1. Hukuk Dairesi 2026/128 E. , 2026/2097 K. "" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/511 E., 2025/2187 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/133 E., 2023/614 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından haz…
1. Hukuk Dairesi 2026/128 E. , 2026/2097 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/511 E., 2025/2187 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/133 E., 2023/614 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R- Dava, bağıştan rücu hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; davacının dava konusu 56 26... parsel sayılı taşınmazdaki 42/2400 payını 03.10.1996 tarihinde davalı Belediyeye bağışladığını, bağış işlemi resmi akitte kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak görünmekte ise de bağışın şartlı olduğunun Belediye encümen kararından anlaşıldığını, ancak aradan geçen süre boyunca davalının bağış amacına uygun herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, bağıştan rücu şartlarının oluştuğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile dava konusu payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacının ölümü üzerine mirasçıları davaya devam etmişlerdir. Davalı ... vekili; yapılan işlemlerin yasaya uygun olduğunu, taşınmazın uygulama imar planında "Kreş" kullanımlı olarak planlandığını, yürürlükteki kullanım kararında bir değişiklik olmadığını, davacının taşınmazdaki payını kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak davalı Belediyeye hibe ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bağışın koşula bağlandığının kabulü gerektiği, aradan geçen 26 yıl gibi uzun süreye rağmen fiilen hiçbir faaliyetin olmadığı, davalının hak düşürücü sürenin geçtiğini kanıtlayamadığı, koşullu bağış işlemine rağmen koşulun yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının imar planındaki amacına uygun olarak kullanmak şartı ile hibe ettiği taşınmazda aradan geçen uzun süreye rağmen imar planındaki amacı doğrultusunda kullanılmak üzere herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, taşınmazın plana uygun kullanılmadığı, davacının, bağış amacına uygun olarak kullanılmayacağını daha önce öğrendiğine ilişkin davalı tarafça bir delil de sunulmadığından davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına yönelik savunmanın ispatlanamadığı, davanın kabulü yönünde verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ... adına kayıtlı 56 26... parsel sayılı taşınmazdaki çekişme konusu 42/24 00... .10.1996 tarihinde bağış suretiyle davalı ... Belediyesine devredildiği, 03.10.1996 tarihli ve 6458 yevmiye numaralı resmi akitte temlikin davacı tarafından vekil tayin edilen dava dışı ... tarafından yapıldığı, bağışın kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olduğunun yazıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye yürüyen (makable şamil) ve hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan, şartlı (koşullu) veya yüklemeli (mükellefiyetli) şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece TBK'nın 291. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 241.) maddesi uyarınca yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK'nın 295. maddesinin 3. fıkrasına (BK'nın 244. maddesinin 3. fıkrası) dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin ve kapsamının yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla salt kullanılan sözlerin değil, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren TBK'nın 297/1. (BK'nın 246/1.) maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur. Somut olaya gelince; İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafından yapılan bağışın koşullu olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de dava konusu taşınmazın davalı Belediyeye temlik edildiği resmi akde göre kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak bağış yapıldığı, ... Belediyesi Encümeninin yetki devrine ilişkin 26.03.1996 tarihli ve 295 sayılı kararında; "3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili hükümleri gereği onaylanmış imar planında (okul alanı, park, semt spor sahası, kreş, pazar yeri vb.) umumi hizmete ayrılan ve Yasada öngörülen %35 Düzenleme Ortaklık Payı üzerinde kalarak uygulama alanlarındaki mülkiyet sahipleri adına şuyulandırılan hisselerin Belediyemize hibe alımlarında tapuda yapılacak işlemlerde Başkan Yardımcısı ... ile ... 'nun yetkili olmalarının uygun bulunduğuna ..." dair karar alındığı, söz konusu evrakta imar planındaki amacına uygun olarak kullanılmak şartıyla bağış yapılacağına, başka bir ifadeyle yapılacak bağış işleminin koşula bağlandığına ya da bu anlama gelecek bir ibareye yer verilmediği, Dairenin eksiklik tamamlama yazısı ile dava konusu taşınmazdaki davacı adına kayıtlı 42/24 00... .10.1996 tarihinde davalı ... Başkanlığına bağış suretiyle temlikine dayanak tüm belgelerin gönderilmesinin istenilmesi üzerine ... tarafından taşınmaza ilişkin hibe tapusunun ibraz edildiği, başkaca herhangi bir bilgi-belge bulunmadığının bildirildiği, bilahare Dairece yeniden eksiklik tamamlama talebinde bulunulduğu, bu kez ... Müdürlüğü Emlak Şefliğinin Başkanlık Makamından Encümene havale edilen 26.03.1996 tarihli ve 369 sayılı yazısının Daireye gönderildiği, hibe alımlarında tapuda yapılacak işlemlerde kimin yetkili olacağının belirlenmesi için Encümenden karar alınmasına ilişkin olan bu yazıya göre de dava konusu taşınmazın bağışının koşula bağlandığına dair bir ifade/anlam bulunmadığı görülmüştür. Buna göre, çekişme konusu payın davalı Belediyeye bağış suretiyle temlikine ilişkin, dava dosyası içerisinde bulunan ve Dairece eksiklik tamamlama yoluyla istenilen kayıt ve belgelerde dava konusu taşınmazın imar planındaki amacına uygun olarak kullanılmak şartıyla davalı Belediyeye bağışlandığına dair bir ibare yer almadığı anlaşılmakla, dava konusu temlikin koşullu bağış olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca, bağıştan rücu şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.