4. Hukuk Dairesi 2023/10782 E. , 2024/5578 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2022/140 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozmasına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inc…
**4. Hukuk Dairesi 2023/10782 E. , 2024/5578 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2022/140 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kısmen Kabulü Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozmasına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ... Köyü, Bekmezlik mevkii, 922 parselde bulunan taşınmazın hissedarları olduğunu, payın müvekkillerine murislerinden intikâl ettiğini ve fiilen taksim edilerek kullanıldığını, davalıların taşınmazdaki paylarını ise müvekkillerinin amcaları olan dava dışı ...'dan sağlığında satın aldıklarını, kullandıkları kısma toprak döktürdüklerini, bunun sonucunda toprak kayması meydana geldiğini ve davacıların fiilen kullandıkları bölümün 2250 m2'lik kısmının zarar gördüğünü, kullanılamaz ve verimsiz bir hâle geldiğini, müvekkillerin babalarından intikâl eden ve fiilen taksimi yapılan, sınırları paydaşların anlaşarak çektikleri kazıklarla sabit olan taşınmazda bulunan dava konusu yerin toprak dökülmeden önce fındık bahçesi olduğunu ve içerisinde su kuyusu, su motoru ve jeneratörü olan değerli bir yer niteliğine sahip olduğunu, davalıların toprak döktürmeleri neticesinde müvekkillerinin arazisinde çatlak, toprak kayması ve heyelan birikintisi oluştuğunu, arazinin kullanılamaz hâle geldiğini, bütünlüğünün bozulduğunu ve bu nedenle değer kaybına uğradığını, verilen zarar nedeniyle bu arazide fındıktan bu zamana kadar elde ettikleri gelirlerini 2010 yılı ve sonrasında tekrar elde etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin alt sınırından belediye imar planı geçtiğini ve yolların açılmış vaziyette olduğunu, kendilerinin hisselerine düşen arazinin de arsa vasfında olduğunu, mücavir alan içerisinde yer aldığını, arsa olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalıların sebebiyet verdiği zararın Ordu 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/115 değişik iş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, müvekkillerinin taşınmazında toprak kayması ile oluşan çatlak ve heyelan birikintisi sonucu meydana gelen değer kaybının, ayrıca istinat duvarı, su kuyusunun yeniden inşası gibi keşif sonucunda hesaplanacak zararlarından şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının zarar tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine; davalıların kendi arazilerine toprak döktürmek suretiyle oluşan heyelanın müvekkillerinin kullanımında olan hisseye kayması sonucunda oluşan değer kaybının, su kuyusu bedelinin, yeniden oluşacak imar ve ihya değerinin karşılığı olarak keşif ile tespit edilecek bedelden şimdilik 7.500,00 TL zararın yasal faizi ile birlikte tespit tarihinden itibaren geçerli olmak üzere davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslah talep dilekçesi ile istemini 151.100,38 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazda müvekkillerinin de hissedar olduğunu, taşınmazda uçuk olduğunu ve yerin toprak koyulmak suretiyle doldurulduğunu, bu durumun davacıların bilgisi dahilinde olduğunu, toprakların tamamen müvekkillerinin iradesi dışında aşırı yağışın etkisi ile davacılara ait kısma taştığını, ortada bir zarar varsa bile tamamen müvekkillerin kusuru dışında tabiat olayları nedeni ile gerçekleştiğini, müvekkillerin bu duruma müdahale imkânı olmadığını, davacıların daha önce yaptırmış oldukları tespit yerinde olmadığından tespite itiraz ettiklerini, davacıların iddiasında belirttiği gibi önemli derecede bir hasar ya da zararın söz konusu olmadığını, davacıların fındık bahçesi olarak kullandıkları araziden oldukça yüksek tazminat talebinin hukuka aykırı olduğunu, zarara konu taşınmaza toprak konulmasının delil tespiti işleminden de anlaşılacağı üzere dava dışı ... İnşaat Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan inşaat temellerinden alınan toprakların taşınmaza konulması sureti ile yapıldığını, davacılardan ...'ın da bu toprak dökme işlemine bizzat yardımcı olduğunu, davaya konu taşınmazda müvekkilleri dışında ... ile ...'ın da paydaş olduklarını, bu nedenle belirtilen şirket ile birlikte bu paydaşların da dahili davalı olarak davaya katılması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin, 17.12.2013 tarihli ve 2011/224 Esas, 2013/593 Karar sayılı kararıyla, dava konusu taşınmazın fiilen taksim edildiği ve uzun süredir devam eden bu şekildeki kullanıma bir itirazın olmadığı, davacı tarafın ihbar olunan dava dışı...A.Ş.’ye TOKİ inşaatından çıkan toprağı döktürdüğü yerin tazminata konu olan yer değil kendi evinin dibindeki küçük harman olduğu, tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davalıların kullandığı ve onlara ait olan yerin dibinden su çıkmakta olduğu, davalıların talepleri ve rızalarıyla TOKİ konutlarını yapan dava dışı...A.Ş’nin kepçe ve çalışanlarıyla muvafakatnâme ile bu yerin doldurulduğu, bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu üzere bu dolum ile birlikte davacının arazisinde dava dilekçesinde bahsettiği ve keşifte de görülen zararların meydana geldiği, bu zararlara davalıların kusurlu eylemlerinin neden olduğu, zira kendi arazilerinde olan ve dipten su çıkan çukurun doldurulmasını dava dışı...A.Ş'den istedikleri ve buna muvafakat verdikleri gerekçesiyle ihbar olunan yönünden herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, davanın davalılar ...ve ... yönünden kabulü ile 7.500,00 TL'nin tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 143.600,38 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 01.12.2014 tarihli ve 2014/5128 Esas, 2014/16463 Karar sayılı ilamıyla, "... Dosya içerisinde bulunan 11.06.2013 tarihli jeoloji bilirkişi raporunda; zeminin yüksek plastisiteli kil olduğu, bu birim üzerine yapılan kontrolsüz yükleme ve yüzey sularının etkisi sonucu oturma ve yüzeysel kayma hareketinin oluştuğu, istinat duvarı ve yüzey sularının direnajı yapılarak kayma hareketinin önlenebileceği belirtilmiştir. Jeoloji bilirkişi raporunda belirtilen şekilde istinat duvarı yapılarak davacıların zararı giderilebilecekse istinat duvarı yapım bedeli hesap ettirilmelidir. Hesap edilecek istinat duvarı yapım bedeli ile taşınmazda oluşan değer kaybı bedeli karşılaştırılmalı, hangisi daha az ise ona hükmedilmelidir.Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden 18.07.2013 tarihli raporda hesaplanan değer kaybına hükmedilmesi doğru bulunmamış, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir... Dava konusu taşınmazın coğrafi konumu, taşınmazın toprak yapısı ve bölgenin iklim özellikleri gözetildiğinde, bu özelliklerin kaymanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığı araştırılmamıştır. Mahkemece yapılacak araştırma sonunda belirtilen özelliklerin toprak kaymasında etkili olduğunun belirlenmesi halinde tahsiline karar verilecek zarar miktarından, BK.m.43 (TBK.m.51) gereğince uygun bir miktarda hakkaniyet indirimi yapılmalıdır. Bu hususun gözetilmemiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir...." gerekçesiyle davalıların diğer temyiz itirazlarının reddi ile hükmün belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı Mahkemenin 17.03.2015 tarihli ve 2015/139 Esas, 2015/230 Karar sayılı kararıyla, mahkemenin 17.12.2013 tarihli ve 2011/224 Esas, 2013/593 karar sayılı ilamında direnilmesine karar verilmiştir. C. Daire Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 17.01.2017 tarihli ve 2016/17056 Esas, 2017/260 Karar sayılı ilamıyla, Dairenin 02/12/2014 gün ve 2014/5128 esas, 2014/16463 karar sayılı bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. D.