Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/931 E. , 2024/4032 K. T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2022/931 Karar No : 2024/4032 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) - (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: ... …
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/931 E. , 2024/4032 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2022/931 Karar No : 2024/4032 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) - (E-Tebligat) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: ... Turizm Otelcilik ve Petrol Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin 2011 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizi borcunun tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacaklarının asıl amme borçlusu şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine ait tebliğ alındısının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde öngörülen şahıslara imzalatılmak suretiyle tutanak haline getirilmediği ve koşulları oluşmadan ilanen tebliğ yoluna gidildiği, dolayısıyla asıl borçlu şirket hakkında tüm takip yolları tüketilmediği anlaşıldığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Ödeme emri içeriği kamu alacaklarının usulüne uygun olarak tahakkuk ettirildiği ve vadesinde ödenmemek suretiyle kesinleştiği, davacı adına tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ :Asıl borçlu şirket adına düzenlenen 08/06/2015 tarihli ödeme emrinin şirket adresine tebliğe çıkarılması üzerine 22/06/2015 tarihli adres tespit tutanağının düzenlendiği, söz konusu adres tespit tutanağına "Gidilen adreste bu isimde bir şirket yoktur" şerhinin düşüldüğü, anılan hususun beyan sahibi ile tebliğ memuru tarafından imza altına alındığı, tebliğ alındısında da, dairelerince tutulan adres tespit tutanağına göre şirketin bilinen adreste bulunamadığı ve yeni adresi bilinmediğinden iade olduğu hususunun şerh düşüldüğünün anlaşılması karşısında, söz konusu adres tespit tutanağının asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ilişkin olduğu sonucuna ulaşılmış olup muhatabın adresinde bulunamadığı hususunun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde öngörülen usule uygun olarak tespit edildiği anlaşıldığından, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ilanen tebliğinin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının irdelenmesi; usulüne uygun yapıldığı sonucuna varılması halinde ise davacı adına düzenlenen ödeme emrine ilişkin diğer hususların hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi suretiyle temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... Turizm Otelcilik ve Petrol Sanayi Ticaret Anonim Şirketinin 2011 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı özel tüketim vergisi, özel usulsüzlük cezası ve gecikme faizi borcunun tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 93. maddesinde; tahakkuk fişinden gayri vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilumum vesikalar ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmuhaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceğinin belirtildiği, olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 101. maddesinde; bilinen adreslerin sayıldığı, 102. maddesinde; muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı, aynı maddenin son fıkrasında da adreste bulunamama halininin, komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyet taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vaz'edilmek ve hazır bulunanlara da imzalatılmak suretiyle tespit olunarak merciine iade olunacağı, 103. maddesinde; tebliğin, ilan yoluyla yapılabilmesi için muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, yanlış veya değişmiş olması ve bu yüzden mektubun geri gelmesi, posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmaması gerektiği, 104. maddesinde ise; ilan yazısının tebliğ yapan dairenin ilan koymaya mahsus mahalline asılacağı ve bir suretinin mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderileceği hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun olay tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 101. maddesinin ilk fıkrasında, bu Kanun'a göre bilinen adreslerin neler olduğu açıklandıktan sonra, son fıkrasında da, mektupların gönderilmesinde, bu adreslerden, tarih itibarıyla, tebligat yapacak makama en son olarak bildirilmiş veya bu makamca tespit edilmiş olanının dikkate alınacağı hüküm altına alınmış; 103. maddesinde, tebliğin hangi hallerde ilanla yapılacağı düzenlenirken; 104. maddesinde, ilanın şeklinin nasıl olacağı kurala bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden, asıl borçlu şirket adına düzenlenen 08/06/2015 tarihli ödeme emrinin şirket adresine tebliğe çıkarılması üzerine 22/06/2015 tarihli adres tespit tutanağının düzenlendiği, söz konusu adres tespit tutanağına "Gidilen adreste bu isimde bir şirket yoktur" şerhinin düşüldüğü, anılan hususun beyan sahibi ile tebliğ memuru tarafından imza altına alındığı, tebliğ alındısında da, dairelerince tutulan adres tespit tutanağına göre şirketin bilinen adreste bulunamadığı ve yeni adresi bilinmediğinden iade olduğu hususunun şerh düşüldüğünün anlaşılması karşısında, söz konusu adres tespit tutanağının asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğine ilişkin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Buna göre, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ilanen tebliğinden önce şirketin bilinen iş yeri adresinde bulunamadığı hususunun 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde öngörülen usule uygun olarak tespit edildiği sonucuna varıldığından, olayda, ilanen tebliğin usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesi, usulüne uygun yapıldığı sonucuna ulaşılması halinde ise uyuşmazlığın esasının incelenmesi suretiyle karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 08/10/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan istinaf kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ve temyize konu kararın onanması gerektiği oyu ile, karara katılmıyorum.