8. Hukuk Dairesi 2014/20987 E. , 2014/19511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi, tapu iptali, tescil veya tazminat Davacı-karşı davalı ... ve davalı-karşı davacı ... aralarındaki elatmanın önlenmesi, tapu iptali, tescil veya tazminat davasının kabulüne dair Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.12.2013 gün ve 14/424 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi
**8. Hukuk Dairesi 2014/20987 E. , 2014/19511 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi, tapu iptali, tescil veya tazminat Davacı-karşı davalı ... ve davalı-karşı davacı ... aralarındaki elatmanın önlenmesi, tapu iptali, tescil veya tazminat davasının kabulüne dair Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 26.12.2013 gün ve 14/424 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı- karşı davalı vekili, davalının vekiledeni adına kayıtlı 26679 ada 4 parsele herhangi bir hakkı olmamasına rağmen el atıp 2002 yılından itibaren bedel ödemeden oturduğunu açıklayarak davalının bu yere ilişkin müdahalesinin önlenmesi ve 10.000 TL ecrimisil bedelinin tahsilini istemiştir. Davalı- karşı davacı vekili, dava konusu taşınmaz 20.11.2000 tarihinde vekiledeni tarafından haricen 5.200 TL'ye satın alındığından asıl davanın reddine, davacı- karşı davalı üzerindeki kaydın iptaliyle vekil edeni adına tesciline, mümkün olmaması halinde bedelin iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davalı- karşı davacının dayanmış olduğu senet altında bulunan imzanın davacı- karşı davalı tapu kayıt maliki ...'a ait olmadığından ve ödendiği iddia edilen satım bedeli itibariyle tanıkla ispat mümkün bulunmadığından karşı davanın reddine, davalı- karşı davacının taşınmazda herhangi bir hakkı bulunmadığından tapu kaydına dayalı meni müdahale isteğinin kabulüne, taşınmaz 2009 yılından önce davacı-karşı davalı adına kayıtlı bulunmadığından ecrimisil isteğinin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı- karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu 26679 ada 4 parselin 301/1787 hissesinin 31.12.2009 tarihinde Hazineye ait iken ihale sonucunda ... adına tescil edildiği, bu taşınmaza revizyon gören 379 parselin 22.12.1992 tarihinde hükmen ... Vakfı adına tapuya tescil edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu taşınmaz davalı-karşı davacının satın aldığını iddia ettiği 20.11.2000 tarihinde tapuludur. Tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı TMK'nun 706, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 (818 sayılı BK’nun 213. m, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı kuşkusuzdur. Taşınmazın ... adına tapuda kayıtlı bulunduğundan davalı- karşı davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün esasının ONANMASINA, Ancak, davalı-karşı davacı vekilinin bedelin iadesine ilişkin temyiz itirazına gelince: 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere, geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder. Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Somut olayda, dosya içinde bulunan Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2011/291 Esas, 2012/76 Karar sayılı hükmün incelenmesinde; davacı-karşı davalı ...'in şikayeti üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davalı- karşı davacı ... hakkında 20.11.2000 tarihli dayanak senedin sahteliği iddiasıyla özel belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama sonucunda "...sanığın dayanmış olduğu sözleşme de katılan ...'a atfen atılan imzanın müdahile ait olmadığı yönünde bilirkişi raporu düzenlenmişse de, tanık beyanları ile doğrulanan sanık savunmasında belirtildiği şekilde müdahile atfen atılan imzanın müdahil tarafından başkasına attırılmış olabileceği, öte yandan bahse konu taşınmazdaki evde sanığın 2000 yılından beri yaklaşık 11 yıldır oturmakta olduğu halde müdahil tarafından bu kadar süre beklenmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması nedeniyle sanığın sahtecilik suçunu işlediğine dair mahkumiyetini gerektirir yeterli derecede kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği...'' gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilip hükmün katılan ... tarafından temyizi nedeniyle halen Yargıtay aşamasında olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde, davalı- karşı davacı hakkında verilen beraat kararının sonucunun beklenerek kesinleşmesi halinde, olgu tespiti niteliğinde bulunduğundan eldeki dosyada bağlayıcı özellik kazanacağı dikkate alınarak bedelin iadesi hususunda yukarıda açıklanan denkleştirici adalet kuralları gereğince bir değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar vermek gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Davalı-karşı davacı vekilinin bedele yönelik temyiz itirazları açıklanan nedenle yerindedir. Kabulüyle hükmün, 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 388/4., HMK'nun m.297/ç) ve 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine ve 1.449,00 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 30.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.