10. Hukuk Dairesi 2023/3774 E. , 2023/5660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/841 E., 2023/217 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/45 E., 2022/37 K. Taraflar arasındaki borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili t
**10. Hukuk Dairesi 2023/3774 E. , 2023/5660 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/841 E., 2023/217 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2021/45 E., 2022/37 K. Taraflar arasındaki borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili, müvekkilinin yurtdışında bulunduğu Avusturya'da ikamet ettiği ve çalıştığı günleri 3201 sayılı Kanun'a göre borçlanmak istediğini ve 31.07.2019 tarihinden önce borçlanma talep dilekçesi ile SGK'ya müracaat ettiğini, Trabzon SGK İl Müdürlüğünün 12.12.2019 tarihli yazı ile borçlanılacak süreye ilişkin hizmet belgesi aslının gönderilmesini istediğini, davalı Kurumun 12.12.2019 tarihli yazıyı davacıya iadeli taahhütlü göndermek yerine adi posta ile gönderdiğini, yazının müvekkilinin eline geçmediğini, davacının borçlanmanın sonucunu haricen öğrenmek istediğinde istenilen belgelerin üç ay içinde verilmemesi nedeni ile borçlanma talep dilekçesinin işlemden kaldırıldığını haricen öğrendiğini, davacının konunun yeniden değerlendirilmesi talepli dilekçesine de 31.12.2020 tarihli yazı ile olumsuz cevap verildiğini, yapılan işlemin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davacıya adi posta ile gönderilen 13.13.2019 tarihli yazı ile istenilen belgelerin 3 aylık süre içinde verildiğinin kabulü ile 31.07.2019 tarihinden önce verilen borçlanma talep dilekçesinin geçerli olduğunun tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının taleplerinin kabul edilemeyeceğini, zira, yurt dışı borçlanma başvurularında belge ibraz etme yükümlülüğü başvuru sahiplerine ait olup eksik bilgi ve belge bulunması durumunda kendilerine yazılı olarak 3 aylık belge temini süresi için yazılı bilgi verildiğini, Kurumda davacı ile ilgili kayıtlar incelendiğinde davacı sigortalının 3 aylık yasal süre içerisinde yurt dışı borçlanmaya esas belgelerin tamamının asıllarını Trabzon SGK İl Müdürlüğüne ibraz etmediğinin tespit edildiğini, bu nedenle 12.12.2019 tarihli yazı ile 3201 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine göre borçlanma talebi ile ilgili olarak bilgi ve belgeler eksik bulunduğundan borçlanma işleminin yapılamadığı, hakkında gerekli işlemlerin yapılabilmesi için 3 aylık süreyi geçirmeden aşağıda x ile işaretlenmiş paragraftaki açıklamalara göre iştemin yapılmaması durumunda borçlanma başvurusunun geçersiz olacağı uyarı ve bilgilendirme yazısı ile sigortalıya bildirildiğini, bu bildirimin alt kısmında ise eksik bilgi ve belgelerin (x) borçlanılacak süreye ilişkin hizmet belgesinin gönderilmesinin istendiğini, 3201 sayılı Kanun'a göre Kurumca yapılan işlemlerin kanuna, usule ve hakkaniyete uygun olduğunu, davacının eksik belgelerinin üç ay içerisinde Kuruma gönderilmediğini ve bu nedenle borçlanma başvurusunun geçersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile tüm dosya muhteviyatı birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekilince, eksik belge bildiriminin kendilerine bildirilmediği ileri sürülmüştür. Kurum tarafından, eksik belgelerin tamamlanması için davacıya bildirimde bulunulduğu iddia edilmekteyse de bahsi geçen bildirimin davacıya tebliğine, davacının yapılan tebliğe rağmen tamamlanması istenen belgeyi Kuruma sunmadığına dair somut bir delil sunulmamıştır. Bu durumda, eksik evrakların giderilmesi için davacıya usulüne uygun olarak yapılmış bir ihtarın varlığı kanıtlanamadığından başvurunun eksik belgelerin süresi içerisinde gönderilmemesi nedeniyle geçersiz sayılmasına ilişkin Kurum işlemi yerinde görülmediğinden davanın kabulüne, davacının, 31.07.2019 tarihinden önce verilen borçlanma talep dilekçesinin geçerli olduğunun tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Kurum vekili; davacı sigortalının 3 aylık yasal süre içerisinde yurt dışı borçlanmaya esas belgelerin tamamının asıllarını Trabzon Kurum İl Müdürlüğüne ibraz etmediğinden sigortalıya uyarı ve bilgilendirme yazısı yazıldığını, borçlanılacak süreye ilişkin hizmet belgesinin gönderilmesinin istenmesine rağmen belgelerin gönderilmemesi sebebiyle borçlanma başvurusunun geçersiz olduğunun davacıya bildirildiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışında geçirdiği süreleri borçlanmak için Kuruma 31.07.2019 tarihinde müracaatı üzerine, Kurum tarafından 12.12.2019 tarihli yazı ile davacıdan