6. Hukuk Dairesi 2023/3027 E. , 2023/3285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/436 E., 2023/690 K. BİRLEŞEN ANKARA BATI ASL.TİC.MAHKEMESİNİN 2015/622 E. SAYILI DAVADA DAVA TARİHİ : 14.09.2015 HÜKÜM/KARAR : Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi SAYISI :2020/316 E.,2020/515 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kab
**6. Hukuk Dairesi 2023/3027 E. , 2023/3285 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/436 E., 2023/690 K. BİRLEŞEN ANKARA BATI ASL.TİC.MAHKEMESİNİN 2015/622 E. SAYILI DAVADA DAVA TARİHİ : 14.09.2015 HÜKÜM/KARAR : Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi SAYISI :2020/316 E.,2020/515 K. Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme Kararı davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine hükmün esasdan reddine karar verilmiştir. Karar asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ASIL DAVA A.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında “kırma eleme tesisi” projesi kapsamında 09.05.2015 tarihli teklife uygun olarak sözleşme akdettiğini, toplamda KDV dahil 180.000,00 TL ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, 50,000,00 TL peşin bedelin davalı şirketin belirttiği banka hesabına her biri 25.000,00 TL olmak üzere 29.05.2015 ve 01.06.2015 tarihlerinde iki parça halinde ödediğini, ancak davalı şirket tarafından süresinde sözleşmeye uygun bir teslimatın gerçekleştirilmediğini, davalı şirketin malın üretim ve teslimine yönelik ifasını yerine getirmemesi nedeniyle 17.08.2015 tarihinde ihtarda bulunulduğunu, ancak davalının ihtarnameye uymayarak borcunu ifa etmediğinden sözleşmenin feshi nedeniyle davalıya makine teslimi için ödenen toplam 50.000,00 TL tutarındaki bedel ile 17.08.2015 tarihli ihtarname için yapılan 141,21 TL tutarındaki masrafın davalıdan tahsili talep ve dava etmiştir. B.BİRLEŞEN DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davada davacı iş sahibi, davalıya 09.05.2015 tarihinde kırma eleme tesis teklifi gönderdiğini ve taraflar arasında anlaşma imzalandığını, sözleşme bedelinin 180.000,00 TL+KDV olduğunu, 50.000,00 TL peşinatın şirket hesabına yatması ile işe başlanacağını ve davalı tarafından bu bedelin yatırılması ile sözleşmenin geçerlilik kazandığını, zamanında ürünleri ürettiklerini ve hazır hale getirdiklerini ve bunu davalıya yazı ile bildirildiğini, davalının ürünleri teslim almak için araç gönderdiğini ancak nakit ödemesi gereken 35.000,00 TL yi şirketin hesabına yatırmaması ve taahhüdünde olan üç adet çeki teslim etmemesi üzerine ürünü teslim etmediğini belirterek öncelikle davanın birleştirilmesi, davalının taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirmemiş olmasına rağmen haksız ve tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih etmesi sonucunda sipariş verilen ürünlerin üretiminden, kâr kaybından, kur farkından ve depolama nedeni ile uğradığı zararların tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10. 000,00 TL nın sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP A. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin zamanında ürünleri ürettiğini ve hazır hale getirdiğini ve bunu 25.07.2015 tarihli yazıyla davalıya bildirdiğini, davacının ürünleri teslim almak için araç gönderdiğini ancak nakit ödemesi gereken 35.000,00 TL yi müvekkili şirketin hesabına yatırmaması ve taahhüdünde olan üç adet çeki teslim etmemesi üzerine müvekkili şirketin ürünü teslim etmediğini, müvekkilinin bu sözleşme gereği büyük maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir. B.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin ifasının haksız olarak davacı tarafından yerine getirmediğini bu nedenle müspet ve menfi zararlarının istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.02.2017 tarihli ve 2015/571 Esas, 2017/77 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafın ödemiş olduğu 50.000,00 TL yi sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında davalı taraftan talep edebileceği anlaşıldığından davanın kabulüne, birleşen dava yönünden ise bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu kırma eleme tesisinin teknik özellikler ile tesisin parçaları olan kırıcı, bantlı konveyör, bunker ve elektrik panosunun değerlendirilmesi mümkün olup davacının imalat yönünde bir zararının söz konusu olmadığı gözetilerek, birleşen dosya davacısının tazminat talepleri yerinde görülmediğinden birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 02.06.2020 tarihli ve 2020/316 Esas, 2020/515 Karar sayılı kararıyla; asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Asıl davada davacı iş sahibi yapmış olduğu kısmi ödemenin iadesini istemekle sözleşmeden dönme iradesini koyduğu, davalının da birleşen davada sözleşmeye bağlı olarak çıkan zararlarını talep etmekle sözleşmede fesih iradesini ortaya koyduğunu, iki tarafın karşılıklı iddiaları değerlendirilerek öncelikle fesih konusunda hangi tarafın haklı olduğunun değerlendirilmesi gerektiği, bunun için de aralarında yapılan sözleşmede malın üretilmesi ve hazır edilmesi ile ödeme konusundaki karşılıklı yükümlülüklerin dikkate alınması, hangi tarafın temerrüde düşerek edimi ifa etmediğinin belirlenmesi ve bu husus açıklığa kavuşturulduktan sonra davalı-birleşen davada davacı tarafın talebinde ileri sürülen zarar kalemlerinin değerlendirilmesi gerektiği, davalı-birleşen davada davacının itirazları değerlendirilmek üzere rapor veya ek rapor almak ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı satıcının teslimde temerrüde düştüğü asıl dava davacısının sözleşmeyi fesih iradesini kullanarak karşı tarafı temerrüde düşürdüğü, davalı satıcı edimi ifa yükümlülüğünde temerrüde düştüğü, bu nedenle sözleşmeye uygun olmayan talepleri nedeniyle teslimi yerine getirmemesi sebebiyle fesihte haksız olması sebebiyle birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiği, asıl davacı-birleşen davalı alıcının sözleşmenin feshinde haklı olduğu, birleşen dosya davacısı- asıl dosya davalı satıcının fesihte haksız olduğu kanaatine varıldığı, birleşen dava yönünden ise hem mail yazışmaları hem de noter ihtarı yönünden yapılan değerlendirmeye göre satıcının sözleşmeye uygun olmayan talepleri nedeniyle, alıcının sözleşmenin feshinde haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı birleşen davada davacı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 17.01.2023 tarihli ve 2022/2654 Esas, 2023/46 Karar sayılı kararıyla, Davalı birleşen davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları reddedilmiş, Taraflar arasında 09.05.2015 tarihinde makine satımına ilişkin sözleşme imzalanmış, makinelerin 4-6 hafta aralığında teslim edileceği belirtilmiş, toplam 180.000,00 TL olan ödemenin 50.000,00 TL'si peşin olarak ödeneceği, 35.000,00 TL'sinin makinelerin teslimi esnasında nakit olarak, geriye kalan bedelin ise 23.750,00'şer TL olarak 30, 60, 90 ve 120 günlük çekler şeklinde teslim edileceği belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre makinelerin teslim tarihi en geç 15.07.2015 tarihi olmasına rağmen davacı iş sahibi 25.07.2015 tarihinde makineleri teslim almak üzere araç göndererek ifayı gecikmiş olarak kabul etmiştir. İş sahibi gecikmiş ifayı kabul etmesine rağmen teslim anında ödenmesi gereken 35.000 TL’yi ödememiş ve geri kalan ödeme için de vadeli çekleri teslim anında vermemiştir. Bu nedenle yüklenicinin makineleri teslim etmemekte haklı olduğu ve sözleşmenin feshinde davacı iş sahibinin kusurlu olduğu kabul edilerek asıl ve birleşen davanın sonuçlandırılması gerekirken mahkemece yüklenicinin teslim süresini geçirdiği bu nedenle iş sahibinin sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu kabul edilerek asıl davanın kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmeye göre makinelerin teslim tarihi en geç 15.07.2015 tarihi olmasına rağmen davacı iş sahibi 25.07.2015 tarihinde makineleri teslim almak üzere araç göndererek ifayı gecikmiş olarak kabul ettiği, bu kapsamda sözleşmenin feshedildiği, bu nedenle de davacının sözleşmenin feshinde kusurlu olduğu kabulü