4. Hukuk Dairesi 2023/10056 E. , 2024/495 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/456 E., 2023/354 K. DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 31.12.2009 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nce yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın b…
**4. Hukuk Dairesi 2023/10056 E. , 2024/495 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/456 E., 2023/354 K. DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : 31.12.2009 HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nce yapılan temyiz incelemesi sonucunda kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesi ile; müteveffa Şemsettin Türkan'ın 22.01.2009 tarihinde ihtiyaç kredisi kullandığını ve bu krediye istinaden davalı tarafından kendisine hayat sigortası yapıldığını, banka kredisinin ilk taksidi ve ikinci taksidi müteveffa tarafından ödendikten sonra 06.04.2009 tarihinde ani kalp krizi sonucu vefat ettiğini belirterek 11.000,00 TL poliçe vefat teminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi ile; uyuşmazlığın çözüm yerinin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, muris ...'ın Akbank TAŞ ... Şubesinin kredi müşterilerinden olduğunu, müvekkili şirket ile 11.000,000 TL teminat tutarı olan Kredi Hayat Sigorta Poliçesi akdedildiğini, adı geçenin 06.04.2009 tarihinde vefat etmesi ile her ne kadar mirasçılar tarafından tazminat talep edilmişse de murisin hipertansiyon hastası olmasına rağmen bu durumu Kredi Hayat Sigorta Başvuru formunda bildirmediğini, Hayat Sigortası Genel Şartlarının C.2.2 maddesi uyarınca beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığından cayma hakkının kullanılarak tazminat ödemesi yapılamadığını, bu durumun ...'a yazı ile bildirildiğini ileri sürerek beyan edilmeyen hastalık nedeniyle gerçekleşen vefat tazminatının yasal hükümler çerçevesinde ödenmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEMENİN 21.02.2017 TARİH VE 2016/786E-2017/86K SAYILI KARARI Mahkemece davanın kabulü ile 11.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline ve davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Mahkeme kararına karşı davalı vekili temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 08.12.2020 tarih ve 2019/6405E-2020/8205K sayılı ilamı ile "Dava, hayat sigortası poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacılar murisi ... ile davalı sigorta şirketi arasında 22.01.2019-22.01.2012 tarihleri için hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra, 26.04.2009 tarihinde sigortalı vefat etmiştir. Davalı taraf, davacı murisinin poliçe tanziminden önce mevcut olan hipertansiyon hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu aykırılık nedeniyle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur.Yargılama sırasında alınan 17.10.2012 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda dosyadaki sağlık karnesinin, eczane fatura işlem evraklarının ve öldüğü tarihteki hastane evraklarının ve ölüm belgesinin incelenmesinde murise 05.01.2006 taihinde hipertansiyon tanısı konulduğunu, devam eden günlerde yine bu tanının sürekli işlendiğini en son 15.12.2008 kaydına göre hipertansiyon tanısının devam ettiğini, reçetelerinde hipertansiyon ilaçlarının kullanıldığını, ölüm belgesinde kişinin serabravaküler olay sonucu vefat ettiğinin yazılı olduğunu tespit etmiş, otopsi yapılmadığından ölüm belgesi ve tedavi evraklarına göre ölüm sebebini tespit edemediklerini hipertansiyon nedeni ile kullandığı ilaçların ve hastalığının ölüme etkisi olup olmadığını ve poliçe tarihinde hayati tehlike arz eden hastalığı var mı yok mu yorum yapamadıklarını belirtmişlerdir. Mahkemece, davacıların murisinin 06.04.2009 tarihinde ani kalp durması sonucu vefat ettiği, poliçe tarihinden önce murisin sağlık karnesinin tetkikinden hipertansiyon tanısı ile ilaç kullandığı görülmüş ise de; ölüm sebebinin hipertansiyona bağlı olduğu yönünde kesin bir bulguya rastlanmadığından sigortacının tazminatı ödememesinin yasal dayanağı olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir.Sigorta sözleşmeleri iyi niyet sözleşmeleri olup, taraflar sözleşme kurulması aşamasında birbirlerini aydınlatma yükümlülüğü altındadır. Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1290 ıncı maddesine göre, sigorta ettiren sigortacıya doğru bilgi vermekle yükümlüdür. Hayat Sigortası Genel Şartları C-2 sözleşmenin yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğü başlığı altında yer alan 2.2 maddesinde de doğru bilgi verme yükümlülüğü açıklanmış ve yükümlülüğe aykırı davranışın müeyyideleri belirlenmiştir. TTK'nun md.1290 ile Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2 nci maddesi düzenlemesine göre, sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. sigortalı tarafından kredi hayat sigortası başvuru formu ve bilgilendirme formu imzalanmış, poliçeden önce mevcut hipertansiyon rahatsızlığının bildirilmediği görülmüştür. Bu itibarla; doğrudan ölüm sebebi olmasa da, ölümle sonuçlanan önceki kronik hastalıkların, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği açıktır.Buna göre murisin bildirmediği hastalık ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığının anlaşılması halinde, poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü kasten ihlal edilmemiş olup davanın tümden reddi gerekmez ise de sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında teminatın indirilmesi gerektiğinden, murisin bu hastalığının belirtilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılarak tazminat hesabının yapılması gerekmektedir" gerekçeleriyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkememece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde, ki somut olayda davacıların murisinin hastalığı ile ölümü arasında nedensellik bağı tespit edilemediğinden ve davalı müteveffadan sağlık durum formunu almadan sigorta poliçesini düzenlediğinden, müteveffanın kasıtlı olmadığının kabulü gerekmektedir. Dolayısı ile bozma gerekçesi kapsamında eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir hal var ise teminatın indirilmesi gerekmekte, murisin bu hastalığının belirtilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılarak tazminat hesabının yapılması gerekmekte ise de, yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere mahkememizce yazılan müzekkereye olumsuz yanıt verilmiş, davalı tarafa verilen kesin süreye rağmen tarifeler sunulmamış, bozma ilamı doğrultusunda alınan ek raporda da hesabın bu hali ile yapılamadığı bildirilmiştir. Mahkememizin bu hususta re'sen araştırma yapma görevi bulunmadığı, davalının savunmasına yönelik delilleri sunmadığı anlaşılmakla bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de, netice değişmemiş olup, davacı mirasçıların davalı sigorta şirketinden hayat sigortası poliçesine dayanarak 11.000,00 TL tazminat talep hakları bulunduğu tazminattan indirim yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir." gerekçesi ile davanın kabulü ile 11.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. B.Temyiz Sebebleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporu ile murisin doğru beyanda bulunma yükümlülüğüne aykırı davrandığının varolan hastalığını beyan etmediğinin tespit edildiğini, ne var ki, hukuka aykırı şekilde “hastalığın kasten gizlendiğini kanıtlayamadığımız” gerekçesi ile %50 indirim veya proporsiyon hesabı ile tazminat ödenmesi gerektiği yönünde görüş verildiğini, raporun Yargıtay kararlarına ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirketin proporsiyon uygulaması olmadığını, hastalığa göre kişinin sigortalandığını veya sigortalanmadığını, bu davada muris hastalığını beyan etmiş olsaydı bile poliçenin hiç düzenlenmeyeceğini, murisin sigortalanmayacağını, müvekkilinin, Yargıtay son dönem kararına uygun şekilde TTK 1290 maddesindeki cayma hakkını kullandığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hayat sigorta poliçesine dayalı vefat tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 ilâ 439 uncu maddeleri, 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun 1290 ıncı maddesi, Hayat Sigortası Genel Şartları, 818 sayılı Borçlar Kanunun'nun 44 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; özellikle, daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacıların murisinin bankadan kullandığı krediye ilişkin olarak, davalı sigorta şirketi hayat sigorta poliçesi düzenlenlemiş, sigortalı poliçe süresi içinde vefat etmiştir. Eldeki davada davacılar poliçedeki vefat tazminatını talep etmektedir. Davalı sigorta şirketi, davacılar murisinin poliçe tanziminden önce mevcut olan hipertansiyon hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, hipertansiyon hastalığını gizlediğini bu sebeple, zararın teminat dışında kaldığını