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.11.2020 tarihli ve 2017/4-1483 Esas, 2020/876 Karar sayılı ilamıyla "...Her ne kadar Özel Daire bozma kararının “2-a” bendinde jeoloji bilirkişi raporunda belirtilen şekilde istinat duvarı yapılarak davacıların zararı giderilebilecek ise istinat duvarı yapım bedeli hesap ettirilmesi ve hesap edilecek istinat duvarı yapım bedeli ile taşınmazda oluşan değer kaybı bedeli karşılaştırılıp hangisi daha az ise ona göre hüküm kurulması hususu belirtilmiş ise de; toprak dökülmesi işlemi ve bu toprağın davacılarca kullanılan kısma kayması olayı sona ermiş olup, istinat duvarı yapılması hususu ancak toprak kaymaya devam etseydi söz konusu olabileceğinden, belirtilen bu bozma nedeni dosya kapsamına uygun değildir. Dosyada yer alan tapu kaydına göre; dava konusu taşınmaz fındık bahçesi niteliğinde olmasına rağmen, inşaat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda davacılarca kullanılan kısımda oluşan değer kaybı taşınmazın arsa niteliği taşıdığı esas alınarak belirlenmiş olup, dava konusu taşınmazın coğrafi konumu, toprak yapısı ve bölgenin iklim özellikleri gözetildiğinde, bu özelliklerin kaymanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığı hususları da bilirkişilerce araştırılmamıştır. O hâlde mahkemece fen bilirkişisi, ziraat mühendisi, makine mühendisi, inşaat mühendisi ve jeoloji mühendisinden oluşan bir bilirkişi heyetinden taşınmazın niteliğinin tespiti, taşınmazın coğrafi konumu, toprak yapısı ve bölgenin iklim özelliklerinin kaymanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının araştırılarak taşınmazda oluşan değer kaybı ile su kuyusu ve pompasına ilişkin zararının belirlenmesine yönelik rapor hazırlanması istenilmelidir. Düzenlenecek bilirkişi raporuna göre belirtilen özelliklerin toprak kaymasında etkili olduğunun tespiti hâlinde tahsiline karar verilecek tazminat miktarından, 818 sayılı BK’nın 44 (TBK. m. 52) maddesi gereğince uygun bir miktarda hakkaniyet indirimi yapılmalıdır. Ancak mahkemece ilk kararda hükmedilen tazminat miktarını geçmemek üzere, başka bir ifadeyle davalıların kazanılmış hakkına halel getirmeden bir karar verilmesi gerektiği gibi, belirlenecek tazminat miktarı taşınmazın rayiç değerini geçmemelidir. Hâl böyle olunca direnme kararı açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. E. Mahkemece Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla, "...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11.11.2020 tarih 2017/4-1483 Esas 2020/876 Karar sayılı kararı gereğince mahkememizce mahallinde yapılan keşif neticesinde fen bilirkişi, ziraat mühendisi, makine mühendisi, inşaat mühendisi ve jeoloji mühendisinden oluşan bir bilirkişi heyetinden alınan raporda özetle yargılama konusu taşınmazın doğusundan Belediye yolunun geçtiği, yolun karşısında TOKİ konutlarının olduğu, sokak yolunun dolmuş yolu olduğu, bölgenin Belediye hizmetlerinden yararlandığı, altyapı tesislerinin kurulu olduğu, şehir merkezine, kamu kurumlarına, okul ve hastaneye, dolmuş yoluyla ulaşımın kolay olduğu, çevresindeki yapılaşmanın gelişmekte olduğu bütün bunlara göre taşınmazın arsa niteliğinde olduğunun, taşınmazın bulunduğu bölgenin arazi yapısının, küçük tektonik faaliyetler sonucu değişik doğrultuda meydana gelen kırık tektoniği ile oluşmuş bir yapı olduğu, küçük bir vadi şeklinde eğim aşağı akan kar, yüzey ve yağmur sularının akar yolu olduğu, bu sebeple ağaçlandırılmış bir kısım olduğu, bu kısımda geçmişte de zaman zaman çökmeler yaşandığı, aynı zamanda tektonik hareketlilik olduğu, geçmişte aktif su kaynağı ve kuyusun var olmasının tektonik hareketliliğin bir emaresi olduğu, dolayısıyla taşınmazın üzerinde toprak serilmeden önce de arazide göçme, kayma, kırılma, vb. hareketliliğin yaşandığı, taşınmazın, toprak serilmesi sonucunda meydana gelen olaylardan etkilenen alanın büyüklüğünün 139545 m² olduğu, söz konusu alanda; kayma, göçme, kırıklar, vb. hareketlerin ortaya çıktığı, dava konusu yerde, hasar gördüğü önceki bilirkişi raporlarından tespit edildiği anlaşılan su kuyusu, su pompası ve jeneratörün toprak altında kaldığı, bu bakımdan somut bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, bu bakımdan değerlendirmenin, önce bilirkişi raporuna dayandırıldığı, taşınmazın üzerinde olduğu halde, toprak kayması nedeniyle, hasar gören makinelerle ilgili olarak, piyasada yapılan araştırmanın sonucunda, / adet santrifüj pompa, 100 m kurşunsuz PVC yalıtımlı kablo ve 100 m basınçlı borunun bedelinin; 1.540,00 TL olduğu, toprak kayması sonucunda 1.395,45 m² lik alanın tarımsal faaliyet yönünden zarar gördüğü, meydana gelen toplam hasar bedelinin 4.267,71 TL olduğu, arazinin bütünlüğünün bozulmadığı, toprak kaymasının taşınmazdaki yapılaşmayı etkileyici bir boyutta olmadığı, bu bakımdan istinat duvarı yapılmasına gerek olmadığının belirtildiği, bu bağlamda yargılama konusu davacılara ait taşınmazda oluşan zararın davalıların arazisine dökülen kazı-harfiyat malzemesinin dolgu özelliğinden ve zemine ek kontrolsüz yük bindirmesinden dolayı oluştuğundan BK 44 (TBK 52.) maddesine göre hakkaniyet indirimi yapılmasına gerek olmadığı, dolayısıyla davanın (zarar/tazminat miktarı olan) 5.807,71 TL yönünden kabulüne karar vermek gerekmiştir. ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının kazanılmış hakkı gözetilerek 5.807,71 TL tazminatın tespit tarihi olan 20.08.2010 tarihinden itibaren başlamak üzere yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı ve önceki raporlarla çelişkili olduğunu, dava konusu taşınmazda meydana gelen çökme ve kaymanın davalıların yaptığı hafriyat dökme işleminden kaynaklandığının açık olduğunu, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazda davalıların hafriyat dökmesinden kaynaklı olarak çökme ve kaymaların meydana geldiği kabul edilmesine karşın taşınmazda değer düşüklüğü meydana gelmediğinin ifade edildiğini, oysa bozmadan önce alınan 08.07.2013 tarihli inşaat bilirkişi raporunda; toprak kayması olan alanda değer düşüklüğü meydana geldiği tespit ve değerlendirmesinde bulunulmuş ve zarar görmeden önceki hali ile zarar gördükten sonraki halinin değeri arasındaki fark hesaplanarak zarar miktarının tespit edildiğini, bu durumda raporlar arasında çelişki oluştuğunu, itiraz üzerine hazırlanan ek raporun da yetersiz olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bozmasında da "...Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dava haksız haksız fiilden kaynaklanan maddi tazminat ve eski ... getirme istemlerine ilişkin olup, taraflar arasında fiilen taksim edilen taşınmazda davalı taraf kendi kullandığı kısma toprak döktürmüş, bu toprağın kayması sonucunda davacılarca kullanılan kısım zarar görmüştür.” denilmekle HGK tarafından zararın varlığının kabul edildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalıların haksız eylemi sonucu davacılara ait taşınmazda oluşan zararın tazmini talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427, 428 ve 439 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga) 41 inci maddesi. 3. Değerlendirme Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, özellikle son alınan bilirkişi raporu ile bozma öncesi alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin sebebinin açıklanmış olması ve ilk raporda taşınmazın arsa vasfında zarar oluştuğu tespitinin soyut olarak yazıldığı, zararın kaynağının belirtilmediği, kendi tespitlerine göre taşınmazın arsa olarak kullanılmasına engel bir hasar oluşmadığı, sadece fındık bahçesi olarak kullanılması gerçekliği karşısında bu yönde bir zarar tespiti yapıldığı ürün kaybı ve taşınmaz üzerindeki su pompası gibi mekanik aletlerde meydana gelen zararın hesaplanması gerektiği tespiti yapılmış olmasına ve alınan bu raporun dosya kapsamına ve oluşa uygun olmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 03.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.