Başvuru, Kurum tarafından bakım tedbiri kararı verilmesi ve evlat edinme talebiyle açılan davada, anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına dair ara kararı verilmesinin aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, Kurum tarafından bakım tedbiri kararı verilmesi ve evlat edinme talebiyle açılan davada, anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına dair ara kararı verilmesinin aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin edilen ek bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:A. Bireysel Başvuru Öncesi Olaylar Uyuşmazlığın Arka Planı Başvurucular 2003 yılından beri evli olup Ankara Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne 25/12/2012 tarihinde bir dilekçe vererek evlat edinme için talepte bulunmuştur. Daha sonra resmî kayıtlara göre 8/10/2013 tarihinde doğan Z.Ö. adlı bir kız çocuğu, annesi tarafından Erzincan Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü 13 Şubat Toplum Merkezine 9/10/2013 tarihli dilekçeyle teslim edilmek istenmiştir. Bu kapsamda 1997 doğumlu anne Ö.; yaşının küçük ve öğrenci olması nedeniyle çocuğuna bakamayacağını, bakımını üstlenmek istemediğini, uygun bir sosyal hizmet kuruluşuna verilmesini veya evlat edinilmesini dilekçesinde belirtmiştir. Ayrıca bu dilekçede anne Ö. söz konusu kararı kendi özgür iradesiyle aldığını belirtmiştir. Anne Ö.nün on sekiz yaşını doldurmamış olması ve mahkeme kararıyla da ergin kılınmadığının anlaşılması nedenleriyle hakkında sosyal inceleme raporu düzenlenmiştir. 10/10/2013 tarihli raporda annenin durumu tespit edilmiştir. Bu arada Erzincan Nüfus Müdürlüğü ihbarda bulunmuş ve Z.Ö.ye vasi atanmasını Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesinden 10/10/2013 tarihinde talep etmiştir. Söz konusu talep üzerine 17/12/2013 tarihinde Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesi, küçük Ö.nün babasını küçük Z.Ö.ye vasi olarak tayin etmiştir. Diğer taraftan sosyal inceleme raporu neticesinde evlilik dışı ilişki kapsamında doğduğu anlaşılan çocuk 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu hükümlerine göre mahkeme kararı alınıncaya kadar Erzincan Valiliğinin 11/10/2013 tarihli onayıyla bakım altına alınmıştır. Bunun üzerine Erzincan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü (Kurum) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi kapsamında Z.Ö. için bakım tedbiri kararı verilmesi ile evlat edindirme işlemlerinin yapılabilmesi için anne ve babanın rızasının aranmaması talebiyle 23/10/2013 tarihinde Erzincan Aile Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Bu talep hakkında Mahkeme tarafından bir karar verilmeden önce Erzincan Valiliği ile başvurucular 8/10/2013 tarihinde doğan küçük Z.Ö. için evlat edinme öncesi geçici bakım sözleşmesini 1/11/2013 tarihinde imzalamıştır. On beş madde hâlinde hazırlanan sözleşmenin , ve maddeleri şu şekildedir:" Evlat edindirilmek üzere kişi veya aileye önerilen çocuğun, hukuksal işlemleri evlat edindirme sürecinde de devam edebilir. Evlat edinecek kişi veya ailenin yanına çocuk yerleştirilmesi, sürecin ilgili mahkeme tarafından evlat edinme kararı ile tamamlanması sonucunu getirmez. Evlat edinecek kişi veya ailenin, yanına yerleştirilen çocuğu yasal sürecin sonunda, hukuksal nedenlerle veya çocuktaki sağlık sorunu nedeniyle evlat edinememesi halinde, yapılacak durum değerlendirmesi sonucunda, çocuk aile yanında sorun çözümlenene kadar kalabilir. Hukuksal süreç sonunda, çocuğun evlat edindirilememesi ve ailenin de istemesi halinde, çocuk aynı aile yanında Koruyucu Aile Hizmeti kapsamında yararlandırılabilir. Bu kapsamdaki çocuğun hukuksal durumu yeniden evlat edinmeye uygun hale geldiğinde aynı aile tarafından evlat edinilebilir." Bu kapsamda küçük Z.Ö., başvuruculara 1/11/2013 tarihinde teslim edilmiş ve ikamet ettikleri yer olan Ankara'ya götürülmüştür. Bireysel Başvuruya Konu Yargılama Süreci Anne 13/11/2013 tarihinde Kuruma dilekçe vererek kızının kendisine verilmesini ve çocuğuna kendisinin bakabileceğini belirtmiştir. Duruşma öncesi Z.