlde ödenmemiş olan; a) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan, sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi, b) Bu maddeye göre yapılan başvuru tarihi itibarıyla ilgili mevzuatına göre ödenmesi imkânı ortadan kalkmamış isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi, c) ... tarafından ilgili kanunları gereğince takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı…. d) Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olanların genel sağlık sigortası primi, e) Sosyal güvenlik kanunlarına göre emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaları nedeniyle aylıkları kesilmesi gerekenlere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemine kadar yersiz olarak ödendiği tespit edilen aylıklara ilişkin borç, asılları ile bu alacaklara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu maddenin yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde, bu alacaklara uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi ferî alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir. (2)30/4/2014 tarihine kadar (bu tarih dâhil) işlenen fiillere ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan idari para cezası asıllarının %50’si ile bu tutara ödeme sürelerinin bittiği tarihlerden bu maddenin yayımlandığı tarihe kadar geçen süre için Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu maddede belirtilen süre ve şekilde ödenmesi hâlinde idari para cezası asıllarının kalan %50’si ile idari para cezasına uygulanan gecikme cezası ve gecikme zammı gibi ferî alacaklarının tamamının tahsilinden vazgeçilir. (3) Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların; a) Bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen ay başından itibaren; birinci fıkranın (d) bendinde belirtilen borçlular yedi ay içinde, diğer bentlerde belirtilen borçlular ise üç ay içinde Kuruma başvuruda bulunmaları, b) İlk taksiti bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen ay başından itibaren; birinci fıkranın (d) bendinde belirtilen borçlular sekiz ay içinde, diğer bentlerde belirtilenler ise dört ay içinde, diğer taksitlerini ise ikişer aylık dönemler hâlinde azami on sekiz eşit taksitte ödemeleri, gerekir. (9) Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. (19) Bakanlar Kurulu, bu maddede öngörülen başvuru ve ilk taksit ödeme sürelerini, bu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen borçlular yönünden altı aya kadar, diğer borçlular yönünden ise bir aya kadar uzatmaya yetkilidir.' düzenlemesine yer verilmiştir. Yapılandırma hükümlerinden yararlanabilmek için açıklanan yasal düzenlemede belirtilen genel sağlık sigortası primi haricindeki alacaklar bakımından 31.12.2014, genel sağlık sigortası primi alacakları yönünden ise 30.04.2015 tarihine kadar Kuruma başvuruda bulunulması gerekmektedir. Ayrıca, anılan maddenin 9. fıkrası hükmüne göre de, yapılandırma hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır. Mahkemece, yukarıda açıklanan ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren yasal düzenleme gereği, davaya konu borcun yapılandırma kapsamında bulunduğu gözetilmeli, bu çerçevede 6552 sayılı Kanunun tanıdığı alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanılıp yararlanılmadığı incelenmeli, yapılandırma başvuru süresinin bitiş tarihleri ile Geçici 60. maddenin 9. fıkrasının 'Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların, bu maddelerde belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları şarttır.' hükmü de göz önünde bulundurularak, yapılacak değerlendirmeye göre bir karar verilmelidir. 2-Davanın yasal dayanağı 5277 sayılı Kanunun 25 ve 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddeleridir. 5277 sayılı Bütçe Kanunu 01.01.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 25’inci maddesinin (f) fıkrası; '...Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dâhil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin % 50'sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar. Diğer kanunların emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken emeklilik veya yaşlılık aylıkları ve/veya diğer tazminatları kesilmeksizin atanmaya, çalıştırılmaya veya görevlendirilmeye izin veren hükümleri ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun ek 11'inci maddesine göre 01.01.2005 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları uygulanmaz...' hükmünü içermektedir. Anılan hükmün Anayasaya aykırılığı iddiası ve iptali istemiyle dava açılmış, ancak kanun koyucu tarafından bütçe kanunlarına bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamayacağına dair Anayasanın 161’inci maddesi gözetilerek, 27.04.