3. Hukuk Dairesi 2012/7258 E. , 2012/12925 K. * ALACAĞIN TAHSILI * SEBEPSIZ ZENGINLEŞME * HUSUMET * İADE * BORÇLAR KANUNU (818) Madde 63 * BORÇLAR KANUNU (818) Madde 61 ÖZET: DAVACILARIN DAVA DIŞI YÜKLENİCİDEN KABA İNŞAAT OLARAK ALDIKLARI DAİRELERE MASRAF YAPARAK KULLANMAYA BAŞLADIKLARI, DAVALI ARSA SAHİPLERİNİN YÜKLENİCİ İLE İMZALADIKLARI SÖZLEŞMENİN FESHİ İLE TAŞINMAZLARIN ARSA SAHİPLERİNE AİT OLMASI NEDENİYLE DAVACILARIN YAPTIKLARI İMALAT BEDELİ KADAR ARSA SAHİPLERİ ZEN…
**3. Hukuk Dairesi 2012/7258 E. , 2012/12925 K.** * ALACAĞIN TAHSILI * SEBEPSIZ ZENGINLEŞME * HUSUMET * İADE * BORÇLAR KANUNU (818) Madde 63 * BORÇLAR KANUNU (818) Madde 61 **"İçtihat Metni"** ÖZET: DAVACILARIN DAVA DIŞI YÜKLENİCİDEN KABA İNŞAAT OLARAK ALDIKLARI DAİRELERE MASRAF YAPARAK KULLANMAYA BAŞLADIKLARI, DAVALI ARSA SAHİPLERİNİN YÜKLENİCİ İLE İMZALADIKLARI SÖZLEŞMENİN FESHİ İLE TAŞINMAZLARIN ARSA SAHİPLERİNE AİT OLMASI NEDENİYLE DAVACILARIN YAPTIKLARI İMALAT BEDELİ KADAR ARSA SAHİPLERİ ZENGİNLEŞMİŞ OLUP, KİME KARŞI ZENGİNLEŞME OLUŞTUYSA ONA KARŞI TALEPTE BULUNULMASI GEREKTİĞİNDEN DAVALI ARSA SAHİPLERİNE KARŞI DAVANIN YÖNELTİLMESİ İSABETLİDİR. SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME NEDENİYLE İADE İSTEMİNDE BULUNABİLMEK İÇİN BİR TARAFIN MALVARLIĞININ DİĞER TARAFIN MALVARLIĞI ALEYHİNE ÇOĞALMASI GEREKLİ OLUP, BU AZALMA VE ÇOĞALMANIN DAVA KONUSU TAŞINMAZIN DAVACILAR TARAFINDAN DAVALIYA TESLİM EDİLDİĞİ TARİHTE GERÇEKLEŞTİĞİNİN KABULÜ ZORUNLUDUR. BUNA GÖRE, GİDERLERİN YAPILDIĞI TARİH İTİBARİYLE DEĞİL, TAŞINMAZIN FİİLEN DAVALIYA TESLİM EDİLDİĞİ GÜN İTİBARİYLE SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME MİKTARI İADE ANINDAKİ DEĞERİ GÖZETİLEREK BELİRLENMELİDİR. Dava dilekçesinde 10.000’er TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü. Davacılar vekili dava dilekçesinde, davalı arsa sahipleri ile dava dışı yüklenici Beytullah arasında imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye düşen dairelerin harici sözleşme ile yükleniciden satın aldıklarını, yüklenicinin inşaatı yarım bırakması nedeniyle kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshedildiğini belirterek, satın aldıkları bağımsız bölümlere yaptıkları imalat bedeli 10.000’er TL’nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili cevabında, davacılar ile davalılar arasında hukuki ilişki olmadığını, davacıların aldıkları dairelerden çıkmadıklarını beyan etmiştir. Mahkemece; davacıların davalarını anlaşma yaptıkları dava dışı yüklenici Beytullah’a karşı açmaları gerektiğinden bahisle husumetten davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar ve davalı vekili temyiz etmiştir. Dosya kapsamından davalı arsa sahipleri ile dava dışı yüklenici arasında düzenlenen 10.07.1996 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince, yükleniciye düşen dairelerden 1, 3, 4, 5, 7 nolu dairelerin yüklenici tarafından davacılara haricen satıldıkları, yüklenicinin inşaatı yarım bırakması nedeniyle 30.04.2003 tarihinde açılan dava sonucunda sözleşmenin feshedildiği ve mahkeme kararının Onbeşinci Hukuk Dairesi’nin onama ilamı ile 16.05.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davada, davacıların dava dışı yükleniciden haricen satın aldıkları tamamlanmamış dairelere yapılan imalat giderlerinin davalı arsa sahiplerinden tahsili talep edilmektedir. Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin malvarlığının geçerli (haklı) bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun malvarlığından bir başkasının aleyhine olarak bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır. Davacıların dava dışı yükleniciden kaba inşaat olarak aldıkları dairelere masraf yaparak kullanmaya başladıkları, davalı arsa sahiplerinin yüklenici ile imzaladıkları sözleşmenin feshi ile taşınmazların arsa sahiplerine ait olması nedeniyle davacıların yaptıkları imalat bedeli kadar arsa sahiplerinin zenginleştiği tartışmasızdır. Sebepsiz zenginleşme kurumunun en önemli temel özelliği olan şahsilik prensibi gereğince kime karşı zenginleşme oluştuysa ona karşı talepte bulunulması gerektiğinden davalı arsa sahiplerine karşı davanın yöneltilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, mahkemece davanın husumetten reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca davada ikinci uyuşmazlık, dairenin, davacılar tarafından dava tarihine kadar kullanılıp kullanılmadığı ve iade borcunun kapsamı noktasında bulunmaktadır. 22.02.1991 gün, 1990/1 E.-1991/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı gibi; iade borcunun kapsamını belirlemede öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi dava tarihinden çok önce yapılan ve davacı tarafından kullanılarak yararlanılan giderler nedeniyle, sebepsiz zenginleşme borçlusunun (davalının) bu giderlerin yapıldığı tarihte ekonomik açıdan zenginleştiği, yapanın ise o anda fakirleştiği kabul edilemez. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için bir tarafın malvarlığının diğer tarafın malvarlığı aleyhine çoğalması gerekir. Bu azalma ve çoğalmanın dava konusu taşınmazın davacılar tarafından davalıya teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur. Buna göre, giderlerin yapıldığı tarih itibariyle değil, taşınmazın fiilen davalıya teslim edildiği gün itibariyle sebepsiz zenginleşme miktarı iade anındaki değeri gözetilerek belirlenmelidir. Dava konusu olayda, davacıların taşınmazı halen kullanıp kullanmadıkları tam olarak anlaşılamamaktadır. Davacılar, taşınmazı iade etmeden yaptığı masrafları talep edemez. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dikkate alınarak davacıların dava tarihinde taşınmazı halen kullanıp kullanmadığı tam olarak tespit edildikten sonra oluşacak sonuca göre taşınmazın iade edildiği tarih itibariyle sebepsiz zenginleşme miktarının uzman bilirkişi vasıtasıyla hesaplattırılarak karar verilmelidir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.