gerektiği, iş sahibi gecikmiş ifayı kabul etmesine rağmen teslim anında ödenmesi gereken 35.000 TL’yi ödememiş ve geri kalan ödeme için de vadeli çekleri teslim anında vermediği, bu nedenle yüklenicinin makineleri teslim etmemekte haklı olduğu ve sözleşmenin feshinde davacı iş sahibinin kusurlu olduğu ve temerrüde düştüğü, asıl dava yönünden sözleşmenin feshi sebebiyle iş sahibi davacı kusurlu kabul edilmiş ise de menfi zarar talebi bulunmadığından reddedilecek zarar kalemi asıl dava yönünden bulunmadığı iş sahibinin yükleniciye verdiği bedeli sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebileceği açık olmakla davacının kusuruyla sözleşmenin feshine sebep olduğundan menfi zarar talep edemeyeceği nitekim tazminat yönünden talebi de bulunmadığından talep edilen 50.000,00 TL'nin sözleşmenin feshi dolayısıyla sebepsiz zenginleşme kapsamında davacıya iadesi gerektiğinden asıl davanın kabulüne, Birleşen dava yönünden asıl bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu kırma eleme tesisinin teknik özellikler ile tesisin parçaları olan kırıcı, bantlı konveyör, bunker ve elektrik panosunun değerlendirilmesi mümkün olup davanın imalat yönünde bir zararının söz konusu olmadığı uğradığı menfi zararlar ile yaptığı tüm gider ve harcamaları ispatlayamadığı buna ilişkin belge ve bilgi de bulunmadığı asıl sözleşme konusunun bilirkişi raporu ile imalat yönünden bir zararının söz konusu olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı- birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden yerel mahkemenin sözleşmenin feshinde davacının kusurlu olduğu yönündeki tespiti doğru olsa dahi davacı tarafından yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talep edebileceği yönünde hüküm kurmasının hatalı olduğunu, asıl davanın reddi gerektiğini, birleşen dava yönünden ise karşı tarafın akde aykırı davranışı ve sözleşmeyi haksız feshi sonucunda özel sipariş üzerine üretilen ürünün müvekkilinin elinde kaldığını, bilirkişi raporundaki değerlendirmenin aksine ürünün bir bütün olarak satışı ile parça parça satışı arasında maddi olarak büyük bir farkın bulunduğunu, bilirkişi raporuna dayanarak davanın reddi kararının yerinde olmadığını, karşı tarafın taahhüt ettiği ödemeyi yapmamış ve sözleşmeyi haksız feshetmesi sonucunda müvekkilinin maddi zarara ve imal edilen ürün bedelinin ödenmemesi nedeniyle kar kaybına uğradığını, ücreti ödenmeyen ürünü kanuni hakkı olarak teslim etmeyip elinde tutması sebebiyle depolama maliyeti ile dövizin hızlı yükselişi sebebiyle de zararının söz konusu olduğunu, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının sözleşmeden dönme iadesinde haklı olup olmadığı, davacının sözleşmeden kaynaklı bir alacağı bulunup bulunmadığı, birleşen davada ise davacının menfi ve müspet zararlarının talep etmekte haklı olup olmadığı hususundadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı TBK 13, 125,470-486 maddeleri. 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Mahkemece; bozma ilamına uyularak davacı iş sahibi 25.07.2015 tarihinde makineleri teslim almak üzere araç göndererek ifayı gecikmiş olarak kabul ettiği, buna rağmen teslim anında yapması gereken ödemeleri yapmadığı ve teslim etmesi gereken çekleri teslim etmediği ödemede temerrüde düştüğü bu kapsamda sözleşmenin feshedildiği, bu nedenle de davacının sözleşmenin feshinde kusurlu olduğu kabul edilerek asıl ve birleşen davalardaki talepler değerlendirilmiş, asıl davada taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacı tarafından davalıya ödenen 50.000 TL bedelin iadesi yönünde karar verilmesi yerinde olup, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede ise menfi zarar talebi yönünden, bilirkişi ek raporunda dava konusu kırma eleme tesisinin teknik özellikler ile tesisin parçaları olan kırıcı, bantlı konveyör, bunker ve elektrik panosunun değerlendirilmesinin mümkün olduğu belirtildiğinden birleşen davanın reddine dair mahkeme kararı yerinde olup davalı birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi