Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında gerçekleşen intiharın önlenmemesi ve bu intiharla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, zorunlu askerlik hizmeti sırasında gerçekleşen intiharın önlenmemesi ve bu intiharla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedenleriyle yaşama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/8/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan İ. Ş.'in oğlu, diğer başvurucuların ise kardeşi olan 1992 doğumlu(A.Ş.) olay tarihinde zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmektedir.A. Başvurucuların Yakınının Askerlik Süreci A.Ş. askere alınmadan önce psikolojik muayene de dâhil olmak üzere bir dizi sağlık kontrolünden geçirilmiş ve bu kontroller sonucunda askerlik yapmaya elverişli bulunarak 23/2/2012 tarihinde Birliğine katılmıştır. A.Ş. askerliği sırasında psikiyatrik yönden tedavi görmemiş; kendisi, yakınları ya da arkadaşları tarafından ruhsal sorunu olduğuna ilişkin olarak amirlerine ya da başka bir askerî birime herhangi bir başvuru da yapılmamıştır. Birliğine katılır katılmaz yapılan psikososyal risk faktörü anketine verdiği cevaplarda A.Ş. sağlığı ve sosyoekonomik durumuyla ilgili olarak herhangi bir sorunu bulunmadığını belirtmiş, yetkililer tarafından kendisiyle aynı zaman diliminde gerçekleştirilen görüşmelerde de bu yönde sorulan sorulara aynı nitelikte cevaplar vermiştir. A.Ş. Birliğine katıldığı tarihten yaklaşık on sekiz gün sonra 11/3/2012 günü sabah saatlerinde kaldığı koğuştaki bir ranzaya kendini asarak intihar etmiştir.B. Ceza Soruşturması Süreci Yetkili Askerî Savcılık tarafından olay hakkında derhâl ve resen bir soruşturma açılmıştır. Bu soruşturmada öncelikle Savcı tarafından Jandarma Olay Yeri İnceleme Birimi (Olay Yeri İnceleme) ile birlikte olay yerinde maddi delil incelemesi yapılmış; bu incelemede herhangi bir darp ve boğuşma izine rastlanılmadığı, müteveffanın ranzanın üst bölümüne palaskasıyla bir ası mekanizması kurduğu görülmüştür. Olay yerinin incelenmesinden sonra doktor bilirkişisi refakatinde cesedi üzerinde gerçekleştirilen ölü muayenesinde ise müteveffanın boynunda ası izi olduğu ve vücudunun diğer bölgelerinde, kıyafetlerinde herhangi bir boğuşma veya mücadele yaşadığına ilişkin bir emare bulunmadığı belirlenmiştir. Ölü muayene sonrasında Adli Tıp Kurumu tarafından gerçekleştirilen otopsi sonucunda müteveffanın ölümünün ası sonucu gerçekleştiği anlaşılmıştır. Soruşturmada, müteveffa ile aynı yerde görev yapan farklı rütbedeki askerler de tanık sıfatıyla dinlenilmişlerdir. Bu kişiler ifadelerinde özetle müteveffanın kimi zaman neşeli kimi zaman ise içine kapanık davranışlar sergilediğini, olaydan önce herhangi bir sorunu veya psikolojik rahatsızlığı olduğundan bahsetmediğini, ayrıca kendisine kötü muamelede bulunulmadığı gibi anlaşmazlığı olan bir kişinin de olmadığını söylemişlerdir. Bu tanıklardan er H.K. ifadesinde; askerliğe müteveffayla birlikte başladığını, birbirlerine "can dostu" -diğer amaçların yanında askerlerin birliklerine intibaklarını kolaylaştırmak için kurulan askerî bir uygulama- olarak görevlendirildiklerini, sohbetleri sırasında müteveffanın küçük yaştayken annesinin öldüğünü ve on üç yaşına kadar Sosyal Hizmetler veÇocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) himayesinde büyüdüğünü söylediğini ancak annesinin nasıl öldüğünü açıklamadığını belirtmiştir. Tanık A. ise H.K.nın ifadesinde belirttiği hususlara ek olarak olaydan bir gün önce sohbetleri sırasında müteveffanın "Çok bunalıyorum, ölsem de kurtulsam." dediğini, kendisinin ise "Saçma düşünme, Allah'ın verdiği canı nasıl alacaksın?" şeklinde karşılık verdiğini, ertesi gün sabah saatlerinde müteveffanın kendisine birlikte koğuşa gitmeyi teklif ettiğini ancak kendisinin bu teklifi gündüz saatlerinde koğuşta kalmanın yasak olması nedeniyle kabul etmediğini, müteveffanın ise soğuk algınlığı yaşaması nedeniyle izinli olduğundan koğuşuna gittiğini, ardından burada intihar ettiğini öğrendiğini söylemiştir. Bölük Komutanı E.U. müteveffaya görev yaptığı birliğe katılır katılmaz "psikososyal risk faktörü anketi" doldurttuklarını, bu ankete verdiği cevaplarda herhangi bir rahatsızlığı veya sorunu bulunduğunu belirtmediğini, bu ankete göre psikolojik açıdan riskli bir personel olarak sınıflandırmadıklarını beyan etmiştir. Üsteğmen G.U. ifadesinde, Birliğe katıldığında müteveffayla "lider danışmanlık görüşmesi"ni gerçekleştirdiğini, müteveffanın bu görüşmede kardeş sayısı hakkında doğru bilgiler vermediğini ve sağlık sorunu olarak sadece mide bulantısı olduğunu söylediğini belirtmiştir. Soruşturmada, başvurucular A. Ş. ve A. Ş. de dinlenilmiş; adı geçenler ifadelerinde müteveffanın herhangi bir psikolojik