Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/967 E. , 2024/5092 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/967 Karar No : 2024/5092 DAVACI :...Odası ... Şubesi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-.../... 2-...Bakanlığı ... İdaresi ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : 21/06/2021 tarihli, 4101 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla onaylanan Ankara ili, Mamak ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel, ... Mahallesi ... parsel ve ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 1/100.…
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/967 E. , 2024/5092 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2022/967 Karar No : 2024/5092 DAVACI :...Odası ... Şubesi VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1-.../... 2-...Bakanlığı ... İdaresi ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : 21/06/2021 tarihli, 4101 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla onaylanan Ankara ili, Mamak ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel, ... Mahallesi ... parsel ve ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına askıda yapılan itirazların sonucunda hazırlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin onayına ilişkin 03/12/2021 tarihli ve 31678 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 02/12/2021 tarihli ve 4882 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ve imar planlarının yapılaşma ve nüfus yoğunluğunu arttırıcı, parçacıl ve plan bütünlüğünü bozucu nitelikte oldukları, bu nedenle uyuşmazlık konusu taşınmazın bulunduğu alandaki sosyal ve teknik alt yapı alanlarının dengesinin bozulduğu, dava konusu alanda planlanan üniversite alanına Ankara ilinde ihtiyaç bulunmadığı, 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında dava konusu alanın 3/4 'ünün ağaçlandırılacak alan, 1/4'ünün orman ve sanayi alanı olarak planlandığı, yapılan değişiklikle dava konusu alanın yarısının üniversite alanı diğer yarısının ise konut alanı olarak planlandığı, yeterli bilimsel inceleme, gerekli araştırma ve analiz çalışmalarının yapılmadığı, kurum görüşlerinin alınmadığı ve plan raporunun askıya çıkarılmadığı ileri sürülmüştür. SAVUNMALARIN ÖZETİ :Davanın süresinde açılmadığı ve davacının dava açma ehliyetinin bulunmadığı, dava konusu imar planları ve çevre düzeni planı değişikliğinin planların kademeli birliktelik ilkesine uygun olarak hazırlandıkları, uyuşmazlık konusu taşınmazın çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde planlandığı, dava konusu imar planları ve çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın etkin ve verimli kullanılması amacıyla fiziksel ve teknik analizler, mülkiyet durumu, çevredeki kullanımlar ve üst ölçekli plan kararları da göz önünde bulundurularak yapıldığı, gerekli kurum görüşlerinin alındığı, alt ölçekli planların Mahkeme kararı ile iptal edildiği için alanın plansız kaldığı ve bu nedenle de uyuşmazlık konusu taşınmazlara etkin ve verimli fonksiyonlar verildiği, üniversite alanın önceki planlarda da bulunduğu, konut alanı belirlenmesi ile bölgede ki çarpık yapılaşmanın önüne geçilmesinin hedeflendiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dosyadaki bigi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlık konusu planlarda dava konusu alanın 4.822.086,90 m2 büyüklüğünde, herhangi bir ulaşım sistemine bağlantısı olmayan boş bir alan olduğu, alanın yaklaşık dörtte birinin üniversite alanı olarak planlandığı, üniversite tahsisine ilişkin net taleplerin ve üniversite yerleşkesi geliştirilmesine ilişkin plan ve değerlendirmelerin plan açıklama raporlarında yer almadığı, planda öngörülen konut gelişimi ve üniversite alanının, kentten kopuk, erişim koşulları son derece sınırlı bir alanda olması nedeniyle yer seçiminin bakımından uygun olmadığı ayrıca karayolları sahasına isabet eden maden sahasının 1/5000 ve 1/1000 ölçekli davaya konu imar planlarına işlenmesinin, karayollarının geçtiği yerde maden sahası gösterimi yapılmasının planda çözümsüzlük ve belirsizlik yarattığı, dava konusu planlarla getirilen nüfus için yeterli sosyal donatı alanı ayrılmadığından dava konusu işlemlerde planlama ve şehircilik ilkelerine aykırılık bulunduğundan iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI FATMA ...'IN DÜŞÜNCESİ: Dava 21/06/2021 tarihli, 4101 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararıyla onaylanan Ankara ili, Mamak ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel, ... Mahallesi ... parsel ve Nenek Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına askıda yapılan itirazların sonucunda hazırlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planlı değişikliklerinin onayına ilişkin 03/12/2021 tarihli ve 31678 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 02/12/2021 tarihli ve 4882 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanunun 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Yükseköğretim kurumları" başlıklı 130. maddesinde; "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur..." hükmü, "Yükseköğretim üst kuruluşları" başlıklı 131. maddesinin 1. fıkrasında; "Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur." hükmü yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 5. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokulların, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde kanunla kurulacağı belirtilmiş, 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; "Yükseköğretim kurumlarının bu Kanunda belirlenen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim - öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve yükseköğretim alanlarının ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamak, üniversitelere tahsis edilen kaynakların, bu plan ve programlar çerçevesinde etkili bir biçimde kullanılmasını gözetim ve denetim altında bulundurmak" hükmüne yer verilmiş, (d) bendinde; Devlet Kalkınma Planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak, yükseköğretim kurumları içinde bölüm, anabilim ve anasanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması, konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; "22.10.2020 onay tarihli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği işlemi dayanağı olan Ankara 2038 Çevre Düzeni Planı iptal edildikten sonra onanmış bir plan olduğu için dayanaktan yoksun bir işlem olduğu, Bununla beraber bu işlem zaten 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği işlemi Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan Çevre Düzeni Planı tanımlarıyla bağdaşmayan, Çevre Düzeni Planında olması gereken koruma - kullanma dengesi, sürdürülebilirlik ve ekolojik koruma ilkeleri, ana ulaşım güzergahlarının saptanması gibi Yönetmelikçe belirlenen gerekleri yerine getirmediği, 1/25.000 ölçekli davaya konu işlem açısından ise kentin bu bölgesini içeren onaylı ve yürürlükte bulunan 2007 onaylı 1/25.000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planı bulunmaktayken, bu ölçekteki davaya konu işlemin plan değişikliği olarak tanımlanmaması, mevcut 1/25.000 ölçekli plan paftası üzerinde plan değişikliği biçiminde gösterilmemesi ve burası plansız bir alanmış gibi hâlihazır haritalar üzerinde tamamen yeni planlar gibi çizilmesi planlama ilke ve esasları ile planlama pratiğine aykırı olduğu, Aslında bir plan değişikliği olan bu işlemin 1/25000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planının plan ana kararlarını zedelediği; Ankara kentinin 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının ana kararı niteliğindeki yeşil kuşak stratejisini, plan bütünlüğünü ve sürekliliğini bozduğu; planda yer alan orman alanı ve ağaçlandırılacak alan biçimindeki kullanımların kaldırılmış olmasının sosyal donatı dengesini ve planın koruma kullanma dengesini zedelediği; bu nedenlerle dava konusu işlemin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırılık taşıdığı, 1/25.000 ölçekli plan değişikliği işleminin plan onama sınırı dışındaki mevcut 2007 onaylı planla bütünleşmediği ve hatta çeliştiği; kent çeperinde açık alan olarak planlı bölgede yapılan bu plan değişikliğinin çevre ve imar bütünlüğünü olumsuz etkilediği, sosyal donatı dengesini bozduğu ve sosyal donatı kapsamında değerlendirilebilecek açık ve yeşil alanları kentin bu bölgesinde azaltıldığı, Üniversite tahsisine ilişkin net taleplerin ve üniversite yerleşkesi geliştirilmesine ilişkin plan ve değerlendirmelerin üst ölçekli planlar olan 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli plan değişikliği işlemlerinin Plan Açıklama Raporlarında yer almamasının önemli bir eksiklik olduğu, Planda öngörülen fonksiyonların yer seçimi olarak gerek yürürlükte olan 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının bu alana ilişkin ana plan kararlarına aykırılığı nedeniyle, gerekse mevcut kentten kopuk, erişim koşulları son derece sınırlı bir alanda olması nedeniyle söz konusu alanın konut gelişimi ve üniversite için uygun ve doğru bir yer seçimi kararı olmadığı, 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli planlarda doğalgaz boru hattına ilişkin bilgi ve gösterim olmadığı, bu konunun alt ölçeklere bırakılmış olmasının doğru bir planlama yaklaşımı olmadığı, Madencilik faaliyeti gibi bir çalışma ve sanayi alanının 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında kentsel yerleşik alan veya kentsel gelişme alanından ayrı biçimde planlanmadığı; yaşam alanlarıyla madencilik alanları arasında belli mesafeler belirlenerek koruma kuşakları ve geçiş tampon bölgeler oluşturulmadığı; dolayısıyla bir yaşam alanıyla madencilik sahasının iç içe planlanması sonucu sağlıksız yaşam alanları yaratılmasının şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde ve özellikle 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında planlanan alan için bir ulaşım ağının geliştirilmediği, ancak kullanım türlerine erişimin planlanmaması, bu kapsamda özellikle Üniversite gibi bir kullanıma erişim bağlantılarının öngörülmemiş olması, madencilik sahasına erişim ve yük taşıma gereksinimlerine yönelik bir değerlendirme ve plan kararı üretilmemiş olması; özetle ulaşım/erişim altyapılarının planlanmaması son derece büyük eksiklik olduğu, dolayısıyla bilirkişilere yöneltilen sorular kapsamında, davaya konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenmesi sonucu öngörülen ulaşım bağlantılarının son derece yetersiz olduğu ve ulaşım sisteminin bu yetersizliği nedeniyle planın planlama esasları ve şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığı, Hem 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde hem de 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında plan onama sınırı içinde boş ve plan kararı getirilmemiş alanlar bulunması nedeniyle planlarda ciddi bir belirsizlik yaratıldığı, kent planlarının gelişmeyi belirlemesi, denetlemesi, yönlendirmesi gerekirken, plan