TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR DENİZ AYDOĞAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2019/2551) Karar Tarihi: 19/11/2020 Başvuru Numarası : 2019/2551 Karar Tarihi : 19/11/2020 İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucular : Ekli tablonun (C) sütunu Başvurucular Vekili : Ekli tablonun (F) sütunu I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyl
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM KARAR DENİZ AYDOĞAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2019/2551) Karar Tarihi: 19/11/2020 Başvuru Numarası : 2019/2551 Karar Tarihi : 19/11/2020 İKİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Kadir ÖZKAYA Üyeler : Engin YILDIRIM M. Emin KUZ Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Raportör : Eren Can BENAKAY Başvurucular : Ekli tablonun (C) sütunu Başvurucular Vekili : Ekli tablonun (F) sütunu I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla açılan dava nın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığından dolayı reddedil mesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvurular muhtelif tarihlerde yapılmıştır. 3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapıla n ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Böl üm tarafında n yapılmasına karar verilmiştir. 5. Konularının aynı olması nedeniyle ekli tablonun (B) sütununda numaraları belirtilen başvuru dosyalarının aynı tablonun (1) numaralı satı rında yer alan 2019/2551 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve ince lemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. 6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve es as incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin ( 2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana ilişkin olduğu değ erlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine karar verilmiştir. Başvuru Numarası : 2019/2551 Karar Tarihi : 19/11/2020 III. OLAY VE OLGULAR 8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili ola ylar özetle şöyledir: 9. Başvurucular farklı şehirlerde yer alan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarında (vakıflar) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktad ır. 10. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ileri sürerek 4/7/1 956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık çalışma süresi içinde ödenmesi ge reken iki aylık tutarındaki ilave tediye alacağının ödenmesi amacıyla vakıflar aleyhine ayr ı ayrı dava açmışlardır. 11. Ekli tablonun (D) sütununda belirtilen mahkemeler davaları r eddetmiştir. Kararlarda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun (Yargıtay İBK) 9/6/2017 tarihli kararı ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin (Daire) emsal kararlarına göre vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu kurumu niteliğinde olmadığı belirti lmiştir. Bu sebeple vakıfların 6772 sayılı Kanun kapsamında olmadığı değerlendirmes inde bulunularak davacıların ilave tediye alacağına hak kazanamayacağı sonucuna varılmıştır. Davacıların istinaf talepleri ilgili Bölge Adliye Mahkemelerince reddedilmi ştir. Temyiz yolu açık olarak verilen kararlara karşı yapılan temyiz talepleri ise Daire tara fından reddedilmiştir. 12. Nihai kararların başvuruculara tebliğ edilmesi üzerine başvu rucular muhteli f tarihlerde bireysel başvuruda bulunmuştur. IV. İLGİLİ HUKUK13. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur , B. No: 2017/29896, 25/12/2018, 14-32. V. İNCELEME VE GEREKÇE14. Mahkemenin 19/11/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucuların İddiaları15. Başvurucular çalıştıkları vakfın kamu kurumu olması nedeniyl e ilave tediye alacağına hak kazanacaklarını ifade etmişlerdir. Açmış olduklar ı davalarla benzer nitelikteki davaların Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile farklı illerde bulunan bölge adliye mahkemelerince kabul edilmesine rağmen kendi davalarının Yargıtay 22. Hukuk Da iresinin kararları emsal gösterilerek reddedildiğinden yakınmıştır. Başvurucular içtihat farkı nedeniyle yargıya olan güvenlerinin zedelendiğini belirterek adil yargılanma haklarını n ihlal edildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hu kuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsi fini kendisi takdir eder ( Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, 16). Başvurucuların farklı karar lar verilmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını n özünün adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmişti r. Başvuru Numarası : 2019/2551 Karar Tarihi : 19/11/2020 1. Kabul Edilebilirlik Yönünden 17. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan hakkaniye te uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir old uğuna karar verilmesi gerekir. 2. Esas Yönünden 18. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Yasemin Bodur (aynı kararda bkz. 35-45) kararında ortaya konulmuştur. Anılan kararda Anayasa Mah kemesinin kanunilik ilkesi bağlamındaki görevinin hukuk kurallarının birden fazla yorumunu n varlığının hukuki belirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmek olduğu belirtilmiştir. Bu noktada derece mahkemelerinin hukuk kurallarını yorumlamasından kaynaklanan içtihat farkının süregelen bir hâl aldığı durumlarda uygulamadaki tutar sızlıkları ortadan kaldıracak nitelikteki tedbirlerin önemine işaret edilmiştir. Hukukun üstü nlüğü ilkesi gereği devletin aynı yargı koluna dâhil mahkemeler arasındaki derin ve süregele n içtihat farklılıklarını ortadan kaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu m ekanizmanın etkin bir şekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlü old uğu ifade edilmiştir. 19. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ve sonradan bu gör ev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin anılan vakıf çalışanla rının kamu işçisi olduğuna ve şartları uygunsa ilave tediye alacağından yararlanacaklarına da ir kararlar verdiği belirtilmiştir. Buna karşılık olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi nin anılan vakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu ve dolayısıyla kamu personeli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden yararlanmayacağını istikrarlı ol arak hüküm altına aldığı ifade edilmiştir. Yargıtay daireleri arasındaki derin ve süregelen iç tihat farkının faaliyete gire n istinaf mahkemesi niteliğindeki bölge adliye mahkemesi daireler i arasında da sürdürüldüğü saptanmıştır ( Yasemin Bodur , 48, 50). 20. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı çalışan larının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda süregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmış olduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı ve bunun ortadan kaldırılmasını sağlayacak içti hadı birleştirme kararı gibi elverişli bir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonu cun başvurucu için öngörülemez olduğu, yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonuc una ulaşılmıştır ( Yasemin Bodur, 52). 21. Diğer taraftan başvurucunun hizmet akdi ile çalıştığı vakfın niteliğini de ele alan Yargıtay İBK'ya rağmen Yargıtay daireleri, söz konusu kararın v akıfların niteliğini belirlemekle birlikte çalışanların statüsüne ilişkin bir tespit içermediği görüşünden hareketle önceki görüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devam etmiştir (Yasemin Bodur . 20, 23). 22. Somut başvuruların da aynı hususa ilişkin olması ve Yasemin Bodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniyle başvuruc uların Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden23. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuru luşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir : Başvuru Numarası : 2019/2551 Karar Tarihi : 19/11/2020 (1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. 24. Başvurucular tümü ihlalin tespitine karar verilmesini istemi ştir. Bununla birlikte başvurucuların bir kısmı yalnızca maddi tazminat ödenmesini ist erken bir kısmı yalnızca manevi, bir kısmı ise hem maddi hem de manevi tazminata karar v erilmesini talep etmiştir. 25. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler bel irlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle b irlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve diğerleri (2) , B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 26. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğin e karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 27. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun un 50. maddesinin (1) num aralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmas ı gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. Anayasa Mahke mesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin v e sonuçlarının nasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi içi n kararı ilgili mercilere gönderir ( Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, 57). 28. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altı na alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakk ının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylarda ihlalin aynı hukuki neden e dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafından açılan davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındaki görüş farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvur ucuların aynı anda iki farklı yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterini ta şımayan bir hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır. Başvuru Numarası : 2019/2551 Karar Tarihi : 19/11/2020 29. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derece mahkeme si kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılan son uçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalin giderilmesi için ye niden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Aksi durum yani ihlalin giderim ş ekli olarak yargılamanın yenilenmesine hükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanı narak taraflardan bir lehine tercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ih lali gidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafı aleyhine yeni ih lallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda, yargılamanın yenilenme si ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte bir yol olarak kabul edilemeyeceğinden man evi tazminat talebi buluna n başvurucular lehine uygun bir tazminata hükmedilmesi yeterli bi r giderim sağlayacaktır. Manevi tazminat talebinde bulunmayan başvurucu yönünden ise yal nızca ihlalin tespitine karar verilmesi gerekir. 30. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnız ca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında manevi tazmi nat talebinde bulunan her bir başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı ödenmesin e karar verilmesi gerekir. 31. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için baş vurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal ara sında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir illiyet bağı bulunmadığından ma ddi tazminata yönelik talebin reddine karar verilmesi gerekir. 32. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tablonun (E) sütunu nda belirtilen harç tutarlarının başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir. Ekli tablonun (F) sütununda belirtilen Avukat İlker Birlik tarafından temsil edil en başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir . Ekli tablonun (F) sütununda belirtilen diğer avukatlar tarafından temsil edilen b aşvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir. VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişki n iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, B. Anayasa nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargıla nma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİ ĞİNE, C. Manevi tazminat talebinde bulunan başvuruculara ekli tablonun (G) sütununda belirtilen 10.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı ÖDENMESİNE, ta zminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ekli tablonun (E) sütunun da belirtilen harç tutarlarının başvuruculara AYRI AYRI, ekli tablonun (F) sütunun da belirtilen Avukat İlker Birlik tarafından temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN, ekli tablonun (F) sütununda belirtilen diğer avukatlar tarafınd an temsil edilen başvuruculara 3.000 TL vekâlet ücretinin AYRI AYRI ÖDENMESİNE, Başvuru Numarası : 2019/2551 Karar Tarihi : 19/11/2020 E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine v e Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, F. Kararın bir örneğinin bilgi için ekli tablonun (D) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 19/11 /2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan Üye Üye Kadir ÖZKAYA Engin YILDIRIM M. Emin KUZ Üye Üye Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU