Başvuru, mahkûmiyet hükmü açısından tek veya belirleyici delil mahiyetinde olan ve etkin pişmanlık hükmü kapsamında alınan tanık beyanının doğruluğunun ve güvenilirliğinin sınanması amacına yönelik tanık dinletme talebinin reddi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mahkûmiyet hükmü açısından tek veya belirleyici delil mahiyetinde olan ve etkin pişmanlık hükmü kapsamında alınan tanık beyanının doğruluğunun ve güvenilirliğinin sınanması amacına yönelik tanık dinletme talebinin reddi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/11/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca tanık dinletme talebinin reddedildiği iddiası dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık dinletme ve sorgulama hakkı ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). B. Başvuruya İlişkin Süreç Başvurucu, bireysel başvuru konusu olayların geçtiği tarihte Konya Vergi Denetim Kurulu Grup Başkanlığında vergi müfettişi olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü sonrasında 22/11/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılmış; 12/1/2018 tarihinde ise görevine iade edilmiştir. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) yürütülen 2017/15148 sayılı soruşturma kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak isteyen Astsubay A. 7/3/2018 tarihinde müdafii eşliğinde Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde şüpheli sıfatıyla ifade vermiştir. A. bu ifadesinde özetle Kocaeli'de göreve başlamasının ardından Celal kod isimli başvurucunun kendisini sabit hattan arayıp bundan sonra kendisinden sorumlu abi olduğunu belirterek görüşmek istediğini, bunun üzerine başvurucu ile bir alışveriş merkezi yakınında buluştuğunu, başvurucunun kendisine Derince ilçesinde ev bulmasında yardımcı olduğunu, başvurucuyla zaman zaman kendi evinde, zaman zaman onun evinde buluştuğunu, görüşmelerinin birinde Sakarya'dan gelen İlhan isimli bir kişinin de olduğunu, başvurucunun kendisinden himmet adı altında para istediğini, son olarak başvurucuyla buluşmak üzere evine gittiğinde orada işyerinden arkadaşı Ö. ile karşılaştığını beyan etmiştir. Başsavcılık, aynı soruşturma dosyası kapsamında başvurucunun gözaltına alınması talimatı vermiş; 11/4/2018 tarihinde gözaltına alınan başvurucu altı gün gözaltında tutulmuştur. Başvurucunun kollukta müdafiinin hazır bulunmasıyla 14/4/2018 tarihinde ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle FETÖ/PDY üyesi olmadığını, bu örgütün sohbet toplantıları ve diğer faaliyetlerine katılmadığını, A. isimli kişiyi tanımadığını, bu kişinin kendisine iftira attığını beyan etmiştir. Başvurucu, Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliğinin (Hâkimlik) 16/4/2018 tarihli kararı ile tutuklanmıştır. Başvurucu, Hâkimlikçe alınan ifadesinde önceki savunmasını tekrar etmiştir. Başsavcılık tarafından tamamlanan soruşturma sonunda hazırlanan 25/4/2018 tarihli iddianamede, başvurucunun 22/11/2016 tarihli ve 29896 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 677 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden çıkarıldığı, kardeşi S.nin ByLock kullanıcısı olduğu ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen A.nin beyanlarına göre örgütte Celal kod adı ile Kocaeli'de askerî personele öğretmen düzeyinde mahrem abilik yaptığı iddia edilmiştir. Başsavcılık, başvurucunun FETÖ/PDY'nin yöneticisi olduğundan bahisle silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan cezalandırılması talebiyle Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır. Mahkeme; iddianamenin kabulü üzerine ilk duruşma öncesi 4/5/2018 tarihli Tensip Tutanağı'nda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına, A.nin tanık sıfatıyla beyanının alınması için adresi itibarıyla işlem yapılmasına ve duruşmanın 24/7/2018 tarihinde yapılmasına