savunmaktadır. Mahkemece bozma öncesi kararda, ölüm sebebebinin hipertansiyona bağlı olduğu yönünde kesin bir delil olmadığından, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince; davacılar murisi sigortalı tarafından, kredi hayat sigortası başvuru formu ve bilgilendirme formunun imzalandığı poliçeden önce mevcut hipertansiyon rahatsızlığının bildirilmediğinin görüldüğü, bu itibarla; doğrudan ölüm sebebi olmasa da, ölümle sonuçlanan önceki kronik hastalıkların, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiğinin açık olduğu, murisin bildirmediği hastalık ile ölüm arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığının anlaşılması halinde, poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü kasten ihlal edilmemiş olduğundan, davanın tümden reddi gerekmez ise de sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında teminatın indirilmesi gerektiği, murisin bu hastalığının belirtilmesi halinde ödenmesi gereken prime göre proporsiyon hesabı yapılarak tazminat hesabının yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verildiği halde bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, raporda öncelikle, Hazine Müsteşarlığı onaylı tarifelerinin dosyaya sunulması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece davalı tarafa bu tarifeleri sunması için kesin süre verildiği, kesin süreye rağmen tarifelerin sunulmadığı, bunun üzerine mahkeme tarafından Hazine Müsteşarlığına müzekkere yazıldığı, müzekkereye olumsuz yanıt verildiği, bozma ilamı doğrultusunda alınan ek raporda da hesabın bu hali ile yapılamadığının bildirildiği, mahkemenin bu hususta re'sen araştırma yapma görevi bulunmadığı, davalının savunmasına yönelik delilleri sunmadığı, bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve değerlendirme yapılmış ise de, neticenin değişmediği, davacı mirasçıların davalı sigorta şirketinden hayat sigortası poliçesine dayanarak 11.000,00 TL tazminat talep hakları bulunduğu ve tazminattan indirim yapılmasını gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Anayasanın “Mahkemelerin bağımsızlığı” başlıklı 138 inci maddesinin birinci fıkrasında “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Yargılamaya Hakim Olan İlkeler başlıklı 2 nci bölümünde düzenlenen "Hukukun uygulanması" başlıklı 33 üncü maddesine göre," Hakim Türk hukukunu resen uygular ." 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime aittir (6100 sayılı Kanun madde 33). Anılan yasal düzenlemeye göre davayı aydınlatma görevi mahkeme hâkimine aittir. Bu kapsamda mahkemece, resen araştırma görevinin bulunmadığı, davalının savunmasına yönelik delilleri sunmadığı gerekçesiyle neticenin değişmediğinden bahisle bozma kararının gereklerini yerine getirmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi bozma ilamında değinildiği üzere poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1290 ıncı maddesi ve Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C-2.2 nci maddesi düzenlemesine göre, sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu, sigortalı tarafından hayat sigortası başvuru formunun ve bilgilendirme formunun imzalandığı, poliçeden önce mevcut hipertansiyon rahatsızlığının bildirilmediğinin görüldüğü, bu itibarla; doğrudan ölüm sebebi olmasa da, ölümle sonuçlanan önceki kronik hastalıkların, riskin kapsamı konusunda değerlendirme yapma hakkı bulunan sigortacıya bildirilmesi gerektiği de gözetilmeden hüküm tesisi doğru olmamıştır. Şu durumda; murisin bildirmediği hastalığı ile ölümü arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığının anlaşılması halinde, poliçe tanzimi sırasındaki beyan yükümlülüğü kasten ihlal edilmemiş olup davanın tümden reddi gerekmez ise de sigortalının kasıtlı olarak sağlık durumunu gizlemesi haricinde eğer sigortacının sorumluluğunu ağırlaştıran ve daha fazla prim almasını gerektiren bir halin varlığında teminatın indirilmesi gerekliliği gözetilerek, rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1/2 inci maddesindeki düzenleme ile genel hükümlere yapılan yollama uyarınca, yine o tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 44 üncü maddesine göre tazminattan uygun bir indirim yapılarak davalının sorumluluğuna gidilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1-Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 16.01.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.