Ö. hakkında sosyal inceleme raporu Mahkemeye sunulmuştur. 5/12/2013 tarihinde yapılan duruşmaya Z.Ö.nün annesi de katılmıştır. Anne, çocuğunun evlat edinilmesine rıza göstermemiş ve çocuğun kendisine teslim edilmesini talep etmiştir. Ancak Mahkeme davayı kabul etmiştir. Hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından 14/4/2014 tarihinde bozma kararı verilmiştir. Bozma kararında annenin velayet altında bulunması nedeniyle yasal temsilcisine husumet yöneltilmediği belirtilmiştir. Ayrıca yasal temsilcinin göstermesi durumunda delillerin toplanması gerektiği de ifade edilmiştir. Diğer taraftan Z.Ö.ye vasi tayin edildiği Yargıtay kararında belirtilmiştir. Vasinin de davaya dâhil edilmesi istenmiştir. Bozma sonrası ilk duruşma 1/10/2014 tarihinde yapılmıştır. Mahkeme, bozmaya uymuştur. Bununla birlikte Mahkeme, Z.Ö.nün vasisi ile Ö.nün velisinin aynı kişi olması nedeniyle menfaat çatışması doğabileceğinden bahsederek Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunmuş ve yeniden vasi tayin edilmesini istemiştir. Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesinin 9/12/2014 tarihli kararıyla annenin dayısı, Z.Ö.nün vasisi olarak tayin edilmiştir. Erzincan Aile Mahkemesi 5/1/2015 tarihli duruşmada velayet konusunda sosyal inceleme raporu alınmasına karar vermiştir. Ayrıca Z.Ö.nün bulunduğu yerin tespit edilerek o yerdeki bilirkişiler vasıtasıyla ayrı bir rapor istenmesine karar verilmiştir. Söz konusu eksikliklerin tamamlandığının anlaşılması üzerine bilirkişi raporları taraflara 3/12/2015 tarihli duruşmada tebliğ edilmiş ve tarafların beyanları almıştır. Anne ve vasi, çocuğun kendilerine verilmesini talep etmiştir. Duruşma sonunda yine davanın kabulüne ilişkin karar verilmiştir. Erzincan Aile Mahkemesinin 3/12/2015 tarihli kararın gerekçesinde, Erzincan ve Ankara'da düzenlenen sosyal inceleme raporları dikkate alınarak çocuğun aday aile yanında kalmasının uygun olacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda Z.Ö.nün evlat edindirilmek üzere aile yanına yerleştirildiği, iki yıldır bu aileyle birlikte kaldığı, çocuğun aile yanında mutlu olduğu ile onları anne ve baba olarak benimsediği ifade edilerek davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur. Karara karşı temyiz yoluna gidilmiştir. Bu sırada çocuğun, babası tarafından 9/2/2016 tarihinde tanındığı nüfus kayıt örneklerinden anlaşılmıştır. Baba, velayetin kendisine verilmesi istemiyle 1/4/2016 tarihinde Erzincan Aile Mahkemesinde dava açmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi 6/10/2016 tarihinde hükmü bozmuştur. Bu kapsamda; davalı annenin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediğinin söylenemeyeceği, evlat edinmede asıl olanın anne ve babanın rızasının aranması olduğu ve küçüğün evlat edinilmesinde davalı annenin rızası bulunmadığı belirtilmiştir. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Davacının karar düzeltme istemi 20/11/2017 tarihinde reddedilmiştir. Bozma kararı üzerine başvurucular 9/2/2018 tarihli dilekçeleriyle davaya müdahil olmak istemişlerdir. Bakım tedbiri kararı verilmesi ve evlat edindirme işlemlerinin yapılabilmesi için rızanın aranmaması istemiyle 2013 yılında açılan dava ile velayetin düzenlenmesine ilişkin 2016 yılında açılan dava 15/2/2018 tarihinde birleştirilmiştir. İkinci kez verilen bozma kararından sonra yapılacak olan ilk duruşma öncesinde, davacı Kurumun isteği üzerine bir sosyal çalışmacı tarafından rapor hazırlanmıştır. 15/2/2018 tarihli yazıda, dört yıllık süreç sonunda henüz kesinleşmiş bir karar verilmemesi ve bu süreç kesinleşinceye kadar geçecek olan zaman diliminde çocuğun şu anda kalmaya devam ettiği aile ile birlikte olacağı düşünüldüğünde, öncelikle bakım tedbirine ilişkin istemin karara bağlanmasının çocuğun yüksek yararına uygun olacağı belirtilmiştir. 