ile belirsizlikler yaratılmasının planlama esas ve ilkelerine aykırı olduğu, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planlarında ise planlı alan ile iç içe ya da planlı alan ile çevrilmiş boş alanların plan onama sınırına dahil edilmeyip bırakılması da söz konusu boş parseller açısından belirsizlik yarattığı için oldukça sorunlu, son derece parçacı bir planlama yaklaşımı olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının plan şeması, gösterim ve plan notlarının birbirinin neredeyse tamamen aynısı olarak üretildiği, aynı şekilde 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının plan şeması ve gösterimi ile plan notlarının büyük ölçüde aynı olduğu ve ölçekler arasında ayrıntı düzeyi değişmeden planların üretilmiş olmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğindeki tanımlara aykırı olduğu, Hem 1/5000 ölçekli hem 1/1000 ölçekli davaya konu Nazım ve Uygulama İmar Planlarında plan onama sınırının dışına çıktığı için kesintiye uğrayan, ardından yine plan sınırı içine girip devam eden ve dolayısıyla sürekliliğe sahip olmayan yol bağlantıları nedeniyle parçacı, bütünlükten uzak bir ulaşım ağı oluşturulduğu ve bu durumun ulaşım planlama ve kent planlama ilke ve esaslarıyla bağdaşmadığı, Ayrıca, 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli davaya konu Nazım ve Uygulama İmar Planlarında yine plan onama sınırı ile kesilmiş biçimde, işlevsellikten uzak formlarda parseller oluşturulduğu, bütüncül yaklaşımdan yoksun olan bu plan şemasının planlama ilke ve esaslarına, planlama disiplinine ve pratiğimize aykırı olduğu, 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli davaya konu Nazım ve Uygulama İmar Planlarında ticaret alanlarının ve dolayısıyla alt merkezlerin konumu ve dağılımına ilişkin sorunlar ve yetersizlikler bulunduğu, bu durumun da şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu, Gerek 1/5000 ölçekli gerekse 1/1000 ölçekli davaya konu Nazım ve Uygulama İmar Planlarında tek bir kademe yeşil alan kullanımının bulunması ve son derece dağınık, bir sistem ve süreklilik oluşturmayan yeşil alan planlamasının da şehircilik ve planlama ilke ve esaslarıyla bağdaşmadığı, Yeşil alan planlanması kapsamında davaya konu nazım ve uygulama imar planlarında doğalgaz boru hattına ilişkin olarak hiçbir koruma kuşağı planlanmamış olduğu ve dolayısıyla yaklaşma mesafesi duyarlılığı gösterilmemiş olmasının da büyük bir eksiklik ve şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına aykırı olduğu, Özellikle 1/1000 ölçekli davaya konu Uygulama İmar Planında Eğitim Alanı tanımıyla gösterilen (ve üniversite kampüs alanının dışında olan) büyük eğitim kampüsü alanının işlevinin belirsiz olduğu, bu eğitim alanının ne amaçla kullanılacağı ve bu derece büyük bir kampüs ayrılmasının gerekçesinin planda tanımlanmadığı, planda bu bölgeye böyle bir belirsizlik yaratılmış olmasının da planlama ilke ve esaslarına aykırı, planlama pratiğiyle bağdaşmayan bir yaklaşım olduğu, Karayolları sahasına isabet eden maden sahasının 1/5000 ve 1/1000 ölçekli davaya konu imar planlarında plana işlenmesi, karayollarının geçtiği yerde maden sahası gösterimi yapılması planda çözümsüzlük ve belirsizlik yaratan bir diğer unsur olduğu ve planlama esaslarıyla bağdaşmadığı, Davaya konu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında sosyal donatı alanları olarak nüfusun gereksinimi olan ilkokul, lise, sağlık alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı ve ibadet yeri alanlarının standartların çok altında olduğu, bu durumun planlama esaslarına ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine açıkça aykırı olduğu..." tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın 20.01.2023 tarih ve 5025 sayılı cevabı yazısında; uyuşmazlık konusu taşınmazlarla ilgili Dairelerinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının tespit edildiğinin belirtilmesine ilişkin cevaplar birlikte değerlendirildiğinde; Çevre düzeni planı kararları, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlık ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği açıktır. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu alanın 4.822.086,90 m2 büyüklüğünde, hali hazırda herhangi bir ulaşım sistemine bağlantısı olmayan boş bir alan olduğu, alanın yaklaşık 1/4 ünün üniversite alanı olarak planlandığı ve imar planlarında baskın biçimde üniversite alanı ve etrafında konut ve sosyal donatı alanları öngörüldüğü, üniversite alanı planlamasının stratejik öneme sahip bir plan kararı olduğu, ancak alanın üniversite alanı olarak planlanmasında esas alınan tek ölçütün Mamak Belediye Meclisinin 03.02.2014 tarih ve 66 sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kararı olduğu, bölgenin 'üniversite alanı' olarak planlanmasına yönelik Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının herhangi bir talebinin olmadığı, buna ilişkin Kuruldan görüşte alınmadığı, ayrıca dava dışı Mamak Belediye Başkanlığı tarafından alanın uygulama imar planında üniversite alanı ayrılma gerekçesinin sorulması ve bu hususa ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda, üniversitenin sadece kente değil tüm ülkeye hizmet edecek kamusal nitelikte bir kullanım olması nedeniyle, bir yerin ''üniversite alanı'' olarak planlanabilmesi için; öncelikle bu yerin büyüklüğü, yerleşim yerlerine göre konumu, ulaşım imkanları, bu alana bölge ve ülke genelindeki ihtiyaç durumu gibi birçok hususta çok yönlü ve