yurtdışı çalışma belgesinin aslının istendiği, söz konusu yazısının davacıya tebliğine dair bir kaydın bulunmadığı, davacıya usulüne uygun tebligat yapılmadığından çıkış tarihine göre 3 aylık sürenin dolduğundan bahisle borçlanma talebinin geçersiz sayılmasının mümkün bulunmadığı, (benzer yönde Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/8832 Esas 2022/1362 Karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2021/12345 Esas 2022/3004 Karar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2020/11753 Esas 2021/8868 Karar sayılı ilamları), mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı anlaşılmakla davalı tarafın istinaf itirazları yerinde görülmemiş ve istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde yer verdikleri hususları belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun'un 1, 5 inci maddeleridir. 3. Değerlendirme Dosya kapsamından davacının Kurum kayıtlarına 01.08.2019 tarihinde giren dilekçesiyle yurt dışı hizmetlerini borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumun 12.12.2019 tarihli yazısıyla borçlanılacak süreye ilişkin hizmet belgesi aslının üç ay içinde gönderilmesi için davacıya yazı gönderildiği, ancak söz konusu yazının normal posta ile gönderilmesi nedeniyle tebliğine ilişkin belgenin bulunmadığı, belgelerin süresinde verilmemesi nedeniyle borçlanma talebinin işlemden kaldırıldığı, davacının bu durumu haricen öğrenmesi üzerine Kuruma konunun yeniden değerlendirilmesi için müracaat ettiği ve 31.12.2020 tarihli yazısı ile eksik belgeler süresinde tamamlanmadığı için borçlanmanın geçersiz sayıldığının davacıya bildirildiği anlaşılmaktadır. 5754 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesiyle ve 7186 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile değişik 3201 sayılı Kanun'un "Borçlanma Tutarı ve Borçlanma Tutarının İadesi" başlıklı 4 üncü maddesi, "borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilecek borç tutarı, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük kazancın % 45’idir. Ancak prime esas asgari günlük kazancın altında olmamak üzere borçlanma tutarına esas alt sınırı farklı bir miktarda belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Tahakkuk ettirilen borç tutarı, tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Ödeme yapılan gün sayısı prim ödeme gün sayısına ve prime esas kazanca dahil edilir. Tahakkuk ettirilen prim borcunu tebligat tarihinden itibaren üç ay içerisinde ödemeyenler için yeniden başvuru şartı aranır. Borçlanmadan sonradan vazgeçenler ile yapılan borçlanma sonrasında aylık bağlanması için gerekli şartları yerine getiremeyenlere ve bunların hak sahiplerine talepleri üzerine yaptıkları ödemeler, faizsiz olarak iade edilir…” hükmünü içermekte olup; anılan madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmalarda, borçlanma tutarının belirlenmesinde “borçlanma başvuru tarihi" esas alınmaktadır. 3201 sayılı Kanun'dan yararlanarak yurtdışında geçen sürelerini borçlanmak isteyenler ile Kurum arasında borçlanma işlemine, bunun sonucu olarak ödenecek prim miktarına ilişkin de uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Kurumun aktüeryal dengesi ve hakkaniyet ölçüleri gözetilerek ödenecek primin hangi tarihteki prime esas kazanç miktarları esas alınarak belirleneceği üzerinde durulmalıdır. Bu yönde, 3201 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin önceki düzenlemesinde açıkça “ödeme tarihi” esas alındığından, bu konuda çıkabilecek uyuşmazlık ödeme tarihine göre çözümlenmekte iken, yürürlükte olan düzenleme tahakkuk tarihindeki primin tebliğden itibaren üç aylık süre içinde ödenmesi şeklinde olup bu üç aylık sürenin geçirilmesi durumunda borçlanma bedeli olarak ödenecek prim miktarının nasıl belirleneceği irdelenmelidir. Burada, Kurum işleminin hukuka uygun olması kriter olarak alınmalıdır. Kurum, yapılan borçlanma başvurusunu hukuka uygun olarak değerlendirmiş ve yaptığı borç tahakkukunu tebliğ etmiş, buna rağmen borçlanma bedeli Yasada belirtilen üç aylık süre içinde ödenmemiş ise, 3201 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi gereği borçlanmak için Kuruma yeniden başvuru gerektiğinden, davanın açıldığı tarihe bakılmaksızın buna ilişkin isteğin reddine karar verilmelidir. Örneğin, Türkiye’de sigortalı olarak tescili bulunmayanların borçlanması 5510 sayılı Kanun'un 4/1-b maddesi kapsamında değerlendirilerek borç tahakkuku yapılması Kanun gereği olup Kurum işlemi hukuka uygun olacağından, tahakkuk ettirilen prim borcunu ödeme yerine, borç tahakkukunun 