Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1141 E. , 2024/1332 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/1141 Karar No : 2024/1332 DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA DAVANIN_ÖZETİ:Davacılar tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali ve yürü…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2024/1141 E. , 2024/1332 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2024/1141 Karar No : 2024/1332 DAVACILAR : 1- ... 2- ... VEKİLİ : Av.... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA DAVANIN_ÖZETİ:Davacılar tarafından, 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca istisnai olarak kazandıkları Türk vatandaşlığının aynı Kanun'un 40. maddesi uyarınca geri alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ:... DÜŞÜNCESİ :2577 sayılı Kanunun 3. maddesine uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca hazırlanan Tetkik Hakiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dilekçesi öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi, 3. fıkrası, (g) bendi uyarınca anılan Kanun'un 3. maddesine uygun olup olmadığı yönünden incelenerek gereği görüşüldü: Anayasa'nın 125. maddesinin 1. fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmü; 4. fıkrasında, yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği hükmü yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasında, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar, idari dava türleri olarak sayılmış; 2. fıkrasında, idari yargı yetkisinin, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu; idari mahkemelerin yerindelik denetimi yapamayacakları, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremeyecekleri hükümlerine yer verilmiş; Kanun'un 3. maddesinde, idari davaların, Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılacağı; dilekçelerde, tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin, davanın konusu ve sebepleri ile dayandığı delillerin, davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihinin gösterileceği, ayrıca dava konusu kararın ve belgelerin asılları veya örneklerinin dava dilekçesine ekleneceği, dilekçeler ile bunlara ekli evrakın örneklerinin karşı taraf sayısından bir fazla olacağı hükmü; yer almış; 14. maddesinde, dilekçelerin 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları hususu ilk inceleme konuları arasında sayılmış; 15. maddesinde de, dilekçelerin, 3. ve 5. maddelere uygun olmaması halinde uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanlıkları tamamlanmak üzere reddine karar verileceği kuralı getirilmiştir. Yargılama hukukunun temel ilkelerinden biri taleple bağlılıktır. Bu ilke uyarınca iptali istenen idari işlemle sınırlı olarak mahkemelerce inceleme yapılması gerekmekte olup, talebin incelemeye konu olabilecek nitelikte açık, her türlü tereddütten uzak, belirli ve somut olması gerektiği kuşkusuzdur. Dava dosyasının incelenmesinden, davacıların 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca Cumhurbaşkanlığının 28/02/2023 tarih ve 6875 sayılı kararıyla istisnai olarak Türk vatandaşlığını kazandığı, davacılardan ...'nin 24/11/2023 tarihinde yurt dışına çıkmak amacıya gittiği İstanbul Havalimanı pasaport kontrol noktasında, Ankara İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü tarafından 28/10/2023 tarihinde "İPTAL-İPTAL Vatandaşlıktan Çıkma pasaport kaydı" konulduğunun anlaşıldığından bahisle pasaportunun muhafaza altına alınmasıyla Türk Vatandaşlığı'nın geri alındığını öğrenmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, dava dilekçesinin "konu" kısmında, "...müvekkil hakkında vatandaşlıktan çıkma/çıkarılma işleminin iptali ve vatandaşlığa kabul kararının verilmesi" istemine yer verildiği, "sonuç ve istem" kısmında ise, sadece ... için vatandaşlıktan çıkarılma kararının iptali ile Türk vatandaşlığının geri verilmesi istemine yer verildiği, dilekçe içeriğinde, davacılardan Mohammad Taqi Sarwari'nin Türk vatandaşlığını istisnai olarak kazandığı, yaşı itibarıyla sınır dışı edilmesi durumunda maddi ve manevi olarak zarara uğrayacağı belirtilmiş ise de, Türk vatandaşlığının geri alınması kararının hukuka aykırı olduğu ve iptali gerektiği iddiasına sadece ... yönünden yer verildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, dava dilekçesinin "konu" ile "sonuç ve istem" kısımlarında, idari işlem niteliğinde karar verilmesi talebinde bulunulduğu, vatandaşlığın geri alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı'nın her iki davacı yönünden mi, sadece davacılardan Marzia Sarwari yönünden mi iptalinin istenildiğinin anlaşılamadığı, dolayısıyla dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, vatandaşlığın geri alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararının her iki davacı yönünden mi, yoksa sadece ... yönünden mi iptalinin istenildiğinin açık, net ve tereddüte mahal vermeyecek bir şekilde belirtilmesi, istemin dava dilekçesinin konu, içerik ve sonuç kısımlarında uyumlu bir şekilde belirtilmesi, ayrıca idari yargı yetkisinin sınırları içerisinde olmayan istemlerde bulunulmadan ve idari işlem veya eylem niteliğinde hüküm kurulması talep edilmemek suretiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesine uygun olarak yenilenen, Danıştay Başkanlığı'na hitaben yazılmış açık ve anlaşılabilir bir dilekçeyle dava açılması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca, bu kararın tebliğinden itibaren otuz (30) gün içinde 3. maddeye uygun şekilde düzenlenecek dilekçe ile noksanı tamamlandıktan sonra dava açmakta serbest olmak üzere DAVA DİLEKÇESİNİN REDDİNE, 2- 2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre dilekçenin reddi üzerine yeniden verilecek dilekçelerde de aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedileceği hususunun davacılara duyurulmasına, 3-.Davanın yenilenmesi hâlinde yeniden harç alınmamasına, davanın yenilenmemesi durumunda yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istemi halinde davacılara iadesine, 04/04/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.