3. Hukuk Dairesi 2013/7182 E. , 2013/8409 K. "" MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada, davacı tarafından ...-Alacaatlı mah. 61066 Ada 2 parsel 4. Blok 9 nolu bağımsız bölüm su aboneliği için başvurus…
**3. Hukuk Dairesi 2013/7182 E. , 2013/8409 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen menfi tespit davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davada, davacı tarafından ...-Alacaatlı mah. 61066 Ada 2 parsel 4. Blok 9 nolu bağımsız bölüm su aboneliği için başvurusu sırasında 3 810,00 TL kanal katılım payı ve şebeke tesisi bedeli talep edildiği, dava konusu yerin iskân ruhsatı alındığı için bu miktar borçlu olmadığının tespiti ile ödenen bedellerin istirdatı istenilmiştir. Davalı idare vekili, kanal katılım paylarının inşaat ruhsatı tarihinde avans olarak alındığını ve binanın tamamlanması ile de bu yapı değerinin %2 oranında kanal katılım ve şebeke hisse bedeli tahsil edildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 1 519,50 TL'nin 20.11.2011 ve 1424,21 TL'nin 20.10.2011 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, davacı vekilinin 01.10.2012 tarihli tavzih dilekçesi ile faizin başlangıcının 20.10.2010 ve 20.11.2010 olarak düzeltilmesi istenilmiş, mahkemece, tavzih isteminin kabulü cihetine gidilerek hükmün birinci fıkrası; "davacının davasının kısmen kabulü ile 1 519,50 TL'nin 20.11.2010; 1424,21 TL'nin 20.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" olarak düzeltilmiştir. Hükümlerin tavzihi; hükmün müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar ihtiva etmesi halinde, hükmün gerçek anlamının meydana çıkarılması için başvurulan bir yoldur. 6100 sayılı HMK.nun 305, ( HUMK m. 455 te) ; "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. " denmektedir. Bu madde hükmünde belirtildiği gibi, açık olmayan veya çelişik fıkraları kapsayan hükümlerin açıklanması istenebilir. Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça, verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Hakim burada hükmün başka türlü anlaşılmasını önlemek için gerçeği ortaya koymakla ödevlidir. Tavzih, kural olarak sadece hüküm fıkrası hakkında olur. Hükmün gerekçesinin açıklanması için, tavzih yoluna başvurulamaz. Ancak, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında bir çelişki varsa, bu çelişkinin giderilmesi için tavzih yoluna başvurulabilir (YHGK'nın 14.06.1967 gün ve 1967/9-462 E, 300 K, sayılı ilamı).