geniş çaplı analiz, etüt ve araştırma yapılması, yükseköğretim planlamasını yapan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'ndan da bu hususta görüş alınması gerektiği halde plan açıklama raporunda söz konusu analiz, etüt ve araştırmaların yapıldığını ortaya koyan hususlara yer verilmediği, anılan Kurul'un görüşünün alınmadığı, ilçe belediyenin bu talebinin dayanağının ne olduğunun ve bu yerin hangi ölçütlere göre ''üniversite alanı'' olarak seçildiğinin plan açıklama raporunda açıklanmadığı, plan değişikliğinin hazırlanması sırasında yeni bir araştırma yapılmadığı, ''eskimiş'' verilere dayanılarak plan kararları üretildiği, güncel verilerin toplanmadığı, çevre düzeni planından başlayarak yapılan dava konusu plan değişiklikleri ile alana getirilen hakim kullanım kararı olan üniversite alanının dayanağının bulunmadığı, şehircilik ilkelerine ve hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan yapılaşmamış ve kentten kopuk, erişim koşulları son derece sınırlı bir alanın meskun konut alanı olarak planlandığı, kentin bu noktasında yeşil alanların kaldırılarak yapılaşmaya açılmasının gerekçelerinin plan açıklama raporlarında açıklanmadığı, planlanan alanın kentin iki büyük ana arter arasında kaldığı ve kentten kopuk olduğu, bu ana arterlerin davaya konu alanın yakın çevresiyle bütünleşmesini engelleyen bariyerler olduğu, bu alana ulaşımın nasıl sağlanacağı ve kent merkezi ile nasıl bütünleştirileceğine yönelik plan raporlarında bir çalışma olmadığı, bu durumun da dava konusu planlar için büyük bir eksiklik olduğu ve çevre düzeni ve imar planların şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca dava konusu nazım imar planında kentsel meskun alan üzerine bir tarama yapılarak meskun alan ile iç içe bir madencilik faaliyet sahası tanımlandığı, bu alanın yerleşik alan olmadığı, bu durumda madencilik faaliyetlerinin devam edeceği yerler belirlenerek imar planlarında yaşam alanlarıyla madencilik alanları arasında belli mesafeler planlanarak koruma kuşakları ve geçiş tampon bölgeler oluşturulmadığı; dolayısıyla bir yaşam alanıyla madencilik sahasının iç içe planlanması sonucu sağlıksız yaşam alanları yaratılmasının da şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Mülkiyeti hazineye ait Ankara ili, Mamak ilçesi, ... Mahallesi, ... parsel, Ortaköy Mahallesi ... parsel ve ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar 2007 yılında Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında yeşil kuşak öngörüsü içinde büyük kısmı orman ve ağaçlandırılacak alan, bir kısmı da sanayi ve lojistik alan olarak planlanmıştır. Dava konusu alanın büyük bir kısmına yönelik 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile tavsiye niteliğinde 1/5000 ölçekli nazım imar planı Mamak Belediye Meclisinin... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilmiş, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile, üst 1/25.000 ölçekli planda alanın büyük kısmının orman alanı, ağaçlandırılacak alan, sanayi alanı ve lojistik merkez kullanımında kalması nedeniyle 1/25.000 ölçekli nazım imar planında da değişiklik yapılması gerektiği belirtilerek, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı teklifi 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile birlikte tadilen onaylanmıştır. 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile yaklaşık 554 ha büyüklüğündeki alana orta yoğunluklu gelişme konut alanı, 82,8 ha büyüklüğündeki alana ticaret+konut alanı, 43,2 ha büyüklüğündeki alana ticaret alanı, 150 ha büyüklüğündeki alana üniversite alanı, 35 ha büyüklüğündeki alana eğitim alanı, 20 ha büyüklüğündeki alana özel proje alanı, ayrıca konut dışı kentsel çalışma alanı ve kamu hizmet alanı kullanımları ile ağaçlandırılacak alan ve park alanı kullanımları getirilmiş, plan notlarında, gelişme konut alanlarında gross yoğunluğun 180 k/ha olduğu düzenlenmiştir. Bu doğrultuda alt ölçekli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında da aynı işlevler getirilerek, alanın %32,26'sı konut alanı, %5,2'si konut+ticaret alanı, %1,35'i özel proje alanı, %2,71'i ticaret alanı olmak üzere yaklaşık %41,51'i faydalı alan kullanımlarına, %13,39'u üniversite alanı, %18,64'ü park alanı kullanımlarına, kalan kısmı da kentsel çalışma alanları ile diğer donatı alanlarına ayrılmış, konut alanlarında "E:1.60, hmaks:serbest" yapılaşma koşulu belirlenmiş, alanda 64.213 adet konut, 256.852 kişilik ek nüfus ve 214 k/ha brüt yoğunluk öngörülmüş, anılan 1/1000 ölçekli uygulama, 1/5000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planlarının iptali istemiyle Şehir Plancıları Odası tarafından dava açılmış, ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı karar ile kentsel gelişim öngörülmeyen alanda oldukça büyük bir nüfus öngörüsüyle yeni yerleşim alanları planlandığı, planların bilimsel teknik araştırmalara, analiz ve sentezlere dayanmadığı, öngörülen yapılaşma koşullarının bölgenin dokusu ve çevre imar koşullarıyla uyumlu olmadığı gerekçesiyle planların iptaline karar verilmiş, anılan karara yapılan istinaf başvurusu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş ve bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 29/06/2022 tarihli E:2018/3042, K:2022/3519 sayılı kararıyla eksik inceleme sonucu verildiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi üzerine dava ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin E:... sayılı dosyasında görülmekte olup