3. Ceza Dairesi 2023/6969 E. , 2024/17420 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2048 E., 2022/1482 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/14 E., 2021/165 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, mala zarar verme, nitelikli yağma, terör örgütü propagandası yapmak, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü ta
**3. Ceza Dairesi 2023/6969 E. , 2024/17420 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2048 E., 2022/1482 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/14 E., 2021/165 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, mala zarar verme, nitelikli yağma, terör örgütü propagandası yapmak, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatarak katılma, 6136 sayılı kanuna muhalefet HÜKÜM : 1- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında; -TCK'nun 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nun 62, 53, 58/9, 63 maddeleri uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi. 2- Sanıklar ... ve ... hakkında; -2911 sayılı Kanun'un 33/a, TCK'nın 62, 53, 58/9 maddeleri 2 yıl 1 ay hapis cezası, -TCK'nın 174/1-2, 3713 sayılı Kanun'un 5/2, TCK'nın 62, 53, 58/9, 52/2-4 maddeleri 4 yıl 2 ay hapis cezası ve 120,00 tl adli para cezasına ilişkin mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi. 3- Sanıklar ... ve ... hakkında; -TCK'nın 149/1-f, 35/2, 62, 53 maddeleri 7 yıl 6 ay hapis cezası, -TCK'nın 37/1 delaletiyle 151/1, 62, 53 maddeleri 3 ay 10 gün hapis cezası, -TCK'nın 37/1 delaletiyle 6136 sayılı Kanunun 13/4, TCK'nın 62, 53 maddeleri 3 ay 10 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararlarına yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi 4- Sanık ... hakkında; 3713 sayılı Kanun'un 7/2-1 inci cümle, 7/2-2 inci cümle, TCK'nun 43/1, 62, 58/9, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına ilişkin mahkumiyet kararına yönelik istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma, Ret Yargılama konusu sanıklar ... ve ... hakkında tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatarak katılma suçları; Sanıklar ... ve ... hakkında mala zarar verme ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçları yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, verilen cezaların tür ve süresine göre CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduklarından; ayrıca incelemeye konu suçların, aynı Kanun’un 286/3 üncü maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, anılan suçlar yönünden sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin aynı Kanunun 298. uyarınca hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı; sanık ... hakkında ... yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Bölge Adliye Mahkemesince verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince yargılamasının yapıldığı; sanık ... hakkında toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatarak katılma suçundan bir hüküm kurulmaması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince yapılan tenkidin yerinde olduğu ve zamanaşımı süresi içerisinde karar verildiği UYAP üzerinden yapılan kontrolde belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen diğer hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Bir kısım sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A. Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan ve sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanıklar müdafilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 149/1-f maddesi uyarınca tayin edilen cezanın, önce anılan suçun 3713 sayılı Kanunun 4. maddesinde sayılan suçlardan olması sebebiyle aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılıp teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle TCK'nın 35. maddesi ve takdiri indirim olarak 62. maddesi gereği hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılmak suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Sanıklar ... ve ...'in örgütsel faaliyet kapsamında işledikleri nitelikli yağma suçundan kurulan hükümde mahiyeti itibariyle bir ceza değil cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili bir kurum olan TCK’nın 58/9. maddesinin uygulanmaması; örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanık ... hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi doğru iken Bölge Adliye Mahkemesince TCK’nın 58/9 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, sanıklar hakkında kazanılmış hak oluşturmayacağından infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, B.1. