11. Ceza Dairesi 2014/17015 E. , 2016/3163 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 TCK'nun 58/7. maddesi gereğince mükerrirler hakkındaki infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmemesi isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 5271 sayılı CMK’nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın ne
**11. Ceza Dairesi 2014/17015 E. , 2016/3163 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkumiyet Tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında, 5237 TCK'nun 58/7. maddesi gereğince mükerrirler hakkındaki infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmemesi isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 5271 sayılı CMK’nun 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2012 tarihli iddianamesinde sadece sanığın sahte nüfus cüzdanı ibraz etme eylemi anlatılmış olup, sahte nüfus cüzdanı talep belgesinin dava konusu edilmediği ve bir hüküm de bulunmadığı cihetle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir. Ancak; 1-Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 130/2. maddesindeki “ nüfus ve uluslararası aile cüzdanlarının onay bölümü mühürlenir, soğuk damga fotoğrafın üzerine gelecek ve fotoğrafın görüntüsünü bozmayacak şekilde ve nüfus cüzdanının plastikle kaplanması işleminden sonra ay-yıldıza doğru uygulanır.„ şeklinde düzenleme karşısında; incelemeye konu olayda her ne kadar suça konu nüfus cüzdanı nüfus idaresinden verilmiş olsa da, dairemizce suça konu belge üzerinde yapılan incelemede, nüfus cüzdanının ön yüzünde ve fotoğraf üzerinde herhangi bir soğuk mühür izi bulunmadığı, nüfus cüzdanının Yönetmeliğin 130/2. maddesinde belirlenen usulde hazırlanmadığı ve bu haliyle ön yüz ile fotoğraf üzerinde soğuk mühür ihtiva etmediğinden aldatma niteliğini haiz olmadığı, atılı suçun unsurları itibariyle oluşmayacağı gözetilmeden atılı eylem nedeniyle beraati yerine yazılı biçimde mahkumiyetine hükmolunması, yasaya aykırı, Kabule göre de; 2- 5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.04.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sahtecilik suçu kamu düzenine karşı işlenen suçlar kapsamındadır. Burada korunan yarar hazırlanan belgenin kamu tarafından korunan-korunması istenebilen içeriğin sosyal hayatta kullanımı sırasında karşıdaki muhatabın bilgisizliği, özensizliği ve dikkatsizliğinden istifade ederek taklit edilen belgenin kamusal haklarından faydalanma amaçlanmaktadır. Suçun kanuni tanımı "bir resmi belgeyi aldatacak şekilde değiştiren" gerekçede ise "bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirme" olarak tanımlanmaktadır. Dava konusu olayda sanık, hakkındaki yakalama kararından kurtulmak amaçlı olarak tanımadığı bir kişiye yaptırdığını beyan etmiştir. Sanıktan ele geçen nüfus cüzdanının sahteliği ancak sanığın ikrarı ile anlaşılmıştır. Sanıktan ele geçen nüfus cüzdanı hakkında nüfus müdürlüğünden gelen cevabi yazıya göre; ... isimli şahsın kimlik bilgileri kullanılarak sanık ...'ın fotoğrafı ile nüfus idaresinden çıkarıldığı açıklanmıştır. Dairemiz çoğunluk görüşüne göre Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 130/2. maddesindeki ”nüfus ve uluslar arası aile cüzdanlarının onay bölümü mühürlenir, soğuk damga fotoğrafın görüntüsünü bozmayacak şekilde ve nüfus cüzdanının plastikle kaplanması işleminden sonra ay-yıldıza doğru uygulanır..” şeklinde düzenleme karşısında her ne kadar nüfus idaresinden de verilmiş olsa nüfus cüzdanının üzerinde soğuk mühür izi olmadığından aldatma niteliği olmadığı, suçun unsurları oluşmayacağı görüşüne katılmıyorum. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda kast, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Bugün doktrinde hakim olan görüşe göre kast, “tipiklikte yer alan objektif unsurların failce bilinmesi ve istenmesi” veya “tipiklikteki objektif unsurların bilmeye dayalı olarak istenmesi” şeklinde tanımlanmaktadır. Öyleyse kast, bilme ve isteme gibi iki unsurdan oluşmaktadır. Dolayısıyla kastın varlığı için, failin, kanuni tanımda yer alan suçun objektif unsurlarını değil, suçu oluşturan fiili bilerek ve isteyerek gerçekleştirmiş olması gerekir. Sahtecilik haksız menfaat temin etmek amacıyla kanuna aykırı olarak hazırlanmış her türlü evrak ile var olan bir belge üzerinde değişiklik yapılmak suretiyle aldatma ve menfaat kastı ile hareket etmektir. Kişi sahte belge hazırlarken ya kendisine bir menfaat sağlamayı ya da başka birine zarar vermeyi amaçlamaktadır. Kanunun gerekçesinde sahte belgenin yanıltıcı nitelikte olmasını aramıştır. Dairemiz çoğunluk görüşüne göre ise aldatıcılık unsurunu değerlendirirken öncelikle o evrakta yasal olarak olması gereken unsurların tam olması gerektiği aranmaktadır. Bu görüşe göre özellikle banka ve kamu tarafından hazırlanan belli özellikteki kağıtlar da baştan olması gereken unsurlar olmadığından suç olmaması gerekmektedir, ancak özellikle çekte belirgin olmayan kağıt kalitesi bakımından bu unsur aranmamaktadır. Yani sahte tanzim edilen evrakta yönetmelikler ve yasalarda yazılı gerekli unsurların olmamasının aldatıcılık niteliği olmadığı şeklindeki çoğunluk görüşüne göre evrak, dosyada anlatılan olaydaki gibi sanığın belgenin sahte olduğunu ikrar edinceye kadar şahıs ve kurumlara karşı kullanılmış olsa dahi belgede aranan unsurlar bulunmadığından suç oluşmamaktadır. Ceza kanunu uygulaması ve yorumlaması yapılırken öncelikle “evleviyet”kuralı uygulanır. Bir konu hakkında verilmiş hüküm bu konunun daha basiti yani daha azı için de geçerlidir. Yaralamak yasaksa öldürmek de yasaktır. Kanunda tanımlanan sahtecilik suçunda sanığın sahte belge kastı sabittir, ayrıca olayda görüldüğü üzere aldatıcılık gerçekleşmiştir. Sanık bu eylemden amacına ulaşmıştır. Sanıktan ele geçen belgenin ancak şahsın parmak izi alındıktan sonra o şahsa ait olmadığı anlaşılmış ve sanıktan ele geçen kimlik ancak şahsın araştırılmasından sonra tespit edilebilmiş olmasına göre; bu süre içinde "aldatma niteliğini" fiilen gerçekleştirdiği halde, sadece fotoğraf üzerindeki soğuk mührün belge üzerinde bulunmaması sebebiyle "aldatma niteliği" olmaması gerekçesi ile çelişmektedir. Sahte olarak hazırlanan belgenin "aldatma niteliği"; kullanıldığı yer, olay, tarafların uzmanlığı gibi her olaya özgü bulgular araştırılarak aldatmanın sağlanıp sağlanmadığının araştırılması gerekmektedir. Sahte olarak hazırlanan belgenin kullanıldığı muhatabın belgenin gerçek belge olup olmamasını fark etmesi kişinin, yaptığı görevin önem ve değeri, eğitimi, benzer belgelere göre sağladığı tecrübe ile sahte belgenin kullanıldığı olaya göre değişmektedir. Üst düzey güvenlikle ilgili ve ciddi ekonomik değerlerle iştigal eden bu işte uzmanlaşmış görevlilerin sahte belgeyi kolaylıkla tespit etmesi mümkündür. Eğitim düzeyi düşük, yaşlı veya o konudaki tecrübe eksikliği olan muhatabın sahteciliği kolaylıkla tespiti mümkün değildir. Bu konuda "aldatıcılık niteliğinin" belgenin gerçekte taşıması gereken vasıflar; mühür, kağıt kalitesi, yazı şekli, rengi olaya ve muhataba göre değerlendirilerek "aldatma niteliği" olup olmamasının değerlendirilmesi gerekirken incelenen dosyadaki fotoğraf üzerinde soğuk mührün belge üzerinde devam etmediği ve "aldatma niteliği" olmadığı gerekçesi ile verilen BERAAT kararı ile ilgili çoğunluk görüşüne katılmıyorum.