Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1141 E. , 2024/2540 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1141 Karar No : 2024/2540 TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) :1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YAR…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1141 E. , 2024/2540 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1141 Karar No : 2024/2540 TEMYİZ EDENLER (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) :1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir İli, Bayraklı İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan, ... Sokak, ... Apt. No:... adresindeki yapının 3 numaralı bağımsız bölümünün hissedarları olan davacılar tarafından, 30/10/2020 tarihinde meydana gelen depremde yapının hasar gördüğünden bahisle, 6306 sayılı Kanun'un 6A maddesi uyarınca yeniden yapılan konut ile yıkılan konut arasındaki m2, kat, yer, konum, cephe, şerefiye ile güncel piyasa değeri farkı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle şimdilik 10,00'ar-TL ve emsal artışından faydalanılamaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle şimdilik 10,00'ar-TL olmak üzere toplam 80,00'ar-TL maddi tazminatın yeni konutun teslim edildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; taşınmazın kat, yer, cephe, konum, metrekare ve şerefiye farkından kaynaklı tazminat talebi yönünden incelenmesi yönünden, tüm işlemlerin Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkında Yönetmeliğin 24. maddesi kapsamında yürütüldüğü Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan Milli Dayanışma ve Sosyal Devlet İlkeleri uyarınca deprem nedeniyle afete maruz kalan kişilerin en temel ihtiyacı olan barınma ihtiyaçlarının en kısa sürede karşılanması ve böylece afet sebebiyle konutları oturulamayacak derecede hasar gören veya yıkılan kişilerin bir an önce normal hayat düzenine kavuşmasının sağlanması amacıyla, 7269 sayılı Kanun'dan kaynaklanan acil barınma ihtiyacının giderilmesine yönelik olarak idarelerce konutlar inşa edilerek, kura yöntemiyle afetzedelere tahsisinin yapıldığı, yasa ve yönetmeliklerde tüm afetzedelere yıkılan konutları ile aynı konum, cephe ve metrekareye sahip yeni konutlar verilmesinin mümkün olmadığı, eski konutlar ile yeni verilen konutlar arasında bir takım farklılıklar olmasının kura işleminin doğal sonucu olduğu, bu yönüyle davacıların tazmini gereken bir zararının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Emsal artışından yararlanılamamasına ilişkin tazminat talebi yönünden, depremden sonra yıkılan binalar sebebiyle yeni planlara ihtiyaç duyulmasının olağan olduğu, bu planlarda taşınmazın somut özellikleri, çekme mesafeleri, yeşil alan, sosyal donatı ihtiyaçları gibi sebeplerle birbirinden farklı yapılaşma koşulları belirlenebileceği gibi bazı parsellerin de birlikte yapılaşmasının öngörülebileceği, yine bu kapsamda oluşabilecek herhangi yeni bir afette olası can ve mal kayıplarının önlenebilmesi amacıyla bir takım kısıtlamaların da getirilebileceği, bu hususların idarenin takdir hakkı kapsamında olduğu ve idareye kusur sorumluluğu yüklemeyeceği, somut olayda idarenin kusursuz olarak sorumlu tutulabilmesine de olanak bulunmadığı dikkate alındığında, emsal artışından yararlanılamadığından bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarara ilişkin idarenin hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle, bu kısma ilişkin tazminat istemlerinin de reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf yolu açık olmak üzere, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kesin olarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi üzerine, söz konusu kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi sonrasında, 26/01/2024 tarihli karar ile; 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (b) bendi ve (f) bendi kapsamında olmayan dava hakkında verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun İdare Dava Dairesince kesin olarak karara bağlanması nedeniyle bu karara karşı yapılan temyiz isteminin incelenmesinin olanağı bulunmadığı, gerekçesiyle davacıların temyiz istemlerinin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davanın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca açılmış tam yargı davası olduğu, dava değerinin yargılama aşamasında araştırılması ve bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilebileceği, bilirkişi incelemesi yapılmadan, dava değerini artırma hakkı kullanılmadan kesin olarak istinaf başvurusunun reddine dair kararın verilmesinin Kanuna açıkça aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Davacıların adli yardım isteminin kabulü sebebiyle, temyiz aşamasında tahsil edilmeyen ...-TL temyiz başvuru harcı, ...-TL temyiz karar harcı ile ...-TL posta giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili merciine müzekkere yazılmasına, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/04/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.