rahatsızlığının veya bu boyuta varmayan ruhsal sorununun bulunmadığını ve annelerinin olaydan yaklaşık 20 yıl önce intihar ettiğini söylemişlerdir. Soruşturma sonucunda Askerî Savcılık tarafından 25/7/2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda; müteveffanın özel yaşantısına ilişkin bilinmeyen bir nedenle intihar ettiği, ölümünde bir kişinin ihmali, kusurlu veya kasti bir davranışı bulunmadığı, ayrıca soruşturmada intiharın teşvik edildiği, azmettirildiği veya intihar kararının kuvvetlendirildiğine ilişkin bir bulgunun da elde edilmediği gerekçesine yer verilmiştir. Bu karar başvuruculara bildirilmiştir. Başvuru dosyasında, başvurucuların bu karara itiraz edip etmediklerine ilişkin bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. İdare Mahkemesinde Açılan Tazminat Davası Süreci Başvurucular, yakınlarının intiharında görevlilerin hizmet kusuru bulunduğunu iddia ederek olay nedeniyle uğradıklarını ileri sürdükleri maddi ve manevi zararlarının karşılanması talebiyle 11/12/2012 tarihinde Millî Savunma Bakanlığına başvurmuşlardır. Bakanlık tarafından bu başvurularına herhangi bir cevap verilmemiştir. Başvurucular, yaptıkları başvurunun idarece bu şekilde zımnen reddedilmesi üzerine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Daire Başkanlığı (İkinci Daire) nezdinde aynı taleplerini içeren -toplamda 000 TL tazminat- bir dava açmışlardır. İkinci Daire 26/2/2014 tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:"(...) olayla ilgili yapılan adli soruşturma neticesinde de tespit edildiği üzere, müteveffanın tamamen kendi iradesi ile koğuşta bulunan ranzada kendini asarak intihar etmesi suretiyle ölümü olayında, zararlı sonucu doğuran eylem ile hizmet arasında illiyet bağının bulunmadığı, davacılar vekilinin de intihar olayına ilişkin olarak davalı idarenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunu doğuracak herhangi bir somut delili ortaya koyamadığı, davalı idareye yüklenebilecek bir nedensellik bağının mevcut olmadığı, davalı idarenin herhangi bir hizmet kusurunun ya da kusursuz sorumluluk şartlarının mevcut olmadığı değerlendirilerek dava konusu olayda idareye yüklenebilecek hukuki bir sorumluluğun bulunmadığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği (sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır)." Başvurucuların karar düzeltme talepleri de İkinci Dairenin 9/7/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucular vekiline 1/8/2014 tarihinde tebliğ edilmiş; yasal otuz günlük süresi içinde 27/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur. Başvurucular, bireysel başvurularında kamuya açık belgelerde kimliklerinin gizli tutulması taleplerinde bulunmuştur. İlgili Hukuk 25/10/1963 tarihli ve 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Askerî savcı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ile şüpheli ve suçtan zarar görene bildirilir.Bu karara karşı teşkilâtında askerî mahkeme kurulan kıt’a komutanı veya askerî kurum amiri ya da suçtan zarar gören, kararın kendilerine tebliğinden itibaren onbeş gün içinde kararı veren askerî savcının teşkilâtında olduğu askerî mahkemeye yer itibarıyla en yakın askerî mahkemede itiraz edebilirler. En yakın askerî mahkemenin tayininde kararsızlık olursa, bu husus Millî Savunma Bakanlığınca giderilir. İtiraz isteminde kamu davasının açılmasını haklı gösterecek olaylar ve deliller gösterilir." 8/10/1986 tarihli ve 86/11092 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla kabul edilen ve 24/1/1986 tarihli ve 19291 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği'nin -olay tarihinde yürürlükte bulunan- maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Yükümlülerin ilk sağlık muayeneleri Askerlik Kanunu gereğince son yoklama sırasında askerlik şubelerinde toplanan askerlik meclisindeki iki tabip (birisi sivil olabilir) tarafından aşağıdaki şekilde yapılır. 1) (Değişik bent: 16/06/2008 - 2008/13831 S.Yön/mad) Ruh ve beden durumları ile iç organları dikkatle gözden geçirilir, ... Yükümlünün bildiği herhangi bir hastalık veya arızası olup olmadığına ilişkin ve muayene sırasında herhangi bir sağlık yakınması bulunup bulunmadığına ilişkin ekte yer alan Yükümlülere Yoklamalarda Uygulanacak Sağlık Durumu Hakkında Bilgi Formuna uygun yazılı beyanı alınır. ...(...)" Anılan Yönetmelik'in maddesinin başvuru tarihi itibarıyla yürürlülükteki maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "(Değişik:2013-13/4240-1 md.) Askerlik Kanunu gereğince yükümlülerin sağlık muayeneleri, askerlik şubelerinin bulunduğu yerlerde, öncelikle varsa kayıtlı olduğu aile hekimi tarafından, yoksa en yakın resmi sivil sağlık kuruluşunda veya asker hastanelerinde tek tabip tarafından aşağıdaki şekilde yapılır.(...)"