8. Hukuk Dairesi 2023/3271 E. , 2025/1343 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2022/37 K. KARAR : Davanın reddi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verild
**8. Hukuk Dairesi 2023/3271 E. , 2025/1343 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2021/3 E., 2022/37 K. KARAR : Davanın reddi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Zonguldak ili Çaycuma ilçesi Karakoç köyü Köy içi mevkiinde bahçe namlı hudutları itibariyle doğusu ... yeri, batısı ... ve ... mirasçılarının yerleri, kuzeyi kısmen yol ve güneyi ... ve ... mirasçıları yerleri ile çevrili taşınmazın müstakilen davacıya ait olduğunu, taşınmazın tapulama tespitleri sırasında Havza-i Fahmiye hudutları içinde kaldığından ve 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun (3303 sayılı Kanun) mevcut olmadığından 1326 tarihinden geriye doğru 10 yıl öncesinin zilyetlik başlangıcını ifade edecek yaşlı tanık bulunmadığını, bu nedenle zorunlu olarak tescil dışı bırakıldığını, taşınmazın davacının babası ... oğlu ... 'a ait iken, babası ... tarafından oğlu olan davacıya 15.08.2001 tarihli Gayrimenkul Hibe ve Zilyetliğin Devir Teslim Senedi ile hibe edildiğini ve zilyetliğinin teslim edildiğini, davacının hibe suretiyle kendisine verilen bu taşınmaz üzerinde nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla tasarruf ve zilyet olduğunu, taşınmaz üzerinde davacı ve kendisine hibede bulunan babası ... Samur tarafından yetiştirilen çeşitli cins ve miktarlarda meyveli ve meyvesiz ağaçlar olduğunu, taşınmazın bir bölümünün de sebze meyve bahçesi olarak kullanıldığını, taşınmazın kadim külliür arazisi olup, davacının malik sıfatıyla ve eklemeli zilyetlik suretiyle 100 yılı aşkın zamandır zilyet ve tasarruf edildiğini, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle bir ilgisi olmadığını, arz üzerinde hudutların sabit ve komşularıyla bugüne kadar bir ihtilafları da olmadığını, özel mülkiyete konu olup kadimden beri ziraat arazisi olarak kullanıldığını, Havza-i Fahmiye sınırları içinde yer alan dava konusu taşınmazın 3303 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra kazanma koşullarının gerçekleştiğini ve mülk edinmenin mümkün olduğunu, bu kanundan önce dava konusu taşınmazın yasal zorunluluk nedeniyle tespit dışı bırakılmasına karar verildiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesinin aradığı şartların ziyadesiyle gerçekleştiğini beyan ederek taşınmazın davacı adına mustakilen tapuya tesciline karar verilmesini istemiş ve yargılama sırasında taşınmaza ilişkin olarak 24.12.2015 tarihinde 104 ada 1 parsel numarasıyla kadastro tutanağı düzenlendiğinden Asliye Hukuk Mahkemesince, davada Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gereğine değinen bozma ilamına uyularak, görevsizlik kararır verilmek suretiyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Davalı Hazine vekili cevabında; davacı tarafın dava konusu taşınmaz üzerindeki iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmazın eski tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritalarında koyu ve yeşil renkli ormanlık alanlarda kaldığı, her ne kadar yeni tarihli harita ve hava fotoğraflarında açık renkli orman dışı alanda kalmış ise de öncesi orman olan bir yerin zaman içinde orman örtüsü kaldırılmasının, toprağın orman ile ilişkisini değiştirmeyeceği, taşınmazın evveliyatı itibarıyla ormanlık alan vasfında olduğu, eğiminin taşınmazın bazı bölümlerinde % 10 - 30 oranlarında olmasının ve dava konusu taşınmazın konumunun 104 ada 1 parsel sayılı (111.577,82 metrekare yüzölçümlü) taşınmaz içerisinde orman içi açıklık durumunda bulunmasının orman bütünlüğünü bozacağı ..." gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu Çaycuma ilçesi Karakoç köyü Dağ mevkiinde bulunan 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (davaya konu 104 ada 1 parsel içerisinde kalan 1206,00 metrekarelik alanın) tespit gibi orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamın uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.