henüz karara bağlanmamıştır. Öte yandan, uyuşmazlık konusu taşınmazlar Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarihli, ... sayılı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında kentsel yerleşik alan, üniversite alanı, orman alanı, madencilik faaliyet alanı ve kentsel ve bölgesel sosyal alt yapı alanı olarak belirlenmiş, anılan çevre düzeni planının iptali istemiyle açılan davada ... İdare Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:...sayılı kararıyla çevre düzeni planının iptaline karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmaz Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarihli, ... sayılı kararıyla özelleştirme programına alınmış, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri hazırlanarak 22/10/2020 tarihli, 3133 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanmış, bu değişikler ile taşınmaz 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında meskun yerleşme alanı, madencilik faaliyet sahası, üniversite alanı, birinci derece yol, enerji nakil hattı; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında meskun konut alanı, yüksek öğrenim alanı, madencilik faaliyet sahası, birinci derece yol, enerji nakil hattı; 1/5000 ölçekli nazım imar planında ticaret, konut, resmi kurum, eğitim, yüksek öğrenim, madencilik, sağlık tesis, sosyal tesis ve park alanları, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ticaret alanı (E:1.00, Yençok:6 kat), konut alanı (E:1.00, Yençok:6 kat), resmi konut alanı (E:0.50, Yençok:3 kat), anaokulu alanı (E:0.50, Yençok:2 kat), ilkokul alanı (E:0.50, Yençok:5 kat), lise alanı (E:0.50 Yençok:5 kat), eğitim alanı (E:1.00, Yençok:serbest), yüksek öğretim tesis alanı (E:1.00, Yençok:6 kat), sağlık tesis alanı (E:0.50, Yençok: 2 kat), sosyal tesis alanı (E:0.50, Yençok: 3 kat), kültürel tesis alanı (E:0.50, Yençok: 3 kat), cami (E:0.50, Yençok: serbest), maden sahası, park ve yol alanı olarak belirlenmiş, askıya çıkarılması üzerine yapılan itirazların bir kısmı kabul bir kısmı reddedilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planına doğal gaz boru hattı gösterimi eklenmiş, 1/5000 ölçekli nazım imar planında plan paftasının doğu kısmında yer alan konut alanlarının ve kuzeybatı kısmında yer alan bazı konut ve yeşil alanların formu ve büyüklüğü değiştirilmiş, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında nazım imar planında yapılan değişikler uyarınca düzenlemeler yapılarak eğitim tesis alanında yapılaşma koşulları 6 kat olarak belirlenmiş, anılan değişikler 21.06.2021 tarihli, 4101 sayılı cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanmış ve askıda itirazlar yapılmış, anılan itirazların bir kısmı kabul bir kısmı reddedilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına altlık oluşturan 1/100.000 ölçekli 2038 yılı Ankara ili çevre düzeni planı mahkeme kararı ile iptal edildiği için plan açıklama raporuna "altlık olarak iptal edilen plan yerine halihazır haritalar üzerine çevre düzeni planı olarak işlenmiştir." ifadesi ve doğalgaz boru hattı işlenmiş, 1/25.000 ölçekli nazım imar planına doğalgaz boru hattı ve ilave enerji nakil hattı eklenmiş, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ticaret alanı formunda değişiklik yapılmış, üniversite alanının güneydoğu tarafını çevreleyen taşıt yolu ve bazı düşük kademeli yol güzergahlarında değişiklik yapılmış, anılan değişikliklerin 02/12/2021 tarihli ve 4882 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanması üzerine bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanunun 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin "Tanımlar" başlıklı 1. fıkrasının c bendinde, "Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (...) ifade eder." tanımına, yine aynı Yönetmelik'in 26. maddesinde, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır." kuralına yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında, "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne, Ek 3. maddesinde, "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir" hükmüne yer verilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanununun 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir." kuralına yer verilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Yükseköğretim kurumları" başlıklı 130. maddesinde; "Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile; ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur..." hükmü, "Yükseköğretim üst kuruluşları" başlıklı 131. maddesinin 1. fıkrasında; "Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek bu kurumların kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile Yükseköğretim Kurulu kurulur." hükmü yer almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 5. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; üniversiteler ile yüksek teknoloji enstitüleri ve bunlar içindeki fakülte, enstitü ve yüksekokulların, Cumhurbaşkanınca yapılan yükseköğretim planlaması çerçevesinde kanunla kurulacağı belirtilmiş, 7. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; "Yükseköğretim kurumlarının bu Kanunda belirlenen amaç, hedef ve ilkeler doğrultusunda kurulması, geliştirilmesi, eğitim - öğretim faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve yükseköğretim alanlarının ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa ve uzun vadeli planlar hazırlamak, üniversitelere tahsis edilen kaynakların, bu plan ve programlar çerçevesinde etkili bir biçimde kullanılmasını gözetim ve denetim altında bulundurmak" hükmüne yer verilmiş, (d) bendinde; Devlet Kalkınma Planlarının ilke ve hedefleri doğrultusunda ve yükseköğretim planlaması çerçevesi içinde, bir üniversite içinde fakülte, enstitü ve yüksekokul açılmasına, birleştirilmesi veya kapatılması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek önerilere dayalı kararlar almak ve gereği için Milli Eğitim Bakanlığına sunmak, yükseköğretim kurumları içinde bölüm, anabilim ve anasanat dalları ile uygulama ve araştırma merkezi açılması, birleştirilmesi veya kapatılması, konservatuvar, meslek yüksekokulu veya destek, hazırlık okul veya birimleri kurulması ile ilgili olarak doğrudan veya üniversitelerden gelecek öneriler üzerine karar vermek Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Uyuşmazlık konusu çevre düzeni planı ve imar planları Ankara Büyükşehir Belediyesi ilan panosunda 16.12.2021- 14.01.2022 tarihleri arasında askıya çıkarılmış olup 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında olan davada, davacı tarafından son askı tarihini izleyen 30 günlük süre içinde 11.02.2022 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan "dava açma ehliyeti", her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.03.1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan "ilgililer" ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. İmar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği kabul edilmektedir. Bu bakımdan, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesinin; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açık olduğundan davacının dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Esas yönünden; Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, taşınmazın konumu dikkate alındığında, taşınmaza verilen fonksiyonların ulaşım bütünlüğüne olumsuz etkisinin olup olmadığının, yapılan değişikliğin trafik yoğunluğuna ek yük getirip getirmeyeceğinin, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının tespiti amacıyla Naip üye... tarafından resen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. ..., ve Prof. Dr. ..., Doç Dr....' dan oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özet olarak : "22.10.2020 onay tarihli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği işlemi dayanağı olan Ankara 2038 Çevre Düzeni Planı iptal edildikten sonra onanmış bir plan olduğu için dayanaktan yoksun bir işlem olduğu, Bununla beraber bu işlem zaten 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği işlemi Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan Çevre Düzeni Planı tanımlarıyla bağdaşmayan, Çevre Düzeni Planında olması gereken koruma - kullanma dengesi, sürdürülebilirlik ve ekolojik koruma ilkeleri, ana ulaşım güzergahlarının saptanması gibi Yönetmelikçe belirlenen gerekleri yerine getirmediği, 1/25.000 ölçekli davaya konu işlem açısından ise kentin bu bölgesini içeren onaylı ve yürürlükte bulunan 2007 onaylı 1/25.000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planı bulunmaktayken, bu ölçekteki davaya konu işlemin plan değişikliği olarak tanımlanmaması, mevcut 1/25.000 ölçekli plan paftası üzerinde plan değişikliği biçiminde gösterilmemesi ve burası plansız bir alanmış gibi hâlihazır haritalar üzerinde tamamen yeni planlar gibi çizilmesi planlama ilke ve esasları ile planlama pratiğine aykırı olduğu, Aslında bir plan değişikliği olan bu işlemin 1/25000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planının plan ana kararlarını zedelediği; Ankara kentinin 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının ana kararı niteliğindeki yeşil kuşak stratejisini, plan bütünlüğünü ve sürekliliğini bozduğu; planda yer alan orman alanı ve ağaçlandırılacak alan biçimindeki kullanımların kaldırılmış olmasının sosyal donatı dengesini ve planın koruma kullanma dengesini zedelediği; bu nedenlerle dava konusu işlemin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırılık taşıdığı, 1/25.000 ölçekli plan değişikliği işleminin plan onama sınırı dışındaki mevcut 2007 onaylı planla bütünleşmediği ve hatta çeliştiği; kent çeperinde açık alan olarak planlı bölgede yapılan bu plan değişikliğinin çevre ve imar bütünlüğünü olumsuz etkilediği, sosyal donatı dengesini bozduğu ve sosyal donatı kapsamında değerlendirilebilecek açık ve yeşil alanları kentin bu bölgesinde azaltıldığı, Üniversite tahsisine ilişkin net taleplerin ve üniversite yerleşkesi geliştirilmesine ilişkin plan ve değerlendirmelerin üst ölçekli planlar olan 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli plan değişikliği işlemlerinin Plan Açıklama Raporlarında yer almamasının önemli bir eksiklik olduğu, Planda öngörülen fonksiyonların yer seçimi olarak gerek yürürlükte olan 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının bu alana ilişkin ana plan kararlarına aykırılığı nedeniyle, gerekse mevcut kentten kopuk, erişim koşulları son derece sınırlı bir alanda olması nedeniyle söz konusu alanın konut gelişimi ve üniversite için uygun ve doğru bir yer seçimi kararı olmadığı, 1/100.000 ve 1/25.000 ölçekli planlarda doğalgaz boru hattına ilişkin bilgi ve gösterim olmadığı, bu konunun alt ölçeklere bırakılmış olmasının doğru bir planlama yaklaşımı olmadığı, Madencilik faaliyeti gibi bir çalışma ve sanayi alanının 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında kentsel yerleşik alan veya kentsel gelişme alanından ayrı biçimde planlanmadığı; yaşam alanlarıyla madencilik alanları arasında belli mesafeler belirlenerek koruma kuşakları ve geçiş tampon bölgeler oluşturulmadığı; dolayısıyla bir yaşam alanıyla madencilik sahasının iç içe planlanması sonucu sağlıksız yaşam alanları yaratılmasının şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde ve özellikle 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında planlanan alan için bir ulaşım ağının geliştirilmediği, ancak kullanım türlerine erişimin planlanmaması, bu kapsamda özellikle Üniversite gibi bir kullanıma erişim bağlantılarının öngörülmemiş olması, madencilik sahasına erişim ve yük taşıma gereksinimlerine yönelik bir değerlendirme ve plan kararı üretilmemiş olması; özetle ulaşım/erişim altyapılarının planlanmaması son derece büyük eksiklik olduğu, dolayısıyla bilirkişilere yöneltilen sorular kapsamında, davaya konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenmesi sonucu öngörülen ulaşım bağlantılarının son derece yetersiz olduğu ve ulaşım sisteminin bu yetersizliği nedeniyle planın planlama esasları ve şehircilik ilkeleriyle bağdaşmadığı, Hem 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinde hem de 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında plan onama sınırı içinde boş ve plan kararı getirilmemiş alanlar bulunması nedeniyle planlarda ciddi bir belirsizlik yaratıldığı, kent planlarının gelişmeyi belirlemesi, denetlemesi, yönlendirmesi gerekirken, plan ile belirsizlikler yaratılmasının planlama esas ve ilkelerine aykırı olduğu, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planlarında ise planlı alan ile iç içe ya da planlı alan ile çevrilmiş boş alanların plan onama sınırına dahil edilmeyip bırakılması da söz konusu boş parseller açısından belirsizlik yarattığı için oldukça sorunlu, son derece parçacı bir planlama yaklaşımı olduğu, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planının plan şeması, gösterim ve plan notlarının birbirinin neredeyse tamamen aynısı olarak üretildiği, aynı şekilde 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planının plan şeması ve gösterimi ile plan notlarının büyük ölçüde aynı olduğu ve ölçekler arasında ayrıntı düzeyi değişmeden planların üretilmiş olmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğindeki tanımlara aykırı olduğu, Hem 1/5000 ölçekli hem 1/1000 ölçekli davaya konu Nazım ve Uygulama İmar Planlarında plan onama sınırının dışına çıktığı için kesintiye uğrayan, ardından yine plan sınırı içine girip devam eden ve dolayısıyla sürekliliğe sahip olmayan yol bağlantıları nedeniyle parçacı, bütünlükten uzak bir ulaşım ağı oluşturulduğu ve bu durumun ulaşım planlama ve kent planlama ilke ve esaslarıyla bağdaşmadığı, Ayrıca, 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli davaya konu Nazım ve Uygulama İmar Planlarında yine plan onama sınırı ile kesilmiş biçimde, işlevsellikten uzak formlarda parseller oluşturulduğu, bütüncül yaklaşımdan yoksun olan bu plan şemasının planlama ilke ve esaslarına, planlama disiplinine ve pratiğimize aykırı olduğu, 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli davaya konu Nazım ve Uygulama İmar Planlarında ticaret alanlarının ve dolayısıyla alt merkezlerin konumu ve dağılımına ilişkin sorunlar ve yetersizlikler bulunduğu, bu durumun da şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğu, Gerek 1/5000 ölçekli gerekse 1/1000 ölçekli davaya konu Nazım ve Uygulama İmar Planlarında tek bir kademe yeşil alan kullanımının bulunması ve son derece dağınık, bir sistem ve süreklilik oluşturmayan yeşil alan planlamasının da şehircilik ve planlama ilke ve esaslarıyla bağdaşmadığı, Yeşil alan planlanması kapsamında davaya konu nazım ve uygulama imar planlarında doğalgaz boru hattına ilişkin olarak hiçbir koruma kuşağı planlanmamış olduğu ve dolayısıyla yaklaşma mesafesi duyarlılığı gösterilmemiş olmasının da büyük bir eksiklik ve şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına aykırı olduğu, Özellikle 1/1000 ölçekli davaya konu Uygulama İmar Planında Eğitim Alanı tanımıyla gösterilen (ve üniversite kampüs alanının dışında olan) büyük eğitim kampüsü alanının işlevinin belirsiz olduğu, bu eğitim alanının ne amaçla kullanılacağı ve bu derece büyük bir kampüs ayrılmasının gerekçesinin planda tanımlanmadığı, planda bu bölgeye böyle bir belirsizlik yaratılmış olmasının da planlama ilke ve esaslarına aykırı, planlama pratiğiyle bağdaşmayan bir yaklaşım olduğu, Karayolları sahasına isabet eden maden sahasının 1/5000 ve 1/1000 ölçekli davaya konu imar planlarında plana işlenmesi, karayollarının geçtiği yerde maden sahası gösterimi yapılması planda çözümsüzlük ve belirsizlik yaratan bir diğer unsur olduğu ve planlama esaslarıyla bağdaşmadığı, Davaya konu 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında sosyal donatı alanları olarak nüfusun gereksinimi olan ilkokul, lise, sağlık alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı ve ibadet yeri alanlarının standartların çok altında olduğu, bu durumun planlama esaslarına ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine açıkça aykırı olduğu..." tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgeler, davalı idarenin bilirkişi raporuna itirazı ve Danıştay Altıncı Dairesinin 06/06/2023 tarihli, E:2022/997 sayılı ara kararı ile dava dışı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'ndan; uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayan alanın dava konusu