10. Hukuk Dairesi 2025/2725 E. , 2025/3405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2482 E., 2024/4389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/43 E., 2024/335 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rap
**10. Hukuk Dairesi 2025/2725 E. , 2025/3405 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2482 E., 2024/4389 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/43 E., 2024/335 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, Kurum işleminin iptali ile davacının sigortalılık başlangıcının 20.11.1987 olarak tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, ilk itirazlarda bulunarak, davacının ilk sigortalılık başlangıcının 10.11.1999 olduğunu, 20.11.1987 itibariyle stajını yaptığı okul tarafından bildirim yapıldığını, staj döneminde uzun vadeli sigorta kolları primi ödenmediğini, istemin hak düşürücü süreye uğradığını, Kurum işlemlerinde bir hata olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir." III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...davacının istemi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanması gerekmektedir. 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinde belirtilir şekilde uzun vadeli sigorta kollarına tabi çalışmaya dair Kuruma hiçbir belge verilmemiş olması ve giderek davalının 1999 yılında başka bir yerde çalışmaya başlamış olması gözetildiğinde dava tarihinde 5 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği tespit edilmiştir...." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, Mahkemece araştırma yapılmaksızın usulden ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir. 1.Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2., 3/II-B, 6., 60. maddenin (G) bendi, 108., 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4., 5., 16. maddesi, 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesi, 14. maddesi, Geçici 4. maddesi hükümleridir. 506 sayılı Kanun'un 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. 506 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6. madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanun'un 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür. Öte yandan aynı Kanun'un 3/II-B maddesinde, özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu kanunun 35'inci maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda; sigortalı ile işveren arasındaki hukuki ilişkinin niteliği ve sigortalının çırak olup olmadığı belirlenirken çalışma ilişkisi irdelenmeli, çıraklık sözleşmesinde akdi ilişkinin üstün niteliğinin çalışma yerine sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesi olduğu hususu gözetilmeli, sigortalının iş yerinde üretimle ilgili çalışmalara eylemli olarak katılması ve meslek ve sanat eğitiminin ikinci plânda tutulması, bir başka anlatımla sigortalının emeğiyle iş yeri ve işverene katkıda bulunması durumlarında çıraklık ilişkisinin söz konusu olamayacağı benimsenmelidir. 05.07.1977 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 2089 sayılı Çırak Kalfa ve Ustalık Kanunu'nun 4. maddesi çırağı, “Bu Kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre o iş yerinde öğrenmek amacı ile bir çıraklık sözleşmesi ile bir işyeri sahibinin hizmetine giren kimse...” olarak tanımlamıştır. Kanun'un 5. maddesine göre çırak olabilmek için 12 yaşından küçük, 18 yaşından büyük olmamak gerekir. Kanun'un 16. maddesinde ise işyeri sahibi veya temsilcisinin çırak adayını çalıştırmağa başlamadan önce velisi veya Kanuni mümessili ile üç örnek yazılı bir çıraklık sözleşmesi yapmaya mecbur olduğu, 20 maddesinde, sözleşmenin bir örneğinin Mahalli Çıraklık Eğitim Komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya vermek ve sicil numarasını alarak sözleşmeye yazmak zorunda olduğu öngörülmüştür. 19.06.1986 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 3308 sayılı Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu'nun 10. maddesinde, çırak olabilmek için 13 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak, en az ilkokul mezunu olmak, bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak koşullarına yer verilip, 14. maddesinde, çıraklık süresinin 3-4 yıl olduğu ve bu sürenin mesleklerin özelliğine göre ilgili kuruluşların görüşü alınarak Bakanlıkça belirleneceği kesintisiz olarak devam edeceği, Geçici 4. maddesinde ise Kanun'un 25. maddesine göre sigorta primlerinin ödenmesine bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihi takip eden mali yıl başından itibaren başlanacağı, bu tarihe kadar olan sürede primlerin işyeri sahiplerince ödenmesine devam edileceği düzenlemesi yer almaktadır. Çıraklık sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda çıraklık ilişkisinden söz edilemeyecektir. Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -SSK anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (..., Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; Ankara, 1977 Baskı, s;130). 21.Bu açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde, davacının 01.07.1972 doğumlu olduğu, dava dışı Milli Eğitim Bakanlığı ... Çıraklık Eğitim Merkezi ünvanlı ... sicil numaralı işyerinden 20.11.1987 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, işe giriş bildirge tarihinde 15 yaşında olduğu, davacı tanığı ...'ın beyanında, davacı ile birlikte dava dışı ...'ın işyerinde çalıştıklarını beyan etmesi üzerine mahkemece Talat Şiman ünvanlı işverenin işyeri tescil bilgileri Kurumdan celbedildiği, gelen bilgilere göre demir doğrama mahiyetli 0260 sicil no.lu işyerinin 01.04.1988-30.07.1992 tarihleri arasında olduğu belirtilerek 1988 /1-2,1989/1-3 ve 1990/1-3 arası dönem bordrolarının gönderildiği, işverenin vergi mükellefiyet döneminin araştırılmadığı, komşu işyeri araştırması yapılmadığı, işyerinden 1988 ve sonrası döneme ait bildirimleri olan ..., ..., davacının arkadaşı ... ile işyerinde birlikte çalıştıklarını beyan eden ancak işyerinden bildirimi olmayan ... ile...'ın dinlendiği, öte yandan ... İl Milli Eğitim Müdürlüğünden davacı adına çıraklık kaydı olmadığı bilgisinin verildiği, Mahkemece tam olarak çıraklık araştırmasının yapılmadan, işveren yanında dava konusu dönemde bir çalışmasının geçip geçmediği, çalışmanın üretime yönelik olup olmadığı yönünde herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiği anlaşılmaktadır. 4.Buna göre, Mahkemece, davalı Kurumdan da davacı adına düzenlenmiş çıraklık sözleşmesinin olup olmadığı araştırılmalı, davacının da beyanı alınarak işe giriş bildirgesi tarihinde hangi işveren yanında çalıştığı, işyerinin niteliğinin ne olduğu,işyerinde ne iş yapıldığı, kendisinin hangi işleri yaptığı ayrıntılı şekilde beyanı alınarak belirlenmeli, buna göre, davacının yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu, işyerinde işlerin davacının talep konusu dönemde yaşı itibariyle yapabileceği işlerden olup olmadığı, bu işleri yapma hususunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi yapmayı bu yaşta öğrenip öğrenemeyeceği, yaptığı işi ne kadarlık süre içinde öğrenebileceği belirlenmeli, ayrıca bu kapsamda, işverenin işyerine dava konusu dönemde komşu işyerleri ve kayıtlı çalışanları emniyet, SGK, vergi ve belediye marifetiyle araştırılmak suretiyle tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle davacının işyerinde çalışıp çalışmadığı, çalışıyorsa işyerinde tam olarak hangi işleri yaptığı işlerin üretimin bir parçası mı yoksa meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi olduğu hususlarında ayrıntılı şekilde beyanları alınmalı, bu şekilde komşu işyeri tanığının tespit edilememesi halinde taraflardan sorulmak suretiyle davacının çalışmasını bilebilecek kişiler tespit edilerek çalışma ve sigortalılık kayıtları getirtilmek suretiyle, yukarıda belirtilen hususlarda beyanlarına başvurulmalı, tanık beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler de giderilmeli, bozma öncesi dinlenen tanıkların hizmet döküm cetvelleri ile varsa işyerinden verilmiş işe giriş bildirgeleri celbedilerek beyanları denetlenmeli, böylelikle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir. 5.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VII. KARAR Açıklanan sebeple, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.