Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/1483 E. , 2024/6864 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/1483 Karar No : 2024/6864 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Site Yönetimi adına ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmekt…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2021/1483 E. , 2024/6864 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/1483 Karar No : 2024/6864 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Site Yönetimi adına ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda yer alan davacı sitenin komşuluğunda bulunan park alanına yönelik 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği talebinin reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı Maltepe Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin ve 16/04/2005 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Mahkemece yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ve dosyada yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu imar planlarında uyuşmazlığa konu alanın kamusal kullanıma açık bir şekilde park alanı ve çocuk bahçesi olarak belirlenmesinin üst ölçekli planlara, planlama ilkelerine ve şehircilik esaslarına uygun olduğu, kamu yararı amacı taşıdığı, bu nedenle dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının sonucu itibarıyla onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava; İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda yer alan sitenin komşuluğunda bulunan park alanına yönelik 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği talebinin reddine ilişkin ... tarih ve E... sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı işleminin ve 16/04/2005 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planının iptali istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil,sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 14. maddesinde de, dava dilekçelerinin ehliyet yönünden inceleneceği ve 15/1-b maddesinde; bu hususta Kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. 2577 sayılı Kanunun 7. maddesinin 1. fıkrasında; dava açma süresinin özel kanunlarda ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; 4. fıkrasında ise, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı kuralı yer almıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihteki haliyle "İdari makamların sükutu" başlıklı 10. maddesinde, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay'a, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı Kanunun işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 7.maddesi ile üst makamlara başvurmayı düzenleyen 11.maddesine göre, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanunun 11.maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği; imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise, davanın, 2577 sayılı Kanunun 7.maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği, ancak bu süreler içerisinde dava açılmamış olması halinde imar planının uygulanmaya konulması ile birlikte uygulama işlemi üzerine işlem ile birlikte imar planına veya doğrudan işlemin dayanağı olan imar planına karşı yeniden dava açma hakkının bulunduğu ve bu aşamada dava açma süresinin uygulama işleminin süresine tabi olduğunda tartışma bulunmamaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İmar planı değişikliği talebinin reddine ilişkin işlem yönünden; İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, iptal davalarında dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisinin varlığı aranmaktadır. Her uyuşmazlıkta davacının menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için aranan söz konusu menfaat ilişkisinin kişisel, meşru ve güncel olması, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, park alanı olarak planlanan dava konusu taşınmazın komşuluğunda bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda yer alan site yönetimi tarafından, söz konusu park alanının sitenin bulunduğu alana dahil edilerek sadece site sakinleri tarafından kullanılacak park alanı ve çocuk bahçesi olarak belirlenmesi yönünde plan değişikliği talep edilmiştir. İmar planlarının iptali istemiyle açılan davalarda, ilgililerin mülkiyet ve benzeri nitelikte ilişkide oldukları taşınmazlara ilişkin olarak dava açabilecekleri gibi çevre ve tarihi değerlerin korunması amacıyla kamu yararını ilgilendiren konularda da hemşehri sıfatıyla dava açabilecekleri yargı kararıyla kabul edilmiştir. Ancak, ilgililerin 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında mülkiyet ve benzeri nitelikte ilişkili olmadıkları taşınmazların kullanım kararının değiştirilmesi için başvuruda bulunamayacakları açıktır. Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, menfaat ihlalinin tespitinde ilgilinin idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilişkisinin kurulması gerektiği açık olup; imar planı değişikliğini ancak ilgililerin kendi mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara ilişkin olarak talep edebileceği dikkate alındığında, davacıların mülkiyeti kendilerine ait olmayan uyuşmazlığa konu taşınmaz için belirlenen kullanım kararının değiştirilmesi istemiyle 10. madde kapsamında yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açtıkları davada meşru ve kişisel bir menfaat ihlalinin söz konusu olamayacağı açıktır. Bu durumda plan değişikliği talebinin reddine ilişkin işlem yönünden davacı site yönetiminin davayı açmakta ehliyeti bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 1/5000 ölçekli nazım imar planı yönünden; Uyuşmazlıkta, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının 16/04/2005 tarihinde onaylandığı, davacılar tarafından 25/12/2018 tarihinde yapılan imar planı değişikliği talebinin davalı idarece 08/01/2019 tarihli işlem ile reddi üzerine 02/02/2019 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı tarafından her ne kadar plan değişikliği talebinin reddi üzerine bu işlemle birlikte dayanak olarak gösterilen 1/5000 ölçekli nazım imar planı da davaya konu edilmiş ise de; uygulama işlemi üzerine, dayanağı düzenleyici işlemin dava konusu edilebilmesi için, öncelikle davacının uygulama işleminin iptalini istemekte menfaatinin, diğer bir ifade ile dava açma ehliyetinin bulunması gerektiği açıktır. Bu itibarla, dava konusu plan değişikliği talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemi yönünden dava açma ehliyeti bulunmayan davacı bakımından, söz konusu uygulama işleminin imar planına karşı dava açma süresini canlandırması mümkün olmadığından, 1/5000 ölçekli nazım imar planına askı süresi içinde itiraz etmeyen davacı tarafından, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekmekte iken, bu tarihten çok sonra 02/02/2019 tarihinde açılan iş bu davada imar planı yönünden süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, davanın imar planı değişikliği talebinin reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkin kısmının ehliyet yönünden, nazım imar planına ilişkin kısmının ise süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte iken, işin esası incelenerek davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:...., K:... sayılı sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/11/2024 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.