8. Hukuk Dairesi 2012/9639 E. , 2013/3736 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 14.09.2011 gün ve 355/631 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... vekili, harcını yatırmak suretiyl
**8. Hukuk Dairesi 2012/9639 E. , 2013/3736 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı Davacı-karşı davalı ... ile davalı-karşı davacı ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 14.09.2011 gün ve 355/631 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı ... vekili, harcını yatırmak suretiyle boşanma dosyasına verdiği karşı dava dilekçesinde, tarafların 1991 yılında evlendiklerini, evlilik birliği içerisinde satın alınarak davalı adına tescil edilen 733 ada 893 parsel üzerindeki 11 nolu bağımsız bölümün alınmasına kişisel gelir ve birikimleriyle katkıda bulunduğunu açıklayarak 20.000 TL alacağın karşı taraftan alınmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, alacak davasının yersiz açıldığını, söz konusu dairenin alınmasına davacının katkısı olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuş, karşı davaya verdiği cevap dilekçesinde ise; taraflar üzerindeki malvarlığının tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacı ...’nin katılma alacağının 32.500 TL olduğunun tespiti ile karşı taraftan alınarak davacıya verilmesine, davalı ...’in katılma alacağının 13.000 TL olduğunun tespiti ile bu miktarın davacı ...’dan alınmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı ... vekili tarafından 11 nolu bağımsız bölüme yönelik olarak temyiz edilmiştir. Taraflar, 02.01.1991 tarihinde evlenmişler, 19.11.2004 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 13.11.2003 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra bir yıl içinde başka mal rejimi seçilmediğinden, taraflar arasında bu tarihe kadar 743 Sayılı TKM'nin 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten sonra ise, yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nun 202). Yanlar arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı 19.11.2004 tarihinde sona ermiştir (TMK'nun 225/2). Dava konusu 733 ada 893 parsel üzerindeki 11 nolu bağımsız bölüm 06.01.1998 tarihinde satın alınarak davalı ... adına tescil edilmiş, 669 ada 629 parsel üzerindeki 2 nolu dükkân ise 09.12.1997 tarihinde satın alınarak davacı Tülay Neşeli adına tescil edilmiştir. Her ne kadar Mahkemece davalı ... lehine 13.000 TL katılma alacağına hükmedilmiş ise de, davalı ... vekili, karşı davaya verdiği cevap dilekçesinde taraflar arasındaki malvarlığının tasfiyesini istemiş olup, davacı adına kayıtlı 669 ada 629 parsel üzerindeki 2 nolu dükkana yönelik olarak harcı yatırılmak suretiyle usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmamaktadır. Mahkemece bu konuda davalı lehine 13.000 TL katılma alacağına hükmedilmiş olması yerinde değil ise de aleyhe bozma yasağı kuralı ve temyiz edenin sıfatına göre bu yön bozma nedeni yapılmamıştır. Mahkemece uyuşmazlık edinilmiş mallarla katılma alacağı olarak değerlendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Hâkim, tarafların hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, Türk Kanunlarını re'sen uygulamakla yükümlüdür (6100 sayılı HMK.33.m.). Hâkimin tarafların bildirdikleri vakıalar ile bağlı olması bu kurala aykırı değildir. Çünkü tarafların bildirdikleri vakıalara uygulanacak hukuk kaidesini bulmak ve uygulamak tamamen Hâkimin işidir. Yani hukuki nitelendirmeyi yapma Hakime aittir. Taraflar ileri sürdükleri vakıaların mahiyeti hakkında yapmış oldukları hukuki tavsif ve sebepler Hâkime yardımcı olursa da bunlarla asla bağlı değildir (Bkz. Prof Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü Üçüncü Baskı Sayfa 348; Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku Cilt: 1, Sayfa 200). Dava dilekçesinin tavsifi Hâkime ait olup, tarafların iddia ve savunmaları doğru algılanmalıdır. Taşınmazların alındığı tarih itibarı ile dava; 743 sayılı Kanunun 170. maddesi uyarınca mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmaza yapılan katkıdan kaynaklanan katkı payı alacağı isteğine ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mahiyeti hatalı değerlendirilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun değildir. Mahkemece yapılacak iş; tarafların çalışma ve gelirlerine ilişkin kayıt ve belgelerin bulundukları yerlerden eksiksiz olarak, davacının kişisel gelirleriyle taşınmazın alınmasına yaptığı katkının belirlenmesi, taşınmazın alındığı tarihe kadarki toplam gelirinden tarafların sosyal statüleri ile konumlarına göre yapabilecekleri kişisel harcamaları ile kocanın 743 sayılı TKM'nun 152. maddesi uyarınca evi geçindirme yükümlülüğü uyarınca yapması gereken harcamalar çıktıktan sonra yapabilecekleri tasarruf miktarının ne olacağının belirlenmesi için konunun uzmanı bilirkişiden rapor alınması, tarafların elde ettikleri gelirle sağlayabilecekleri katkı miktarının ayrı ayrı saptanması, daha sonra toplam tasarruf miktarı karşısında davacı eşin katkı oranının bulunması, bulunan bu oranın dava konusu mal varlığının dava tarihindeki değeri ile çarpılarak varsa katkı payı alacağının tespit edilmesi, somut olayda hakkaniyet ilkeleri ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesinin göz önünde tutularak davacının katkı payı alacağı konusunda bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Diğer yönden; davacı vekili dava dilekçesinde alacak miktarını 20.000 TL olarak açıklamış, yargılama sırasında harcını yatırmak suretiyle usulüne uygun olarak ıslah talebinde bulunmamıştır. Dava kamu düzenine ilişkin olmayan, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri alacağa ilişkin bulunduğuna göre, HMK'nun 26. (HUMK'nun 74.) maddesi gereğince Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. O halde; Mahkemece davacı vekilinin talebine bağlı kalınarak davacı lehine katkı payı alacağına hükmedilmesi gerekirken talep aşılarak yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli olmamıştır. Davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca Yerel Mahkeme hükmünün dava konusu 11 nolu bağımsız bölüm bakımından BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.