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanıklar müdafilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Her devlet siyasal fonksiyonunun gereği olarak, ülke, egemenlik ve millet/ulus unsurlarını, Anayasal düzenini ve bu düzenin işleyişini koruma altına alır. 5237 sayılı TCK’nın 302 nci maddesinde düzenlenen "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" suçunun konusunu da devletin ülkesi, egemenliği ve milli birliği oluşturmaktadır. Suçla korunan hukuki değer, devletin ülkesinin bütünlüğü ve egemenliğidir. Suç, 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi gereğince mutlak terör suçudur. Kanun gerekçesinde de ifade edildiği üzere bu suçun oluşabilmesi için belli amaca yönelik fiillerin işlenmesi gerekir. Bu amaç, madde metninde; 1-Devletin topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymak, 2-Devletin birliğini bozmak, 3-Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmak, 4-Devletin bağımsızlığını zayıflatmak olarak belirlenmiştir. Korunan değerlerin önemi ve kanun metninde sayılan amaçlara ulaşıldığında suçun cezalandırılabilirliğindeki güçlük/imkansızlık nedeniyle suç bir teşebbüs suçu olarak düzenlenmiş hatta suçun hazırlık hareketleri de yaptırıma bağlanmıştır. (TCK’nın 314. md. gibi) Söz konusu suçun oluşabilmesi için, işlenen fiilin cebri nitelikte olması ve bu amaçları gerçekleştirmeye elverişli bulunması gerekir. Bu haliyle suç aynı zamanda bir somut tehlike suçudur. Ancak maddede yazılı hedeflerin gerçekleşmesine ihtiyaç yoktur. (Yargıtay CGK. 09.02.2010, 2009/9-103, 2010/22) Belirtilen amaçlara yönelik fiillerin işlenmesi yeterlidir. Cezalandırılan hareket devletin hayatını tehlikeye koyan icra hareketleridir. “Diğer birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de devletin birliğine ve bütünlüğüne karşı işlenen fiiller, bu amaçla kurulmuş terör örgütlerinin faaliyeti çerçevesinde işlenmektedir. Bu tür terör örgütlerinin araç fiil olarak ifade edilen ve maddede belirtilen amaçlara yönelmiş olan adi suç niteliğindeki kasten öldürme, kasten yaralama, yağma, mala zarar verme vb. fiilleri işlemlerindeki gaye; kamu düzenini bozmak, kamu otoritesini zayıflatmak, toplumda kargaşa yaratmak, toplumun şiddet yoluyla siyasallaşması ve kutuplaşmasının yolunu açmak toplumun karşı koyma gücünü felce uğratmaktır. Fail için işlenen araç suçla ortaya çıkan somut zarar neticesi değil (yakın netice), bu fiilin toplum üzerinde meydana getirdiği etki (uzak netice) önem arz etmektedir. Fail, işlediği araç fiillerle devlet otoritesinin, ülkesinde yaşayan halkın güvenliğini koruma görevini gerçekleştiremediği, zayıfladığı ve işlerliğini yitirdiği imajını yaratmaya çalışarak devlete olan güveni sarsmayı amaçlar. Ülkede yaşanan kaos ortamı ve toplumda yaşanan korku ve endişe, yöneticilerde ve halkta istenileni vererek kaos ortamını bitirme iradesini doğurur, yöneticileri belli kararları almaya ya da politikalarını değiştirmeye zorlar ve bu da idari, siyasi, ekonomik ve toplumsal sistem değişikliklerini sonuçlar. Bu suretle de fail, esas gayesi olan devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma amacına ulaşmaya çalışır. (N.K. Topçu Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Sayfa 89, 90, Dönmezer Tedhişçilik sh.56) Söz konusu düzenlemeye esas itibariyle cezalandırılmak istenen, amaçların gerçekleştirilmesine yönelik araç fiil ile ortaya çıkan yakın netice değil, araç fiilin işlenmesi ile suçun konusunun zarara uğraması tehlikesidir. Kanun koyucunun düzenlemenin ikinci fıkrasında amaca yönelik araç fiillerinin ayrıca cezalandırılacağını kabul etmesi de bu hususu desteklemektedir. Söz konusu düzenleme dikkate alındığında; araç fiilin işlenmesine yönelik icra hareketinin, hem zarar ya da tehlike suçu niteliğindeki araç fiilin (TCK 302/2) hem de tehlike suçu niteliğindeki amaç suçun (TCK 302/1) “fiil” unsurunu teşkil ettiği görülmektedir.” (N.K. Topçu Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar Sayfa 89, 90) Buna göre elverişli/vahim eylemin diğer tabirle araç suçun, hazırlık hareketi aşamasından icra hareketi safhasına