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 29’uncu maddesinin (c) bendi ile 5277 sayılı Kanunun 25’inci maddesinde yer alan bu hüküm yürürlükten kaldırılmıştır. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından 29.11.2005 gün 2005/6-93 sayılı kararıyla, 'iptali istenen madde yürürlükten kaldırılmakla, davanın konusuz kaldığı' gerekçesiyle, 'istem hakkında karar verilmesine yer olmadığına' karar verilmiştir. Ne var ki; 5277 sayılı Kanunun 25’inci maddesinde yer alan söz konusu düzenleme, bu defa 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi ile aynen korunmuş ve 27.04.2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Ayrıca, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 105’inci maddesinde sayılan “uygulanmayacak maddeler” arasında 5335 sayılı Kanunun 30’uncu maddesi yer almamaktadır. Bu nedenle de bu maddenin halen yürürlükte olduğunun ve 01.01.2005 tarihinden itibaren herhangi bir yasal boşluk dönemi bulunmadığının kabulü gerekir. Açıklanan yasal süreç ve düzenleme karşısında; herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin 5277 ve 5335 sayılı Kanunlarda belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarında herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacakları ve görev yapamayacakları belirgindir. Bu yasal düzenlemeye aykırı biçimde çalışılması durumunda; çalışanların, fiilen çalıştıkları dönemdeki emeklilik veya yaşlılık aylıklarının ... tarafından kesilmesi ve yersiz aylıkların istirdadı söz konusu olacaktır. (HGK; 27.05.2009 gün, 2009/21-168 E. 2009/218 K.) Davaya Konu somut olayda; davacıya 01.06.2000 tarihinden itibaren 506 Sayılı Yasa kapsamında yaşlılık aylılğı bağlanmış iken, Kurumca 5335 sayılı Yasaya tabi olan Beltaş isimli işyerinden 08.09.2005–30.09.2009 tarihleri arasında yeniden çalışmış olduğunun tespit edilmesi nedeniyle, aylıkların kesilerek bu dönemde ödenen aylıkların iadesinin istendiği anlaşılmakta ise de; davacının hizmet döküm cetvelinden Kurumca borç tahakkuk ettirilen dönemde, 31.12.2006–02.07.2007 arasındaki dönemde, davacının herhangi bir çalışmasının olmadığı ve bu dönemde ödenen aylıkların yersiz ödeme olmayacağı hususunun gözetilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." B. Mahkemece İlk Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından 15.09.2015 tarihli ve 2015/4 Esas, 2015/441 Karar sayılı kararı ile ... Başkanlığı Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 07.08.2015 tarihli yazısı ile 01.01.2007-01.07.2007 ile 24.10.2009-23.08.2015 tarihleri arasında ödenen aylıklar ile ödenmesi gereken aylıkların hesaplandığı ve 24.08.2015 tarihinde ödenmek üzere gönderildiğinin bildirildiği ve davacı vekilinin 15.09.2015 tarihli oturumdaki beyanından davacının birikmiş emekli aylıklarının dava açıldıktan sonra davacıya ödendiği anlaşılmakla, davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 15.09.2015 tarihli ve 2015/4 Esas, 2015/441 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce 08.02.2016 tarihli ve 2015/23174 Esas, 2016/1299 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...her ne kadar bozmaya uyulduktan sonra davalı kurumca davacı hakkında tahakkuk ettirilen borcun terkin edildiği belirtilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, aslen davalı kurumca mahkemeye hitaben gönderilen 07.08.2015 tarihli ve 17677236-2691644 sayılı yazı içeriğinde davacı hakkında borç tahakkuk işlemlerinde yapılan güncelleme sonrasında bozma ilamımız kapsamında davacının hizmet döküm cetvelinde 5335 sayılı Yasa kapsamında çalışmaları bulunmayan dönemler bakımından yapılan yeniden inceleme sonrasında, değişen yasal düzenleme gereğince davacının işyerinden ayrılışı esas alınarak yeniden yaşlılık aylığının bağlandığının bildirildiği, fakat davacı avukatının belirttiği gibi bir terkin işleminin bulunmayıp, tam aksine, 06.08.2015 tarih ve 9820180 sayılı talimat ile davacı hakkında 29.539,35 TL’lik borcun tahsili için işlemlere başlanıldığının bildirildiğinin anlaşılmış olması karşısında, mahkemece bozma ilamımız kapsamında irdeleme yapılmak suretiyle, davacının kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti istemi karşısında, davalı kuruma ne miktarda borcunun bulunduğuna dair belirleme yapmak yerine, davanın konusuz kalmadığı hususu dikkate alınmaksızın ve bozma gerekleri de yerine getirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemece, bu maddî ve hukukî olgular göz önünde tutulmaksızın yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından 23.06.2020 tarihli ve 2016/189 Esas, 2020/153 Karar sayılı karar ile davalı Kurum tarafından 5510 sayılı Kanun'un 96/b bendi kapsamında talep edilebilecek yersiz ödemelerin, tespit tarihi olan 23.04.2012 tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde 23.04.2007 tarihinden itibaren yapılmış yersiz ödemelerin tebliğ tarihine ilişkin bir kayıt olmamakla birlikte yeniden tahsis talebinde bulunduğu 17.05.2012 tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilerek 17.05.2012 tarihinden itibaren 24 ay süre ile 17.05.2014 tarihine kadar faizsiz, bu tarihten itibaren ise yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiği, bu kapsamda davacının 08.09.2005-31.12.2006 tarihleri arası çalışma dönemindeki yersiz ödemelerin istirdadının mümkün olamayacağı, davalı Kurum tarafından talep edilebilecek yersiz ödemeler yalnızca 01.07.2007-30.09.2009 tarihleri arası yapılmış olan ödemeler olduğu, davacının 5335 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetlerinin de dahil edilmesi ile yeniden aylık hesabı yapılması sonucunda hak ettiği fark aylıklar da ödenmesi gereken tarihlerden itibaren dava tarihine kadar işlemiş yasal faizi ile birlikte hesaplandığı, bu kapsamda davacıya dava tarihinden sonra yapılan ve yapılması gereken ödemeler de göz önüne alınarak davalı Kurum tarafından 25.08.2015 tarihinde 27.038,45 TL ödeme yapıldığı bu ödemeden ¼ oranında 7.182,53 TL kesinti yapılarak 19.855,31 TL ödendiği, bu ödeme yapılırken diğer taraftan da davacıya yersiz olarak ödenmiş aylıklar için davacının itirazı olmadığından kesinleşen İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2013/17312 Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, böylelikle davacının davalı Kuruma olan toplam borcunun yersiz ödeme, kesinti ve faiz toplamı 15.479,38 TL davacıya 28.04.2015 tarihinde yapılan fazla ödeme 19.855,31 TL = 4.375,93 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının dava tarihi itibariyle davalı Kuruma borcu bulunmadığı, davacının 24.08.2015 tarihi itibariyle davalı kuruma 4.375,93 TL borçlu olduğunun tespitine, karar verilmiştir. E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin 23.06.2020 tarihli ve 2016/189 Esas, 2020/153 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce 07.12.2021 tarihli ve 2020/7947 Esas, 2021/15544 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Mahkeme kararı bozulmuştur: "...Eldeki davada bozma sonrası gelen belgelerden, davalı Kurumca davacı hakkında 5335 sayılı Yasanın 30. Maddesinde 2013 yılında yapılan değişiklik çerçevesinde bir takım işlemler yapılarak borcun yenilendiği ve davacının borçlu olduğu tutarın hangi tarihler arasına ilişkin olup, yapılan kesinti miktarlarının ve davacı hakkında yapılan tüm işlemler net olarak belirtilmeksizin borçlu olduğu ve takibe devam edildiği anlaşılmakta ise de, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, öncelikle davacının talebinin dikkate alınması ile kurumca borç tahakkuk ettirilen dönem içerisinden, 31.12.2006–02.07.2007 arasındaki dönemde, davacının herhangi bir çalışmasının olmadığı ve bu dönemde ödenen aylıkların yersiz ödeme olmayacağı hususunun gözetilmesi ile sonucuna göre talebe uygun şekilde bir karar verilmesi gereğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular doğrultusunda araştırma yaparak, elde edilecek sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..." F. Mahkemece Üçüncü Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkeme tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulmasına karar verilen bozma ilamı göz önüne alındığında davacının çalışmalarının 5335 sayılı Kanun kapsamında olduğu, her ne kadar yukarıda zikredilen güncel Kanun kapsamında davacının hali hazırda Kuruma borcu bulunmadığı açık ise de, Mahkememiz 23.06.2020 tarihli kararında davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve davacının Kuruma 24.08.2015 tarihi itibariyle 4.375,93 TL borçlu olduğuna ilişkin kararın davacı tarafça temyiz edilmediği, bu durumda davalı tarafça kazanılmış usuli hak olduğu da gözetilerek toplam 59.955,99 TL borçtan 4.375,93 TL düşülerek davacının Kuruma 55.580,06 TL borçlu olmadığının kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 11.04.2012 tarih B.13.1.SGK 0.10.01.00.STİ.2/2691644 Sayılı Emekli Maaşı Kesilmesi ve 59.955,99 TL Borç Tahakkuku işleminin kısmen iptali ile, davacının bu işleme konu borç nedeniyle davalı Kuruma 55.580,06 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hesaplamanın hatalı olduğu, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur. C.Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, aylığın kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali ile Kuruma borçlu olmadığının tespiti davasıdır. 2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 ve devamı maddeleri ile 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 30 uncu maddesi ilgili hükümlerdir. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz kapsam ve nedenlerine göre, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.