karar vermiştir. Başvurucu; müdafiinin de hazır bulunduğu 24/7/2018 tarihli ilk celsede isnat edilen suçlamayı kabul etmediğini, aleyhe beyanda bulunan A. isimli şahsı tanımadığını, bu kişinin beyanlarını kabul etmediğini, tanığın neden bu şekilde ifade verdiğini bilmediğini, Celal kod ismini hiçbir zaman kullanmadığını, Kocaeli'de askerî personele mahrem abilik yaptığı ve müdür yardımcılarının altında öğretmen konumunda örgütsel faaliyet yürüttüğü iddiasını kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu ayrıca önceden hazırladığı ve benzer ifadeler içeren üç sayfalık savunma dilekçesini okumuştur. Mahkeme ilk celsede tanık A.yi yemin verdirmek suretiyle dinlemiştir. Tanık beyanının ilgili kısmı şöyledir:"[B]en 2012 yılında Kocaeli'ne tayin olduktan sonra sanık [başvurucu] ile tanıştık, sanık beni cep telefonumdan aradı, ben daha önceden bu yapı ile bağlantım olduğu için bir şekilde telefonumu temin etmiş olabilir, bana kendisini Celal olarak tanıttı, gerçek ismini ben soruşturma aşamasında öğrendim, ilk önce kendisiyle Real'in orada buluştuk; bana ev tutmam konusunda yardımcı oldu, daha sonra kendisinin evine dini sohbet amacıyla gitmeye başladım, ben tek olarak gidiyordum, tamamen dini içerikli sohbetler yapıyorduk, örgütsel hiçbir faaliyetimiz olmadı, darbe, vatana millete ihanet, bilgi toplama, emir alıp verme gibi aramızda hiçbir konuşma ve görüşme geçmedi, sanığın bu yönde bana hiçbir emir ve talimatı, yönlendirmesi olmadı, Sakarya dan gelen İlhan isimli bir kişi vardı, bazen gelirdi, elinde bir veri tabanı vardı, oradaki kişilerle ilgili bana teyit mahiyetinde, ben de bildiklerimi söylerdim, sanık ile görüşmemiz sadece dini içerikliydi, örgütsel hiçbir faaliyetimiz olmamıştır, Kocaeli ilinde benimle ilgilenen abi konumundaki kişi olduğunu beyan etmiş ve kendisini teşhis etmiştim, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında vermiş olduğum tüm bilgiler doğrudur, ifademde geçen herkesi teşhis ettim, bildiğim tüm hususları eksiksiz ve doğru bir şekilde anlattım, sanığın beni tanımadığı yönündeki beyanlarına bir şey diyemeyeceğim, söyleyeceklerim bundan ibarettir, benim tuttuğum ev bir cemaat evi değildi, sıradan bir aile eviydi, sanık görüşmek amacıyla beni sabit hatlardan birkaç defa aramıştı. " Başvurucu, huzurda dinlenen tanık A.nin beyanını kabul etmediğini ifade etmiştir. Başvurucu müdafii ise tanık beyanındaki aleyhe hususları kabul etmediklerini dile getirmiştir. Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasını sunmuş ve başvurucunun isnat edilen suça ilişkin kanun maddeleri uyarınca cezalandırılmasını talep etmiştir. Başvurucu; esas hakkındaki mütalaayı kabul etmediğini, beraatini ve tahliyesini talep ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu müdafii esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak üzere süre talep etmiştir. Mahkeme tanık A.nin soruşturma evresindeki ifadesinde ismi geçen ve teşhis ettiği Ö. ve İlhan kod isimli İ.G. hakkındaki soruşturmaların akıbetlerinin sorulmasına, başvurucu müdafiine esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını yazılı olarak sunması için gelecek celseye kadar süre verilmesine ve duruşmanın 24/10/2018 tarihine ertelenmesine karar vermiştir. Tanık A.nin soruşturma ve kovuşturma evrelerindeki beyanlarında başvurucu ile yaptıkları sohbet toplantılarına iki üç defa katıldığı ileri sürülen İ.G.nin Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığında müdafi eşliğinde şüpheli sıfatı ile verdiği 14/11/2017 tarihli ifadeye ilişkin tutanak Mahkemeye 27/8/2018 tarihinde ulaştırılmıştır. Anılan İfade Tutanağı'ndan İ.G.nin bu örgüt ile hiçbir bağının olmadığını ve kendisine gösterilen fotoğraflardaki kişileri tanımadığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Mahkeme 24/10/2018 tarihli ikinci