planlar ile üniversite alanı olarak planlanması ile ilgili Kurulun herhangi bir talebinin olup olmadığı ve bu hususta Kuruldan görüş alınıp alınmadığının sorulmasına, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmesi üzerine; Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın 20.01.2023 tarih ve 5025 sayılı cevabı yazısında; uyuşmazlık konusu taşınmazlarla ilgili Dairelerinde herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığının tespit edildiğinin belirtilmesine ilişkin cevaplar birlikte değerlendirildiğinde; Çevre düzeni planı kararları, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan veriler değerlendirilerek oluşturulması gerekmektedir. Dolayısıyla nüfus projeksiyonlarına göre, yerleşim alanlarının belirlenmesi, bu doğrultuda, tarım alanları, orman alanları, meralar, jeolojik açıdan sakıncalı alanların korunması gerektiğinden bu tür alanlarda, münferit kentsel gelişme taleplerinin plan bütünlüğü göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir. İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlık ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir. Yukarıda yer verilen düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber, bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği açıktır. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu alanın 4.822.086,90 m2 büyüklüğünde, hali hazırda herhangi bir ulaşım sistemine bağlantısı olmayan boş bir alan olduğu, alanın yaklaşık 1/4 ünün üniversite alanı olarak planlandığı ve imar planlarında baskın biçimde üniversite alanı ve etrafında konut ve sosyal donatı alanları öngörüldüğü, üniversite alanı planlamasının stratejik öneme sahip bir plan kararı olduğu, ancak alanın üniversite alanı olarak planlanmasında esas alınan tek ölçütün Mamak Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı kararı olduğu, bölgenin 'üniversite alanı' olarak planlanmasına yönelik Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının herhangi bir talebinin olmadığı, buna ilişkin Kuruldan görüşte alınmadığı, ayrıca dava dışı Mamak Belediye Başkanlığı tarafından alanın uygulama imar planında üniversite alanı ayrılma gerekçesinin sorulması ve bu hususa ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesi üzerine herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda, üniversitenin sadece kente değil tüm ülkeye hizmet edecek kamusal nitelikte bir kullanım olması nedeniyle, bir yerin ''üniversite alanı'' olarak planlanabilmesi için; öncelikle bu yerin büyüklüğü, yerleşim yerlerine göre konumu, ulaşım imkanları, bu alana bölge ve ülke genelindeki ihtiyaç durumu gibi birçok hususta çok yönlü ve geniş çaplı analiz, etüt ve araştırma yapılması, yükseköğretim planlamasını yapan Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'ndan da bu hususta görüş alınması gerektiği halde plan açıklama raporunda söz konusu analiz, etüt ve araştırmaların yapıldığını ortaya koyan hususlara yer verilmediği, anılan Kurul'un görüşünün alınmadığı, ilçe belediyenin bu talebinin dayanağının ne olduğunun ve bu yerin hangi ölçütlere göre ''üniversite alanı'' olarak seçildiğinin plan açıklama raporunda açıklanmadığı, plan değişikliğinin hazırlanması sırasında yeni bir araştırma yapılmadığı, ''eskimiş'' verilere dayanılarak plan kararları üretildiği, güncel verilerin toplanmadığı, çevre düzeni planından başlayarak yapılan dava konusu plan değişiklikleri ile alana getirilen hakim kullanım kararı olan üniversite alanının dayanağının bulunmadığı, şehircilik ilkelerine ve hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öte yandan yapılaşmamış ve kentten kopuk, erişim koşulları son derece sınırlı bir alanın meskun konut alanı olarak planlandığı, kentin bu noktasında yeşil alanların kaldırılarak yapılaşmaya açılmasının gerekçelerinin plan açıklama raporlarında açıklanmadığı, planlanan alanın kentin iki büyük ana arter arasında kaldığı ve kentten kopuk olduğu, bu ana arterlerin davaya konu alanın yakın çevresiyle bütünleşmesini engelleyen bariyerler olduğu, bu alana ulaşımın nasıl sağlanacağı ve kent merkezi ile nasıl bütünleştirileceğine yönelik plan raporlarında bir çalışma olmadığı, bu durumun da dava konusu planlar için büyük bir eksiklik olduğu ve çevre düzeni ve imar planların şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca dava konusu nazım imar planında kentsel meskun alan üzerine bir tarama yapılarak meskun alan ile iç içe bir madencilik faaliyet sahası tanımlandığı, bu alanın yerleşik alan olmadığı, bu durumda madencilik faaliyetlerinin devam edeceği yerler belirlenerek imar planlarında yaşam alanlarıyla madencilik alanları arasında belli mesafeler planlanarak koruma kuşakları ve geçiş tampon bölgeler oluşturulmadığı; dolayısıyla bir yaşam alanıyla madencilik sahasının iç içe planlanması sonucu sağlıksız yaşam alanları yaratılmasının da şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 02/12/2021 tarihli ve 4882 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan ve 03/12/2021 tarihli, 31678 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam...-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan avanstan karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan ...-TL avansın davalı idarelerden alınarak Danıştay Başkanlığı'na verilmesine, bu kısmın tahsili için kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliği'ne (İdari İşler Müdürlüğü) tebliğine, 5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.