Başvuru, kamulaştırılan taşınmazın uzun süre kamulaştırma amacına uygun kullanılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, kamulaştırılan taşınmazın uzun süre kamulaştırma amacına uygun kullanılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. İstanbul'un Tuzla ilçesine bağlı Orhanlı beldesi Değirmentepe mevkiinde bulunan 500 m² yüz ölçümlü 2 ada 871 No.lu parselin 717 m²lik kısmı başvuruculardan Hatice Korkmaz adına, 754 m²lik kısmı ise diğer başvurucuların murisi Münir Korkmaz adlarına kayıtlıdır. 754 m²lik son kısım, murisin ölümüyle başvuruculara intikal etmiştir. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Hatice Konmaz ve başvurucuların murisi Münir Korkmaz'ın da aralarında bulunduğu pek çok malik aleyhine ilgili parsel için 5/7/2005 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır. Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 5/7/2006 tarihli kararıyla taşınmazın kamulaştırma bedelinin 405,10 TL olduğunun tespitine ve taşınmazın davacı TOKİ adına tesciline karar vermiştir. Temyiz edilen karar, Yargıtay Hukuk Dairesince (Daire) 8/6/2010 tarihinde taşınmazın arazi değil arsa olarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak 25/5/2011 tarihli kararla taşınmaz arsa olarak değerlendirilmiş ve usulüne uygun olarak seçilen bilirkişiler marifetiyle yeniden yapılan keşifle davalıların hisselerinin bedeli yeniden belirlenerek 475 TL'lik fark bedellerinin davalılara ödenmesine karar verilmiştir. Temyiz edilen karar, Dairece 16/4/2012 tarihinde yeniden bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, dava konusu taşınmaza bozma sonrası biçilen değerin gerekçeli kararın hüküm fıkrasında belirtilmediği, bazı davalılar adına hüküm kurulmadığı ve Mahkemece verilen ilk kararı temyiz etmeyen bazı davalılar için bozma öncesi hükmedilen düşük değerli raporun idare lehine kazanılmış hak oluşturup bu raporla tespit edilen bedelden fazlasına hükmedilemeyeceği gözetilmeden söz konusu davalılar yönünden de fark kamulaştırma bedeline hükmedildiği ifade edilmiştir. Mahkeme bozma kararına uyarak 11/7/2017 tarihli kararıyla usulüne uygun olarak seçilen bilirkişi marifetiyle yeniden yapılan hesapla davaya konu parselin tespit edilen toplam kamulaştırma bedelinin 790 TL olarak tespitine hükmetmiştir. Mahkeme ayrıca davacı idare tarafından bloke edilen toplam kamulaştırma bedelinin 070 TL olarak tespitine, bankaya fazla bloke edilen 280 TL bedelin davacı idareye iadesine karar vermiştir. Mahkeme diğer yandan ilk kararda belirlenen tüm bedellere dava tarihi dikkate alınarak 23/1/2006 tarihinde, ilk karar tarihi olan 5/7/2006 tarihine kadar işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, 25/5/2011 tarihli kararda belirtilen tüm fark bedellere davanın açılış tarihi dikkate alınarak 23/1/2006 tarihinde bu karar tarihi olan 25/5/2011 tarihine kadar işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, 30/4/2013 tarihli kararda belirtilen tüm fark bedellere de davanın açılış tarihi dikkate alınarak 23/1/2006 tarihinde bu karar tarihi olan 30/4/2013 tarihine kadar işleyecek yasal faizin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine hükmetmiştir. Temyiz edilen karar, Dairece 25/2/2019 tarihinde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği gerekçesiyle yeniden bozulmuştur. Kararın gerekçesinde, dava konusu taşınmazın yüz ölçümü üzerinden ilk kararı temyiz eden ve etmeyen davalıların payları, kazanılmış haklar da gözetilerek belirlendikten sonra tespit edilen kamulaştırma bedelinin hüküm fıkrasına açıkça yazılması ve bu bedelin davalılara payları oranında ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmediği belirtilmiştir. Karar gerekçesinde ayrıca davacı idare tarafından kamulaştırma bedeli olarak bloke edilen bedel toplamı tespit edilip bozma öncesi ve sonrası davalılara ödenmesi gereken toplam bedel dışında fazla bloke varsa bu bedelin davacı idareye iadesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmediği hususuna dikkat çekilmiştir. Karar gerekçesinde son olarak kamulaştırma bedeline ilk kararla ödenen bedele dava tarihinden 4 ay sonrası için kazanılmış haklar da nazara alınarak ilk karar tarihine kadar, bozmadan sonra artan bedel için ise son karar tarihine geçen süreler için yasal faiz yürütülmesi gerektiği hususu hatırlatılmıştır. Başvurucular aleyhine açılan dava Mahkeme önünde derdest olup yargılama süreci tamamlanmamıştır. Başvurucular 25/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.