celsede İ.G.nin İfade ve Teşhis Tutanaklarını okuyarak başvurucuya bu belgelere karşı diyeceklerini sormuştur. Başvurucu, İ.G. isimli şahsı tanımadığını ve Kırklareli'de hiç bulunmadığını beyan etmiştir. Başvurucu müdafii, başvurucu ile tanıştırıldığı söylenen eski Astsubay Ö. ile İ.G.nin duruşmada tanık olarak dinlenilmesini talep etmiştir. Cumhuriyet savcısı önceki celsede sunduğu esas hakkındaki mütalaada kısmi değişiklik yaparak başvurucunun silahlı terör örgütü yöneticiliği suçu yerine silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasını talep etmiştir. Mahkeme, kurduğu ara kararı ile başvurucu müdafiinin tanık dinletme talebinin reddine karar vermiştir. Anılan kararın gerekçesi şöyledir:"Makul sürede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkı kapsamında yer alması, dosyanın geldiği aşama, sanık müdafinin talep ettiği isimlerin yargılamaya fayda getirmeyeceği dikkate alınarak bu yöndeki araştırma taleplerinin reddine oy birliği ile karar verildi." Başvurucu; ikinci celsede esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanında, aleyhindeki tek delilin kendisine iftira atan kişinin herkesin bilebileceği genel bilgiler içeren çelişkili beyanları olduğunu ifade ederek beraatini talep etmiştir. Yine başvurucu; duruşma öncesi ibraz ettiği savunma dilekçesi ile tanık A.nin beyanlarını doğrulayan tek bir delil bulunmadığını, A.nin beyanlarında isimleri geçen Ö. ve İ.G.nin dosyalarının getirtilmesinin bu kişilerin dinlenilmesi yerine geçmeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucu müdafii ise dosyada, tanık vasfına ulaşması mümkün olmayan bir tanık beyanından başka bir delil olmadığını, bu tanığın ise isim verirse serbest kalacağını bilen ve bundan faydalanan bir kişi olduğunu, bu beyana itibar edilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Mahkeme 24/10/2018 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Tanık [A.nin], gerek soruşturma ve gerekse de, kovuşturma aşamasında sanığın abi konumunda sivil şahıs olduğunu beyan etmesi, mesleği ve eşgali üzerine net beyanlar vermesi nedeniyle, tanığın beyanlarının tutarlı ve itibar edilebilir olduğu anlaşılmaktadır.Sanığın özellikle soruşturma aşamasında arada gördüğü İlhan kod isimli şahsın [İ.G.] adında mahrem bir imam olduğu, Kırklareli Emniyet ve CBS tarafından hakkında FETÖ/PDY mahrem imamlığı nedeniyle üyelik suçundan işlem yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kişiye ait soruşturma ifadeleri dosyaya getirtilmiştir.Ayrıca zaten hakkındaki isnatları reddeden başka dosya sanığı tutuklu [Ö.nün] de bu anlamda tanık [A.yi] doğrulaması, kendisi hakkındaki isnatları da kabul anlamına geleceğinden beklenemezdi. Tanık [A.] adı geçenin dosyasında da tanıklık yapmış, ancak [Ö.] tarafından diğer tüm FETÖ dosyalarından bilindiği üzere, sadece tanığın sürekli çeliştiği belirtilmiştir. Bu anlamda, [İ.G.] ve [Ö.nün] tanıklıklarına sübut anlamında başvurulmasa da, tanık [A.nin] beyanlarının kurgu olmadığını göstermesi açısından değinmek zaruridir. [...] tanık beyanına göre, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün asker mahrem yapılanmasında yer aldığı anlaşılan sanığın, bu mahrem yapılanmada sivil imam olarak görev yapıp, bu kapsamda örgüt mensubu asker kişilerle irtibat halinde olduğu, örgüt mensuplarının düzenlediği sohbetleri düzenlediği, ayrıntıları delillerin değerlendirilmesi bölümünde anlatılan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü mahrem yapılanması içerisinde bulunan sivil kişiler tarafından örgüt mensubu asker kişilerle irtibat kurulmasında kullanılan sabit hatları da kullandığı anlaşılan sanığın, örgüt hiyerarşisinde öğretmen olarak tabir edilen mahrem sivil imam olarak görev yaptığı, örgütsel gizliliği sağlamaya yönelik olarak örgüt mensuplarıyla sabit hattan irtibat kurduğu, bu aramaların öncesinde ve sonrasında belli bir zaman dilimi içerisinde hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma bulunan diğer asker şahısların da arandığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda sanığın suçtan kurtulmaya dönük savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Bu hususlar dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde, öğretmen konumunda mahrem imam olup “Celal” kod adını kullanan sanığın örgütle organik bağ kurduğunda kuşku bulunmadığı, bu şekilde sübutu kabul edilen eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği, belirli bir hiyerarşik disiplin içinde gerçekleşmiş oluşudurumu göz önüne alındığında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu oluşturduğundan eylemine uyan TCK'nın 314/ maddesi gereğince, Türk Silahlı Kuvvetleri sanık tarafından işlenen suç mensuplarına, örgüt içi tanımlamayla “öğretmen” sıfatıyla sivil imamlık yapan sanık açısından örgüt içindeki etkili üyelik konumu da gözetilerek, suçun işleniş biçimi ve kast yoğunluğu nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle cezalandırılması cihetine gidilmiş[tir.]" Başvurucu ve müdafii ayrı ayrı hazırladıkları dilekçeler ile -diğerlerinin yanı sıra- tek bir kişinin soyut, subjektif ve çelişkili beyanlarına dayanılarak karar verildiğini, beyanı hükme esas alınan tanığın aynı suçtan yargılanan bir sanık olması ve atılı suçtan kurtulmak amacı ile gerçeğe aykırı beyanda bulunması nedeniyle beyanlarına itibar edilemeyeceğini, tanık A.nin ifadelerinde isimleri geçen Ö. ve İ.G.nin huzurda dinlenilmesi taleplerinin silahların eşitliği ilkesine aykırı olarak reddedildiğini belirterek hükme yönelik istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 2/1/2019 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"Astsubay olarak görev yapıp ihraç edilen tanık [A.nin] sanığın Celal Kod adını kullandığına, sabit hatlardan kendisini aradığına ve kendisi ile ilgilenen mahrem imam olduğuna dair sanığın aracı, çocuklarının sayısı, sanığın oturduğu mahalleyi (Arslanbey mahallesi) içeren ayrıntılı etkin pişmanlık kapsamındaki soruşturma ve kovuşturma beyanları ile [Ö.] dosyasında tanık sıfatıyla verdiği ayrıntılı ifadeler, dosya içerisinde bulunan diğer deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle red edilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından sanık ve müdafiinin talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE..." Başvurucunun benzer taleplerle temyiz ettiği karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 27/6/2019 tarihli onama kararı ile kesinleşmiştir. Başvurucu 20/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." 5237 sayılı Kanun'un "Etkin pişmanlık" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz.(2) Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.(3) Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.(4) Suç işlemek amacıyla örgüt kuran, yöneten veya örgüte üye olan ya da üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen veya örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, gönüllü olarak teslim olup, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi vermesi halinde, hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz. Kişinin bu bilgileri yakalandıktan sonra vermesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.(5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir.(6) (Ek: 6/12/2006 – 5560/8 md.) Kişi hakkında, bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Delillerin ortaya konulması ve reddi " kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir. (2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur:a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa. (3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir. (4) (Mülga: 25/5/2005 - 5353/29 md.)"