T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1123 - 2025/1320 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1123 KARAR NO : 2025/1320 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2023 NUMARASI : 2022/471 Esas 2023/437 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 06.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 01…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1123 - 2025/1320 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1123 KARAR NO : 2025/1320 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2023 NUMARASI : 2022/471 Esas 2023/437 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 06.11.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 01.12.2025 İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, 29.06.2019 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olup davacının kusursuz olduğunu, davacı hakkında ... Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 29.04.2022 tarihli raporda davacının engel oranının % 3, iyileşme süresinin 6 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlendiğini, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar ... ve ...’den tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 04.05.2023 tarihli dilekçe ile maddi tazminat talebinden feragat edildiğini bildirmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve yetkili mahkemesinin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davacının maluliyeti ve kusura ilişkin rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesinin görevli olup kazada davalının sorumluluğu bulunmadığını, arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, aracı sürücüye ödünç olarak erdiğini, tazminat taleplerinin hukuka aykırı olup avans faizi talebinin dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı savunma yapmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 13.04.2023 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında, davacı yayanın % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.01.2023 tarihli raporda sürekli özür oranının %3 olduğu, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının belirlendiği, maddi tazminat talebi yönünden yargılama sırasında feragat edildiği, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere göre maddi tazminat davasının vaki feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 60.000,00 TL manevi tazminatın 29.06.2019 kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesinde, karara karşı manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden istinaf başvurusunda bulunulduğunu, davacı ile davalı arasında ticari bir iş sözkonusu olmayıp davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, davalının aracını araç sürücüsüne emanet olarak verdiğini, kazanın meydana gelmesinde kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, kaza tespit tutanağında davacı yayanın asli kusurlu olduğu tespitine yer verildiğini, davacı yayanın asli ve tam kusurlu olduğunu, kaza tarihinden itibaren ticari temerrüt faizinin hukuki dayanağı olmadığını, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın yaya konumundaki davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, yargılama sırasında maddi tazminat talebinden feragat edilmiş, mahkemece maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen hükme karşı manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı ... vekilinin manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370) Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 29.06.2019 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ticari taksi niteliğindeki araç ile yaya konumundaki 23.01.2012 doğumlu davacı ...'ye çarparak yaralanmasına neden olduğu, 13.04.2023 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 75 oranında, davacı yayanın % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, davacı hakkında düzenlenmiş tedavi belgeleri ve raporlardan davacının sol bacağının kırıldığı ve 2 defa opere edildiği, tibia uzunlukları arasında yaklaşık 1 cm fark bulunduğunun belirlendiği, kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği ve tedavi süreci, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerinde etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2019) paranın alım gücü yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu, öte yandan davalı ...'in 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesi uyarınca işleten olarak zarardan sorumlu olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı ...'den alınması gereken 4.278,50 TL istinaf harcından peşin alınan 1.069,63 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.208,87TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine, 5-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 06.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.