geçmesi, en azından teşebbüs boyutuna ulaşması, “amaçlanan sonucu doğurabilecek icra hareketi olarak belirginleşmesi gerekir.” (Yargıtay CGK.09.02.2010 t.2009/9-103, 2010/22) Kanuni tanımda yer alan araç fiilin, suç olması gerektiğinde kuşku yoktur. Müstekar uygulamaya göre araç suç, zarar ya da tehlike suçu (Yargıtay 9. CD 26.06.2012 t. 2012/2855-8069 sy.k, 15.01.2014 t. 2013/12441-2014/614 sy.k, 30.03.2010 t. 2009/8654-2010/3632 sy.k, 09.06.2011 tarihli, 2011/4202 Esas, 2011/3296 sayılı Kararı vb.) olabilir. Ancak suç teşkil eden her fiilin de amaç suçu oluşturmak için yeterli/elverişli olmadığı açıktır. Fiilin bu niteliği taşıyıp taşımadığı ise her olayın özelliğine göre; fiilin niteliği, işleniş biçimi, işlenme zamanı, toplumda meydana getirdiği etki, ortaya çıkan zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı, faaliyet alanı, ülke genelindeki organik bütünlüğü gibi ölçütler değerlendirilerek takdir edilecektir. Toplumda kaos ve tedirginlik oluşturacak, devlet otoritesine olan güveni sarsacak, kamu düzenini, toplum barışını bozarak devletin ülkesi, milleti ve egemenliği bakımından somut tehlike meydana getirecek yoğunluk ve ciddiyetteki eylemlerin amaç suç yönünden elverişli olduğu kabul edilmektedir. Güdülen amacın gereği olarak bu eylemlerin belli bir kişi ya da kitleye tevcih edilmesi gerekmez. Amaç tedhiş ortamı oluşturmak olduğuna göre hedefin muayyen veya gayrımuayyen olmasının da bir önemi yoktur. Her halde suçun oluşması için, failin amaca yönelik işlediği vahim eylem/elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekir. İşlenen araç suçun vahim eylem kabul edilmesi ve failin ayrıca amaç suçtan (TCK 302 md.) da cezalandırılabilmesi için, eylemin bireysel bir amaçla/saikle değil, kanun maddesinde belirtilen amaçları gerçekleştirmek üzere kurulmuş bir örgütün faaliyeti kapsamında ika edilmiş olması gerekmektedir. Failin, geçitli/müterakki suçlardaki özellik nedeniyle, TCK’nın 302 nci maddesinde tanımlanan amaç suçu sabit görülüp cezalandırıldığı durumda ayrıca TCK’nın 314/1-2 nci maddesi gereğince cezalandırılamayacağı istikrar kazanan bir uygulama haline gelmiştir. (Yargıtay 9. CD. 15.06.2009 t. 2009/6277-7540 sy.k.vb.) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Tanık beyanları ve olay tutanaklarına göre ... ve ...'in PKK/YDG-H silahlı suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yararlanarak mağdura yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs eylemlerinin ve sanıklar ... ve ...'nın birden çok kişi ile birlikte silahla tehdit ile mağdurları hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs eylemlerinin vahamet arz eder nitelikte TCK'nın 5237 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinde yazılı devletin birliği ve ülkenin bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağı, TCK'nın 314/2 nci maddesinden açılan silahlı terör örgütüne üyelik ve TCK'nın 302 nci maddesindeki suçların geçitli suçlar olması nedeniyle sanıkların eylemlerinin kül halinde TCK'nın 302 nci maddesi kapsamında değerlendirilerek sadece bu suçtan hüküm kurulması gerektiği halde TCK'nın 314/2 nci maddesi kapsamındaki silahlı terör örgütüne üyelik suçundan da yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabul ve uygulamaya göre de; Örgüt mensubu olduğu kabul edilen sanıklar hakkında verilen cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken uygulama maddesi olarak karar yerinde TCK’nın 58/9 maddesinin gösterilmesi doğru iken Bölge Adliye Mahkemesince TCK’nın 58/9 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2. Sanık ... hakkında terör örgütü propagandası yapma suçundan sanık müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesi hükmünün esasını oluşturan kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm kısmında temel cezanın belirlenmesi sonrasında zincirleme suç hükümleri uygulanarak TCK'nın 43. maddesi gereği 1/2 oranından artırım yapılarak cezanın artırılmasına rağmen hükmün gerekçe kısmında "sanığın eylemini farklı tarihlerde aynı suç işleme kararı kapsamında birden fazla kez gerçekleştirmediği sonucuna varıldığından TCK 43. maddesi uygulanmamış" denilerek hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 inci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması, Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.