20/2/2018 tarihinde yapılan duruşmada, başvurucuların katılma isteğine ilişkin talepleri kabul edilmiştir. Mahkeme bozmaya uyarak yargılamaya devam etmiştir. Duruşma sonunda esas ve birleşen dosyaya ilişkin tüm dosya kapsamı dikkate alınarak rapor tanzimi istenilmiştir. Ayrıca bu rapor alındıktan sonra Ankara Nöbetçi Aile Mahkemesine talimat yazılarak çocuk ve bakımı üstlenen aile ile gerekli görüşmeler yapılarak nihai bir rapor tanzim edilmesine ilişkin karar verilmiştir. Diğer taraftan bakım tedbirinin tefrikine ilişkin talebin reddine karar verilmiş ve raporlar alındıktan sonra nihai karar ile birlikte bakım tedbiriyle ilgili olarak karar verilmesi uygun görülmüştür. 27/6/2018 tarihinde düzenlenen sosyal inceleme raporuna göre küçüğün ailesi olarak bildiği başvurucuların yanında bulunmasının kendi yararına olacağı belirtilmiştir. Söz konusu rapor ve belgeler dosyaya geldikten sonra 11/9/2018 tarihli duruşmada, karşı beyanda bulunmak için küçük Z.Ö.nün anne ve babası tarafından süre istenmiştir. Ayrıca çocuğun anne ve babası, çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep etmiştir. Mahkeme bu talepleri kabul etmiştir. Bu kapsamda geçici evlat edinme sözleşmesine binaen aile yanında bulunan çocuk Z.Ö.nün içinde bulunduğu özel durumun hassasiyeti dikkate alınarak her ayın ve cumartesi günleri saat 00'den saat 00'ya kadar, dinî bayramların günü saat 00'den saat 00'ya kadar çocuğun bulunduğu yerde uzman eşliğinde olmak koşuluyla anne ve baba ile şahsi münasebetin tesisine karar verilmiştir. Bu kararın infazı, ilk olarak Ankara Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü tarafından 6/10/2018 tarihinde gerçekleştirilmiştir. İlgili görüşmeye sadece küçük Z.Ö.nün babası katılmıştır. Görüşme Tutanağı'ndan çocuk Z.Ö.nün olaylardan haberinin olmadığı anlaşılmaktadır. Görüşme sırasında çocuğun evlat edinme isteminde bulunan aileyi araması ve ağlamaya başlaması sebebiyle çocuğun örselenmemesi adına biyolojik babanın rızası ile görüşme yaklaşık 40 dakika sonra sona ermiştir. Başvurucular 11/9/2018 tarihli ara kararına karşı itiraz yolunun gösterilmediğini, itiraz yolunun olmadığını belirterek ara kararının ifasının tedbiren durdurulması talebiyle bireysel başvuru yapmıştır.B. Bireysel Başvuru Sonrası Olaylar Başvurucuların tedbir talebi Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün maddesinin (2) numaralı fıkrası kapsamında 28/11/2018 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucular, başvuru sonrası süreç hakkında herhangi bir ek beyanda bulunmamıştır. UYAP üzerinden bakıldığında son duruşmada çocuk Z.Ö.nün huzurda dinlendiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda küçük, anne ve babası olarak bildiği kişilerden ayrılmak istemediğini iletmiştir. Ayrıca kendisini dünyaya getiren kişilerin kim olduğunu öğrendiğini de ifade etmiştir. Sosyolog; çocuğun beyanlarına itibar edilebileceğini, çocuğun algılama yeteneğinin kısmen geliştiği ve çocuğun ikincil örselenme yaşadığını belirtmiştir. Duruşma sonunda davanın reddine karar verilmiştir. 6/3/2019 tarihli kararın gerekçesi; annenin dava süresince çocuğuna bakmak istediğine ilişkin dilekçe vermesine, davalı annenin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmediğinin ispatlanamamasına, evlat edinmede asıl olanın anne ve babanın rızasının aranması olduğuna, küçüğün evlat edinmesinde annenin ve babanın rızasının bulunmadığına dayanmaktadır. Başvurucuların temyiz istemi 23/9/2019 tarihinde reddedilmiştir. Karar düzeltme istemi de 16/1/2020 tarihinde reddedilerek hüküm kesinleşmiştir. Bu süreçte başvurucuların ayrıca Ankara Aile Mahkemesi nezdinde 13/2/2019 tarihinde evlat edinme davası açtığı, 1/10/2019 tarihinde davanın kabul edildiği anlaşılmıştır. Ancak davalıların istinaf istemi üzerine hüküm kaldırılmış ve dava 30/6/2020 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir. Bu kapsamda; Erzincan Aile Mahkemesinin 6/3/2019 tarihli kararındaki gerekçe dikkate alınmış, ana ve babanın rızasının aranmaması yönünde alınmış bir karar bulunmadığı belirtilerek 4721 sayılı Kanun'un maddesindeki şartların gerçekleşmediği belirtilmiştir. Diğer taraftan başvurucuların çocuk Z.Ö. ile kişisel ilişki tesisi kurulması için açtığı dava, Erzincan Aile Mahkemesi tarafından 25/6/2021 tarihinde kabul edilmiştir. Bununla birlikte cevaba cevap dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmemesi nedeniyle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi tarafından 25/11/2021 tarihinde ilk derece mahkemesi kararı usulen kaldırılmış ve dava dosyası ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Dava derdesttir. 4/2/2022 tarihinde hazırlanan sosyal inceleme raporundan hâlihazırda çocuğun annesi Ö. ile birlikte yaşadığı anlaşılmıştır. A. Ulusal Hukuk 2828 sayılı Kanun'un "Korunma kararı" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Korunmaya ihtiyacı olan çocukların reşit oluncaya kadar bu Kanun hükümlerine göre Kurumca kurulan sosyal hizmet kuruluşlarında bakılıp yetiştirilmeleri ve bir meslek sahibi edilmeleri hususundaki gerekli tedbir kararı 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre yetkili ve görevli mahkemece alınır. Bu karar için gerekli belgeler Kurumca düzenlenir ve ilgili mahkemeye gönderilir.Haklarında derhal korunma tedbiri alınmasında zorunluluk görülen çocuklar mahkeme kararı alınıncaya kadar, bu Kanuna göre kurulmuş kuruluşlarda veya aile yanında mahalli mülki amirin onayı alınmak suretiyle bakım altına alınır. Sosyal hizmet kuruluşlarının kendisine teslim edilen çocuk hakkında yapacağı inceleme sonucunda hazırlayacağı raporda, 5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi uyarınca çocuğun derhâl korunma altına alınmasını gerektiren bir durum olmadığı ve ailesine teslim edilmesinde herhangi bir sakınca bulunmadığı kanaatine varması hâlinde mülki idare amirinin onayı ile çocuk ailesine teslim edilebilir." 5395 sayılı Kanun'un "Tanımlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bu Kanunun uygulanmasında;a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda, Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu,...b) Mahkeme: Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerini,c) Çocuk hâkimi: Hakkında kovuşturma başlatılmış olanlar hariç, suça sürüklenen çocuklarla korunma ihtiyacı olan çocuklar hakkında uygulanacak tedbir kararlarını veren çocuk mahkemesi hâkimini,d) Kurum: Bu Kanun kapsamındaki çocuğun bakılıp gözetildiği, hakkında verilen tedbir kararlarının yerine getirildiği resmî veya özel kurumları,...İfade eder." 5395 sayılı Kanun'un "Koruyucu ve destekleyici tedbirler" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir. Bunlardan;...c) Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine,..." 4721 sayılı Kanun'un "Çocukların yerleştirilmesi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede bulunur veya çocuk manen terk edilmiş halde kalırsa hakim, çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma yerleştirebilir...." 4721 sayılı Kanun'un Dördüncü Ayırım'ında evlat edinme düzenlenmiştir. Küçüklerin evlat edinilmesi 4721 sayılı Kanun'un ile maddeleri arasında yer almaktadır. 4721 sayılı Kanun'un "Rızanın Aranmaması" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Aşağıdaki hâllerde ana ve babadan birinin rızası aranmaz:l. Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunuyorsa, Küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorsa." 4721 sayılı Kanun'un "Karar" başlıklı maddesi şöyledir:"Küçük, gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir kuruma yerleştirilir ve ana ve babadan birinin rızası eksik olursa, evlât edinenin veya evlât edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden önce, onun oturduğu yer mahkemesi bu rızanın aranıp aranmamasına karar verir.Diğer hâllerde,bu konudaki karar evlât edinme işlemleri sırasında verilir. Ana ve babadan birinin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmemesi sebebiyle rızasının aranmaması hâlinde, bu konudaki karar kendisine yazılı olarak bildirilir." 15/3/2009 tarihli ve 27170 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzük'ün (Tüzük) "Tanımlar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bu Tüzükte geçen;...c) Geçici bakım sözleşmesi: Evlât edinilecek küçüğün, bakım ve eğitimi için evlât edinme başvurusu uygun görülen kişi veya eşlerin yanına yerleştirilmesi öncesinde bu kişilerle imzalanan sözleşmeyi,...ifade eder." Tüzük'ün "Küçüğün yerleştirilmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Geçici bakım sözleşmesinin imzalanmasından sonra, evlât edinilecek küçük, en az bir yıl süreyle bakım ve eğitimi için uygun görülen kişi veya eşlerin yanına yerleştirilir." 24/12/2006 tarihli ve 26386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usûl ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Tanımlar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:"(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;a) Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, onsekiz yaşını doldurmamış kişiyi; bu kapsamda,1) Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlâkî, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu,...c) Kanun: 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununu,d) Kurum: Bu Yönetmelik kapsamındaki çocuğun bakılıp gözetildiği, hakkında verilen tedbir kararlarının yerine getirildiği resmî veya özel kurumları,e) Mahkeme: Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerini, çocuk mahkemesi bulunmayan yerlerde aile ya da asliye hukuk mahkemeleri ile ceza mahkemelerini,...ifade eder."B. Uluslararası Hukuk Uluslararası Mevzuat 14/9/1990 tarihinde imzalanan ve 27/1/1995 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 20/11/1989 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin maddesi şöyledir:“(1) Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir.(2) Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar.(3) Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik, sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler.” Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin maddesi şöyledir: " Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devletten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır. Taraf Devletler bu durumdaki bir çocuk için kendi ulusal yasalarına göre, uygun olan bakımı sağlayacaklardır. Bu tür bakım, başkaca benzerleri yanında, bakıcı aile yanına verme, İslam Hukukunda Kefalet (Kafalah), evlat edinme ya da gerekiyorsa çocuk bakımı amacı güden uygun kuruluşlara yerleştirmeyi de içerir. Çözümler düşünülürken, çocuğun yetiştirilmesinde sürekliliğin korunmasına ve çocuğun etnik, dinsel kültürel ve dil kimliğine gerek saygı gösterilecektir." Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), aile hayatının var olup olmadığını değerlendirirken öncelikle yakın kişisel bağların varlığını incelemektedir. AİHM; çocuk ile koruyucu aile olan ebeveyn arasındaki bağların aile hayatını oluşturup oluşturmadığı hususunu, özellikle çocuğun doğal ebeveyniyle yakın kişisel ilişkileri olup olmadığına ve çocuğun bakımını üstlenen ailenin yanında ne süredir bulunduğuna bağlı olarak durumun şartlarına göre belirlemektedir (X/İsviçre (k.k.), B. No: 8257/78, 10/7/1978). AİHM Kopf ve Liberda/Avusturya (B. No: 1598/06, 17/1/2012) davasında, 1995 yılında doğan bir çocuğun 1997-2001 yılları arasında koruyucu aileliğini yapan ve evli bir çift olan başvurucuların yaptığı bir başvuruyu incelemiştir. Söz konusu çocuğun biyolojik anne tarafından velayetinin alınmasından sonra başvurucular çocuğa erişme ve ziyaret hakkından yoksun bırakılmıştır. Başvurucular, üç buçuk yıl süren yargılamanın ardından Avusturya mahkemeleri tarafından koruyucu anne ve babaya ziyaret hakkı verilmesinin artık çocuğun üstün yararı ile uyumlu olmadığı yönünde karar verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. AİHM, Avusturya mahkemelerinin çocuğun ve koruyucu ailenin çatışan menfaatleri arasında adil bir denge kurduğunu ancak başvurucuların koruyucu ailesi oldukları çocuğu ziyaret etmelerine izin verilmesine yönelik talepleriyle ilgili olarak yeterince hızlı bir şekilde inceleme gerçekleştirmediğini belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Kopf ve Liberda/Avusturya, §§ 46-49).