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesine göre yapılması ve prim borcunun da başvuru tarihindeki prim miktarları esas alınarak belirlenmesine ilişkin davanın reddi gerekecektir. Kurum işleminin hukuka uygun bulunmaması durumunda ise, prime ilişkin uyuşmazlığın makul süre gözetilerek çözümlenmesi gerekir. Makul sürenin belirlenmesinde, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinden yararlanılabilir. Anılan maddede, “Kurum, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak gelir, aylık veya toptan ödemeleri, gerekli belgelerin ve incelemelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde hesap ve tespit ederek sonuçlarını yazı ile bildirir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer düzenlemeye Mülga 506 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesinde de yer almakta idi. Ayrıca, 3201 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde de üç aylık ödeme süresi belirlenmiş olup tüm bu düzenlemeler, 3201 sayılı Kanunla ilgili uyuşmazlıklarda üç aylık sürenin makul süre olarak alınabileceğini göstermektedir. Buna göre, Kurumun hukuka aykırı işlemine karşı, Kurum işleminin tebliğ tarihinden itibaren üç aylık makul süre içinde dava açılması durumunda, borçlanılacak prim miktarının başvuru tarihindeki primler esas alınarak belirlenmesi; üç aylık makul süre geçtikten sonra dava açılması durumunda ise, dava yeni borçlanma iradesi sayılarak davanın açıldığı tarihindeki primler esas alınarak borçlanma bedeli belirlenmesi gerekir. Örneğin, Türk vatandaşlığından izinle çıkan kişilerin, Türk vatandaşı oldukları dönemde yurtdışında geçen süreleri borçlanma hakkının varlığı gözetildiğinde, başvuru tarihinde Türk vatandaşı olunmadığı gerekçesiyle borçlanma başvurularının reddi hukuka aykırı olacağından, ödenecek borçlanma bedelinin burada belirtilen kriterlere göre belirlenmesi gerekir. Diğer bir olasılık da Kurumun borçlanma talebini değerlendirmeyip cevapsız bırakmasıdır. Bu durumda, 5510 sayılı Kanun'un 42 nci maddesinde belirtilen üç aylık süre geçtiğinde Kurumun talebi reddetmiş olduğu esas alınarak, anılan üç aylık bekleme süresine yukarıda belirtilen üç aylık makul süre (3 + 3 =6 ay) eklenmeli; davanın Kuruma başvuru tarihinden itibaren 6 aylık süre içinde açılması durumunda yine Kuruma ilk başvurunun yapıldığı tarihteki prime esas kazancın esas alınması; başvuru tarihinden itibaren altı aylık sürenin geçmesinden sonra dava açılması durumunda ise makul sürenin geçtiği ancak Kurum tarafından da başvuruya bir cevap verilmediği gözetilerek borçlanma bedelinin davanın açıldığı tarihteki prime esas kazanç miktarı esas alınarak belirlenmesi gerekecektir. İnceleme konusu dosyada, davacı 01.08.2019 tarihli borçlanma başvurusunda bulunmuş, Kurum 12.12.2019 tarihli yazısıyla eksik belgelerin üç ay içinde tamamlanmasını talep etmiştir. Söz konusu yazı normal posta ile tebliğ edilmiş ise de davacı yazının kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle eksikliğin tamamlanamadığını belirtmiştir. Davacı vekili Kurum kayıtlarına 14.10.2020 tarihinde intikal eden dilekçesi ile; davacıya ulaşmayan 12.12.2019 tarihli yazının yeniden gönderilerek eksikliklerin üç ay içinde tamamlanmasının sağlanmasını ve borçlanma talep dilekçesine göre yurtdışı borçlanmasının yapılmasını talep etmiş, Kurum 31.12.2020 tarihli yazısıyla istenilen belgelerin üç ay içinde gönderilmemesi nedeniyle borçlanma talebinin geçersiz olduğu bildirilmiştir. Somut davada, davacı, davalı Kuruma 01.08.2019 tarihinde borçlanma talebinde bulunmuş, süreli olan bu borçlanma işlemini başlattığı halde makul süre içinde takip etmeyip eldeki davayı 19.01.2021 tarihinde açmıştır. Makul süre geçtiğine göre davacı sigortalının 01.08.2019 tarihindeki borçlanma başvurusu geçersiz hale gelmiştir. Kuruma borçlanma için başvuran sigortalının, Kurumun işlem yapmaması halinde makul süre içinde işlemin iptali için dava açması gerekir. Borçlanma işlemlerini başlatan ancak makul sürede takip etmeyen sigortalının kusurlu bulunduğu açıktır. Bu durumda Mahkemece, talep tarihi itibariyle geçerli bir yurt dışı borçlanmasının bulunmadığı gözetilerek, davacının da talep etmesi halinde, dava dilekçesinin geçerli bir borçlanma başvurusu olduğunun kabulü ile dava tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat kapsamında, davacının 4/1-b sigortalılık ve 19.01.2021 tarihinde geçerli ve yine davacı tarafından seçilecek asgari ya da azami prime esas günlük kazanç miktarı üzerinden borçlanabileceğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.